Eğitim Üzerine – Derin Öğrenme

Son yıllarda eğitim alanındaki en dikkat çekici gelişme, “dijitalleşme ne kadar fazlaysa, o kadar iyi eğitim olur” anlayışının sorgulanmaya başlamasıdır. Her geçen gün bu anlayışın gençlerin öğrenmesine negatif etkileri konuşulmaktadır. Eğitim araştırmaları, özellikle küçük yaşlarda aşırı ekran kullanımının dikkat, okuma-anlama ve kalıcı öğrenme üzerinde beklenen faydayı sağlamadığını göstemiştir.

Bunun yanında, “AI kullanımının öğrencinin düşünmesini güçlendiriyor mu, yoksa öğrencinin düşünmesi gereken işi onun yerine mi yapıyor?” sorusu da gündeme oturmaktadır.

Bu sorular artık yalnızca eğitimcilerin değil, ulusal eğitim politikalarının merkezine yerleşmeye, hükümetleri bu konularda kararlar almaya yönlenlendirmektedir. Dünyadaki ülkelerin çoğu eğitim politikalarını yeniden düzenlemeye ve değişiklikler yapmaya devam ediyorlar.

EĞİTİM STRATEJİLERİNDEKİ DEĞİŞİMİN BİLİMSEL GEREKÇELERİ

Eğitim bilimciler şu sorunlara dikkat çekiyorlar:

  • Sürekli ekran kullanımı dikkati parçalayabiliyor.
  • Yüzeysel bilgi tüketimi artabiliyor.
  • Derin anlama, okuma becerisi zayıflayabiliyor.
  • El yazısı ve not alma, bilgiyi zihinde daha kalıcı hale getirebiliyor.
  • Öğretmenle yüz yüze etkileşim, yalnız başına dijital öğrenmeden daha etkili olabiliyor.

Bu konularda eğitim politikalarında değişiklik yapan ülkelere şöyle bir göz atalım, hepsini yazmak istemedim, bir kısmı bile bir fikir vermeye yetiyor.

  • FİNLANDİYA

Finlandia özellikle dikkat çekici çünkü uzun süre dijital eğitim konusunda öncü ülkelerden biri olarak görülüyordu.

2024’te bazı okulların öğrencileri yeniden basılı kitaplara döndürmeye başladığı ve hükümetin okul saatlerinde kişisel cihazların kullanımını sınırlayacak düzenleme hazırladığı biliniyor.

2025’te Parlamento, ilkokul ve ortaokullarda mobil cihaz kullanımını ciddi biçimde kısıtlayan yasayı kabul etti. Ders sırasında cihazlar esas olarak öğretmenin izin verdiği eğitim amacıyla kullanılabiliyor.

2026’da Finlandinya Ulusal Eğitim Ajansı, 13 yaşından küçük çocuklara kişisel akıllı telefon önerilmemesi ve küçük yaşlarda ekran kullanımının sınırlandırılması yönünde ulusal tavsiyeleri yayımladı. (Opetushallitus)

Sonuç olarak Finlandiya Teknolojiyi bırakmak değil, dengelemek üzerinde duruyor. Finlandiya dijital eğitimi terk etmedi ancak bunun yerine :

  • Ekran kullanımının gerçekten öğrenmeye katkı sağladığı durumlarda kullanılmasını,
  • Öğretmenin rehberliğini,
  • El yazısını,
  • Kitap okumayı,
  • Medya okuryazarlığını birlikte yürütmeye devam ediyor.

Birçok okul ve belediye, ekran süresini azaltan uygulamalara yöneldi. Teknoloji tamamen kaldırılmıyor ancak derslerde kullanımının daha amaçlı ve sınırlı olması hedefleniyor. “Her çocuğun elinde sürekli cihaz” modelinden uzaklaşıyor.

  • ALMANYA

Almanya’da okullarda özel akıllı telefon kullanımına yönelik ciddi yasak ve kısıtlamalar hızla yayılıyor. 2025’te öğrencilerin %17’sinde okul alanında tamamen yasak, %77’sinde ise çeşitli kurallar vardı. (Bitkom e.v.) Görülüyor ki, 2025’te Almanya’daki okulların yüzde 94’ü özel akıllı telefon kullanımına ilişkin önleyici tedbirler almış. Böylelikle kontrollu bir dijitalleşmeye gidilmeye başlandı. Ancak Almanya’da henüz Finlandiya ve İsveç’teki gibi “dijital eğitimden basılı eğitime ulusal dönüş” yok gibi gözüküyor.

  • DANİMARKA

Danimarka’da çok belirgin bir “ekranı azalt” hareketi başladı. Bunun sonucunda 2024’te bu hareket okullara net öneriler verdi:

  • Cep telefonu olmayan okul,
  • Gereksiz web sitelerinin engellenmesi,
  • Kullanılmıyorsa tablet ve bilgisayarların kaldırılması,
  • Analog öğrenmeye daha fazla yer verilmesi
  • Ekranların yalnızca pedagojik olarak gerektiğinde kullanılması (Uvm.dk)

Bunun yanında 2024 eğitim reformundan 540 milyon danimarka kronu 2025-2034 döneminde fiziksel kitap alımana ayrıldı. 2026’da buna ek olarak 50 milyon kron daha verilerek yaklaşık 200 bin fiziksel kitabın okullara gönderilmesi kararlaştırıldı. (Uvm.dk)

Daha önemlisi, Eylül 2025’te geniş bir siyasi çoğunluk telefonsuz, mobil-free okullar konusunda anlaşmaya vardı, okullardan internet bağlantılı cihazları sınırlandırımaları ve öğretim açısından gerekli olmayan siteleri filtrelemeleri istendi. (Uvm.dk)

Danimarka’nın yaklaşımı yalnızca telefon yasağı değil, ekranın sınıftaki hakimiyetini kırmak ve tamamen azaltmak.

  • İSVEÇ

GUARDIAN dergisinin haberine göre, İsveç’te öğretim alanında önemli değişiklikler yapıldı. Dijital sınıf uygulamalarının beklenen akademik kazanımları sağlamadığı değerlendirilince, özellikle ilkokullarda basılı ders kitaplarına, sessiz okumaya ve el yazısına yeniden yatırım yapılmaya başlandı.

İsveç bu değişimin en çok konuşulan örneğidir. Hükümetin temel hedefleri şunlardır:

  • Basılı ders kitaplarını yeniden yaygınlaştırmak
  • Küçük yaşlarda tablet kullanımını azaltmak
  • Okuma alışkanlığını güçlendirmek,
  • Öğretmen merkezli öğretimi desteklemek.
  • Okullarda cep telefonlarını sınırlandırmak

Ayrıca okul kütüphanelerine ve basılı kitaplara önemli bütçeler ayrılmış, okul öncesinde dijital araç kullanımına yönelik zorunluluk kaldırılmıştır. (Regeringskansliet)

2024’te eğitim yasasında yapılan değişikliklerle öğrencilerin ders kitaplarına ve diğer öğrenme araçlarına erişimi ldaha açık biçimde güvence altına alındı. Burada önemli nokta, “öğrenme aracı” tanımının hem basılı hem dijital materyali kapsamasıdır. (skolverket.se)

Aynı zamanda hükümetin basılı ders kitaplarına yaptığı yatırım ciddi biçimde arttı. Unesco’nun 2026 Değerlendirmesi, İsveç’in ekran ağırlıklı eğitim modelini yeniden gözden geçirerek basılı kitaplara daha fazla kaynak aktardığını belirtiyor. (courier.unesco.org)

Bu arada önemli bir ayrıntı göze çarpıyor: İsveç dijitalleşmeyi tamamen tersine çevirmiş değil. Örneğin dijital ulusal sınavlar 2024’te başladı ve 2025’te yaygınlaştırılması planlandı. (skolverket.se)

Burada görülen “dijital eğitimden vazgeçme değil”, dijital eğitim ile geleneksel eğitim arasında dengeyi yeniden kurma anlayışıdır.

    • İTALYA

2024’te İtalya’da ilk kademede sınıf içinde cep telefonu kullanımı yasaklandı.

2025’te bu yasak ikinci kademeye de genişletildi ve eğitim amacıoıyla bile akıllı telefon kullanımını da kapsadı. (istruzioneer.gov.it)

  • HOLLANDA

En sınırlı ama en erken adımlardan birini Hollanda atmış bulunuyor. Hollanda’da dönüşüm daha çok cep telefonu ve kişisel cihazların sınıf içindeki dikkat dağıtıcı etkisine odaklandı.

1 Ocak 2024’ten itibaren ortaöğretimde cep telefonları, tabletler ve akıllı saatlerin sınıfta eğitim dışı kullanımı yasaklandı.

2024-2025 eğitim yılında uygulama ilkokullara da genişletildi. Eğitim amacıyla gerektiğinde istisna yapılabiliyor. (Rijksoverheid)

Hollanda Hükümetinin 2024’te yaptığı değerlendirmede öğretmen ve okul yöneticileri, telefonların kaldırılmasıyla öğrencilerin daha sosyal ve daha konstrantre olduklarını bildirdi.

Ama Hollanda’nın yaklaşımı Norveç ve Danimarka kadar ‘kitaba dönüş” şeklinde değil. Dijital eğitim altyapısına yatırım devam ediyor.

  • NORVEÇ

Eğitimde en kapsamlı dönüşlerden biri Norveç’te gerçekleşti. 2024’te okullara cep telefonu ve akıllı saatleri ciddi biçimde sınırlama yönünde ulusal tavsiye getirildi. İlkokullarda teneffüslerde bile sıkı sınırlama öneriliyor.

Norveç son dönemde eğitimde “dijitalleşmeyi tamamen bırakmak” değil, özellikle küçük yaşlarda ekran ve dijital araç kullanımını azaltıp dengelemek yönünde belirgin adımlar attı.

2024’te basılı ders kitapları için 300 milyon Norveç kronu ayrıldı.

2025’te hükümetin verilerine göre birinci sınıflarda kişisel tablet/bilgisayara sahip olma oranı bir yılda %81’den %72’ye düştü.

Özellikle 2026-2027 eğitim yılı itibariyle,

— 1- 4. Sınıflarda

Dijital cihaz kullanımı “özel dikkatle” yapılacak ve derslere hakim olmaması gerektiği müfredata açıkca işlendi. Her öğrencinin bireysel tablet/bilgisayara sahip olması artık gerekli görülmüyor.

Basılı kitap ve uzun metin okuma

Basılı kitap ve uzun okumayeniden önem kazanıyor. Hükümet, ekranların özellikle uzun ve bütünlüklü metin okumada sorun yaratabileceğini belirtiyor. (Regjeringen)

2026 Haziran’da hükümet, temel eğitimde okulların basılı ders kitaplarına erişimini kanunen güvence altına alma önerisi getirdi. (Regjeringen)

Üretken Yapay Zeka

Bu konuda çok daha temkinli bir yaklaşım var, 2026’dan itibaren 1-7 sınıflarda öğrencilerin üretken yapay zeka araçlarını genel olarak kullanmasına izin verilmemesi planlandı.

Bununla birlikte Norveç dijital eğitimi de reddetmiyor, ancak teknolojiyi öğrenmeye gerçekten katkı sağladığı yerde kullanmanın doğru olduğu görüşünde.

  • FRANSA

Okullarda cep telefonu yasağını erken uygulayan ülkelerden biri. Son dönemde akıllı telefon kullanımına ilişkin kuralların daha da sıkılaştırılması tartışılıyor.

Amaç:

  • Dikkatin dağılmasını azaltmak.
  • Sosyal etkileşimi artırmak.
  • Öğrencilerin derse odaklanmasını sağlamak. (Wikipedia)
    • İNGİLTERE

Çok sayıda okul ve bazı yerel yönetimler akıllı telefonları yasakladı. Öğretmenler bunun dikkat süresi ve sosyal etkileşim üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu bildiriyor. (The Times)

İngiltere telefon ve amaçsız ekran kullanımını belirgin biçimde sınırlandırırken, eğitim amaçlı AI ve dijital teknolojiyi aynı anda teşvik ediyor.

2024-2026 yılları arasında

  • Cep telefonları konusunda ciddi geri adım attı.

2024’te İngiltere Eğitim Bakanlığı okullara, öğrencilerin okul günü boyunca cep telefonu kullanmasını yasaklayan politikalar uygulamalarını önerdi. Buna teneffüs ve öğle araları da dahil edildi. (Gov.uk)

2026’da bu yaklaşım daha da güçlendirildi, güncel rehberlik, okul günü boyunca telefonların ve benzer bildirim/mesaj özelliklerine sahip akıllı cihazların kullanılmamasını esas alıyor. (gov.uk)

  • Ekran konusunda artık ulusal düzeyde daha temkinli.

Mart 2026’da hükümet 5 yaş altı çocuklar için ekran kullanımına ilişkin yeni rehberlik yayınladı. Haziran 2026’da ise 5-16 yaş grubu için İngiltere’nin ilk ulusal ekran kullanımı rehberliğini hazırlamaya başladı. (gov.uk)

İngiltere artık yalnız “internette güvenlik” değil, ekranın çocuğun gelişimi ve öğrenmesi üzerindeki etkisini de eğitim politikasının konusu yapıyor.

  • AI’dan geri çekilmiyor. Tam tersine AI’yı sınıfa sokuyor.

Haziran 2025’te hükümet, AI’ın öğretmenlere yardımcı olarak öğrencilerle yüz yüze geçirilen zamanı artırmasını hedeflediğini açıkladı.

Ancak 2026’da hükümetin kendi açıklaması çok önemli bir denge getiriyor: AI öğrenmede kullanılabilir, ama öğrencilerin yazılı anlatım ve eleştirel düşünme gibi temel becerilerinin gelişmesini engellememeli.

Dolayısıyla, İngiltere’nin modeli, telefonu amaçsız internet kullanımını ve ekranı azaltıyor, temel beceriler güçlendiriliyor, AI teşvik ediliyor, öğretmen ise eğitimde merkezde tutuluyor.

Bu durumda, İngiltere’nin eğiliminin dijital eğitimden geri dönüş değil, dijital eğitim ile ekran bağımlılığı arasına çizgi çekme şeklinde olduğu görülüyor.

Bir de yelpazeyi Avrupa dışına çıkararak daha da genişletirsek, bakalım başka ülkeler neler yapıyor.

    • AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

ABD’de bazı eyaletler ve büyük okul bölgeleri, özellikle küçük yaş gruplarının ekran süresini azaltıyor ve çevrim içi öğrenmeye süre sınırları getiriyor.

Son yıllardaki ortak eğilimi şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Daha az ekran süresi
  • Daha fazla basılı kitap ve el yazısı
  • Cep telefonlarının okullarda sınırlandırılması veya yasaklanması
  • Teknolojinin yalnızca öğrenmeye belirgin katkı sağladığında kullanılması
  • Derin okuma, dikkat ve eleştirel düşünmeye daha fazla zaman ayrılması.
  • AVUSTRALYA

Birçok eyalet okullarda cep telefonlarını okullarda yasakladı. Bazı eyaletlerde ayrıca sınıf içi ekran süresine de sınırlar getiriliyor.

Özellikle Victoria eyaletinde yeni uygulamalar dikkati çekiyor:

  • İlkokulun ilk yıllarında dijital cihaz kullanımı en aza indiriliyor.
  • Daha büyük sınıflarda günlük ekran süresi sınırlandırılıyor.
  • Dijital araçlar ancak geleneksel yöntemlerden belirgin bir biçimde daha faydalıysa kullanılabiliyor,
  • Pasif video izleme yerine düşünmeyi gerektiren etkinlikler teşvik ediliyor. (Herald Sun )
    • TÜRKİYE

Ve nihayet Türkiye’mizde ne gelişmeler merak ediyorsunuzdur, bu konuyu gelecek ayki yazımda ele alacağım.

Bütün bunlara karşılık UNESCO dijital öğrenmenin tamamen bırakılmasını önermiyor. Kuruluşun yaklaşımı, teknolojinin pedagojik amaçlarla, öğrencinin dikkatini ve gelişimini destekleyecek şekilde kullanılmasını, bunun yanında kitap, öğretmen rehberliği, tartışma ve uygulamalı öğrenmenin güçlendirilmesini savunuyor. (Unesco)

 

GELECEĞİN EĞİTİM MODELİ İÇİN ÖNERİLER

Birçok öğrenci çok fazla bilgiyle karşılaşıyor, ancak bilgiyi gerçekten anlayıp kullanabilecek kadar derinlemesine öğrenemiyor, derin öğrenmenin gerçekleşmesi için öğretim sürecinin buna göre tasarlanması gerekiyor.

Aşağıdaki uygulamalar etkili olabilir:

  1. Az konu, daha fazla derinlik

Birçok konuyu yüzeysel işlemek yerine, daha az kavramı neden-sonuç ilişkisiyle incelemek.

  1. Soru sormayı teşvik etmek

Öğrencilerin sadece doğru cevap nedir diye düşünmesi daha geniş bir yelpazede “Neden?” , “Nasıl?”, “Başka türlü de olabilir mi?” gibi sorular üzerinden düşünme ve merakını geliştirmek için değişik soru tiplerine öğrencileri yönlendirmek

  1. Ön bilgileri harekete geçirmek

Yeni bilgiler öğrencinin zaten bildikleriyle ilişkilendirildiğinde daha kalıcı olur.

  1. Gerçek yaşamla bağlantı kurmak

Soyut bilgilerin günlük yaşam, doğa, teknoloji veya toplumsal olaylarla ilişkilendirilmesi anlamlı öğrenmeyi artırır.

  1. Üretmeye fırsat vermek

Öğrenciler öğrendiklerini anlatarak, yazarak, model yaparak veya bir başkasına öğreterek bilgiyi içselleştirir. Öğrencinin aktif olması esas olmalıdır.

  1. Hata yapmayı öğrenmenin bir parçası olarak görmek

Hatalar yalnızca düzeltilmesi gereken yanlışlar değil, düşünme sürecini geliştiren fırsatlardır.

  1. Yansıtma

Ders sonunda “Ben neyi öğrendim? “, “En çok neyi merak ettim?”, “Hangi konularda fikrim değişti?” gibi kısa değerlendirmeler yapmak öğrenmeyi derinleştirir.

  1. Tekrar yerine hatırlama çalışmaları

Notları tekrar okumak yerine öğrencinin kitaba bakmadan bilgliyi hatırlamaya çalışması (geri çağırma), bir başkasına anlatması oldukça etkilidir.

  1. Disiplinlerarası bağlantılar kurmak

Örneğin matematiği sanatla, matematiği tarihle, matematiği fizikle, tarihi coğrafyayla, fen bilimlerini günlük yaşamla ilişkilendirmek bilgiyi daha anlamlı hale getirir.

  1. Yeterli zaman tanımak

Derin öğrenme hızlı gerçekleşmez. Düşünmek, tartışmak, denemek ve geri bildirim almak için zamana ihtiyaç vardır.

Araştırmalar derin öğrenmenin, eleştirel düşünme, problem çözme, merak, aktif katılım ve düzenli geri bildirimle desteklenen sınıf ortamlarında daha güçlü geliştiğini göstermektedir.

Öğretmene yol gösterebilecek temel soru şudur :

“Öğrenciler bu konuyu sınavdan sonra da hatırlayıp yeni durumlarda kullanabilecek mi, yoksa sadece sınav için mi öğreniyor?”

Bu soruya yanıt öğretimin gerçekten derin öğrenmeye hizmet edip etmediğini değerlendirmek için özellikle ülkemizde güçlü bir ölçüt olabilir.

Öğrencilerin derin öğrenmeye geçememeleri bütün aileleri ve ülkeleri düşündürmektedir.

Son birkaç yılda yukarda gördüğünüz gibi birçok ülke eğitim politikalarını yeniden gözden geçirmeye başladı. Ancak burada önemli bir ayrım var;

Ülkeler dijital öğrenmeyi tamamen terketmiyor, ekran kullanımını azaltıp yüzyüze öğretim, basılı kitaplar ve el yazısını yeniden ön plana çıkarıyorlar.

Amaç, teknolojiyi tamamen bırakmak değil, onu daha bilinçli ve sınırlı kullanmaktır.

Derin öğrenme ile bağlantısını düşünürsek, bu değişimlerin ortak mesajı şudur;

  • Bilgiye hızla ulaşmak, onu derinlemesine öğrenmek anlamına gelmez.
  • Derin öğrenme, öğrencinin okuması, düşünmesi, tartışması, yazması, hata yapması ve bilgiyi farklı durumlarda kullanabilmesiyle gerçekleşir.
  • Dijital araçlar bu süreci destekleyebilir, ancak tek başına ekran karşısında geçirilen süre bunu hiçbir zaman garanti etmez.

SON

 

Bunları da sevebilirsiniz