
25 Ocak 1923.. Uşak Tren İstasyonu.. Atatürk ve Milli Mücadele önderleri, Uşak Müftüsü Ali Rıza Bodur Efendi tarafından karşılanıyor.. Ali Rıza Efendi, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, İzmir CHP eski Milletvekili, yeğenim Ali Rıza Bodur’un dedesidir.
Hem akademik anlamda, hem de popüler boyutta, gerçek bir “Başyapıt” olma özelliği taşıyan Dr.Alev Coşkun’un yeni yayınlanan 740 sayfalık, 80 stratejik kararın incelendiği “Atatürk Karar ve Tavır” kitabının, bilimsel, öğretici ve kapsayıcı özelliklerinin dışında bence, kitabı okuyan her Türk vatandaşının, her Cumhuriyet ideolojisi sevdalısının ve her meraklı öğrencinin, bu kitapta kendinden, kendi ailesinden, kendi ideolojisinden, kendi bölgesinden, kendi kökeninden, kendi eğitimindeki bilgi kırıntılarından mutlaka bir şeyler bulabileceği gerçeğidir.
Ben de, daha ilk hızlı okuyuşumda buldum ve çok mutlu oldum!…
409. ncu sayfada anlatılan “Sakarya Savaşı sonrası durum: Mehmetçiğin zaferini türbeye kaptırmamak!” başlıklı bölümde sunulan “Gazi Mustafa Kemal’i, 1923’te Uşak tren istasyonunda ordu komutanları ve bölgenin ileri gelenleriyle birlikte gösteren” fotoğrafta, Atatürk’ü sarıklı bir din adamı ile yan yana gösteren fotoğrafı kastediyorum.
BİR KUVVACI DİN ADAMI
Tarih, 25 Ocak 1923.. Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanmış.. Demek ki, Mustafa Kemal yanına İstiklal Ordusu’nun destekçisi din adamı alarak, elleri dua eder pozisyonda poz veriyor, demek ki yanındaki İngiliz işbirlikçisi Hilafet Ordusu görevlisi bir din adamı yok.. Bir Milli Kurtuluş Ordusu taraftarı, İstiklal Madalyalı bir din adamı var.
Fotoğraftaki o din adamı, bizim aile büyüğümüz, hepimizin dedesi Uşak Müftüsü Ali Rıza Bodur Efendi’dir, fotoğrafta Atatürk ile yan yana gösteriliyor ya, o bize yeter…
1874 yılında Uşak’ta dünyaya gelen Ali Rıza Bodur Efendi, Helvacızade Hacı İmamzade Yusuf Efendi’nin oğludur. 15 Ekim 1910 tarihinde Uşak Müftülüğüne atanır. Milli Mücadelenin başlaması ile milli direniş hareketine katılır. Şehrin önde gelenleri ile Uşak Türk Ocağı’nda toplantılar yaparak muhtemel bir direnişin hazırlıkları için örgütlenme çabası içine girdi. Müftü Ali Rıza Bodur Efendi’nin de kuruluşunda yer aldığı “Uşak Redd-i İlhak Cemiyeti”, halkın milli his ve heyecanını kuvvetlendirmeye çalışarak direnişi genişletir.
Müftü Ali Rıza Bodur Efendi Mustafa Kemal’i destekleyen Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin fetvasına ölümü göze alarak destek vermiştir. Milli Mücadeleye verdiği destek nedeniyle İstanbul Hükümeti tarafından görevden alındı. TBMM tarafından İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Müftülük görevine yeniden getirildi. Uşak Müftüsü iken 4 Şubat 1929 yılında vefat etti. (Kaynak: 1)-Uşak Yerel Tarih, 2)-Haşim Tümer, Uşak Tarihi)
Müftü Ali Rıza Bodur Efendi, tüm Uşak kökenli yurttaşların milli müftüsüdür.. Ailemizin önderidir, geçen yıl 2025’te kaybettiğimiz yeğenim, İzmir CHP eski milletvekili Ali Rıza Bodur’un da İstiklal Madalyalı dedesidir..
HAİNLERE KARŞI VATANSEVERLER..
Bu konu şu açıdan önemlidir.. Şahsen sahada ve arşivlerde yıllar süren bir çalışmayla saptadığıma göre, Anadolu’muz kurtuluş savaşında “hainler deposu” olduğu kadar, Milli Mücadeleye kanı ve canı ile katılmış; köy, kasaba ve şehirlerde tarihe geçmiş nice “millici din adamlarıyla” da onurludur..
Helal olsun onlara.. Din adına, millet adına, vatan adına, bayrak adına, istiklal adına, namus adına, anamızın helal sütü, babamızın helal ekmeği, dedemizin ninemizin alın teri, atalarımızın kutsal mirası adına, işgalciye karşı silaha sarılan ve halk çocuklarını vaazlarıyla “Vatan Ordusu”na çağıran millici din adamlarına helal olsun.. Rahmetler üzerlerine yağsın.. Helal olsun!..
Kurtuluş savaşımızda bunlardan yığınla örnek verebiliriz.. “Vatan haini din adamlarına” da yığınla örnek verebileceğimiz gibi..
Düşmanın, emperyalistin, işgalcinin, vatanı bağrına ve hanımların namusuna uzanan çizmeleri ve kanlı avuçları net biçimde ortaya çıkınca; Padişah, Şeyhülislam, Saray yöneticileri, Sadrazam, Vali ve Belediye Reisleri ne derse desin, vatansever müftüler, din adamları, cami görevlileri, müezzinler ve din cemaatleri, Gazi Paşa’nın dediği gibi, ölüm kalım mücadelesinin başladığına hükmettiler, “Hakiki vaziyeti anladılar, fikirlerde karışıklık olsa dahi, dimağlar adeta durgun halde iken, hakikati halka izah ettiler.. Doğru yolu gösteren vaiz ve nasihatlerden sonra herkes çalışmaya başladı”. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçler, Ankara, 1989. Cilt 1 ve 2, s.208)
Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi, Maraşlı Sütçü İmam, Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü Efendi, Acıpayam Müftüleri Hasan (Tokcan) Efendi ile Mehmet Arif Akşit Efendi, Çal Müftüsü Ahmet İzzet (Çalgüner) Efendi, Tavas Müftüsü Cennetzade Tahir Efendi, Aydın merkezde Müderris Hacı Süleyman Efendi, kendi bölgelerinde millici direnişi ateşlemişlerdir.
Müftü Ahmet İzzet ve Müftü Hasan efendiler kurdukları gönüllü müfrezeleriyle Aydın cephesine koştular ve düşmanla çarpışmışlardır.
VATAN ORDUSU’NUN HOCALARI
Yine, Yunan işgali öncesinde İzmir’de düzenlenen mitingde İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi, vatan sevgisinin imandan olduğunu, İzmir’in asırlardır ezan sesi yükselen semalarında kulakları tırmalayan çan seslerine katlanmaktansa şerefle ölerek şahadet şerbetini içmenin daha iyi olacağını açıklayarak konuşmasını şu sözlerle bitiriyordu:
“Kardeşlerim.. Ciğerlerinizde bir soluk nefes kaldıkça, damarlarınızda bir damla kan kaldıkça, anavatanımızı düşmanlara teslim etmeyeceğinize dair Kuran-ı Kerim’e el basarak benimle birlikte yemin edin..”
Konya’daki yobaz isyanların bastırılmasında Mevlana Dergâhı postnişini Abdülhalim Çelebi desteği unutulabilir mi?
İşte… Anadolu’ya insan ve silah geçişi sağlayan Karakol Cemiyeti kurucusu Özbekler Tekkesi Şeyhi Ata Efendi’nin yaptıkları unutulabilir mi?
İşte… İstanbul’daki “Mim Mim” kurucusu Gülşeni Dergâhı postnişini Hüseyin Hüsnü Efendi ve Hatuniye Dergahı Şeyhi Saadettin Efendi’nin Ankara’ya silah göndermeleri unutulabilir mi?
İşte… Ankara’da “Milli Alay” kurucusu (Atatürk’ün ilk Diyanet İşleri Başkanı) Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin mücadelesi unutulabilir mi?
İşte… Kuva-yı Milliye safında mücahit gibi çarpışan Eşme Müftüsü Hacı Nazif, Kütahyalı Abdullah Agarlı Hoca, Balıkesirli Hafız İbrahim, Eskişehir’de Müftü Mehmet Efendi, İzmir’de Mevlevi şeyhi Nuri Efendi, Burdur Müftüsü Halil Efendi, Diyarbakır Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kurucusu ulemadan Hamdi Efendi, Bitlisli Küfrevizade Abdülbaki, Zonguldak Müftüsü İbrahim Efendi, Erzurum’da Müftü Solakzade Sadık gibi yazmakla bitmez kahramanlarımız; tarihimiz onurlandıran din adamlarımız vardır bizim… .. (Milli Mücadelede Din Adamları – Doç.Dr.Ali Sarıkoyuncu – Müdafaa-i Hukuk, 10 Kasım 1998).
Emperyalizme karşı milli amaç (İstiklal-i tam), milli meclis, milli ordu etrafında halkı birleştiren ve zafer kazanan Mustafa Kemal Paşa’nın bu muhafazakar destekçileri unutulabilir mi? “Mustafa Kemal’in katli vaciptir” fetvası veren İngiliz uşağı Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’a ve işbirlikçi Hilafet Ordusu’na karşı ve de günümüzdeki İslam’ı silah gibi kullanan Atatürk düşmanı Siyasal Dincilere karşı, bu kahramanlar başımızın tacıdır..
ALEV COŞKUN’UN KİTABI
Yani demek istediğim şudur, kitap hakkında Prof.İlber Ortaylı’nın yazdıkları son derece doğrudur: “.. Alev Coşkun’un kitabı, eğitim için birinci sınıf kitap olmuş. Ama bu sadece ortaokuldan üniversite sonuna kadar olan öğrenciler için değil; herkesin masasında bulunması gereken bir el kitabı.. Kendisini kutluyorum..”
Bu yüzden söz konusu kitabın bende bıraktığı ilk izlenim, 1923 Uşak tren istasyonunda çekilmiş bir fotoğraftan hareketle Türk Devrim Tarihi’nde yer alan din adamlarının unutulmuş portreleri oldu. Doğal ki başka okuyucular kitaba daha farklı bakacaklardır. Ben de, ikinci ve üçüncü okuyuşlarımda bambaşka boyutlarının altını çizeceğim mutlaka.
Günümüze “Milli Kurtuluş yanlısı din adamları” konusunda, hem muhafazakar, hem de laik çevrelerdeki, Emperyalizmin işine yarayan yaygın bilgisizlik ve ilgisizlik ne yazık ki acıdır.. Ama gerçek tarih, bu aziz şahsiyetlere şahittir..
