Bir yıl önce 1 Eylül 2025’te Dağarcık Türkiye’de yazmıştım: ”Temiz Eller Operasyonu Ve Sistem… Sokakta, adliyede, iş yerinde… Bir fısıltı dolaşıyor: “Acaba temiz eller operasyonu mu geliyor?”
Başkanlık Sistemi adı altında Saray-Bürokrasi rejiminin gücüyle ve zorunluluklarıyla operasyonlar yapılıyor. Kimlere dokunuldu? Anımsıyor musunuz? TÜSİAD? Ünlüler? Uyuşturucu, irtikap, rüşvet, örgütlü suçlar… Hepsi hedefte. Yılların yandaş gazetecileri, belediye başkanları, bakanları… Hepsi mercek altında. Kimi içeri atılıyor, kimi ifadeye çağrılıyor. Bir de sessiz sedasız ifadeye gidenler var. Onları gazeteci dostlarımız açıklasın.
FETÖ, Süleymancılar, Furkan Vakfı, Menzil ve daha niceleri… Operasyonlar ne kadar derinleşiyor tartışılır. Ama hiç kuşkusuz genişliyor. Muhsin Yazıcıoğlu, Uğur Mumcu ve Necip Hablemitoğlu Cinayetleri… Gülistan Doku davası…
Siyaset kriminalleştikçe, siyasal dönüşüm de yargının üzerine bırakılıyor. Siyaset olağan mecrasından, faillerinden kopartılıyor. Apolitizasyon depolitizasyonla taçlandırılıyor. Halk apolitik değil. Halk politik ama artık depolitik. Siyasal alanın dışından politik bir halk var artık. Sihirli ellere, derin güçlere ve kadere teslim olmuş edilgen bir halk var artık.
13 Eylül 2025’te 12puntohaber’daki yazımda şunları demiştim: ”Yıpratıcı bir iç hesaplaşmaya geldik çattık. Siyaset, siyasiler, projeler hemen her şey buharlaşıyor. Yeni bir dünya sistemi kurulurken herkes bir köşe kapmaya çalışıyor. Ne var ki, köşeleri birbirinden ayırmak çok güç. Belki de köşesizlik hakim. Yuvarlak Masa şeklindeki bir sofraya oturmaya çalışıyor herkes. Bu sofrada bize, yani cemaatlerin, tarikatların, sermayenin yahut yabancı güçlerin seçilmişleri olmayanlarımıza oturacak yer yok. Seyirciyiz. Siyasetsiziz. Çöküşteyiz. Çöküşü izliyoruz. Çöküyoruz.”
Çöküşteyiz, ahlaksız bir zeminde kavgayı izliyoruz. Kavgada taraf bile olamıyoruz.
Uyuşturucuyla, halkın uyuşturulmasıyla, insanların hayatının donuklaşmasıyla ve vatandaşlarımızın ve Türk milletinin bir avuç çıkar grubunun eline düşmemesi temel bir amaç olmalı. İzleyici kalınamayacak bir çöküşteyiz. Bu anda izleyici kalmak, suça, suçluya ortak olmak demektir. Hadi ortak olmadık diyelim… Temizliğin nasıl yapılacağına, kimlerde başlanıp kimlerde durulacağına etki edemeyeceğimiz açık. Sonrasında sızlanmak yok!
Namuslular en az namussuzlar kadar cesur ve örgütlü olmalı!
