Geçen yüzyılın başında kendisini gösteren toprak satın almaları bugünkü İsrail’in mayası oldu denebilir. Hiç kuşkusuz Siyonizm ve ondan hiçbir koşulda desteğini esirgemeyen emperyal güçtür İsrail devletini var eden anlayış.
Vadedilmiş topraklar savı üzerinde yükselen İsrail’de çam ağacı bile bu metaforun silahına dönüştürülmüştür.
Zeytin ağacı Akdeniz’in kökleşmiş direncinin simgesidir.
Buna karşılık, Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail zeytinin yerine çamı yeğlemiştir.
Zeytin, bilindiği gibi yaşam süresi binyılları bulabilen, meyvesiyle sağlıklı yaşam sunan sonsuzluk ağacıdır.
Oysa, çam görece kısa sürede büyüse de meyvesiyle yararlı olmak gibi bir özellikten yoksundur.
Çam ormanları bölgeden çok Avrupa’ya benzemenin aracıdır.
Filistin’e özgü olansa Halep çamıdır. İsrail, Halep çamı yerine başka türleri yeğlemiştir.
Zeytin, barışın yanı sıra Filistin’in bölgedeki kökleşmişliğinin simgesi sayılmaktadır.
İşgalci, işgalini bölgenin ağacını dışlayarak ve kendi seçimi olan çam aracılığıyla kabul ettirmeyi amaçlamıştır.
Her ne kadar bu karşıtlaşmada ağaçlar karşı karşıya gelmiş görünseler de ağaçlar insanların kurbanı olmuştur.
Zeytin kadar olmasa bile çam da değerlidir.
İsrail’de hemen her şey gibi ağaçlar da silaha dönüşmüş gibidir.
Öyle ki, bu yapılanı etkili kılmak için çam ağacı dikme törenlerine Albert Einstein, Michael-Kirk Douglas, Elizabeth Taylor, Julio İglesias, Brooke Shields gibi dünyaca tanınmış ünlülerin katılması sağlanmıştır.
Bir bakıma, Filistin’in ortadan kaldırılması, Filistin halkının kökünün kurutulması süreci ağaç egemenliği üzerinden yazılmaktadır.
Bu, ağaçların silaha dönüşmesi olarak da görülebilir.
Olgunlaşması uzun zaman alsa da çok değerli meyvesi ve o meyveden elde edilen yağ bir yanda.
Hızlı büyüyen ama yaşamsal önemde meyve vermeyen çam diğer yanda.
Ortak noktaları mı?
İsrail-Filistin çatışmasında silah olarak kullanıldıklarının farkında olmayışları.
Emperyalizm, yeri geldiğinde bitki örtüsünü değiştirerek meydan okumayı deneyebiliyor. Filistin topraklarında zeytine karşı çam bu meydan okumanın kullanışlı aracı olmuş.
Emperyalizmin yaşamın her alanına egemen olacak bir karşıt olarak görmekte yarar var.
Hemen her an karşımıza çıkabilecek bir kötülük olarak…

