Önce uygulanmakta olan hukuk sürecini özetleyelim. Savcı yakalama kararı veriyor… Güvenlik güçleri -zaten kaçması için bir neden olmayan- kişinin evine gidiyor, «Haydi gidiyoruz!” diyerek
Suat Çağlayan
Rauf Denktaş´ın Arkasından Sahte Gözyaşları…
O bir ulusal kahramandı. Sadece Kıbrıslı Türklere yaşam veren, soluk aldıran insan değil, Türkiye için de ulusalcılığın simgesi bir büyük önderdi… Sadece KKTC’de değil,
Cumhuriyet mi, Yoksa Demokrasi mi?
Bu iki sözcük sıklıkla yan yana, hatta birbirinin yerine kullanılır. Yan yana kullanılması ve «Demokratik Cumhuriyet” denilmesi elbette doğru ve güzel bir tanımlamadır. Ama
İzmir Belediye Baskını ya da Arturo Ui´nin Önlenebilir Yükselişi
İzmir, Bornova Şehir Tiyatrosu şu sıralarda «Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi” adlı oyunu oynuyor. Hakan Taner Yıldırım’ın yönettiği oyun, izleyenlerin soluğunu kesiyor. Çünkü izleyici, oyunun
Pkk’yı Siyasi Yollarla Yok Edemezsin!
Adına «Kürt açılımı” dedikleri ve PKK’ya ödün üstüne ödün verdikleri bir politikanın ülkemizi ne hale getirdiğini hep birlikte görüyoruz. Neredeyse sıfır düzeyine inmiş olan
İki Farklı ‘KALE’, İki Farklı Duyarlılık
Siyasi iktidar, gözünü en dirençli kalelere dikmiş, adamlarına komut üzerine komut veriyor: «Alevilerin oylarını istiyorum!” «İzmir’i istiyorum!” **** Önce İzmir’den başlayalım ve yaşamsal bir
Terör Örgütünün İki Kolu: PKK ve PKK Holdingi
Bu hükümet «uzun zamandır” Öcalan’la görüşerek ondan yardım istiyor. Bu ‘seanslar’ sırasında başka hangi pazarlıkların yapıldığını herkes merak ediyor… Elbette akla gelen ilk olasılık
İnsan Hakları Bu Ülkelerin Ağzına Yakışmıyor
Batı ülkeleri, gelişmekte olan ülkeler üzerinde en büyük baskıyı ‘İnsan Hakları’ üzerinden kurarlar. Onlara göre; eşitlik, insan hakları, demokrasi ve özgürlük söz konusu olduğunda
Hukuk Mu Dedin? Hadi Canım Sen De!
Aklı başında hukukçular, Türkiye’deki son yargı kararlarına ateş püskürüyorlar… Hemen hepsi Balyoz davasından tutuklanmış ve milletvekili seçilmiş olan Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Engin
Üç ‘F’ (Fado, Fatıma, Futbol) ve AKP
‘ÜÇ F’nin, faşit diktatörlerin beslenme kaynağı olduğu söylenir. Her ne kadar İspanyol diktatör Franco’ya mal edenler varsa da, ‘3F’nin Portekiz diktatörü Salazar’ın yöntemi olduğu
