ABD yeniden yapılanmaya çalışıyor. Dünya jandarmalığı rolünden uzaklaşmaya, Ali Murat Özdemir Hocamın ifadesiyle ”Kolektif Emperyalizm” uzlaşısından kopmaya, ulusal sınırlarını ve askeri-sınai kompleksinin çıkarlarını koruyacak bir siyasal programa tutunmaya çalışıyor.
Askeri-sınai kompleks başta olmak üzere, ABD’nin gücünün ağır bileşenlerinin küresel düzenle, küreselleşmiş sermayeyle ve merkezsizleşmiş sosyal iletişim ağlarıyla ilişkileri nedeniyle ABD’nin bu yeni yolculuğu engebelerle dolu.
Bu engebelerin başında İsrail’le (MOSSAD’la) ilişkili küreselci sermaye ve onların siyasal aparatları geliyor.
Trump’ın her iki seçim zaferinde de merkezde Çin’le ticari savaşı kazanma hedefi vardı. Tüm askeri ve ekonomik gücünü Çin’in yayılma alanıyla mücadeleye ayırmak isteyen Trump’ı ve ABD’yi Küreselciler Ortadoğu’ya, Orta Asya’ya ve Ukrayna’ya çekmeye çalışıyor.
Ukrayna tezgahı, Trump-Putin arasındaki arka kapı diplomasisiyle boşa düşürüldü. Bu süreçte, Trump’ın MAGA siyasetinin en önemli sözcülerinden Tucker Carlson’ın Putin’le yaptığı söyleşi etkili oldu.
İsrail’in saldırganlığı ve yayılmacı siyasetinin sonucunda ABD yeniden Ortadoğu’ya çekildi. İsrail-Hamas, İsrail-İran ve Yemen iç savaşı üzerinden ABD güçlerinin ve Körfez ülkelerinin Ortadoğu çatışmalarına hapsolmasına çalışıldı.
Filmi biraz geri saralım. Irak işgalinin öncesinde Batı’da üretilen yalanlar, ardından IŞİD’in kurulması, daha önce El Fetih ve Filistin Kurtuluş Örgütü yerine Hamas’ın yükseltilmesi… Birlikte okunmalıdır.
En son eski Özel Kuvvet askeri Joe Kent, IŞİD-ABD bağlantısını, ABD’nin Irak İşgalinin ardındaki yalanları faş etti.
Epstein Belgelerinin paylaşması pek çoklarının sandığının aksine Trump’ın ardındaki Askeri Sınai Kompleksin işine gelen bir hamleydi. Askeri Sınai Kompleks’in kontrolündeki X hesapları, birdenbire İsrail karşıtı yayınlara başlayıp Trump’ın İsrail’e verdiği desteği eleştirdi. ABD’li askerlerin yenilgilerini, ABD gemisinin hasarını, ABD’nin zaafiyetini milyonlarla buluşturdu. Askeri Sınai Kompleks’in aklı ilginç bir şekilde, ABD’nin gücünün yetmediğini, savaşmaya devam etmesi durumunda ülke içinde sorunların artacağını, Trump’ın İsrail’in elinde rehin olduğunu işlemeye başladı. Askeri Sınai Kompleks, adeta İran’ın başarısından kazanç sağladı. Hem İsrail’e destek verilmiş oldu hem de İsrail’in yayılmacılığı, Netanyahu hükümetinin karanlık faaliyetleri ifşa edildi. Böylece, ABD fiilen İsrail’in cephesinden çekilmenin zeminini hazırladı.
Hürmüz Boğazının kapatılması, Körfez ülkelerinin bombalanması, ABD’nin Çin’le işbirliği yapan tüm grupları cezalandırması olarak da yorumlanabilir. Petrol fiyatlarının artmasının ABD’ye zararı olmadığı gibi Rusya ve İran’ın elini güçlendirdiği, fakat bu sırada Çin ve AB ülkelerinin ekonomisini sarstığı açıktır.
Körfez ülkelerinin İngiltere ve AB ile ilişkilerinden rahatsız olan ABD Askeri Sınai Kompleksinin Körfez Ülkelerinin ve Kıbrıs’taki İngiliz üssünün İran tarafından bombalanmasından rahatsızlık duymayacağı açıktır.
Ya yapılan tüm hatalar Trump’ın üstüne atılıp Cumhuriyetçi Partinin içinden yeni bir hareket başlatılacak ya da Trump’a yeni bir hamle yaptırılacak. Demokratlar ise ellerindeki tek gerçek siyasetçi olan Bernie Sanders’ın önünü tıkamakla meşgul olacak.
İran, ABD’nin içindeki zaafiyet, Netanyahu rejiminin çürümüşlüğü ve Çin’in lojistik imkanlarıyla ayakta kalabildi. Daha da ayakta kalacak gibi duruyor. Bu badireyi atlatırsa, önce bir iç temizlik yapacak ve ardından İran’da siyasal tonu yumuşatacak hamlelere geçecek. Badireyi atlatamazsa, Orta Doğu’da yeni bir savaş patlak verecek ve Üçüncü Dünya savaşının en büyük cephesi yanı başımızda herkesi yutacak bir süreci başlatacak.
Tam bu satırları yazarken, Fulbright’ın, Steve Jobs’ın ve Voice of America’nın uzun yıllar başında olan kişilerin akrabası olan, Musk’ın desteklediği ve MAGA siyasetinin sözcüsü Tucker Carlson Benjamin Netanyahu belgeselini yayımladı. ABD ve İsrail’de kartlar yeniden dağıtılacak gibi duruyor.
