Merkez Bankası Faiz İndirimine Ara Verdi

Moody’s’in not indirimi kararı sonrası hız kazanan TL’nin dolar karşısındaki önlenemeyen değer kaybı, piyasa beklentilerinin aksine olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 7 aydır düzenli olarak gerçekleştirdiği faiz indirimi sürecini durdurdu.


TCMB tarafından konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, “Son dönemde açıklanan veriler ve yılın üçüncü çeyreğine dair göstergeler iktisadi faaliyetin ivme kaybettiğine işaret etmektedir” denilerek, yapılan faiz indirimlerine rağmen ekonomideki zayıf durumun artarak sürdüğü ifade edildikten sonra, faiz indirimlerine ara verilmesinin gerekçesi; “Toplam talepteki yavaşlama çekirdek enflasyondaki kademeli düşüşü desteklemektedir. Bununla birlikte, döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarındaki gelişmeler enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırlamakta ve para politikasındaki temkinli duruşun korunmasını gerektirmektedir” sözleriyle açıklandı.

 

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla, hükümet kesiminden gelen baskıların da etkisiyle 7 aydır yapılmakta olan faiz indirimleri, indirimlerle amaçlanan ekonomik canlanmayı sağlayabilmiş değil. Buna bir de kısmen faizlerin düşürülmesinden de beslenen TL’nin değer kaybının ithalata ve borca bağımlı reel sektörün üretim ve finansman maliyetlerinde neden olduğu artış eklendiğinde, faiz indirimlerinin sürdürülmesinin beklenen faydayı sağlamadığı gibi, yeni sorunların da kaynağını oluşturduğu anlaşılıyor.


Nitekim Merkez Bankası kararı sonrası yaşanan gelişmeler, faiz indirimlerine ara verme kararının, TL’deki değer kaybını durdurmadığını ortaya koyuyor. Bırakın durdurmayı, bu güne kadar görülmemiş, yılsonu için belki olur denilen seviyeler test edilip aşılmaya başladı. 2013 yılı başında 1,78 TL düzeyinde olan dolar kuru, geçen 4 yıla yakın sürenin sonunda 3,12 TL noktasına ulaşmış, TL, dolar karşısında yaklaşık yüzde 75 değer kaybetmiş durumda.


12 Ekim tarihinde yaptığı konuşmada, TL’nin değer kaybını “spekülatif” olarak değerlendiren Ekonomi Bakanı Zeybekçi de 28 Ekim’de, TL’nin değer kaybının devam etmesi üzerine yaptığı konuşmada, Aşırı oynamalar, kırılmalar olmaması kaydıyla yaşanan gelişmeleri normal olarak gördüklerini” belirterek, bir anlamda, spekülasyon iddiasından vazgeçmiş, durumda. (http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1936795-zeybekci-tlnin-deger-kaybindan-endise-duymaya-gerek-yok)


Konuyu değerlendiren piyasacılara göre TL’nin değer kaybının nedenlerini, ekonomik ve siyasi olarak iki ana başlık altında değerlendirmek mümkün.


Karşı karşıya olduğumuz yurt içi ve yurt dışı kaynaklı siyasi sorunlar/riskler aslında gözü olup da görmek isteyen herkesin malumu. Sorun, yaratılan toplumsal kutuplaşmanın, yapılan yanlışlardan dönüşü sağlayacak siyasi çözüm alternatiflerini bırakın denemeyi tartışmayı dahi olanaksız hale getirmiş olması.


Aslında ekonomik nedenler açısından da çok farklı bir durum söz konusu değil. Piyasacılara göre, ekonomik nedenlerin başında, esas olarak ABD Merkez Bankası’nın (FED) yıl bitmeden faiz artışı yapma ihtimalindeki yükseliş yer alıyor. ABD faiz artırınca, ortalıkta dolaşan paralar/fonlar güvenli liman olarak kabul edilen ABD tahvillerine gidecek. ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımı sonucu, ihtiyaç duyduğu dış kaynağa borca daha yüksek faiz ödemek zorunda kalacağı için bizim gibi ülkeler, borçlarını döndürebilme konusunda daha çok zorlanacak, daha yüksek maliyetleri üstlenmek zorunda kalacaklar. Kredi derecelendirme şirketlerinin de not indiriminin gerekçesi olarak söyledikleri gibi dış borçların döndürülmesinde sıkıntılar yaşanması ihtimali ortaya çıkacak.


Piyasacıların farkında olmadıkları ya da farkında olmalarına karşın yüksek sesle dile getirmedikleri husus, sorunun esas kaynağının uygulanan politikaların kendisi olduğu gerçeği. İtiraf ederlerse, kendi sorumluluklarını da itiraf etmiş olacaklarının farkındalar.



Bunları da sevebilirsiniz