Rusya’ya Dikkat!

Dünya, deli Trump’ın İran’a (barışı gösterip savaşma hastası turunç) saldırı hazırlığını, Türkiye ise mutlak butlanı (buhranı) konuşurken kuzey komşumuz bir şeylere hazırlanıyor.

Bakın, Rusya-Çin ilişkileri sandığımızdan daha derindir.

Rusya, son 20 yılda tüm önemli hamleleri öncesinde Çin ile istişare etmiştir.

Bunların ilki, tarihte bir dönüm noktası olan 2008 Gürcistan savaşıydı.

2007 Münih Güvenlik Konferansı’nda Batı’yı uyaran Rus Lider Vladimir Putin, Batı tarafından kışkırtılan Gürcistan’a yapılan operasyonda başbakan idi.

2000-2008 arası iki dönem başkan olduğu için ara verip başkanlığı güvenilir adamı Dmitry Medvedev’e bırakmıştı.

Xi Jinping ise 2008’de Çin Devlet Başkan Yardımcısı idi.

Medvedev Ağustos’taki Gürcistan operasyonu öncesi Mayıs 2008’de Çin’deydi.

Dönemin Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun yanı sıra Xi Jinping ile de görüşmüştü.

Bu görüşmeden 3 ay sonra tam 08.08.2008 günü Ruslar harekata başladı ve NATO hayalleri kuran Saakaşvili rejimini süpürdü. 8 sayısının Çin’de zenginlik, refah ve şans getirdiğine inanılan en uğurlu sayı kabul edildiğini hatırlatalım.

Sonra, 2014’te ABD’nin Maidan darbesi sonrası Kırım’ın ilhakı gündemdeyken, bu kez artık devlet başkanı olan Xi, Soçi Kış olimpiyatları açılışına katılmak için Rusya’daydı.

Xi’nin 7 Şubat 2014’te Putin ile görüşmesinden sadece 15 gün sonra Rus askerleri Kırım’a girerek ilhak operasyonunu başlattı.

Ukrayna’daki Maidan darbesinin devamında Rusların ağırlıklı yaşadığı Donbass bölgesinde katliamlar ayyuka çıkınca bu kez Putin, Kiev’i hedef aldı.

4 Şubat 2022’de bu kez Pekin’deki Kış Olimpiyatları’nın açılışına katılan Putin, Şi ile yüz yüze tarihi bir görüşme yaptı.

20 gün sonra Ruslar Ukrayna’ya özel askeri harekatı başlatmıştı.

7 Ekim 2023’te sürpriz ve şüpheli Hamas saldırısı sonrası İsrail Başbakanı Netanyahu, bunu bir fırsata çevirerek ABD’yi İran’a karşı savaşa sokmayı planlıyordu.

Putin, 11 gün sonra, 18 Ekim’de Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Cinping ile Pekin/Beijing’deki Kuşak ve Yol Zirvesi’nde buluştu.

Bu görüşme sonrası Suriye’deki gelişmeler Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 8 Aralık 2024’te devrilmesine yol açtı.

Örüntü manidar değil mi?

Batı’ya karşı tüm kritik kararlar arefesinde Rus ve Çinli liderler buluşuyor ve istişare ediyor.

Çünkü artık herkes kabul ediyor ki, Çin olmadan dünya meseleleri görüşülemiyor.

Bugüne gelirsek…

Rusya’nın 4 yıldır süren sancılı Ukrayna seferi, Kiev yönetiminin (İngiltere başta olmak üzere Avrupa’yı da arkasına alarak) saldırıları artırmasıyla devam ediyor.

Trump’a güvenen Putin’in beklentileri boşa çıktı. Anlaşılan o ki, ABD, iki dünya savaşında olduğu gibi Avrupa ile Rusya’yı savaştırıp çöküşünü o şekilde engellemeyi düşünüyor.

Avrupalı liderler de bu senaryoya uygun hareket ediyor ve kendi çıkarlarını baltalama pahasına ülkelerini Rusya ile savaşa hazırlıyor.

Zelensky’nin neden dekapite edilmediği sorusu bir yana, Karadeniz, Kremlin ve pek çok Rus şehri ağır saldırılara uğruyor, hatta Rusya’nın etkili olduğu Mali’de bile Ukronaziler aktif gözüküyor ve Putin ilk kez ülkesinde “pasif ve zayıf” olmakla suçlanmaya başlıyor.

Lugansk’taki son Ukronazi saldırısında ölen 28 öğrenci bardağı taşıran damla oldu. Ama kanımca Putin ondan önce de bir şeyler planlıyordu.

Çünkü yine Çin’e gitti.

Bu sözümona önceden planlı bir ziyaretti ama zaten plan olmadan ziyaret de olmazdı!

Putin’in 19-20 Mayıs 2026 tarihli ziyareti, Çin’e 25. gezisi oldu.

Ama bu ziyaretin önemi, Trump’tan hemen sonra ve elbette Ukrayna ve belki de Avrupa’da Rusya’nın yeni bir faza geçişe hazırlanıyor olmasındaydı.

Zaten Rusya Genelkurmay Başkanı General Valery Gerasimov, 16 Mayıs’ta NATO-Ukrayna ordusuna karşı büyük çaplı bir taarruzun yakın olduğunu duyurmuştu.

Putin’in Çin ziyareti ile eş zamanlı olarak dev bir nükleer tatbikat da başladı.

Balistik ve seyir füzelerinin ülkedeki poligonlardan fırlatılmasının planlandığı tatbikatta, 64 binden fazla askerin yanı sıra yaklaşık 200 füze fırlatma sistemi, 140 uçak, 73 gemi ve 13 denizaltı dahil 7 bin 800’ü aşkın askeri araç yer aldı.

21 Mayıs’ta biten tatbikat sonrası meydana gelen okul saldırısı üzerine Rusya, ilk kez Kiev’e elinde ne varsa yağdırdı.

Oreşnik mi istersiniz, Zirkon mu, yoksa İskender veya Kinjaller mi!

Bu saldırının sonuçları henüz açıklanmadı.

Bazıları Zelensky’nin hedef alındığını ileri sürerken, diğerleri kokainman diktatörün çoktan ülkeden sıvıştığını söylüyor.

Güvenilir ama resmi olmayan kaynaklar ise Ukrayna Genelkurmay Başkanı Syrsky’nin öldüğünü ileri sürüyor.

Kiev’deki bazıları ise Rusların yakında taktik nükleer silah da kullanabileceğini iddia ediyor.

Kim ne derse desin, Rusya, Ukrayna’da NATO ile sürdürdüğü uzun ve acılı savaşta yeni bir aşamaya geçiyor ve bu aşama sadece Avrupa ve Karadeniz’i değil tüm dünyayı ciddi olarak etkileyecek.

Trump’ın İran’a karşı planladığı büyük saldırıyı da yanına koyarsak, finans kapitalin çok istediği bir dünya savaşından söz edebiliriz.

Bu yakın ve mevcut tehlike esnasında, demokrasinin D’sinden eser olmadan, tekil iç siyasete gömülen ülkemizi ve milletimizi “Tanrı korusun” demekten başka bir söz bulamıyorum.

Bunları da sevebilirsiniz