TÜRK DEVLETLERİNDE İKTİSADİ YAPI: KARAHANLILAR ÖRNEĞİ
Özet
IX. yüzyılın ortalarından XIII. Yüzyıl başlarına kadar (840 -1212) Batı Türk illerinde egemen olan Müslüman Türkler tarafından kurulan ilk devlet olarak bilinen Karahanlılar, Türk milli kültürü ile İslam ilkelerini kaynaştırarak yeni bir sentez meydana getiren bir devlet olarak genel Türk tarihi içinde ayrı bir önem taşımaktadır. Karluk, Yağma ve Çiğil boylarının ortaya çıkardığı bu İslam Türk kültürüne verilen isim yani Karahanlılar deyimi yapma bir addır. Bu devlete Karahanlılar deyiminden başka İlig (İlek)hanlar, Hakaniye (Haniye) Efrasyaboğulları gibi adlar da verilmiştir. Çinliler ise bu devlete Hoeihe ya da Hoehu yani Türkistan Uygurları adını vermişlerdir. Türkler ’in İslamiyet’i kabul ettikten sonra Orta Asya’da kurdukları ilk büyük Müslüman Türk devletlerinden biri olan Karahanlılar iktisadi tarih açısından da çok önemli bir yere sahiptir. Tarımsal faaliyetler özellikle Fergana Havzası ile Maveraünnehir Havzalarında yoğunlaşmış, vakıf müesseseleri sayesinde de ekonomik süreklilik desteklenmiştir. Ayrıca ticaretin gelişmesi yolların güvenliğini de zorunlu hale getirmiştir. Özellikle Karahanlılar döneminde bu konuya çok önem verilmiştir. Her konakta kervanların barınacağı ve yolcuların dinleneceği askerlerce savunulan hanlar yapılmıştır. Sonuç itibariyle Karahanlılar döneminde Türk İslam İktisadi yapısı temel bir geçiş evresi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Giriş
Tarihsel sürece baktığımızda Türkler ‘in yaşadıkları topraklarda pek çok devlet kurduğunu görürüz. Türkler İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan ilk Türk Devleti Karahanlılar’dır. Karahanlılar sadece siyasi ve kültürel olarak değil, aynı zamanda iktisadi yapıları açısından da önemli özellikler taşımaktadır. Karahanlılar devri, Orta Asya Türk tarihinin Göktürkler, Selçuklular, İlhanlılar ve Temürlüler gibi en parlak devirlerinden biridir. Devletin sahası, Hazar ve Aral denizlerinden başlayarak Çin sınırlarına kadar uzanır ve her iki Türkistan’ı da içine alırdı (Togan, 1985). Karahanlı Türkleri Maveraünnehir ve Fergana gibi zengin ve bereketli bölgeler üzerinde yaşıyorlardı. Özellikle Maveraünnehir bölgesi çok sulak ve bereketli topraklara sahip idi. Bu nedenle bu topraklardan yüksek bir verim alınırdı. Öyle ki Maveraünnehir bölgesinde yaşayan halk dışarıdan ve çevre illerden gelecek malları ihtiyaç duymadan bolluk içinde yaşıyordu. Doğu Karahanlılarda Tamgaç Han İbrahim memleketinde tam bir düzen ve emniyetin oluşması için büyük çaba harcadı. Ticaret mallarına ve halkın elindeki servete karşı yapılan saldırıların üzerine şiddetle gitti. Eşkıyalara çok ağır cezalar vererek ülkesinde huzur ve emniyet ortamını sağladı. Tamgaç Han İbrahim fiyatlar üzerindeki narha da Özen göstermiştir. (Şeşen, 1985:207-208). Karahanlılar’ın ekonomik faaliyetlerine baktığımızda büyük oranda tarım, ticaret ve hayvancılıkla uğraştıklarını görüyoruz. Göçebe yaşamın ağırlıklı olarak hayvancılığa dayanan ekonomik yapısına bu dönemde yerleşik yaşamın tarımsal faaliyetlere dayalı ekonomik yapılanması eklenmiştir. Dolayısıyla tarımsal faaliyetler ile hayvancılık faaliyetleri iç içe geçmiştir. Tarımsal üretim ve verimlilik Maveraünnehir bölgesindeki sulama kanalları yoluyla oldukça artmıştır. Bölgede başlıca tarımsal ürünler sayılan arpa, buğday ve pamuk yetiştiriciliği görülmüş, şehirlerin ekonomik yapıları bu üretimlerle güçlendirilmiştir. Önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Semerkant, Buhara, Kaşgar ve Balasagun gibi şehirler para ekonomisinin güçlenmesine katkı sağlamıştır. Ekonomik yapının kurumsallaşmasında İslam hukukuna dayanan vergi sistemi de önemlidir. Öşür, haraç gibi vergilerle zekât devlet gelirlerinin temelini oluşturmuş, sosyal dengeyi de sağlamıştır.
1. Karahanlı Devleti’nin Ortaya Çıkışı
Türklerin köklü bozkır geleneklerinden yerleşik ve kurumsal bir yapıya evrildiği o kritik dönemeçte sahnede Karahanlı Devleti yer alır. Tarih sahnesinde 840-1211 yılları arasında yer alan Karahanlılar, Doğu Türkistan’dan Maveraünnehir’e kadar uzanan bölgeye hükmeden bir Türk devletidir (Hacıeminoğlu, 2001). Kimlik değişiminin yaşandığı dönemde sadece bir inanç değişimi yaşanmamıştır. Aynı zamanda Türk-İslam sentezinin temellerinin atıldığı, iktisadi ve sosyal hayatın yeniden şekillendiği köklü bir dönüşüm evresi olmuştur. Bozkırın dinamizmi ile İslam dünyasının yerleşik ticaret kültürünü harmanlayan Karahanlılar, Maveraünnehir’den Doğu Türkistan’a uzanan hat üzerinde kendine has bir sosyo-ekonomik model inşa etmiştir. Devlet, hakimiyet kurduğu topraklar neticesinde oldukça zengin bir kültürel birikime sahip olmuştur. Karahanlı Devleti’nin batı bölgelerinde İran ve İslam tesiri görülürken, doğu bölgelerinde eski Uygur ve Çin’in medeniyet birikimi varlığını sürdürdü (Merçil, 1993). Fakat sadece dini bir değişimle sınırlı kalmadı. Türk kültürü ve dili bu süreçte asıl büyük sıçramasını yaptı. Türkçenin edebi bir dil olarak güçlenmesiyle beraber tarihimizdeki ilk Türk-İslam eserleri de bu dönemde verilmeye başlandı.
2. Türk-İslam Kimliği, Kültür ve İktisat İlişkisi
Doğu Karahanlılar döneminde Kaşgar şehrinin edebiyat ve tasavvuf alanlarında öne çıkması yalnızca kültürel tercihlerin sonucu olarak değerlendirilemez. Şehrin ticaret yollarına yakın konumu sayesinde elde ettiği iktisadi canlılık, ilmi ve fikri faaliyetlerin gelişmesine uygun bir zemin hazırlamıştır. Devlet erkanının ilim ve sanat çevrelerine yönelik destekleyici tutumu ekonomik imkanlarla birleştiğinde Kaşgar’da süreklilik arz eden bir kültür ortamının oluşmasına katkıda bulunmuştur (Özgeriş, 2013). Kutadgu Bilig ve Divânü Lügati’t-Türk gibi ilk Türk-İslam eserleri Kaşgar’da kaleme alınmıştır. Eserler, Kaşgar’ın yalnızca siyasi bir merkez olmadığını, Türk-İslam düşüncesinin şekillendiği önemli bir ilim ve edebiyat havzası haline geldiğini göstermektedir (Barthol, 1984). Saray çevresinde şekillenen edebi faaliyetlerin maddi kaygılardan uzak bir ortamda sürdürülmesi, tasavvufî düşüncenin şehir hayatı içerisinde yayılmasını kolaylaştıran unsurlar arasında yer almıştır.
3. İslamiyet Öncesi Türk Ekonomi Geleneği
Türklerin İslamiyet ile tanışması sanıldığı gibi tek bir olaya veya belirli bir tarihe sığdırılabilecek kısa bir süreç değildir. Aksine, Uygurlar döneminde başlayan etkileşimlerin bir devamı olarak yüzyıllara yayılan bir yolculuktur (Salman, 2002). IX. ve X. yüzyıllarda doğu ve batı ekseninde yaşanan siyasi ve sosyal hareketlilikler Türk boylarının İslamiyet’i kitleler halinde benimsemesiyle sonuçlanmıştır. Karahanlılar, 840 yılında Orhun bölgesinden batıya kayan Uygur boylarının kurduğu bir siyasi yapıdır (Yasin, 2016). Uygurlar, özellikle Turfan ve Kuça gibi merkezlerde yoğunlaşarak yerleşik yaşam tarzını benimseyen ilk Türk unsurları olarak tarihe geçmişlerdir (Küçük, 2023). Çin kaynaklarının aktardığı bilgilere göre Uygurlar henüz Orhun bölgesinde bulundukları dönemde tarımsal üretime dair önemli bir birikime sahipti. Karpuz yetiştiriciliğinin erken tarihlerde bilindiği ve Turfan Ovası’nın özellikle üzüm bağlarıyla öne çıktığı anlaşılmaktadır (Demirci ve Özçelik, 1986). Ayrıca bezelye, bakla ve kişniş gibi ürünlerin yaygın biçimde ekilmesi, Uygur tarımının yalnızca temel ihtiyaçları sağlamaktan ziyade ürün çeşitliliğine de dayandığı görülmektedir. Uygurların dönüşümü temelde iktisadi ve siyasi gerekliliklerin bir dayatmasıyken; Maniheizm inancı, radikal değişimi kültürel ve dini açıdan meşrulaştırarak süreci ivmelendiren bir katalizör vazifesi görmüştür. Özellikle X. ve XI. yüzyıllar mercek altına alındığında Karahanlıların diğer Türk devletlerinden sıyrılarak Türklük ve İslam’ı sentezleyen özgün bir kimlik inşasında nasıl öncü bir rol üstlendiği açıkça görülür. Karahanlılar öncesindeki Türk Devletlerinde ekonomik hayatın kalbi doğal olarak göçebe hayvancılık ve ganimet kültürüyle atıyordu. Erken Türk toplumlarında ekonomik hayatın örgütlenişi sosyal yapının keskin sınıflar etrafında şekillenmesine elverişli bir görünüm sergilememektedir. Bozkır şartları altında sürdürülen yaşam üretim faaliyetlerini büyük ölçüde hayvancılık ve askeri hareketlilikle ilişkilendirmiştir. Toprağa dayalı üretimin sınırlı kalması, feodal yapılarda görülen kalıcı toprak bağlarının ve buna bağlı ayrıcalıkların ortaya çıkmasını zorlaştırmıştır. Geçim düzeninin hareketliliğe dayanması toplum içinde belirli zümrelerin uzun süreli bir üstünlük kurmasını engelleyen unsurlar arasında yer almıştır. Askeri faaliyetler dar bir grubun tekelinde gelişen bir meslek alanına dönüşmemiş, toplumsal hayatın genel bir unsuru olarak varlığını sürdürmüştür. İktisadi ilişkilerin siyasal otorite ve askeri yapı ile iç içe gelişmesi erken Türk toplumlarında daha esnek ve değişken bir sosyal düzenin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır (Kafesoğlu, 1980). Ancak Karahanlılar ile ekonomik hayat değişmiş ve yerleşik yaşamın getirdiği tarımsal zenginlik ve şehir merkezli ticaret, ekonominin yeni taşıyıcı unsurları olmuştur. Türklerin yerleşik hayata geçtiği yeni kimlik kazanma süreci, ekonomik genetikte büyük değişimin başlangıç noktasıdır. Karahanlılar tarafından atılan temeller Selçuklu ve Osmanlı gibi sonraki büyük Türk-İslam Devletleri’nin de iktisadi düzenini doğrudan etkileyen gelişmeleri içermektedir. İktisat dediğimiz meseleyi sadece mal üretip tüketmekten ibaret bir denge olarak görmemek gerekmektedir. İktisat kavramını daha çok toplumsal nizamın, devletin kurumsal yapısının ve hukuki işleyişinin bir aynası gibi okumak doğru olacaktır (Bulut, 2020). Tarımdaki işleyişten devletin mali denetim mekanizmalarına kadar her noktada bozkırın köklü geleneklerini şehir hayatının disipliniyle birleştirmişlerdir. Ekonomi Karahanlılar için sadece bir geçim yolu olmamıştır. Bizzat devletin ömrünü uzatmak için kurgulanmış bir sistem olmuştur. Karahanlılar, göçebe ruhuyla yerleşik devlet ciddiyetini harmanlayarak Türk devlet geleneğinde yeni bir dönem başlatmışlardır.
4. Tarım Faaliyetleri ve Yerleşik Hayata Geçiş
Yerleşik hayata geçmenin etkisiyle Türk topluluklarının tarıma başladığı bilgisi, bilindiğinin aksine yanlış bir bilgidir. Türk topluluklarında tarımla kurulan ilişki ilk aşamada doğrudan insan tüketimine yönelik olmamıştır. Evcilleştirilen hayvanların beslenmesi için bazı bitkilerin ekilmesiyle başlamış, ilerleyen süreçte toprağın insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde işlenmesi yaygınlık kazanmıştır (Demirci ve Özçelik, 1986). İslamiyet öncesi Türk toplulukları açısından tarım, ekmek yapımından hayvan yemine kadar uzanan gündelik ihtiyaçların karşılanmasında önemli bir yer tutmuştur (Eren, 1979). Aral Gölü çevresi ile Ural ve Altay dağları arasındaki geniş coğrafyada yaşayan Türk toplulukları uzun bir dönem boyunca göçebe yaşam biçimini benimsemiş, geçimlerini daha çok avcılıkla sağlarken tarımsal faaliyetlerini günlük ihtiyaçları karşılamaya yönelik sınırlı bir uğraş olarak sürdürmüşlerdir (Demirci ve Özçelik, 1986). Yerleşik hayata geçilmesiyle ziraat öğrenilmemiş, göçebe yaşam tarzına göre büyük ölçüde artmıştır. Çin kaynaklarından edinilen bilgiye göre 688’de Göktürklere karşı mağlup olan Çinlilerden vergi olarak zirai alet ve tohum da istenmiştir (Rasonyi, 2008). Her Türk’ün kendine ait toprağı olduğu gibi tarım arazilerine ektikleri arpa, mısır, buğday, elma ve asmaları sulamak için pek çok arklar (su kanalları) inşa etmişlerdir (Gökalp, 1976).
5. Madencilik ve Zanaat Üretimi
Karahanlı coğrafyasında iktisadi faaliyetlerin kapsamı tarımsal üretimin ötesine uzanan çeşitlilik göstermektedir. Yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi ekonomik yapının tamamlayıcı unsurları arasında yer almıştır. Arkeolojik araştırmalar, bölgede maden çıkarımına dayalı faaliyetlerin yaygınlığını ortaya koymakta ve özellikle gümüş, demir ile bakır gibi metallerin işlendiğine işaret etmektedir (Tekinoğlu, 2015). Söz konusu madenlerin kullanım alanı ticari ilişkilerle sınırlı kalmamış, gündelik hayatın maddi ihtiyaçlarına da yansımıştır. Ev içi kullanımda yer alan kap kacak türlerine dair dil verileri, metal ve toprak malzemenin birlikte değerlendirildiğini göstermektedir. Karahanlı sahasında mutfak eşyaları için kullanılan “ayak” terimi, Oğuz çevrelerinde “çanak” şeklinde karşılık bulmuş, her iki ifadenin de hem madeni hem de toprak kapları kapsadığı anlaşılmıştır (Genç, 1997). Madencilik faaliyetlerinin üretim ve zanaat alanının yanı sıra günlük tüketim pratikleri üzerinde de belirleyici bir etki yarattığı görülmektedir.
6. Şehirleşme, Ticaret ve Soğd Unsurlar
Karahanlılar döneminde ekonomik hayatın yalnızca göçebe üretim biçimleriyle sınırlı kaldığını düşünmek dönemin toplumsal ve ticari gerçekliğini eksik okumaya yol açar. Devlet sınırları içerisinde yer alan şehir ve kasabalarda, Türk nüfusun yanı sıra özellikle Soğd kökenli İranî unsurların iktisadi faaliyetlere aktif biçimde katıldığı görülmektedir (Kitapçı, 2024). Ticaretle yakından ilişkili olan bu yerleşik topluluklar vaha şehirleri ile Fergana havzası çevresinde yoğunlaşarak şehir ekonomisinin canlılığında belirleyici bir rol üstlenmiştir. Doğuda Yama Irmağı kıyılarından batıda İran içlerine, güneyde Sint ve Multan’a uzanan geniş bir alanda gelişen bu kültür sentezi, gücünü yükselen bir endüstriye ve tarım gelirleri ile bunları işleten ticaret faaliyetlerine borçluydu. Hint, Çin ve Ön Asya mallarının taşındığı transit ticaret yollarının yanı sıra yerel endüstride büyük bir gelişme göstermişti. Belh, Merv, Semerkant, Taşkent, İsficab, ve Kaşgar şehirleri birer kültür merkezleri oldukları kadar ayrıca birer endüstri kentleri haline de gelmişlerdir. Dokuma, kâğıt, sırça, madencilik, silah gibi endüstri dallarında büyük bir gelişme kaydedilmiştir. Sözgelimi Semerkant hapishanesi bir hapishaneden ziyade hayvan binek takımları, özengi, gem, eyer gibi malzemelerin yapıldığı bir işlik haline getirilmiştir. Şaş (Taşkent) hapishanesi ise sırça ve seramik alanında kendini tanıtmıştır. Konargöçerlerin köylere yerleşmeleri sonucunda tarımda büyük gelişmeler görülmüş, özellikle iklim koşulları sulu tarıma ihtiyaç duyduğundan kanallar, setler ve sulama göletlerinin yapımına ayrı bir önem verilmiştir. Endüstri ve tarımda elde edilen sonuçlar ticaretin gelişmesine yardımcı olmuş ve bölgenin nüfus yoğunluğu artmıştır (Parmaksızoğlu ve Çağlayan, 1976). Yerleşim merkezlerinin sayısındaki artış ve şehir dokusunun gelişmesi ticaret ağlarının sürekliliğini destekleyen temel unsurlar arasında yer almıştır. Karahanlı hakimiyetindeki bölgelerde şehirleşmenin güçlenmesi Büyük İpek Yolu üzerindeki ticari hareketliliğin kesintisiz biçimde sürdüğüne işaret eden somut göstergelerden biri olarak değerlendirilebilir (Tekinoğlu, 2015).
7. Toprak Düzeni ve Kırsal Ekonomik Yapı
Karahanlı toprak düzeninde ülke arazileri has, ikta ve haraci statülerine ayrılmış, has ve haraci gelirleri doğrudan devlet hazinesine aktarılmış, iktalar askeri hizmet karşılığında görevlilere tahsis edilmiş, bu arazilerden alınacak vergiler Büyük Divan tarafından sınırlandırılmış, üretici konumdaki reayanın tasarruf hakkı ve şikayet yolu güvence altına alınmış, ikta sahipleriyse elde ettikleri gelirin bir bölümünü geçim için kullanırken kalan kısmıyla asker beslemekle yükümlü tutulmuştur (Polat, 2015). Karahanlılar döneminde kırsal kesime dair bilgiler sınırlı kalmakla birlikte sulamaya dayalı vaha tarımının yerleşik nüfusun geçimini sağladığı, göçebe hayvancılıkla uğraşan topluluklar açısından da önemli bir destek alanı oluşturduğu, aynı süreçte toprak mülkiyetiyle alakalı ilişkilerin yeniden şekillendiği ve toprak sahibi ile üretici arasındaki bağları düzenleyen ortak üretime dayalı yeni hukuki uygulamaların ortaya çıktığı anlaşılmaktadır (Tekinoğlu, 2015). Karahanlı idari ve mali yapısını daha iyi anlamak için aynı dönemde hüküm süren Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile kıyaslamak faydalı olacaktır. Selçuklularda maliye, yazışma ve askeri işlerden sorumlu divanların teşkilat yapısı net bir şekilde bilinmektedir. Karahanlılarda da aynı isimdeki divanların varlığına dair kesin kanıtlar olmasa da benzer görevleri üstlenen yetkililerin bulunması, iki devletin yönetim anlayışında paralellikler olduğunu gösterir. Mevcut veriler ışığında, Karahanlı iktisadi yapısının o dönemin genel İslam devlet geleneğiyle uyumlu bir çizgide geliştiği söylenebilir.
SONUÇ
Karahanlılar dönemi Türk tarihinin iktisadi gelişim çizgisinde belirgin bir kırılma noktası olarak değerlendirilebilir. Göçebe bozkır geleneğinden gelen üretim anlayışı, Karahanlılar ile yerleşik hayatın sunduğu imkanlarla yeniden şekillenmiştir. Başka bir deyişle, Karahanlı devletinin iktisadi yapısını değerlendirdiğimizde karma bir ekonomik yapılanmanın varlığından söz edilebilir. Hayvancılığa dayalı bir bozkır ekonomisi, yerleşik hayata geçişle birlikte tarımsal faaliyetlerin başlaması, şehirleşmenin getirdiği ticari faaliyetler ve devletin denetim altında tuttuğu mali bir yapılanmanın olması. Dolayısıyla, tarım, ticaret, hayvancılık ve zanaat faaliyetlerinin aynı coğrafyada birlikte yürütülmesi, ekonomik yapının çok yönlü bir karakter kazanmasına zemin hazırlamıştır. Karahanlı iktisadi düzeni, sadece geçimi sağlamaya yönelik bir yapı olmanın ötesine geçmiş, devletin uzun vadeli sürekliliğini destekleyecek şekilde planlanmıştır. Şehirleşmenin hız kazanması ve ticaret yolları üzerinde kurulan merkezlerin gelişmesi, ekonomik canlılığın temel dinamikleri arasında yer almıştır. Kaşgar, Semerkand ve çevresindeki vaha şehirleri, üretim ve ticaretin buluştuğu alanlar haline gelmiştir. Büyük İpek Yolu üzerindeki ticari hareketliliğin kesintisiz biçimde sürmesi Karahanlı ekonomisinin bölgesel sınırları aşan bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Şehirlerde yaşayan Türk nüfusun yanı sıra Soğd kökenli İranî unsurların ekonomik hayata aktif biçimde katılması toplumsal çeşitliliğin iktisadi yapıyı besleyen bir unsur haline geldiğini göstermektedir. Tarımsal üretim, Karahanlı ekonomisinin önemli dayanaklarından biri olmuştur. Tarımsal üretimin başlıca ürünleri buğday, arpa, darı, pamuk ve üzüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Kaşgar, Buhara ve Semerkant önemli tarım şehirleridir. Uygulanan ikta sistemi ile tarımsal üretimin artışı sağlanırken devletin askeri harcamaları da idari ve askeri görevlilere maaş karşılığı toprak verilmesi yoluyla azaltılmıştır. Sulamaya dayalı vaha tarımı yerleşik nüfusun ihtiyaçlarını karşıladığı gibi göçebe hayvancılıkla uğraşan topluluklar açısından da destekleyici bir rol üstlenmiştir. Tarım faaliyetlerinin hayvan besiciliğiyle başlayan bir süreçten insan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik düzenli üretime evrilmesi ekonomik yapının zaman içinde genişlediğini ortaya koymaktadır. Madencilik faaliyetleri ve metal işçiliği ise ekonomik çeşitliliği artıran unsurlar arasında yer almış, gündelik yaşamdan ticari ilişkilere kadar birçok alanda etkisini hissettirmiştir. Karahanlı Devleti’nin idari ve mali yapısı, ekonomik faaliyetlerin düzenli biçimde denetlenmesini mümkün kılmıştır. Hazine gelirlerinin toplanması, harcamaların kayda geçirilmesi ve askeri masrafların planlı biçimde karşılanması, mali yönetimde kurumsal bir anlayışın benimsendiğini göstermektedir. Toprak düzeni ve ikta sistemi aracılığıyla üretim, vergi ve askeri hizmet arasında kurulan denge, devletin hem ekonomik hem de askeri sürekliliğini güvence altına almıştır. Bu noktada devletin ekonomik faaliyetlerdeki rolünün de önemli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sosyal dengenin vakıflar yoluyla korunması ve ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması devletin rollerine örnek olarak verilebilir. Karahanlılar, bozkır geleneğinden devraldıkları ekonomik refleksleri yerleşik hayatın kurumsal yapılarıyla birleştirerek özgün bir iktisadi model ortaya koymuştur. Karahanlılar tarafından oluşturulan iktisadi ve idari çerçeve, Türk-İslam devlet geleneği içerisinde kalıcı bir örnek teşkil etmiş ve sonraki dönemlerde benzer uygulamaların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Karahanlılar döneminde şekillenen iktisadi anlayış, Türk devlet geleneği içerisinde kalıcı izler bırakmış ve devlet ile ekonomi arasındaki ilişkinin nasıl kurgulanması gerektiğine dair güçlü bir örnek sunmuştur.
Kaynakça
Bulut, M. (2020). Medeniyet ve iktisat. Muhafazakâr Düşünce Dergisi, 16(59), 98–110.
Eren, H. (1979). Türklerde ekinciliğin gelişmesine katkılar. Türkoloji Dergisi, 8(1), 1–15.
Genç, R. (1997). Kaşgarlı Mahmud’a göre XI. yüzyılda Türk dünyası. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları.
Gökalp, Z. (1976). Türk medeniyeti tarihi (İ. Aka & K. Y. Kopraman, Haz.).
Hacıeminoğlu, N. (2001). Karahanlılar. TDV İslâm Ansiklopedisi (Cilt 24). Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi.
Kafesoğlu, İ. (1980). Kutadgu Bilig ve kültür tarihimizdeki yeri. Kültür Bakanlığı Yayınları.
Merçil, E. (1993). Müslüman Türk devletleri tarihi. Türk Tarih Kurumu Basımevi.
Özgeriş, M. M. (2013). Karahanlılar döneminde sultan ve devlet adamları etrafında oluşan edebî çevreler. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 2(3), 130–150.
Polat, S. (2015). Karahanlı Devleti’nde eğitim faaliyetleri. Uluslararası Eğitim, Bilim ve Teknoloji Dergisi, 1(1), 35–50.
Parmaksızoğlu, İ, & Çağlayan, Y. (1976). Genel Tarih I Eski Çağlar ve Türk Tarihinin İlk Dönemleri. Funda Yayınları.
Salman, F. (2002). Başlangıcından Türkiye Selçuklularına kadar Türklerde tekstil ve dokumacılık sanatı. İçinde H. C. Güzel, K. Çiçek & S. Koca (Ed.), Türkler (Cilt 4). Yeni Türkiye Yayınları.
Tekinoğlu, H. (2015). İlk Müslüman Türk devleti Karahanlılar. Kamer Yayınları.
Yasin, Y. (2016). Karahanlıların hükümdar sülalesi üzerine. Uluslararası Uygur Araştırmaları Dergisi, (7), 95–120.
