Yaz Tatilinde Çocuklarımız …

Çocuklarımızla birlikte yaz tatili geçirmek her aile için farklı anlam taşır. Kimi ailelerde anne baba çalışmakta, büyükanne, büyükbaba toruna bakmakta, kimi ailelerde anne yada baba online çalışabiliyorsa, birlikte uzun tatil imkanı olmakta, kimi ailenin mali durumları elvermediği için sadece bulundukları yerde tatili geçirmekte, kırsalda bazı aileler çocuklarını ustaların yanına çırak olarak göndermekte, kimi çocuk ailesinin çalışma ortamında gün geçirmekte gibi…

Yaşantımız, ekonomik durumumuz her ne olursa olsun, çocuğumuzun yaşantısını olumlu etkileyecek faktörleri farketmemiz ve çocuğumuzu elverdiğince doğru yönlendirmemiz önemlidir. Ne yazık ki, ülkemizde yaz tatilleri doğru değerlendirilmemektedir. Yaz tatili kavramı birçok aile tarafından dinlenme ve tembellik etme zamanı olarak düşünülür. Yaz tatilinde bu anlayışla çocuğumuz iyice dinlensin derken, tam tersine çocuğumuzun yanlış alışkanlıklar edinmesine ve bunların kalıcı olmasına neden oluruz. Çocuklar gelişen varlıklardır. Küçük yaşta öğrendikleri bilgiler, prensipler son derece kalıcıdır. Çocuğunuza yatırım ne kadar erken yaşta olursa o kadar iyidir, zaman kaybının iş işten geçtikten sonra geriye dönüşü olmaz.

Yaz tatili süresinde aldığımız kaykay, bisiklet, rüzgar sörfü, kayak bordu gibi aletler bile doğru ilgilenmezsek yaz sonuna bozulur, parçalanır, kullanılmaz hale gelir. Bunların nasıl doğru kullanılacağını ve bakımlarının yapılacağını da öğretmemiz gerekir.

UYKU

Tatil deyince ilk akla gelen çocuklarımızın uyuyabildiği kadar uyumasıdır, bunun doğru bir yaklaşım olduğunu sanmıyorum. Böyle bir yaklaşımda çocukların uyku düzeni altüst olur. Gece çok geç yatıp, neredeyse öğlene doğru hatta daha geç uykudan kalkma alışkanlıkları edinirler ve çoğunlukla dinlenmiş değil, yorgun kalkarlar, tembellik gün boyu üstlerine yapışır. Gün gerektiği gibi verimli geçmez. Verimsiz geçirilen bir günde çocuk aksi ve mutsuz olur.

Vücudun uyku/uyanıklık döngüsünün yaşamın ilk yıllarından itibaren sağlam bir biçimde oturtulması önündeki yıllarda ve erişkinlikte yaşanabilecek olası uyku bozukluklarının da önüne geçebilir.

Kıt kanaat geçinen insanların bile çocuklarına telefon aldıklarını, arkadaşlarında var diye bütçelerinin bile üstüne çıktıklarını görüyoruz. Bu durumlarda çocuğunuzun eğer varsa telefonla yatıp kalkmasına izin vermeyiniz. Sadece gerekli olduğu zamanlarda kullanması gerektiğini öğretiniz. Artık telefonla uyumanın uykuya ne kadar zararlı olduğunu anlatmayan bilim adamı kalmadı. Cep telefonu mutlaka uyumadan 1 saat önce kapatılmalıdır. Televizyon izlemeyi, tableti yine uyumadan 1 saat önce bırakmalıdır. Televizyon önünde uyuyakalmak iyi birşey değildir. Hele hele çocuğun odasına televizyon koymak çok yanlış bir tutumdur, çocuğunuzun sağlıklı gelişmesini mutlaka önleyecek, kontrol edemediğiniz durumlar ortaya çıkacaktır.

Yaz tatillerinde çocuklar ve gençlerin sabah belirli bir saatte kalkıp geceleri ise çok geç saatlere kalmadan yatmaları her gün aşağı yukarı aynı saatlerde yatması önerilir.

ELEKTRONİK CİHAZLAR

TELEFON, TELEVİZYON, TABLET, BİLGİSAYAR

Televizyon, bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi elektronik cihazların yaşamımızı kolaylaştırmasının ve bizleri eğlendirmesinin yanısıra farkında olduğumuz ya da olmadığımız pek çok zararı da bulunmaktadır.

Bu cihazlar çocuklarımızın yaşamı deneyimleyerek öğrenmelerine engel olmakta, beyinleri üzerinde nasıl bir etki yaptığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak büyük bir bağımlılık riski taşıdığını hepimiz günlük hayatta kendi çocuklarımızdan, çevremizden ve haberlerden görüyoruz. En başta bilgisayar oyunları olmak üzere bu cihazlar ciddi bir bağımlılık riski taşımaktadır, dahası bu sinsi tehlike sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılıklarında olduğu gibi çok zor tedavi edilebilmektedir. Çok küçük yaşta sürekli TV seyreden, eline bu cihazlar verilen bir çocuk, geri bildirime ihtiyaç duymayan bu aletlerle iletişimde konuşma ihtiyacı duymadığı için konuşması gelişmeyebilir, iletişim bozuklukları yaşar, istediğini tam olarak anlatamaz, hatta filmlerdeki hayat ile gerçek hayatı ayırt edemez. Aşırı duygusallık, karışısındaki kişiye aşırı güven, erken yaşta normal arkadaşlıklar yerine karşı cinse yönelik beklentiler çocukların ve ergenlerin kafalarını karıştırır. Televizyon birçok evde neredeyse hiç kapatılmamakta, salonumuzun başköşesinde tutulmaktadır. Çocukların bulunduğu ortamlar gözönüne alınmadığında reklamlar, haberler, diziler, önlerine ne gelirse seyretmektedirler. Anne babalar ise genelde çocuklarının bağımlı olabilme tehlikesini geç farkediyorlar. Çözüm daima elektronik cihazları evden atmak değil, doğru amaçlarla, sınırlı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır.

Özellikle tatilde bilgisayar, cep telefonu ya da tabletle sınırsız oynama ya da televizyon izleme kurtulamayacakları alışkanlıklar yaratır ve bu alışkanlıklar tatil geçince de devam eder. Bunun yanında telefon, televizyona ya da tablete bakarak kahvaltı etme, yemek yeme alışkanlığı edinme de aile içinde iletişim bozukluklarına yol açar. Çocuğunuzla sofraya oturma, sohbet etme, onun fikirlerini alma, birlikte gülüşme, keyifli vakit geçirme olanaklarından yoksun kalırsınız. En iyi çözüm anne babanın ve diğer evde yaşayanların da bu aletleri kontrollu kullanarak çocuklara örnek olunmasıdır.

PROGRAMSIZLIK

Anne babalar çocuklarıyla birlikte onlar için mutlaka birlikte yaz tatili programı yapmalıdır. Program yaparken öncelikle uygulanmasının kolay olması ve daha da önemlisi, bu programın uygulanıp uygulanmadığının denetlebilir olması gerekir. Aşırı beklentiler içinde olmadan başlarda çocuğunuzla kolay uygulanabilir planlar yaparak, uygulandıkça da yeni hedefler belirleyerek devam etmelidir. Arkadaşlarla oynama, denize girme, bisiklete binme, spor yapma, kitap okuma, dersleri tekrar etme, açık havada yürüme gibi etkinlikler tatil programında bol bol olmalıdır. Zaman iyi değerlendirilirse hem fiziksek hem de zihinsel kazanım ön plana çıkar.

Tamamıyla programsız bir hayat, canı isteyince arkadaşlarla bahçede oynama, bisiklete binme veya denize gitme, rüzgar ne tarafa çekerse o tarafa gitme alışkanlığı hayat boyu çocuğunuzu bırakmaz. Bu yüzden her zaman basit bair planla yola çıkmalı, saatle hareket etmeli, gün içinde yapılacak işlere ve etkinliklere göre bölünmeli ve tutarlı bir şekilde uygulanmalıdır. Haftalık aktiviteler, günlük öğünler, yaklaşık uyku saatleri, odalarını düzenleme toplama, zihinsel etkinlik saatleri belirlenmelidir.

Çocuğunuzun yaşamını daha başlangıçta büyük beklentilerle çocuğunuzun fikrini almadan çok doldurulmuş birbirini kovalayan etkinlikler ile donatırsanız, bu da çocukta isteksizlik, bezginlik ve yorgunluk yaratabilir, belli bir dengeyi tutturmak şarttır. Etkinliklerin düzenli ve sürekli olması, değişken olmaması faydalı olur.

BESLENME

Tatiller beynimizde rahatlama dönemi olarak yer almakla birlikte, zaaflar beslenme konusunda da hemen ortaya çıkmaktadır. Anne baba kendileri rahat etmek istediğinde, genelde çocukların isteklerine önem verir, bu da kötü birşey değildir ancak istekler zararlı yiyeceklerden (meşrubat, meyve suları, patates cipsleri, hamburgerler, vs.) oluşuyorsa, öğünlerde yemeyip bütün gün bunlar atıştırılıyorsa, sofraya da oturma alışkanlığı ortadan kalkıyorsa sağlık konusunda tehlikelerin önü açılmış olacaktır.

Çocukları doğru beslenme konusunda küçük yaşta eğitmek ve doğru alışkanlıkları kazandırmak onların ilerideki sağlıklı olmalarını sağlıyacak en önemli koşuldur. Bu yüzden sofrada ailecek birlikte yeme alışkanlığı edinilmeli, öğünler dışında atıştırma alışkanlığı bir tarafa konmalıdır. Özellikle akşam yemekleri bir aile terapisidir. Herkes birbirinden haberdar olur, kendinden birşeyler anlatır, annebabalar önemli nasihatlarını havayı bozmadan konuşmaların arasında söylerler, aile bireyleri gün içinde neler olup bittiğini sofrada paylaşır, neşe içinde hoş vakit geçirilir. Sofranın yemekleri israf edilmez, bunlar için şükredilir, emeği geçenlere teşekkür edilir.

Son zamanlarda, yemek esnasında birçok insanın telefonunu sofraya koyduğu ve mesajlarına bakmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu davranışlar sofradaki iletişimi, sohbeti, yemeklerin tadını almayı, sofraya emeği geçenleri takdir etmeyi ve ne kadar yediğimizi farketmeyi önleyen en başta yapılmaması gereken hareketlerdir. Sofrada telefon masaya konmamalı, çalsa bile yemek bölünmemeli ve arayana yanıt yemek sonrası verilmelidir. Çocuklara yapmamasını söylediğimiz bu davranışları biz yetişkinler de yapmamalıyız.

AİLEYLE İLETİŞİM

Çocuğu olan herkesin bildiği ama uygulamakta zorluk çektiği bir gerçek de tutarlı olunmasıdır. Anne babanın çocukları için koydukları kurallara kendileri de uymalı, ayrıca konulan kurallar konusunda da hemfikir olmaları çok önemlidir. Bir teknenin iki kaptanı olmaz, her biri ayrı kararlar verirse ve denizcilik kurallarına uyulmazsa gemi gideceği yere varamaz, büyük tehlikelerle karşılaşır.

Ev yaşamı içinde annebaba ya da evde birlikte yaşayan kim varsa, büyükanne, büyükbabayla çocukların tartışması, saygılı davranmaması, ev kurallarına uymaması, kendi kafalarına göre kuralları danışmadan değiştirmeleri aile içindeki yetişkinlerin çelişkili davranışlarından kaynak bulabilir. Daha da ileri giderek bazı çocuklar ya da gençler işleri düşmedikçe iletişime girmekten de kaçınmaktadırlar. Bu durum akşam yemeğinde telefonla ilgilenme veya çeşitli bahanelerle aileden ayrı yemek yemeye kadar gitmektedir. Bu durumlara izin verildiğinde çocuklukta yerine oturtulan sınırlar bir anda yaz tatili nedeniyle yok sayılırsa, bu bir daha kolay kolay düzeltilemez.

Yaz tatillerinde dışarıda arkadaşlarla vakit geçirme, ailenin belirlediği eve giriş saatlerine uymama ya da bu konuda sürekli tartışma da yukarda bahsedilen kuralları tanımamanın arkasından gelebilir. Bir de gece geç saatlerde uyuma alışkanlığı edinen çocuğun durumu aile için gerçek bir sorun haline dönüşürse tatil herkesin huzurunu kaçırır. Bu durumu okul açıldığında ters yüz edip eski haline getirmek ise oldukça zordur. Çocuk istese de bunu başaramayınca mutsuz olacak, sizi de mutsuz edecektir.

Bazan da durum çok başkadır, çocuklarla konuştuğumuzda “babam hep telefonda, ondan benimle hiç ilgilenmez,”, “annemin konuşmaları bir türlü bitmiyor, birşey soracağım soramıyorum”, “abimin telefonu var, artık benimle oynamıyor”, “anneannem bütün dizileri seyrediyor, TV’yi sonuna kadar açıyor, evde olmak istemiyorum” gibi yanıtlar olabiliyor. Bu durumlar evde kaliteli bir iletişim olamayacağını gösteriyor. Burada sorun çocuk değil, bence ortak yaşam alanlarında ebeveynlerin paylaşımcı ve kontrollu davranışlar içinde olmaması, birbirlerine zaman ayırmamaları.

Zaman zaman iyi alışkanlıklar duruma göre uygulanabilirliği zor olsa da dikkatli davranılmalı, aile biraz esnek davranabilmeli, çocuklarıyla kaliteli birlikte olma zamanları oluşturmalıdırlar.

ZİHİNSEL ETKİNLİKLER

Yaz tatilinde mutlaka bir beyinsel aktivite olmalıdır. Yaz tatili tembellik, miskinlik veya derbederlik değil, yaşamın eğlenceli ve kazançlı olması gereken zamanıdır. Bu nedenle çocuklarımızla iyi bir program hazırlayarak, yaz tatilini gelişebilecekleri, öğrenmelerinin sürekli hale gelebileceği şekilde geçirmelerini sağlamalıyız.

Beyin gelişiminin ilk iki yılında en hızlı olmak üzere altı yaşına kadar devam ettiği, ilerleyen yıllarda giderek daha az gelişim gösterdiği göz önüne alındığında üç aylık yaz tatillerinin ne kadar önemli olduğu ve kesinlikle boşa harcanmaması gerektiği anlaşılacaktır.

Yaz tatili boyunca hiç derslerin yüzüne bakmamak her yıla üç ay geriden başlamasına neden olur. Bu yüzden çocuk yaz tatilinde kısa sürelerle de olsa ders çalışmalıdır. Ister ilk, ister ortaokul ya da lisede olsun, hiçbir çoçuk için okul kapanınca kitabı kapatıp, okul açılıncaya kadar tek bir satır okumamak doğru bir tutum değildir. Yaz boyunca pek bir çalışma yapmadan başarılı olabilen çocukların, yaz döneminde azıcık bir çabayla çok daha büyük başarılar elde edebileceğini tahmin edebiliriz.

Özellikle okul zamanı dersleri orta karar veya kötü olan çocuklar için yaz tatilinde çalışma alışkanlığı kazanmak çok yararlı olabilir. Her çocuğun mutlaka geliştirmesi gereken zaafları ve eksik bilgileri vardır. İlk zamanlar çocuklarımızı zihinsel etkinliklere alıştırmak için ikna etmemiz gerekir, bu o kadar kolay olmamakla birlikte ebeveynlerin tutarlı davranışları çocukları ikna edebilir ve bir düzene alıştıktan sonra onlar da bu etkinliklerden zevk alırlar, özgüvenli ve istekli olurlar. Her zaman abartılmamış, küçük bir ödül sistemi de yararlı olabilir.

Kendimden bir örnek vereyim, ben her yıl bir matematik öğretmeni olarak öğrencilerimle yaz tatili öncesi bu konuyu uzun uzun tartışır ve konuşurum. Önerilerimi açıkca söylerim. Onları ikna etmek için, şöyle bir hesap yapmalarını isterim.

  • “Her gün kahvaltıdan sonra yarım saatinizi matematik çalışmak için ayırsanız, günün bütün geri kalanı daha birçok etkinlik yapmak için önünüzde, size bir zaman kaybı yaratmaz, mesela yarım saat içinde kaç soru çözebilirsiniz”diye sorarım.
  • “Ortalama yarım saatte 15 soru çözebiliriz, kimi soru bir dakika kimi soru üç dakika alır “ gibi yanıtlar alırım.
  • “Peki o zaman, 10 günde kaç soru çözülür?”
  • “150 soru çözülmüş olur öğretmenim ”
  • “Peki bir ayda kaç soru çözersiniz?”
  • “O zaman bir ayda üç tane on gün olduğuna göre 150×3 dersek, 450 soru çözülmüş olur”
  • “ Güzel de İki ayda kaç soru oluyor?”
  • “ Ooo bayağı çok, 900 soru oluyor öğretmenim, üç ayda ise 1350 soru çözülür” diyorlar, hesaplayarak. Yaptıkları hesaba kendileri de şaşırıyor. Ben memnuniyetle devam ediyorum:
  • “İşte matematiğin güzelliği, anladınız mı şimdi ! Siz bu hesaba göre sadece iki ay bile günde rahat rahat bir yarım saat çalışsanız en az bine yakın soru çözmüş olursunuz, okula döndüğünüzde artık öğrenmiş olduğunuz konularda çözemeyeceğiniz soru, eksik kalan bir taraf olmaz. Ayrıca çözme konusundaki matematiksel sezileriniz gelişmiş, düşünme hızınız artmış, özgüveniniz yerine oturmuştur. Siz siz olun bu dediklerimi unutmayın. Matematik her yerde var. Zamanınızı en iyi şekilde değerlendirin, çok kazançlı çıkarsınız. Gelecek sene geçmişte öğrendiklerinizi tekrar etmek için zamanınız olmayacak çünkü yeni şeyler öğreneceksiniz her dersten. “

İşte bu örnekte görüldüğü gibi, tatilde hiçbirşey yapmamış bir çocukla yazın çalışmış bir çocuk yanyana durduklarında bu farkı herkes hemen farkeder. Çalışan çocuk huzurlu, mutlu, özgüvenli ve istekle derslerine başlar, diğeri ise unutmuş olmanın verdiği özgüvensizlik, hafif bir suçluluk duygusu, isteksizlik ve huzursuzlukla yeni okul yılına başlar. Hesap ortada.

İş sadece matematik değil tabii ki, herkesin her tatilde kitap okuması konuştuğumuz dilin, hayal gücünün, yaşam kültürünün artması açısından da mutlaka faydalıdır. Hele hele lisan öğreniyorsanız, öğrendiğiniz lisanda seviyeye uygun kitapları okumak lisan öğrenme becerisini artırır.

Anne babayla işyerine gitmek durumunda olan çocuklara verilen küçük görevler, sorumluluklar ve çocuğun etrafını gözleyerek elde ettiği bilgiler son derece faydalıdır. Bu çocuklar izleme yoluyla önemli pozitif davranışları da öğrenirler. Bir çocuk için yetişkinlerin iş yerinde verilen küçük bir sorumluluğu yerine getirmesi de büyük haz veren bir olaydır, çocuk bunu hayatı boyunca unutmaz, sadece tüketerek değil üreterek ve severek de yaşanılabileceğini görür.

SPOR ETKİNLİKLERİ

Beyin etkinlikleri her zaman ders yapmak, test çözmek olarak düşünülmemelidir. Ev işlerinde sorumluluk almak, ailenin işlerine yardım etmek, balık tutmak, satranç, üç taş, dokuz taş gibi strateji oyunları oynamak, devamlı bir spora devam etmek, bir müzik aleti çalmak, müzik dinlemek de beyinsel aktivitelerdir. Sporculara bakalım, tatillerde antrenörlerin verdikleri programları uygulayanlar, tatil dönüşü neredeyse hiç form kaybına uğramazlar. Tatil boyunca beslenmesine, uykusuna dikkat etmeyip verilen egzersiz programını uygulamayan sporcular ise tekrardan form tutmak için aşırı çaba sarfetmek zorunda kalırlar, çoğu eski başarısını tekrarlayamaz ve hatta ciddi sakatlıklar yaşarlar.

Çocuğun bir spor etkinliği içinde disiplinli öğrenmeyi, becerilerini artırmayı küçük yaşlardan itibaren denemesi onun gelişimine müthiş katkılarda bulunacaktır. Belediyelerin kurslarında, yaz kamplarında, spor klüplerinde artık spor etkinlikleri oldukça zengindir. Tenis, badminton, basketbol, voleybol, hentbol, jimnastik, atletizm, yüzme, yelken, rüzgar sörfü gibi spor etkinliklerine, hatta müzikle ilgili kurslara ulaşmak zor değildir. Kimi bedava kimi paralı olan bu etkinlikleri araştırıp, çocuğunuzun sürekli bir eğitime başlamasını sağlamalısınız. Tatiller bu başlangıçlar için de bulunmaz kapıları açar.

Bütün önerilerimi okuyunca bunların uygulanmasının zor gibi görüneceğini biliyorum ama bir yerden başlamalı, iyi gelişmeler birbirini takip edecek, sizler de çocuğunuzun mutluluğuyla huzurlu olacaksınız. İşlenmemiş zekanın bir işe yaramadığını biliyoruz, işlenenin ise bir insan olma sürecinde nasıl insan zekasının üstün bir performansa ulaşabileceğini gösterdiğini de.

Zeka, “ kişinin farklı konularda elde ettiği bilgileri bir araya getirip o bilgilerden çıkarsamalar yapabilmesidir. Duygu ve düşüncelerini yaşına ve içinde bulunduğu şartlara oranla ifade edebilme düzeyi de kişinin zeka düzeyinin göstergelerindendir.” (1)

Zekanın basit ve net tanımlanmasının yukardaki gibi yapılabildiğini düşünürsek çocuğumuzun gelişim döneminde her anını doğru geçirmesini sağlamak onun zeka gelişimini de mutlaka doğru oranda etkileyecektir.

“Gelecek çocuğa bağlıdır. Topluma yararlı olmak isteyenler, çocuklarını sapmalardan korumalıdır. Çocuk insan doğasının ve insanlığın geleceğinin gizini taşıyan alabildiğince güçlü bir varlıktır. “ (2)

Kaynakça

  1. Ercan, Prof.Dr Eyüp Sabri ,Günümüzde Anne Baba Olmak, Doğan Kitap Yayınları, 2016
  2. Montessori, Maria, Çocuk Eğitimi, Özgür Yayın Dağıtım, 1992
  3. Gordon, Thomas, E.A.E Etkili Anababa Eğitimi, Aile İletişim Dili, Sistem Yayıncılık, 1996

 

Bunları da sevebilirsiniz