Youjun Qian
Weapondollar (Silah Doları)
Petrodolar, petrol ihracatından sağlanan ve ABD doları cinsinden fiyatlanan gelirleri ifade ederken; “weapondollar” kavramı basitçe askeri ihracat üzerinden yine dolar bazlı yaratılan gelirler olarak tanımlanabilir. ABD yaklaşık yetmiş yıldan beri dünyanın en yüksek askeri harcamasını yapan ülkesi konumundadır. Keynesyen ekonomiden türetilen bir kavram olan Askeri Keynesçilik, askeri harcamaların süreklilik arz etmesinin toplam talebi teşvik ettiğini ve ekonomik büyümeyi desteklediğini ileri sürer. Basitçe, ülke içindeki ekonomik durumu iyileştirmek veya ekonomik büyümeyi desteklemek için askeri harcamaların artırılması anlamına gelir.
Önceki çalışmalar, ABD askeri harcamaları ile yıllık GSYH büyümesi arasında pozitif korelasyon olduğunu, askeri harcamaların Amerika Birleşik Devletleri için ekonomik büyümeyi teşvik edebileceğini göstermektedir. Bunun olası açıklamalarından biri, 1970’lerde Reagan yönetiminin vergi indirimleri ve deregülasyon politikalarının, büyük ABD şirketlerinin sivil piyasalar üzerindeki etkisini azaltmasıdır. Sivil piyasalarda yabancı şirketlerle rekabetten kaçınmak için ve ayrıca ihraç edilen silahların fiyatı çoğu zaman içeride satılan benzer silahlardan daha yüksek olduğu için, çok sayıda Amerikan şirketi askeri pazara kaymıştır. Bir diğer katkı sağlayan faktör ise artan ithalattır. Petrodolar sistemi, dünya genelindeki USD likiditesini ABD finans piyasalarına yönlendirmiş, bu da Amerikan imalat yatırımlarını marjinalleştirmiş ve ithal mallara bağımlılığı artırmıştır. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri sanayi ve teknolojik gelişimini teşvik etmek için silah üretimine ihtiyaç duymaktadır.
Orta Doğu, weapondollar’ın yayılmasında önemli bir rol oynamaktadır. ABD toplam 107 devlete silah göndermiştir ve Orta Doğu, ABD askeri ihracatının en büyük alıcısı konumundadır. 2019 ile 2023 yılları arasında ABD silah ihracatının %38’i Orta Doğu ülkelerine yönelmiştir ve bu oran, aynı dönemde bölgenin toplam askeri ithalatının %52’sini oluşturmaktadır. Buna karşılık, Asya ve Okyanusya’daki diğer ülkelerin ABD’den yaptığı askeri ithalat, 2019-2023 arasında toplam ABD askeri ihracatının sadece %31’ine denk gelmektedir. Bu farklılık, Orta Doğu’daki devam eden istikrarsızlık ve uzun yıllardır süren silahlı çatışmalarla açıklanabilir, ki bu durum bölgeyi ABD silahlarının en büyük ithalatçısı haline getirmiştir.
Weapondollar–Petrodollar Koalisyonu
Weapondollar–petrodollar koalisyonu, petrodolar sisteminin korunmasını garanti altına alan başlıca petrol üreticisi ülkelerin oluşturduğu ittifakı ifade eder. Petrolün ABD doları üzerinden işlem görmesi karşılığında, ABD askeri koruma ve destek sağlar, ayrıca altyapı ve güvenlik alanlarında yatırımlar yapar. Orta Doğu’ya yapılan silah ithalatı ile bölgenin petrol ihracat gelirleri arasındaki ilişkiye bakıldığında tutarlı bir patern görülür. Silah ithalatındaki belirgin artış, genellikle silahlı çatışmaların tetiklediği bir petrol krizi sırasında petrol ihracat gelirlerinde keskin bir yükselişten önce gelir. Bu sıralama, silah ithalatındaki artışın çatışmaların veya savaşların çıkmasını teşvik edebileceği ve dolaylı olarak petrol krizlerine yol açabileceği ihtimaline işaret eder. Petrol krizinin enerji fiyatlarını yukarı itmesiyle, Orta Doğu ülkelerinin petrol ihracat gelirleri de artış gösterir. Petrodolar geri dönüşüm sistemi üzerinden, bu ülkelerde biriken ABD doları daha fazla silah ithalatında kullanılır ve böylece weapondollar ile petrodolar arasında kapalı bir döngü oluşur. Bu döngü, ABD dolarının ana para birimi olarak konumunu sürekli şekilde destekler.
Weapondollar, petrodolar sistemi içinde de rol oynar. Orta Doğu’daki çatışmalardan elde edilen bulgular, ABD’nin küresel petrol ticaretindeki çıkarlarını korumak ve petrodolar sistemini sürdürmek için askeri güç kullandığını göstermektedir. Buna örnek olarak İran-Irak Savaşı verilebilir. Bu savaş, petrodolar sisteminin pekişmesinde önemli bir an olarak görülebilir. İran ile Irak arasındaki sınırın bir kısmını oluşturan Şattülarap Nehri, önemli bir petrol ihracat hattı olduğu için bölgesel ekonomik ve stratejik konum açısından kritik bir rol oynar. Nehri tamamen kontrol eden taraf, küresel petrol ticareti üzerindeki etkisini artırma imkanına sahip olur. Aynı zamanda İran, ticarette ABD dolarına olan bağımlılığını azaltmak istemiş ve alternatif para birimlerine yönelmeye çalışmıştır. Özellikle petrol işlemlerinde altın ve diğer para birimlerinin kullanımını teşvik etmiştir. İran’ın bu adımları, olası bir İran zaferinin ABD’nin petrol çıkarlarına (özellikle petrodolar sistemine) zarar verebileceği ve Orta Doğu’daki önemli müttefiki Suudi Arabistan için de bir tehdit oluşturabileceğini göstermiştir. ABD’nin Irak’a doğrudan ya da dolaylı desteği, fiilen petrodolar sistemini koruma işlevi görmüştür. Benzer dinamikler Körfez Savaşı ve Irak Savaşı sırasında da gözlemlenebilir. Bu süreçlerde ABD’nin müdahaleleri, Arap ülkelerinin Orta Doğu petrol ticareti üzerinde kontrol kurmasını engellemiş ve böylece bölgede petrol işlemlerinde ABD dolarının baskın para birimi olarak kalmasını sağlamıştır.
Orta Doğu’daki savaşlar, ABD dolarına olan talebi de artırmaktadır. İstikrarsızlık nedeniyle petrol ihracatında bir azalma olması gerekir.Bu da petrol krizine ya da en azından ham petrol fiyatında artışa yol açar. Petrol fiyatlarının ani şekilde yükseldiği dönemler ile Orta Doğu’da büyük ölçekli silahlı çatışmaların ve savaşların yaşandığı dönemler yan yana konulduğunda, bu bölgedeki savaşlar veya çatışmalar ile artan petrol fiyatı arasında nedensel bir bağ bulunabilir. Orta Doğu’daki çoğu petrol işlemi ABD doları üzerinden yapıldığı için, dünya ekonomisinde ABD dolarına ve ABD Hazine tahvillerine yönelik daha yüksek bir talep oluşur. Yirminci yüzyıldaki üç petrol krizi, küresel enflasyon üzerinde derin bir etki yaratmış olsa da, aynı zamanda ABD hazine tahvillerinin dünyaya yayılmasına da katkı sağlamıştır. 1974’ten 1990’a kadar, yabancı resmi kurumların elinde tuttuğu ABD Hazine tahvillerinin büyüklüğü 52,3 milyar dolardan 285,9 milyar dolara yükselmiştir k, bu da beş kattan fazla bir artış anlamına gelir.
Petrol ihracatından elde edilen dolar gelirlerinin giderek daha büyük bir kısmı ABD Hazine tahvillerine yöneldikçe, tahvil faizleri düşebilir. Bu da doların ABD ekonomisi dışına çıkışını sınırlayabilir. Diğer ülkeler ekonomik faaliyetlerinde ABD dolarını kullandığı sürece , örneğin Orta Doğu’daki petrol ihracatçısı ülkelerin elde ettiği petrodolarların büyük ölçüde Amerikan ticari bankalarına yatırılması ya da silahlar dahil Amerikan mallarını satın almak için kullanılması gibi, piyasadaki ABD doları arzı artar. Bu durum doların değer kaybetmesine neden olur ve böylece doların tekrar ABD piyasasındaki varlıklara geri akmasını sağlar.
Sonuç
Orta Doğu’daki istikrarsızlık, petrol rezervlerinin tek bir güç tarafından tekelleştirilmesini engeller ve ABD’ye etkisini sürdürmesi için alan açar. Bu durum, bölgedeki petrol ihracatçısı ülkelerin petrol işlemlerinin çoğunu ABD doları üzerinden yapmasına yol açar ve doların baskın para birimi olmasını güçlendirir. Ardından, yine bu istikrarsızlık nedeniyle, güvenlik amacıyla ve güvensizlik ortamından dolayı bu ülkelerin birçoğu ABD’den silah satın alır. Bu da ABD dolarının tekrar ABD ekonomisine dönmesini sağlar, ABD hükümeti için sürdürülebilir bir finansman kaynağı yaratır ve ekonomik büyümeyi destekleyen politikaları ve kamu borçlanmasını teşvik eder. Sonrasında, silah birikiminin etkisiyle savaş veya çatışmalar ortaya çıkar; bu da petrol krizine yol açar. Petrol fiyatlarının yükselmesiyle ABD dolarına olan talep artar ve doların değer kaybı ile ABD Hazine tahviline talep artat ve ABD’ye önemli miktarda net sermaye girişi olur. ABD doları geri döndükçe, Amerika yeniden petrol satın alabilir ve böylece yeni bir döngü başlar.
Bu çalışma özellikle iki faktöre odaklanmaktadır: petrol işlemleri ve uluslararası silah transferleri. Bunlar hem ABD ekonomisi hem de küresel piyasa açısından önemli rol oynar. Ancak dünya enerji piyasasını değiştirme potansiyeline sahip diğer yeni faktörler yeterince ele alınmamıştır. İklim değişikliği endişeleriyle birlikte yenilenebilir enerjilerin yükselmesi ve Çin gibi ülkelerin uluslararası etkisinin artmasıyla, petrodolar sistemi yeni zorluklarla karşı karşıyadır ve yavaş yavaş “de-dolarizasyon” eğilimi görülmektedir. Bu nedenle, çok kutuplu dünya düzeninin ve yeni enerji kaynaklarının ABD ekonomisinin baskın konumu üzerindeki etkilerine dair daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
