NATO Zirvesi Sonrası Rusya ile Gerilim Politikası

Daha önce nötr olan Trump, Rusya’ya karşı sertleşti.

NATO Zirvesi’nde bu netleşti.

Zelensky ile Trump görüşmesi sonrası Ankara da topa girdi.

Zaten girmişti aslında, Mart 2025’te Ukrayna konulu Gönüllüler Koalisyonunda yer almıştı.

Ukrayna dron ve mayınları Türk gemilerine saldırsa da sorun yoktu. Londra mutlu olsundu yeter.

Hava Kuvvetlerimiz de Karadeniz’de Romanya ile işbirliği yapıyordu.

NATO Zirvesi’nde İngiltere’nin yanına Trump ABD’si de yaklaşınca iş tamam oldu.

Rusya ile yine bir düşmanlık zeminine giriliyor.

Bunun emareleri artmaya başladı.

Öncelikli olarak Hakan Fidan’ın tam da 15 Temmuz’da Kiev’e gitmesiyle başlayabiliriz.

Fidan’a Kiev’de Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsilen bulunuyordu.

Ama asıl hikaye, Zelensky’nin Fidan’a Ukrayna’nın İkinci Derece Liyakat Nişanı’nı takdim etmesi oldu.

Ukrayna makamlarından yapılan açıklamada, “Ukrayna Devlet Başkanı’nın kararıyla, devletler arası işbirliğinin güçlendirilmesine ve ikili ilişkilere sağladığı üstün kişisel katkılar dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Ukrayna İkinci Derece Liyakat Nişanı tevcih edilmiştir” denildi.

Yani Türkiye’nin Ukrayna yanında yer aldığı tescil edildi.

NATO doğrultusunda eski dengeli tarafsızlıktan, dengesiz taraflılığa geçiliyor.

Fidan, Kiev’de ABD yanlısı Kırım Tatarları ile de görüştü.

Cemil Kırımoğlu ve sözde Kırım Tatar Meclisi Başkanı Rafet Çubarov ile bir araya geldi.

Bu iki isim de Ukrayna’nın Donbass’taki katliamlarına destek verdi ve halen Kırım’da yaşayan Tatarlar ile ters düştüler. 2014 referandumuyla Rusya’ya katılan Kırım, hala en büyük Tatar nüfusuna sahip.

Daha ayrıntılı bilgi arzu edenler şu linkteki yazıyı okuyabilir: https://www.dikgazete.com/mobil/yazi/mustafa-kirimoglu-turkiye-pisliktir-8255.html

Fidan bu görüşmeler sonrası, “Kırım meselesi gerek dış politikamız açısından gerek iç politikamız açısından bizim için hayati derecede önemli bir konu. Kırım Tatarlarının kendi haklarını geri alması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”

Buna gerekçe olarak Türk dünyasına sahip çıkma politikasını gösteren Fidan, daha geçen hafta özerklik hakları Moldova yönetimince ellerinden alınan Gagavuzlar için parmağını kıpırdatmadı. Zaten Gagavuz Başbakan Yevgenia Gutsul uyduruk bir suçlamayla bir yıla yakındır hapiste. Erdoğan’a yazdığı yardım talebi mektubuna bildiğim kadarıyla bir yanıt da alamadı.

Konumuza dönersek; Rusya ile işler kötüleşiyor, bu çok açık.

Boğaz’da bir NATO kontrol merkezi kurulması ve bu merkezde Rusların ezeli ve ebedi düşmanı İngiltere’nin bir subayının görevlendirilmesi yetmiyormuş gibi Amerikalı Rus düşmanı Senatör Lindsey Graham’ın NATO Zirvesi’nde Ankara’da Zelensky ile Putin’e suikast planlarını konuşması Kremlin’i belli ki çileden çıkarttı. Graham 11 Temmuz’da Kiev’den eve dönüşünde (bu da şaibeli çünkü zaman çizelgesi Kiev’de öldüğüne işaret ediyordu) ilginç bir şekilde ölüverdi. Halbuki Kiev’de dron fabrikası gezerken gayet sağlıklı görünüyordu.

Toparlayacak olursak, NATO Zirvesi sonrası Rusya ile 2015’te Suriye’dekine benzer bir gerilim çizgisine dönüldüğü izlenimi oluşuyor.

O dönemi hatırlarsak, FETÖ’nün etkin olduğu bir zamanda Rus savaş uçağı düşürülmüş ve ilişkiler ciddi gerilim noktasına taşınmıştı. Sonrasında ise Erdoğan’ın Putin ile barışması ile Rus Büyükelçisi Karlov FETÖ’cü koruma polisince öldürülmüştü.

Ankara’nın Rusya ile yakınlaşıp Batı ile uzaklaşması sonrası bu kez FETÖ bir darbe girişimi bile yapmıştı.

Şimdi aynı filmin daha kötü bir versiyonu beliriyor.

Bu kez konu Suriye değil, Karadeniz ve Rusya’nın ta kendisi. Ve artık nükleer savaş bile konuşulur hale gelmişken Ankara neden böyle yapıyor sorusu orta yerde duruyor.

Bir tahminde bulunacak olursak, Ekim’de Netanyahu, Kasım’da Trump’ın seçimlerde gitme olasılığı doğuyor ve ABD’de yine Biden gibi köklü bir Rus düşmanı yönetimin ipleri ele alması mümkün.

Acaba buna göre bir manevra mı yapılıyor? Yoksa kötü ekonomi sonucu sıcak para bulmak için mi bunlar oluyor? Bilmiyoruz.

Bildiğimiz tek şey, önümüzdeki dönemde Rusya ile ilişkilerin epey kötüleşeceği.

Ve bu da Türkiye’nin kuzeydeki güçlü komşusuyla yeni bir kriz sürecine gireceğini gösteriyor. Eskiden beri bir barış denizi olan Karadeniz’in Doğu Akdeniz’deki gibi kriz denizine dönüşmesi de tam bir felaket senaryosu.

Unutulmasın ki daha geçen gün Lavrov, “Ukrayna Mavi Akım’a yönelik saldırılarını artırırken Türkiye’nin güçlü bir tepki vermemesi enteresan” açıklaması yapmıştı.

Doğalgaz ve buğday aldığımız kadim komşumuz ile aramıza bir Blackrock’ın girdiği ve bunun sonunun da iyi bitmeyeceği kesin gibi.

 

Bunları da sevebilirsiniz