Eğitim Üzerine – Dijital Sömürüden Kurtulalım

Son yıllarda okullarda ve toplumumuzda giderek artan şiddet olayları, gençlerin sanal çeteleşmeleri hepimizi üzmekten öte bizleri gelecekle ilgili ciddi kaygılara yöneltmektedir.

Şöyle bir son zamanlarda çocukların ve gençlerin önümüze çıkan şiddet ve saldırı haberlerine bakalım, bu olayların ardı ardına seyri çok düşündürücü.

7 Mayıs 2024, İstanbul. Okul Müdürü İbrahim Oktugan eski öğrencisi tarafından öldürüldü.

Ekim 2024, Karaman. Bir öğrenci okul spor salonunda arkadaşını öldürdü.

Kasım 2024, İzmir. Okul bahçesinde bıçaklı kavga, 5 kişi yaralandı.

Kasım 2024, Bolu. Okulda bıçaklı saldırı, yaralılar vardı.

Haziran 2025, Konya. Silahlı saldırıda rehber öğretmen öldürüldü.

Şubat 2025, Konya. Bir öğrencinin üniversitedeki silahlı saldırısında 1 kişi öldü.

Şubat 2025, Konya. Bir öğrencinin yakını okula gelip ateş açtı, bir öğretmen yaralandı.

Aralık 2025, Mersin. 12 yaşındaki öğrenci okul müdürünü tüfekle ağır yaraladı.

Ağustos 2025, İstanbul. Boğaziçi Üniversitesi’nde silahlı saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti.

Mart 2026, İstanbul. Bir öğrencinin silahlı saldırısında bir öğretmen öldürüldü.

14 Nisan 2026 Şanlıurfa. Bir öğrenci pompalı tüfekle Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Siverek Ahmet Koyuncu Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi’ne silahlı saldırı düzenledi. Bu saldırıda 4’ü öğretmen olmak üzere 16 kişi yaralandı. Saldırganın okulun eski öğrencisi olduğu ve rastgele ateş açtığı belirtildi. (Anadolu Ajansı) Olay sonrası MEB soruşturma başlattı ve okullarda kısa süreli eğitime ara verildi.

15 Nisan 2026, Kahramanmaraş. Bir lise öğrencisi silahla okula gelerek 9 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi yaraladı. Saldırgan yaşamına son verdi. 4 mülkiye başmüfettişi, 4 polis başmüfettişi görevlendirildi.

(Halk TV 16 Nisan 2026, 15.23)

Görünen odur ki, çocuklarımız ve gençlerimiz ABD emperyalizminin dijital etkilerinden kendilerini kurtaramıyorlar. Yerel dizilerimiz sanki başka bir ülkenin dizileri, herkes silahlı, herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor, mafyadan başka birşey yok sanki, güzel bir kültüre sahip olan ülkemiz insanları maalesef hergün bu dizileri seyrediyorlar, silah, çatışma, aile içi yalan ve aldatmalar, kıskançlıklar normalleştiriliyor, gençlere kötü modeller sunuluyor. Okullarda çocuklar aynı Amerikan filmlerindeki gibi birbirlerinden neftret etmeyi öğrenmişler, öğretmenlerini saymamaya ve sevmemeye çalışıyorlar, hep hoşnutsuzluktan besleniyorlar. Anne babalar şaşkın, toplum şaşkın… Yetişkinler kendi yetiştikleri zamanları özler oldular.

Peki çocuklar bu kadar çabuk nasıl dışardan gelen kültürleri nasıl benimsiyor ve öğreniyorlar?

Merak, reklamlar, seyrettikleri video ve filmlerdeki sahte kahramanlar, ellerindeki Telefonlar, TV’deki sevimsiz Türk dizileri, Netflix’teki bencilliği, nefreti, şımarıklığı öğreten Batı Dünyasının yoz filmleri, moda, internetteki çevrimiçi oyunları…

Bir de bunların üstüne okullardaki yoğun dersler, ödevler, sınavlar, yapamama korkusu, derslerin etkinliklerle zenginleştirilmemesi, devlet okullarıyla özel okulların aralarındaki farklar, ekran üzerinden yapılan akran zorbalıkları, eğitim eşitsizlikleri, 1000 kişiye bir rehber öğretmen düşen okullarda rehberlik sisteminin işlevsiz olması, ailedeki anne babaların çalışmalarından dolayı çocuklarına az zaman harcamaları, gençlerin birçoğunun başıboş kalması, annebabaların yeni düzende çocuklarına nasıl davranacaklarını bilmemeleri, sorunları çözmek yerine üstünü örtmeye çalışmaları, fazla hoşgörü, ya da fazla baskı, okuldaki idare ve öğretmenlerle işbirliği yapmamaları… Saymakla bitmez.

Giderek orta sınıfın azaldığı günlerdeyiz, ekonomik sıkıntılar savaşla daha da arttı. Maddi sıkıntılar toplumsal şiddet ve saldırganlıkların daha da artmasına neden olmakta.Para için çevrimici kumar oynayan gençlerden, çocuklardan tutun da, kanunsuz işlere, sahtekarlıklara alet olanlar çoğalmakta.

Ülkemizde son olaylardan görüyoruz ki, çocukların ve gençlerin silaha ulaşması hiç de zor değil, evlerinde ruhsatlı silahları olan aileler bile bu silahları denetim altında tutmuyor veya kasalarda saklamayı çocuklarını korumak için düşünemiyorlar. Evlerinde silah olmayanlarıh da bir şekilde bunları çetelerden, ya da başka yollardan elde ettikleri görülüyor.

Kötülüklerden çocuklarımızı nasıl uzaklaştırabiliriz”, derken bazı önlemler alınmaya başlandı bile.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşananlardan sonra BTK düğmeye bastı ve hazırlanan düzenlemeyle beraber 18 yaş altındakilere “ÇOCUK HATTI” geliyor. Ayrıca 15 yaş altı çocuklara sosyal medya kısıtlaması için hazırlanan yasanın ilerleyen günlerde yayınlanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor. Anne babalara da çocuklarına denetim konusunda zorunlu sorumluluklar yolda.

Bu tür alınan önlemlerin ülkemizin ABD dijital emperyalizminin etkilerinden kurtulmasına tam çözüm olmasını bekleyebilir miyiz?

Çocuklarımızın ve gençlerimizin durumu büyük bir problemin sadece küçük bir parçası.

Bugün ABD yeni teknolojiyi kullanarak her istediğini yapıyor, Venezuela Başkanını evinden alıp kaçırıyor, İran lideri Hamaney’i oturduğu yerden vuruyor, gökyüzüne yüksek frekanslı ses dalgaları göndererek atmosferden tepkiler alıp, bu teknolojiyle iklim olaylarını yönlendirebiliyor, kuraklığa ya da sele sebep olabiliyor. Ellerimizdeki telefonlardan hepimizin özel hayatlarını izleyebiliyor, bilgilerimizi alıp satıp para kazabiliyor, çevrimiçi oyunlarla, vahşi senaryolarla çocuklarımızı zehirliyor, politik durumlara göre internette yalan haberleri dolaştırıyor, işlerine gelen algıları yaratıyor, hükümetlerin bile devrilmelerine neden olabiliyor. Sattığı silahlarla, akıllı cihazlarla o ülkenin güvenlik bilgilerini elinde tutuyor, satılan akıllı cihazlarla insanları düşünemez hale getiriyor, aptallaştırıyor ve daha neler.

Burada oturup teknoloji düşmanlığı yapacak değilim. Şunu biliyoruz ki, teknoloji kimin elindeyse o güçlüdür çünkü teknoloji hem iyi amaçlarla kullanılabilir (hastaları tedavi eder, üretimi artırır, trafiği düzenler, hayatı kolaylaştırır gibi sayısız iyilikleri vardır), hem de kötü amaçlarla da kullanılabilir, insanları öldürür, savaşları çoğaltır, zorbalığı, kanunsuzluğu, adaletsizliği cesaretlendirir, manipulasyonlar yapar.

Bizim ülkemizin mutlaka kendi dijital sistemi olmalıdır.

Kendi iç güvenliğimizi garanti altına almamız ancak bu şekilde imkanlı hale gelebilir. Başka bir ülkenin dijital sistemlerini kullanmanın o ülkeye hiçbir fayda getirmeyeceği açık. Dijital sistemlerde bağımlılığın, her ülkenin elini kolunu bağladığını her gün televizyonlardan, haberlerden izliyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti kendi dijital egemenliğini elde etti, teknolojisini her gün biraz daha mükemmel hale getiriyor, bu şekilde kendi güvenliğini korumada başarıyla ilerliyor. İşte bu! Daha dün açlıkla boğuşan bir ülkeyken, bugün her alanda dev adımlarla ilerleyen bir ülke oldu.

Biz de Atamızın mucizevi bir güçle gerçekleştirdiği bağımsızlığımızı ve devrimlerimizi koruyabilmek için çok ciddi bir şekilde kendi dijital ve teknolojik bağımsızlığımızı kurmalıyız.

Milletçe bilime önem vermeli, değerli bilim insanlarımızı elden kaçırmamalı, eğitim sistemimizi mükemmel hale getirmeye çalışmalı, çocuklarımızı kendi geleceklerini yönetecek duruma getirmeliyiz.

Bunları da sevebilirsiniz