Eğitim Üzerine

OKULLAR BİTİYOR !

YAZ GELİYOR …

Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim

başarısızlığa uğramaz….“

Pestalozzi (1)

Haziran ayı… Hem öğrencilerin hem de öğretmen ve yöneticilerin en yoğun ayı diyebiliriz. Ana baba olmak da bütün bu yoğunlukların hepsine ayak uydurmak anlamına gelir. Kaygı, telaş, stres hepsi birlikte.

Ana ya da baba olmak insan yaşamının en önemli aşamalarından biridir. Sağlıklı ve başarılı çocuklar yetiştirmenin ana babaya sağladığı huzur ve mutluluk sözlerle anlatılamaz. En yoksulundan en varlıklısına kadar her aile çocuklarını erdemli erişkinler olarak görmek ister. Bu uğurda varını yoğunu ortaya koyar, özveri yapmaktan çekinmez.

Bugünün anababaları eskiden olduğu gibi çocuklarını kendi yaşlılık dönemlerinin bir güvencesi olarak görmüyorlar. Başlıca amaçları onları iyi eğitmek, gelecekte kendi ayakları üzerinde durabilir hale getirmek ve sorumlu yurttaşlar olarak toplum yaşamına katabilmektir.

Ne yazık ki, çağımızın hızlı toplumsal değişmeleri tüm aileleri bocalatıyor ve yeni uyumlara zorluyor. Öyle zor zamanlara geldik ki, teknoloji ilerledikçe, bir yandan yaşamlara kolaylıklar giriyor, bir yandan ise bu kolaylıkların bazıları işleri zorlaştırıyor. Teknolojinin ve dijital yaşamın hayatımızda disiplinli ve kontrollu bir şekilde yer almasına çalışmazsak işler tersine dönüyor. Teknolojiden fayda umarken, ellerinde telefonlarıyla çocuklarımız hatta kendimiz zarar görüyoruz. Her gün ortaya çıkan yeni bir yarar yanında tahmin bile edemediğimiz başka zararla karşımıza dikiliyor. Hepimiz deneme tahtası olduk. Teknolojiyi sonuna kadar kullanmanın en çok bize yakışır tutum olduğunu düşünürken, birden sayısız riskler, güvensiz durumlar, psikolojik baskılar, yorgunluklar, baskı ve stres altında kalıveriyoruz. Çocuklarımızda da aynı durumu görmek doğal olarak bütün anababaları kaygılandırıyor, işin içine gelecek korkusu, başarısızlık korkusu, çocuğumuzun şahsiyet durumu giriyor. Anababalarda fazla çocuğa hoşgörü, kuralsız yaşam ya da herşeye müdahale tavrı gibi çelişkili durumlar çocukların psikolojik dengesini bozuyor.

Doğruyu yanlıştan ayırmak ve doğru olanı seçip uygulamak kolay kazanılan bir nitelik değildir. Özellikle çocuklarımızın bu yetiyi kazanması yıllar alabilir. Teknoloji kullanımında, dijital yaşamda kontrolu ve disiplini yaratamadığımız zaman çocuklarımızın akılları sanal ortamlarla ve gerçeklik arasından gidip geliyor, öğrenme koşulları ortadan kalkıyor, iyiyle kötüyü büyük ölçüde ayırtedemiyorlar ve sanal yaşama saplanıp sonucunda geçen aylarda şahit olduğumuz korkunç olaylar gibi felaketler bile gerçekleşebiliyor. Artık bu gerçekler, tehlikeler filmlerde değil, hemen yanıbaşımızda, evimizin bile içinde, iki adım ötede.

Yaşamında dijital oyun ve çevrimiçi gezinme alışkanlıkları edinmiş çocuklarda dikkat ve odaklanma eksikliği oluşmaktadır. Bu eksiklik çocuğun ya da ergenin duygusal gelişimini, okul başarısını, sosyal ilişkilerini ve özgüvenini olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu yüzden çocuklarımız derslerinde yılın son ayını devrederken, önlerindeki yaz dönemindeki rahat zamanlarına dikkat çekmek istiyorum. Bu dönem iyi değerlendirilebilirse, bir sonraki eğitim yılı şüphesiz daha sorunsuz geçecektir.

Yaz döneminde çocukların zamanlarını ekran başında değil, doğada, sosyal ortamlarda ve en faydalı şekilde değerlendirmeleri için neler yapabilirler, önerilerime bir göz atınız.

  1. Çocuğunuzla Kitap Okuyun, Okutun

Her ne kadar kitap basımında belirli bir artış gözükse de, ülkemiz adam başına en az kitap okunan ülke durumundan çıkmış değildir. Yayınlardaki çeşitliliğe karşın özellikle çocuk kitapları, dil, resimleme, baskı ve içerik bakımından yetersizdir. Özenle basılmış olanlar da ancak kentlerde alıcı bulabilmektedir, iyi baskılı kitaplar oldukça pahallıdır. Kitap alırken daha özenle basılmış, cezbedici, renkli kitapları seçelim.

İyi çocuk kitaplarında aranacak nitelikleri düşünürsek, kısaca

  • Çocuğun gelişim düzeyine uygun konuları işlemeli, dili yalın, kavramlar açık olmalıdır.

Küçük çocukların bol resimli ve renkli kitaplar hoşuna gider.

  • Konular ilgi çekici bir biçimde sunulmalı, eğlendirici, öğretici ve düşündürücü olmalıdır.

  • Konunun işlenişi bilim verilerine ve insanlık değerlerine uygun olmalıdır. İnsanı ve çevresini gerçekçi bir gözle tanıtmalı, yurt sevgisini, insan sevgisini, yardımlaşma ve paylaşma duygusunu güçlendirici olmalıdır.

  • Denemeci, araştırıcı, eleştirici kısacası özgür düşünceli insan yetiştirme amacı gözönünde alınarak yazılmalıdır.

  • Çocuğun kendisini tanımasına, kişiliğini geliştirmesine katkıda bulunmalıdır.

Bir de çocuk kitaplarında nerelerin sakıncalı olduğunu belirtmek de uygun olur:

  • Çocuk kitapları her türlü kör inanç ve önyargılardan arınmış olmalıdır. Irk üstünlüğü, din ayrılığı, bağnazlık, doğrudan ya da dolaylı olarak aşılanmamalıdır.

  • Yurt sevgisi, ulusal değerler ve Türklük bilinci işlenirken evrensel değerler bir kenara itilmemeli, ülkeler arasında düşmanlık ve öcalma duyguları körüklenmemelidir.

  • Yiğitlik abartılmamalı, çocuklara yanılmaz insan, üstün insan, herşeyi bilen insan örnekleri sunulmamalıdır. Başka bir deyişle, olumlu ve olumsuz yanlarıyla insan tanıtılmalıdır. Çocuk kitaplarda çelişkileriyle değişen düşünce ve duygularıyla insanı görmeli, başkalarında kendisine benzerlikler bulabilmelidir. Katı ahlak kuralları içinde sıkışıp kalmamalı, hoşgörü ve esneklik kazanmalıdır.

  • Alın yazısı, yazgı gibi insanın boynunu büktüren, mücadelenin gücünü köstekleyen, umut kırıcı inanışlara yer verilmemelidir.

  • Her kitap bir dizi ahlak yargısıyla sonuçlandırılmalıdır. Acıma duygusunu sömüren çocuk kitapları yararsızdır. Kötümser olanın tam tersi iyimserlik timsali Pollyanna da ne üzüntü, ne öfke, ne kırgınlık duymayan bir kahramanı temsil ederken pek gerçekçi olamaz.

İlkokul çağından sonra çocuklarda soyut düşünce yeteneği hızlı bir gelişme gösterir. Ortaokul sıralarında okumaya düşkün olan çocuklar yetişkinlerin okuduğu birçok romanı tat alarak okuyabilir. Türk ve Dünya Edebiyatından seçimler yapılarak bir dizi kitap hazırlanabilir. (2)

Çocuklar anababalarıyla birlikte okumaya başladıkları ve tadını aldıkları kitabı kendi başlarına bitirebilirler. Birlikte kitap okumak, okuma beğenisi kazandırmanın iyi bir yoludur. Ayrıca birlikte okunan ve tartışılan bir kitap çocukla anababayı birbirine yaklaştırır.

Okullarımızda ne yazık ki ders çalışmakla kitap okumak birbiriyle çelişen iki uğraş gibi görülüyor. Halbuki bir eğitimci M: Strong’un dediği gibi “çocuğunuz kitap okumayı seviyorsa, eğitim işinin yaklaşık yüzde 80’ini zaten halletmiş demektir. Okuma bir meta beceridir, yani diğer tüm becerileri mümkün kılıyor. Tarih için okumak gerekiyor, fen için okumak gerekiyor. Matematik bile giderek daha fazla okumayı gerektiriyor. “ (3)

Hiç unutmuyorum, dönem tatiline girmeden okulda oğlumun edebiyat öğretmenine

  • Tatilde öğrencilerinize herhangi bir kitap önerdiniz mi?” diye sordum.

  • Gerek yok kitap okumaya, tatil zaten” demez mi!

  • … ama hiç kitap önermediniz bu yıl! “

  • n’apcak kitap okuyup, tatilde keyfine baksın

Anladım ki bu öğretmen kendi de hayatta pek kitap okumamış, bunun bir keyif olduğunun ve yararlarının farkında değil. Okumuş olsa da seçtiği kitaplardan bir fayda görmemiş. Kitabın yararının, onu kullanan kişinin eleştirme ve değerlendirme yeteneğine bağlı olduğunu da unutmayalım.

Çocuklarımıza kitap okutarak, değerlendirme yapma alışkanlığı vererek onun tartma, eleştirme, tartışma yeteneğini kazandırırsak zararlı etkilerden korkmamıza gerek kalmaz.

  1. Çocuğunuza Spor Yaptırın

Spor sadece çocuğu meşgul etmek veya bedensel yapısını geliştirmek ya da zinde ve hareketli yapmak değildir. Onları genç yaşlarında disipline, eşitliğe, kardeşliğe, diğer yurttaşlarının yanında özgürce yaşamalarına ve böylece tüm toplumun takdirini kazanmak için kendilerini zorlamaya alıştırmaktır. (4)

Ülkemizde çıkan kazılarda, MÖ. 6. Yüzyıldaki kabartmalarda bile, birçok harabede rastladığımız gerçek, bu topraklarda yaşamış olan halkların yoğun bir şekilde spor ve matematik yaptığı ve uygarlıklarını geliştirdikleridir.

Ülkemizde artık spor kampları, spor takımları, belediyelerin ve okulların düzenlediği spor etkinlikleri bolca vardır. Bu etkinlikleri takip ederek çocuğumuzun bunlara katılmasını teşvik etmeliyiz.

Spor yaparak disiplini ve vaktini iyi kullanmasını öğrenen çocuk veya ergen derslerinde de başarılı, özgüvenli, psikolojik bakımdan sağlıklı olur.

  1. Çocuğunuz Oyun Oynasın

Yaşına göre her çocuğun oynayacağı bir oyun vardır. Çocuk çeşitli etkinlikler ve gelişim için büyük bir enerji kaynağıdır. Bu enerji oyun aracılığı ile yararlı yollara yönelir. Oyun oynaması kısıtlanan çocuğun enerjisi ya içe yönelerek çocuğu sinsi ya da dışarı yönelterek onu saldırgan yapar.

Ayrıca oyun çocuğun doğuştan getirdiği saldırganlık dürtülerinin boşaltılması ve bu dürtülerin en yararlı biçimde kullanılabilmesi alışkanlığını kazanması için çocuğa bir ortam hazırlar. Bir başka deyişle, çocuğun aşırı enerjisinin normal yollardan akımını sağlayarak çocuğun benliğinin güçlenmesine yol açar.

Oyun çocuğun hünerlerini geliştirir. Çeşitli yeteneklerinin filizlenmesine yol açar. Araştırıcılık ve yaratıcılık duygularını canlandırır ve geliştirir. Girişkenliğini artırır. Çocuğa zevk ve mutluluk verir. Bunun yanında oyun çocuğun çeşitli sıkıntı ve üzüntüleri varsa, bunları azaltır, ortadan kaldırır.

Çocuğun çok zengin olan duygu ve düşüncelerinin deneme yeri oyundur. Oyun içinde çocuğun bebekçe tutumları, dağınık ve değişken duyguları gitgide olgunlaşarak hayal gücünü yaratır. Kas etkinliğini artırır. Bedeninin ve çeşitli organlarını kullanma becerisini geliştirir. Fiziki ve duygusal gelişimin bir arada oluşmasını sağlar. Oyun oynamayan, ya da bilmeyen çocuklar, diğer insanlarla ilişkilerinde çok kez düzensizlik içinde kalabilirler.

Çocuğun toplumsallaşmasında da oyunun önemi büyüktür. Çocuk toplumsal davranışlarını düzenlemeyi oyun içinde öğrenir. Haklarını savunmaya, diğerlerinin haklarına saygı duymaya oyun içinde alışır. Kolay arkadaşlık kurabilir. (5)

Ancak son zamanlarda yeni teknolojiyle iyice geliştirilen dijital oyunlar ve senaryoları konusunda gözden kaçabilecek tehlikelere de dikkat çekmek isterim. Çocuğumuzun oynadığı oyunları, seyrettiği videoları, çevrimiçi sosyal ilişkilerini gözden kaçırmayalım. Çocuğumuza kolayca ulaşabilen kötü senaryolarla, sahtekarların ellerine geçen oyun piyasasıyla çocuğumuzun gerçeküstü dünyaların esiri haline gelmesini, kandırılmaını önlemeliyiz.

Her gün değişik tehlikelerle önümüze çıkan dijital oyunlar ve sahtekarlıklar yüzünden, mümkün olduğu kadar çocuğumuzu 15-16 yaşına kadar dijital oyunlardan uzak tutmalıdır. Tehlikeler bir yana dijital oyunlar çocuğun hayal etme gücünü azaltır, fiziksel hareketliliği kısıtlar, çocuğun enerjisini boşaltmasını önler. Çocuğun sosyalleşmesine ve gerçek arkadaşlık ilişkilerini oluşturmasına yardımcı olmaz, çocuğun başkalarıyla kendi ilişki düzenini kurmasına izin vermez.

Çocuklar erken yaşlardan itibaren, dama, satranç, tavla ve birçok kart oyununu öğrenerek, düşünme yeteneklerini geliştirebilir, matematiksel mantık yollarını keşfeder, strateji nedir öğrenir.

  1. Çocuğunuza Ev Yaşamı Becerileri Kazandırın

Zamanımızda hem anne hem baba çalışınca evdeki işleri çok hızlı bir şekilde halletmek gerekiyor, bu yüzden ne annenin ne de babanın çocukları ev işlerine dahil etmek için öğretmeye sabırları ve zamanları yok. Çocuk mutfakta bir şey kesmek ya da yapmaya yeltenmek istediğinde ebeveynler hemen müdahale edip, “o öyle olmaz, ver ben yapayım sana” diyerek çocuğun denemesine izin vermezler. Korkuları ya mutfaktaki düzen bozulacak, mutfak kirlenecek, ya da çocuk yanlışlıkla elini kesecek, beceremeyecektir. Bu durumda çocuk birkaç denemeden sonra mutfakta istenmediğini anlar, artık herşeyi başkalarından bekler, evde bir müşteri gibi sadece ister. Bu alışkanlık hayat boyu devam eder.

Bunun tersini yapan annebabalar da vardır, çocuğuna salata yapmayı, yumurta kırıp kendi kahvaltısını hazırlamayı, sofrayı düzenli bir şekilde kurup kaldırmayı, mutfak düzenini bozmadan bir iş yapmayı, odasını toplamayı, ödevlerini kendi başına yapmayı, yatağını yapmayı, kopan düğmesini dikmeyi, herhangi bir giysisini hemen ertesi gün lazımsa elde yıkayıp asıvermeyi, kızmadan, söylenmeden sohbet ederek öğretirler. Tabii ki başlarda beceriksizce yapılan işler mutlaka vardır ama birkaç denemeden sonra çocuklar işleri mükemmel yaparlar. İş yapmak el alışkanlığı haline gelince artık bir işkence değil bir eğlence haline dönüşür, lafı bile edilmeden yapılır.

Sizin yokluğunuzda, hastalığınızda, ya da çocuğunuz büyüdüğünde bu yaşam becerileri birçok soruna çözüm olur, kendi ayakları üstünde durmayı öğrenirler. İşlerin hep başkaları tarafından yapılmasını beklemezler.

  1. Çocuklarınızı Denizle Buluşturun

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olduğundan çok şanslı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyada yüzmeyi bilmek, tabiatla uyum halinde yaşamak, doğayı yakından tanımak çok önemlidir.

Çocuklar için deniz sadece su üstünde durabilmek için değil, su sporlarını öğrenerek denizle, rüzgarla mücadeleyi müthiş bir eğlence haline getirmek açısından da güzeldir.

Ülkemiz bütün su sporlarında dünyadaki en iyi adreslerden biri olarak kabul edilmektedir. Belli başlı deniz sporları şunlardır : Yüzme, yelken yapma, kürek çekme, kano, balık tutma, dalga sörfü, rüzgar sörfü (windsurf), uçurtma sörfü (kite surf), dalma, handball gibi su topu oyunları…

Bu sporları yapabilmek için bütün Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerinde yüzme, dalma, yelken ve surf okulları bol miktarda vardır. Çocuklar için üniversitelerin, federasyonların, kulüplerin veya özel okulların açtıkları, yaz kampları, kurslar, etkinlikler mevcuttur. Kuzeyden güneye doğru aklıma gelen belli başlı isimler, Şile kıyıları, İstanbul civarı Tuzla, Fenerbahçe, Silivri, Bozcaada, Gökçeada, Burhaniye, Ayvalik, Cunda, İzmir ve civarı, Alaçatı, Çeşme, Urla, Datça, Marmaris, Bodrum, Bitez, Gündoğan, Akyarlar, Fethiye, Antalya, Silifke, Alanya gibi birçok belde de çocukları ve gençleri hatta yetişkinleri bekleyen etkinlikler herkesin maddi durumuna göre bulunabilir.

Deniz sporlarının inanılmaz faydaları vardır. Denizci olarak yetişen insanlar hayatta her zaman çok başarılı, problem çözücü, dürüst ve korkusuz insanlar olurlar. Bu faydaları genel olarak sınıflandırırsak:

Fiziksel faydalar

  • Kasları güçlendirir

  • Denge ve koordinasyonu geliştirir

  • Duruş bozukluklarını azaltmaya yardımcı olabilir.

  • Enerjiyi sağlıklı şekilde kullanmalarını sağlar

Zihinsel ve Duygusal faydalar

  • Özgüvenini artırır

  • Disiplin ve sabır kazandırır

  • Stresi azaltır

  • Odaklanmayı geliştirir

  • Doğayla bağ kurmalarını sağlar

  • Karar verme becerisini geliştirir

Sosyal faydalar

  • Takım çalışmasını öğretir

  • Arkadaşlık kurmayı kolaylaştırır

  • Sorumluluk duygusunu geliştirir

Gördüğünüz gibi çocukları ekran başından uzaklaştıracak, onları sağlıklı, sorumlu, huzurlu, özgüvenli gençler haline getirecek dünya kadar etkinlik var. Ben sadece aklıma gelenleri sizlerle paylaştım. Gençlere başarılı bir yıl sonu diler, annebabalara da çocuklarıyla keyif alacakları yaz tatili ve etkinlikleri dilerim.

Kaynakça

(1) Prof.Dr.Atalay Yörükoğlu, Değişen Toplumda Aile ve Çocuk, s.101

(2) Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu, Çocuk Ruh Sağlığı, s.68

(3) Oksijen Haftalık gazete, Sayı 280, Sayfa 17, Simon Kuper, Ebeveynlik Bu Mu

(4) Ali Gür, Spor ve Sosyal Sınıflar McIntosh, Spor ve Toplum

(5) Yusuf Gündüz, Çocuğun Kişilik ve Başarı Ortamı, sayfa 31

Bunları da sevebilirsiniz