Kanola Teknolojiye Karşı

Alışverişe çıktığınızda edinmek istediğiniz tarım ürününün nerede yetiştirildiğine bakın derim.

Özellikle bakliyat ürünlerinde Madagaskar, Kanada ve başka ülkelerin adlarına rastlama olasılığınız yüksektir.

Küresel ticaret, Trump’ın tarife savaşlarını başlatmasıyla yeni bir boyut kazandı.

Dünyada olanı biteni farklı kaynaklardan izlemeye çalışıyorum.

İç karartıcı ülke gündeminden kopmamı sağlamasının yanı sıra gerçek gündemle buluşmamı sağlıyor bu seçimim.

Her geçen gün baskın konumunu pekiştiren Çin, hemen her hafta bir ya da birkaç dünya liderini konuk ediyor. Çin önderi uluslararası toplantılar dışında yurtdışı gezisi yapmazken başka ülke liderlerinin Çin’e ilgisi üst düzeyde. Önemli bir ayrıntı olduğu kanısındayım.

Geçtiğimiz günlerde Trump’la başı dertte olan Kanada’nın başbakanı Çin’deydi.

Görüşmeler sonunda ilk bakışta asimetrik görünen bir anlaşmaya imza attı her iki ülke yetkilileri.

Kanada, Çin üretimi elektrikli taşıtlara uyguladığı % 100’lük gümrük vergisini % 6.1’e düşürürken; Çin, Kanada üretimi kanolaya ve ona eşlik eden bir dizi tarım ürününe uyguladığı tarifeyi % 85’ten % 15’e düşürdü.

Hemen her fırsatta, teknoloji üretemeyen toplumların ayakta kalma sorunu yaşayacağını dile getirmişimdir. Değişen dünyanın belirleyicisinin teknoloji üretimi kadar o üretimde kullanılacak temel ham maddelere sahip olmaktan geçeceği açıktır.

Seyrek elementler üzerinden süren çeşitli girişimler ve tartışmalar bu savı doğrular niteliktedir. Emperyal batı, içinde bulunduğumuz çağa hazırlıksız yakalanmıştır. Bu hazırlıksızlık gündemi belirleyen önemdedir.

Trump’ın sıkça dile getirdiği seyrek element üzerinden Ukrayna, Türkiye ve son olarak da Grönland ilgisi başka nasıl açıklanabilir.

Kanada-Çin anlaşmasına dönersek!

Bir yanda teknoloji diğer yanda tarımsal üretim.

Bu gelişmeden çıkartılacak bir ders var elbette.

İnsanlık ve dünya nasıl bir döneme evrilirse evrilsin!

Kimilerinin doymaya indirgediği beslenme önemini koruyacak. Her ne kadar yapay et ve başka seçeneklerden söz edilmekteyse de bu projeler henüz deney aşamasındadır.

Dolayısı ile, tarımsal üretim ve hayvancılık önemini katlayarak koruyacaktır. Yeri geldiğinde, bu değerli ürünleri edinebilmek için para bile yetersiz kalabilecektir.

Bu durumda, en iyisi bunların da üreticisi olmaktır.

Çin’in teknoloji ürünlerine gösterilen kolaylığın Kanada tarım ürünlerine kolaylıkla karşılık bulması hiç yabana atılacak bir gelişme olmasa gerektir.

Bu gelişmeden kendimize pay çıkartmak gerekirse, Türkiye belirli alanlar dışında teknoloji üretme başarısı gösteremediğine göre öteden beri yaptığı ve Cumhuriyetle birlikte ustalaştığı tarımı anımsamalıdır.

Yenilenen dünyada teknoloji üretiminde eksiklik gösterse bile, Türkiye hiç olmazsa önce doyma sonra da beslenme konusundaki geleneksel yeterliliğini korumayı göz ardı etmemelidir.

Bunları da sevebilirsiniz