“Küçük bir grup düşünceli, kararlı vatandaşın dünyayı değiştirebileceğinden asla şüphe duymayın. Gerçekten de dünyayı değiştiren tek şey budur.”
Margaret Mead
Epstein dosyalarını duymayan, bilmeyen kalmamış olsa gerek. Yazının başlığı okuduğum “Hiç kimsenin Kızı” kitabına ironi olsun diye kondu.
Skandalın boyutlarının İngiltere kraliyet ailesine uzanması ve bu kapsamda oradan gelen haberler çarpıcıdır.
Epstein dosyalarında çok sayıda çocuğun alınan, satılan mala dönüştürülmesi öncelikle dikkat çeken nokta.
O çocuklardan birisi tüm özgüvenini toplayarak yıllar sonra da olsa meydan okumayı başarmış.
O meydan okuma kitaba dönüştüğü gibi dilimize de kazandırıldı.
Kırmızı Kedi’nin kitabı dilimize kazandırma kararı ve çevirmen olarak bu konuda Türkiye’deki en yetkin kişi olan Hasan Erel’i seçmesi övgüye değer.
Hem tasarım hem de çeviri bakımından akıcı bir okunurluk söz konusu.
Okumayı soruna dönüştürense içeriği.
Kitabı okumaya başlar başlamaz, utançla sarmalanıyorsunuz.
Tüm bu kötülükleri yapanlarla aynı toprağa mı basıyorum, aynı havayı mı soluyorum, aynı sudan mı içiyorum sorusunun ürperticiliği bir an olsun peşinizi bırakmıyor.
Kitaba konu kötülük ötesi eylemleri yalnızca bir kişi önderliğinde gerçekleştirilen pedofil sapkınlık olarak algılamakla yetinmek yanıltıcı olur. Hiç kuşkusuz olayın omurgasıdır cinsel sapkınlık eylemleri.
Parasal güce eklenen baskın kişiliklerin sağladığı dokunulmazlık Epstein ve çevresindekilerin önde gelen zırhına ve özgüven kaynağına dönüşmüş.
Öyle ki, Florida’da Epstein’ın kovuşturulmaması kararına varan savcı, Trump tarafından 2017’de ulaştırma bakanı yapılmış. Bakanın, olay patladıktan sonra görevinden ayrılmasının altı da önemle çizilmeli.
Savlananlara bakılırsa olayın uluslararası ilişkilere yansıması da bir o kadar önemlidir. Sapkın eylemlerin öznesi yapılmış politikacıların kullanışlı aygıtlara dönüştürülmüş olmaları hiç de düşük olasılık gibi görünmemektedir.
Cinsel saldırı ve kölelik kurbanı Virginia Roberts Giuffre meydan okuyarak Atlas’ın dünyayı sırtlamasına eşdeğer bir eylemin altına imza atmış.
Çektiği onca acıyı yaşamına sabitlemesi pahasına meydan okumuş Epstein ve eşlikçilerine.
Adı “Hiç Kimsenin Kızına” çıksa da sayıları milyonları aşmış olduğu kuşkusuz olan cinsel saldırı kurbanı çocuklar adına da direnen Giuffre artık hepimizin kızı olmuştur.
Kitabı okumaya başladığım anda içine düştüğüm utanç sarmalından söz etmiştim. Giuffre’nin ve başka nicelerinin başına gelenler sırasında “bizler de oradaydık” demekten alamıyor insan kendisini.
Bir süre sonra utanca suçluluğun eşlik etmeye başladığını kabullenmem gerek.
Bunca kötülük sahne alırken bizler neredeydik?
Ya da neyi eksik bıraktık da kötüler sınır tanımadı?
Zihinde beliriveren ilk birkaç soru oldu.
Tekil görünen Giuffre’nin kitabına konu olanlar oldukça çoktur ve çok sayıda insanın başına gelmiştir. Eksik olan bu ve benzeri yaşanmışlıkları dışa vurma ve başkalarıyla paylaşma istencindeki eksikliktir.
Tüm bu kötülüklere son vermek olası mıdır?
Kuşkusuz evet!
Her şeyden önce Giuffre’nin önümüze koyduğu olgu tekil değildir. Bir öbek insanın çılgın(!) eylemleriyle de tanımlanamaz.
Emperyal dünyanın oluşturduğu toplumsal ve ekonomik ilişkilerin bu ve benzeri olguları ürettiği gerçeği göz ardı edilmemeli.
Yoz toplumsal ilişkilerin kaynağını yoz ekonomik ilişkilerde aramak hatalı olmayacaktır.
Bu gibi olaylar yaşanmasın, insanlar sahipsiz kalmasın isteğindeysek dünyayı adaletli ve hakça yaşanan bir ortama dönüştürmekle yükümlüyüz.
Vahşi kapitalizm ve onun saldırgan yüzü emperyalizmi hedefe koyarak yol almak zorundayız.
Bunu yapamadığımız sürece başka “hiç kimsenin kızı” trajedilerine hazır olmak durumundayız.
Bu arada, Virginia Roberts Giuffre bu meydan okuması nedeniyle sayısız övgü almıştır. Ne yazık ki, son 1 yıl boyunca yapılan övgülerden haberi olmayacaktır. Kayıtlara canına kıyma olarak geçen bir olay sonrasında (25 Nisan 2025) eşi Robbie ve 3 çocuğunu geride bırakarak aramızdan ayrılmıştır.
Avukatı Dini von Mueffling’in açıklamasıyla bitirelim.
“Son derece sevgi dolu, bilge ve komik olan Giuffre, diğer hayatta kalanlar ve mağdurlar için bir yol göstericiydi.”
“Çocuklarına ve birçok hayvana hayrandı. Her zaman kendisinden çok benimle ilgilenirdi. Onu kelimelerin ötesinde özleyeceğim. Onu temsil etmek hayatımın ayrıcalığıydı.”
Anısına saygıyla…

