Cumhuriyetçilik ve NATO karşıtlığı

Başkentimiz Ankara; NATO zirvesine hazırlanıyor. 7- 8 Temmuz’da, iki gün sürecek zirve kapsamında hayat duracak adeta Ankara’da, güvenlik önlemleri nedeniyle. NATO ülkelerinin liderlerini, heyetlerini rahat ettirmek için alınan önlemler, insanı çileden çıkarıyor doğrusu.

Bu kapsamda bir kez daha NATO’yu sorgulamak, NATO’nun ne olduğunu, ne olmadığını tartışmak zorunlu.

Baştan belirtelim; NATO’yu, 2. Dünya Savaşı sonrasında, Soğuk Savaşın başladığı dönemde kurulmuş, bir savunma ve güvenlik paktı olarak göremeyiz. NATO bundan çok daha fazlasıdır.

Öncelikle NATO, ideolojik bir örgüttür. Ekonomi politik tercihleri olan bir örgüttür. Kapitalizmin, liberalizmin jandarması olan bir örgüttür. ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtı olan bir örgüttür. NATO üyesi ülkelerde ve diğerlerinde, silahlanmayı teşvik ve tahrik ettiği için, ABD ekonomisinin lider sektörlerinden olan askeri – endüstriyel yapıyı fazlasıyla memnun eden, ABD’li silah şirketlerinin kasalarının dolmasına yardımcı olan bir örgüttür.

Dahası var. NATO; komünizme ve SSCB’ye karşı bir örgüt olması yanında, asıl, NATO üyesi ülkeleri, ABD güdümünde tutmaya yarar. Onları ABD’nin istediği biçimde hizaya sokar ve şekillendirir. ABD; NATO sayesinde, üye ülkelerin sadece savunma ve güvenlik politikaları üzerinde değil, dış politikadan iç politikaya, bürokrasiden iş dünyasına, üniversitelerden sendikalara dek her alanda nüfuzunu kurumsallaştırır, pekiştirir.

Bunun aksini iddia etmek, ekonomi politik bilmemektir. Tarih bilmemektir. Siyaset bilmemektir. Diplomasi bilmemektir. Her ne kadar Türk siyaseti, Türk bürokrasisi, Türk akademisi, böylesi bir cehaletle sakatlanmış olsa da, her ne kadar ülkemizdeki siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler hocaları arasında NATO’nun ve Avrupa Birliği’nin olmadığı bir dünyada bunalıma girip, intihara kalkışacak olan çok sayıda isim bulunsa da, yalın gerçek değişmez. NATO; ABD emperyalizminin saldırı ve işgal aygıtıdır.

Yineleyelim, NATO; ABD’nin sadece siyaseti, dış politikası, güvenlik ve savunma politikaları için değil, aynı zamanda ekonomisi için de önem taşır. ABD Başkanı Trump’ın talebiyle, NATO üyesi ülkelerin, GSYİH içinde savunmaya ayırdıkları payı yüzde 2’den yüzde 5’e çıkarmayı kabul etmeleri, ABD silah şirketlerinin yüzünü fazlasıyla güldürmüştür.

NATO YILLARDIR KİME KARŞI GENİŞLİYOR?

NATO’nun her genişleme dalgası, sadece Rusya’yı değil, aynı zamanda Türkiye’yi de kuşatmaya yöneliktir.

1949’da 12 üyeyle kurulmuştu NATO: ABD, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İzlanda, İtalya, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz. 1952’de Türkiye ve Yunanistan’ı, 1955’te Federal Almanya’yı, 1982’de İspanya’yı üye yapmış, Soğuk Savaş’ı bu şekilde tamamlamıştı. Yani 16 üyeyle.

Soğuk Savaş sonrası ilk genişleme, 1999’da oldu. Üç üye katıldı: Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya.

Soğuk Savaş sonrası, ikinci genişleme, 2004 yılında oldu: 7 üye katıldı. Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Baltık üçüzleri denilen Estonya, Letonya, Litvanya,

Soğuk Savaş sonrası, üçüncü genişleme, 2009 yılında oldu. Arnavutluk ve Hırvatistan ittifaka katıldılar.

Soğuk Savaş sonrası, dördüncü genişlemede, 2017’de, Karadağ üye oldu.

Soğuk Savaş sonrası, beşinci genişlemede, 2020’de, Kuzey Makedonya üye oldu.

Soğuk Savaş sonrası, altıncı genişlemede, 2023’te, Finlandiya üye oldu.

Soğuk Savaş sonrası, yedinci genişlemede, 2024’te, İsveç üye oldu.

Kısacası, 1949’da, 12 üyeyle kurulan, Soğuk Savaş boyunca, üç kez yeni üyelerle genişleyen ve Soğuk Savaşı 16 üyeyle kapatan NATO; Soğuk Savaş sonrasında, tam 7 kez genişlemiştir. Bu genişlemeler tamamen doğuya doğrudur. Bu yedi genişleme hamlesinde, 16 ülke üye yapılmıştır. Yani 50 yılda, 1949 – 1999 arasında, 12 kurucu dahil 16 üyeyle faaliyet yürüten NATO; 1999’dan günümüzü, 27 yılda, 16 ülkeyi üye yapmıştır.

Sadece bu tablo bile, sayısal olarak da, coğrafi olarak da genişlemenin amacını, NATO’nun kime hizmet ettiğini gösterir.

O nedenle günümüzde Cumhuriyetçilerin, Kemalistlerin, Atatürkçülerin, emperyalizmin ete kemiğe bürünmüş hali olan NATO’ya karşı mücadelede, en ön safta olmaları gerekir.

Bunları da sevebilirsiniz