ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te, New York Times (NYT) gazetesine verdiği röportajda (9 Ocak 2026), ABD’nin uluslararası sistemdeki yetkilerinin sınırına ilişkin şöyle dedi: “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni durdurabilecek tek şey kendi ahlakım, kendi aklım”. Bu röportajdan bir gün önce de ABD; Trump imzasıyla, aralarında 31 Birleşmiş Milletler kuruluşunun da bulunduğu 66 uluslararası örgütten çekildi.
ABD’nin, 3 Ocak’ta Venezuela’ya saldırması, bombalaması ve ülkenin seçilmiş, meşru liderini, karısıyla birlikte, gece yarısı, yataklarından sürükleyerek kaçırması da dikkate alındığında, ABD emperyalizminin saldırganlıkta, barbarlıkta, haydutlukta, korsanlıkta, eşkıyalıkta, zorbalıkta daha da el yükselttiği görülüyor. Nitekim Trump, “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” derken, bakanları da, dünyanın en zengin rezervlerine sahip olan Venezuela’nın petrolünü, süresiz olarak ABD’nin çıkarıp, işleyip, satacağını belirttiler. ABD; petrolün yanında, Venezuela’nın kıymetli madenlerine, nadir elementlerine çökerken, bunu saklamaya dahi gerek duymuyor. Dahası Venezuela, bundan böyle yapacağı tüm ithalatı da ABD’den yapacak.
ABD’nin gözüne kestirdiği, hedefe koyduğu ülkelere uyguladığı ambargoların (sağlık malzemesi, ilaç, gıda, çocuk maması dahil), iktisadi yaptırımların, nelere sebep olduğunu biliyoruz. Küba’da, Venezuela’da, İran’da, Suriye’de gördük, görüyoruz. Bundan en küçük utanç, pişmanlık duymadığını da biliyoruz ABD’nin.
Öyle ki, Trump, Küba’yı, Meksika’yı, Kolombiya’yı, Panama’yı tehdit edip, 1823 tarihli Monroe Doktrinine de (Amerika Amerikalılarındır diyen doktrin) atıfta bulunup, dünyayı tehdit ediyor. Yetinmiyor, İran’a saldıracağını söylüyor. Bu da yetmiyor, NATO üyesi Kanada’nın ABD’ye katılıp, ABD’nin eyaleti olmasını istiyor. Bu da yetmiyor. Hem NATO hem AB üyesi olan Danimarka’nın toprağı olan Grönland’a çökeceğini söylüyor. Önce parayla almayı öneriyor, olmazsa asker yollayıp, işgal ederek alacağını vurguluyor Grönland’ı.
İran’ı tehdit ederken, İsrail’in güvenliğinin, ABD açısından ne denli önemli olduğunun altını çiziyor Trump. İsrail’le birlikte, ABD’nin iki stratejik müttefikinden biri olan İngiltere de ABD’nin her türlü haydutluğuna destek veriyor. Nitekim hemen Venezuela’nın İngiliz bankalarındaki paralarına çöktü. İsviçre de aynısını yaptı.
ABD’nin PKK – PYD – YPG – SDG ve FETÖ terör örgütlerine verdiği desteği de biliyoruz.
ABD; uluslararası hukuku, uluslararası ilişkilerin temel ilkelerini, kurallarını, değerlerini, ülkelerin egemen eşitliğini, bağımsızlığını, bütünlüğünü ve siyasal birliğini hiçe sayıyor. ABD Başkanı Trump, Venezuela saldırısında, kongre onayı olmadığı için, ABD iç hukukunu da çiğnedi.
ABD; Venezuela’daki haydutluğuyla ve Maduro’yu kaçırarak, Çin’e mesaj verdi. Çünkü Çin; son yıllarda Latin Amerika’da artan etkisi, yaptığı yatırımlar, gelişen ticari ve diplomatik ilişkilerinin yanı sıra, Venezuela petrollerinin en önemli müşterilerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD; Rusya’ya da mesaj verdi. Çünkü Rusya’nın da Venezuela’yla yakın diplomatik ilişkileri var. Yine son yıllarda Çin ve Rusya’yla yakın ilişkiler kuran, BRICS platformuyla yakınlaşan Afrika, Ortadoğu, Asya ülkelerine, geniş ölçekte Küresel Güney ülkelerine mesaj verdi. Trump mealen şunu gösterdi: “Ben haydutlukta sınır tanımam, siz Çin ve Rusya’yla fazla yakınlaşmayın, onlara fazla da güvenmeyin.”.
ABD; her ne kadar kendisi önemli bir petrol üreticisi ve satıcısı olsa da, ilaveten LNG ve kaya gazı satışında önemli adımlar atsa da, hem dünya ticaretindeki payı azaldığından hem de ABD dolarının küresel ticarette kullanım payı gerilediğinden, daha saldırgan davranıyor. Silahlı gücünü daha fazla devreye sokuyor. Başka ülkelerin enerji kaynakları, enerji nakil hatları ve ABD’nin en büyük rakibi olan Çin’in enerji tedarikçileri üzerinde baskı kurmak için, önümüzdeki dönemde daha başka adımlar da atabilir ABD.
Özetle, 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin, üçüncü gününde, yüzölçümü 917 bin kilometrekare olan, nüfusu 30 milyonu bulan Venezuela’nın başına gelenler, sadece ideolojik, politik düzlemde değil, aynı zamanda insani, ahlaki, vicdani düzlemde de önemli bir sınav olarak önümüzde duruyor.
