Türk Milli Eğitim Şuralarından Günümüze Ne Değişti?

Özet

Milli Eğitim Şuraları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan önce başlamış olup, ülkemizin eğitim sisteminin sorunlarına, teknoloji ve uluslararası gelişmelerin perspektifinde uygulamalara nasıl yansıtılması gerektiği ile ilgili tavsiye niteliğinde kararlar almış, eğitim politikasının belirlenmesinde önemli roller üstlenmiştir. 2018 yılında yapılması beklenen Şura ise gerçekleşmemiş ancak, Millî Eğitim Bakanlığı paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirdiği çalıştaylarla 2023 Eğitim Vizyon Belgesini hazırlayarak, üç eğitim öğretim dönemi gerçekleştirilmesi planlanan hedeflerini ve etkinliklerini kamuoyu ile paylaşmıştır. 2023 Eğitim Vizyonunun içeriği incelendiğinde eğitim sisteminin bütüncül olarak ele alındığı, hedefler ve etkinliklerin eğitimdeki sorunların çözümüne yönelik olduğu, internet ve bilgisayar teknolojilerinden yararlanmaya odaklandığı başlıkları ile, Milli Eğitim Şuralarında tekrarlanan konuları kapsadığını söyleyebiliriz. Bu yönüyle 2023 Eğitim Vizyonu eğitimdeki sorunları çözmeye ve eğitim sistemini geliştirmeye odaklanmış, Millî Eğitim Bakanlığı’nın bir yol haritası niteliğinde tasarlanmıştır. Maarif Modeli ise yine bakanlık tarafından geliştirilen bütüncül eğitim anlayışı çerçevesinde yeni bir eğitim modeli ve müfredat programı olarak hazırlanmıştır. Sadece akademik başarıya odaklanmayan, öğrenciyi zihinsel, duygusal, sosyal ve manevi açıdan bir bütün olarak geliştirmeyi hedefleyen bir modeldir. Milli Eğitim Şuralarının tavsiye niteliğinde kararlar almasına karşılık 2023 Eğitim Vizyonu Belgesinin doğrudan Bakanlık tarafından gerçekleştirilmesi, ulaşılması beklenen hedefleri taahhüt etmesi, hedeflerin ölçülebilir olması ve eğitim sisteminde yapılan etkinliklerin gerekçelendirilmiş olması kurumsal gelişim için oldukça önemlidir. Benzer hatta yer yer aynı iyi niyetler yeni maarif modelinde de; bütüncül insan gelişimi, bilgi, değer, beceriler, esnek, süreç odaklı, fırsat eşitliği ve adalet gibi kavramlarla maddeleştirilerek yeni bir model olarak tekrar hazırlanmıştır.

Geçmişten Günümüze

1839 yılı Osmanlı İmparatorluğu tarihi açısından önemli bir tarihtir. Büyük umutlarla ilan edilen Tanzimat Fermanı pek çok alandaki gelişmenin de temelini oluşturmuştur (Sürgevil, 211). Bu dönemde gerçekleştirilmeye çalışılan eğitim alanındaki atılımlar özellikle ulema sınıfının eğitim üzerindeki etkinliğini azaltmaya yönelik olarak değerlendirilebilir. Rüştiye okulları Nazırlığı kurulmuş, 1848’de öğretmen ihtiyacını karşılamak için Dar-ül Muallim, 1870’te ise Dar-ül Muallimin kurulmuştur (Sürgevil, 117). Görülüyor ki eğitim alanında Tanzimat’ın ilanıyla birlikte birtakım yenilikler yapma çabası içine girilmiştir. Tanzimat dönemini takip eden I. ve II. Meşrutiyet dönemlerinde de eğitim alanında birtakım yenilikler planlanmış ancak mevcut düzenin halen var olması, medrese eğitiminin devam ediyor olması tüm bunlara ek olarak yeni düzene işlerlik kazandıracak uzman bir kadronun olmayışı Osmanlı eğitim düzeni üzerinde de olumsuz etkisini göstermiştir. Ulusal Kurtuluş mücadelesi devam ediyorken Ankara’da 15 Temmuz 1921 tarihinde Maarif Kongresi toplanmıştır. Ulu önder kongrede şu konuşmayı yapmıştır:

Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerileme tarihinde en önemli bir etken olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken, eski devrin batıl inançlarından ve doğuştan sahip olduğumuz özelliklerle hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelebilen tüm etkilerden tamamen uzak, milli ve tarihi özelliğimizle uyumlu bir kültür anlıyorum (Akyüz, 279-280).

3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim alanında kalıcı yenilikler gerçekleştirme hedeflenmiştir. 1928 tarihli Harf İnkılabı da bu süreçte önemli ve dikkat çekici bir atılım ve yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu milli kültürün dil ve tarih çerçevesinde incelenmesi açısından karşımıza çıkan önemli kurumlardır. Aynı zamanda dil inkılabını da başlatan Mustafa Kemal, üç kez Türk Dil Kurultayını toplamıştır. Tüm bu çalışmalar gösteriyor ki eğitim alanında önemli adımlar atılmış bundan sonraki süreçlerde gerçekleştirilmesi planlanan atılımların ön aşaması tamamlanmıştır.

Türk Milli Eğitim Şuraları, eğitim politikalarının belirlenmesinde, eğitim ile ilgili sorunların tartışılıp kararlar alınmasında dolayısıyla Türk eğitim sistemini yönlendirmesi açısından önemlidir. Şuralarda, eğitim ile ilgili farklı görüşlere de yer verilmiştir. Bu açıdan da 1939’da birincisi yapılan 2014 yılına gelene kadar düzenlenen 19 şura da Türk eğitim sistemine yön vermeleri açısından önemlidir (Çakır, 38). Toplanan şuraların eğitim politikalarının belirlenmesinde katkı sağlaması amaçlanırken öneri niteliğinde olmaları dikkat çekicidir (Deniz, 2001). Şûralarda çeşitli konular ele alınmış, hükümetlerin eğitim politikalarının belirlenmesi için Şûraların etkileri üzerinde çalışılmıştır. Toplanan şuralarda gerçekçi ve olumlu hedefler konmuş ancak belirlenen hedeflerin gerçekleşmesi ya sağlanamamış ya da sağlanmasında geç kalınmıştır (Deniz, 154). Milli Eğitim Şuraları incelendiğinde şuralarda eğitim sorunlarına ilişkin pek çok konunun ele alındığı, ülkenin var olan eğitim sorunlarının çözümü için çareler arandığı görülmüştür. İncelenen ve ele alınan konular Çakır tarafından şöyle belirlenmiştir: Öğretmen, Mesleki ve Teknik Eğitim, Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim, Özel Eğitim, Yaygın Eğitim, Teknoloji Kullanımı, Özel Sektör, Zorunlu Eğitim, Yabancı dil ve Atatürkçülük (Çakır, 40). Amaç her zaman şu olmuştur: Türk eğitim sistemini iyileştirmek ve tabi ki geliştirmek. 2014 yılından sonra ise Millî Eğitim Şûrası yapılmamış, Milli Eğitim Şurasının yapılması yönetmelik kapsamında olup 2018 yılında yapılması gereken şura yapılmamıştır.

2023 Eğitim Vizyon Belgesi 10 Temmuz 2018 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olan Ziya Selçuk döneminde hazırlanmış ve 23 Ekim 2018 tarihinde kamuoyuna açıklanmıştır (MEB, 2018). Eğitim vizyon belgesinin kamuoyuna açıklanması ile eğitim ile ilgili çözüm beklenen sorunların ele alınması, geleceğe yönelik adımların atılması toplumun tüm kesimlerini de heyecanlandırmıştır (Uyan, 2018). Belgenin güçlü yanları olduğu gibi zayıf olarak değerlendirilecek yanları da vardır. Söz gelimi belgede belirtilen değişikliklerin bazıları kimi eğitim sendikalarının desteğini alamamıştır. Bunun yanı sıra okul kütüphanelerinden hiç söz edilmemesi, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarına son verilmemesi belgenin zayıf yanları olarak değerlendirilmiştir (Damar, 2018).

Türk Milli Eğitim Şuralarında, Türk Eğitim Sisteminin -özellikle toplumsal ve ekonomik gelişmelerin gerçekleştiği dönemlerde- değiştirildiği, eğitimde teknoloji kullanımının önemsendiği, davranış bilimleri ve eğitim bilimlerindeki gelişimlerin uygulamalara yansıtılmaya çalışıldığı, okul aile işbirliğinin önemsendiği, öğrencilerin aktif olduğu vurgulanmış, yaygın eğitimin önemsendiği, özellikle mesleki ve teknik eğitimin başarılı olması, öğrencilerin özendirilmesi, çalışma hayatı ile uyumlu olunmasının, eğitimdeki değişikliklerin pilot uygulamalar sonucunda yaygınlaştırılması vurgulanmıştır. Yedinci Millî Eğitim Şûrası, planlı dönemde gerçekleşen ilk Şura olması nedeni ile eğitim sistemi kapsamlı olarak ele alınmış ve yapılan planlama doğrultusunda amaçlara ulaşılması hedeflenmiş, gerçekleştirilmesinden sorumlu Genel Müdürlük belirtilmiş, ilgili hazırlıkların tamamlanması ve pilot uygulama tarihleri belirlenmiştir. Katılımcı anlayışla yapılan ve katılımcılar ile ilgili bilgi verilen tek şura 17. Milli Eğitim Şura’sı olup, dış dünyadaki gelişmelerden, küreselleşme ve AB ile ilgili eğitimi doğrudan ilişkilendiren kararlar alındığı görülmüştür. Alanyazın incelendiğinde, Şura kararlarının eğitimde yaşanılan sorunlara tavsiye niteliğinde kararlar aldığı, bu kararların uygulanıp uygulanmadığı, uygulanan kararların başarısı ile ilgili verilerin Şura tutanaklarında yer almadığı belirtilen çalışmalar görülmüştür. Uygulanmayan ya da uygulamalar sonucunda yaşanılan sorunlar veya uygulama başarısının artması için yapılması gerekenler belirlenmemiştir. Düzenlenen şuraların hepsi tüm eğitim sistemini kapsayacak şekilde planlanmamış, belirli alanlara odaklı düzenlendiği de olmuştur.

2023 Eğitim Vizyonu Belgesi eğitim sistemindeki sorunlar, geçmiş çalışmalar, bilimsel ve teknolojik gelişmeler incelenerek, katılımcı bir anlayışla veriler toplanarak geliştirilmiştir. Belge incelendiğinde Şura kararlarında belirtilen hususların dikkate alındığı görülmektedir. 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri oluşturulurken teknolojinin imkanlarından yararlanılmasının ön plana çıktığı, eğitim sisteminin tüm alt bileşenleri için hedeflerin ve hedefe ulaşılmasını sağlayacak etkinliklerin belirlendiği görülmektedir. Etkinliklerin çoğunlukla ölçülebilir özellikte olduğu görülmektedir. Bu yönüyle hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığının ortaya konulabilecek durumda olduğunu söyleyebiliriz. Belgede belirtilen “etki analizi” ile etkinliklerin eğitim sistemine katkısını söylemek de mümkün olacaktır. Bu şimdiye kadar uygulanan Şura kararlarında görmediğimiz önemli bir eksikliğin eğitim sisteminde kapatılmasını da sağlayacaktır. Ayrıca Şura kararlarının çoğunda belirli bir düzeni görmek çok mümkün değilken, 2023 Eğitim Vizyonunda eğitim sisteminin bütün alt bileşenlerini, alt bileşenlerde gerçekleşmesi istenen hedefleri ve bu hedeflere ulaştıracak etkinliklerin oluşturulması ile somut bir yol haritası çıkarıldığı görülmektedir. Belgede bulunan bazı hedeflerin ve bazı etkinliklerin şura kararlarında da alındığı ya da alınan kararların geliştirilmesi ile ya da uygulamanın nasıl olacağına dair cevapların belgeye eklendiğini söylenebilir.

Vizyon Belgesi’nde eğitim sisteminin ekosistem içinde değerlendirilmesi, öğrenme analitiği araçları ve veriye dayalı yönetim, kademeler arası geçişlerde sınav baskısının azaltılması, yeterlilik temelli ölçme değerlendirme, dijital içerik ve beceri destekli dönüşüm, okullar arası başarı farkının azaltılması, orta öğretimde esnek ve modüler programa ve ders programına geçilmesi kavramlarına ilk defa yer verildiği görülmektedir. Türk Milli Eğitimi sisteminin bileşenlerindeki hedeflerin ve etkinliklerinin ilişkili olduğu alanla birlikte görülmesi, alt yapı çalışması gerektiren alanların çıkmış olması, somut hedeflerin değerlendirilebilmesi açısından önemli bir belge olduğu, gelecekteki çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

Alanyazın incelendiğinde belgede yer alan etkinliklerin nasıl gerçekleştirileceğinin somut adımlarının olmadığı, hepsinin ölçülebilir olmadığı, aynı alanların farklı alanlar olarak verilmesinin dikkat çekmek amaçlı yapıldığı gibi görüşler bulunmakla birlikte, bu çalışmada somut adımların hepsinin belgede yer almasının disiplinler arası uzmanlarının işbirliğini, daha çok zaman gerektirmesi ile belgenin hacmini artırarak anlaşılabilirliğini azaltacağını, tüm etkinlikler ölçülebilir özellik göstermese de ispatlanabilirliğinin olduğu, bu nedenle de “etki analizi” nin yapılacağının belirtildiğini, aynı zamanda belgede 3 yıllık 8 somut hedefin belirtilmesinin bütün değerlendirme çalışmalarının bu 8 hedefi gerçekleştirmeye yönelik planlandığını, aynı alan olarak verilebileceklerin farklı alanlar olarak verilmesinin nedenleri arasında ise bu alanların kendine özgü sorunlarının varlığı olduğu ve merkez teşkilatlanmasında ayrı birimler olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

2024 – 2025 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeline baktığımızda kapsamlı bir eğitim reformu olarak ifade edildiğini görmekteyiz. Daha önceki önemli iki adımda (Milli Eğitim Şuraları, 2023 Eğitim Vizyon Belgesi) da farklı şekillerde ifade edilen önemli olan sadece akademik bilgi değildir karakter eğitimi, bilgi, beceri ve ahlaki konularda eğitim adımları içinde yer almalı; bütüncül bir eğitim sistemi benimsenmelidir. Üzerinde önemle durulan “etik” ve “ahlaki eğitim” kavramları yapılan ilk şura toplantılarında öncelikli konular olarak ele alınmıştır. Yeni bir kavram, yeni bir fikir değildir. Kültüre değerler ve Türkçenin değeri şuraların ve vizyon belgesinin öncelikli ele alınan konularıdır. Bunlarda yeni bir yaklaşım değildir. Modelin önemli farklılıklarından biri ele alınan ve yazılı hale getirilen tüm uygulamaların uygulanmaya başlanacağı yıl içerisinde sadece 1, 5 ve 9.sınıflarda pilot uygulamalar şeklinde kademeli bir işleyişe sahip olacağıdır. Genel çerçeveden bakıldığında her üç önemli adımda da aynılıklara rastlanmaktadır. Sadece farklı cümleler ve farklı uygulamalardan söz edilebilir. Özellikle maarif modelinin farklı çevrelerce eleştirilmesi yapılan ilk şuralardan itibaren özellikle ele alınan “ahlak” “değer” “kültür” gibi konular üzerinden olmuştur. Bu da eğitim açısından değerlendirildiğinde oldukça şaşırtıcıdır. Sözgelimi maarif modelinin eleştirildiği konularından biri beceri temelli yaklaşımların iyi tanımlanmadığıdır. Oysa gerek eğitim şuralarında gerekse vizyon belgesinde beceri temelli eğitim konusu üzerinde özellikle durulan konuların başında gelir. “Yaparak yaşayarak öğrenme” modeli çoğu eğitim kurumunca eğitim felsefeleri olarak ifade edilir. Model eleştirmenleri bu yaklaşımın bilgi eksikliğine sebep olabileceği endişesiyle uygulamanın başarısız olacağını iddia ederler. Ulusal sınavlı bir eğitim sistemi içerisinde çoktan seçmeli bir değerlendirme bu eleştirileri belki de haklı çıkarmaktadır. O halde bu modelin temel aldığı esaslarda eğitimde bir yenilik veya bir farklılık getirmemiştir. Öğrencinin akademik olarak geri kalabileceği endişesi, gireceği ulusal sınavlarda amaçlanan başarının elde edilemeyeceği düşüncesi haklı ve yerinde endişeler olarak düşünülebilinir.

Sonuç olarak her uygulamanın, kendi zaman süreci içindeki gelişmeler ışığında değerlendirilmesi gerekir. Şura kararları milli eğitim sistemimizdeki sorunların giderilmesinde önemli rol oynayan ve milli eğitim sistemimize ışık tutan tavsiye niteliğinde kararlardan oluşmaktadır. 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi ise günümüz bilim ve teknolojilerinden yararlanılarak, katılımcı anlayışla, tüm eğitim sisteminin sorunları ile ele alındığı, tüm bileşenlerin hedef ve etkinliklerinin belirlendiği uygulama zamanının planlandığı, izlenebilir ve ölçülebilir bir belge olup, kamuoyuna uygulama taahhüttü vermesi ile farklılaşmaktadır. Maarif Modelinde ise amaçlar çok idealize edilmiş, elbette çok iyi niyetli ancak uygulama koşulları, akademik başarı ve çoğulculuk açısından üzerinde çok düşünülmesi gereken özelliklere sahiptir.

Sonuç Olarak;

  • Vizyon belgesinde belirtilen her değişimin ve yeniliğin felsefi yaklaşımlarla da desteklenmesi, eğitimin siyasi erk elinde sadece teorik yaklaşımlarla değil, uygulamalarda da pratik yaklaşımların benimsenmesi,

  • Eğitimin ve okulların günümüz rekabetçi piyasası içinde var olan kültürel değer ve öğeler dışta tutularak şekillenmemesi yönünde köklü çalışmaların yapılması. Söz gelimi birtakım zorlamalarla eğitime dahil edilmeye çalışılan 21. Yüzyıl becerileri olarak adlandırılan kavramların Türk Eğitim sisteminin tarihsel süreci içindeki kadim yönü ile ilişkilendirilmesi,

  • Vizyon belgesinde de belirtildiği gibi eğitim sistemlerinin toplumların aynası olduğu gerçeği unutulmamalı, eğitim sistemleri bireyin ihtiyaçlarına karşılık veren ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda yerel kültürel öğeler içinde şekillendirilmelidir. Kaldı ki, eğitim konusunda yapılan tüm teorik çalışmalarda, Milli Eğitim Şuralarında ve yapılan hükümet programlarında bireylerin yeteneklerinin ortaya çıkarılması sürekli vurgulanmıştır.

  • Eğitimi felsefi olarak da ele alan vizyon belgesi, yeni eğitim kuramlarına da gereksinim duyulduğunun mesajlarını vermektedir. Bu anlamda pragmatist anlayıştan da uzaklaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. O halde bilgi ile pragmatizm ilişkisi yeniden düşünülmelidir. Söz gelimi pragmatist anlayışı modern eğitim olarak adlandıran anlayış manevi yönün ihmalini düşünmekte, ahlak konusunun da eklenmesini öneriyorsa bu konunun içeriği daha net belirlenmeli,

  • Vizyon belgesinde ölçme ve değerlendirme teknik bir konu olarak ele alınmıştır. Dolayısıyla yetiştirilmek istenen insanın nasıl olması gerektiği eğitim felsefesiyle ve hedeflerle ilişkilendirilmemiştir. Öğrenci tüm yönleriyle değerlendirilmelidir. Kaldı ki sınavlar öğrencilerin bilgi ve kavram düzeylerini ölçerken, analiz yapabilme, değerlendirme yapabilme yönlerini ortaya çıkarmamaktadır. Bu bağlamda liseye ve üniversiteye geçişlerde eleme sınavı ihtiyacı azaltılmalı, kontenjan konusu iyileştirilmeli,

  • Okul yöneticilerinin beceri ve uzmanlıkları gözden geçirilmeli, çok sorumluluk yerine yeterlilikleri artırılmalı,

  • Eğitim Vizyon Belgesinde yönetici atamalarında yazılı sınav uygulamalarından söz edilmiştir. Bu uygulama yöneticinin sahip olması gereken bazı niteliklerin göz ardı edildiği sonucunu doğurur. Oysa yöneticilik de tıpkı öğretmenlik mesleğinde olduğu gibi aynı zamanda bir sanattır. Yöneticilerin beceri ve deneyim açısından yeterlilikleri gözden geçirilmeli,

Hazırlana 2023 Eğitim Vizyon Belgesi ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Milli Eğitim Şuralarının yerine geçmek yerine şuralarda da belirtilen, eğitim sisteminin uzun süreli sorunlarının çözülmesine yönelik önemli bir girişim olup, şuraların daha düzenli, daha sistematik, daha geleceğe yönelik olmasını destekler bir anlayışta hazırlanmıştır. Dileğimiz, eğitim adına atılan her adımın eğitimin temel politikası haline gelmesidir.

KAYNAKÇA

Akyüz, Y. (1997). Türk Eğitim Tarihi, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, (s.279 – 280), İstanbul.

Çakır, C. (2017). Geçmişten Günümüze Türk Milli Eğitim Sistemindeki Gelişmeler: Bir

Kamu Politikası Aktörü Olarak Milli Eğitim Şuraları Özelinde Bir

Değerlendirme, Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, 9(2), 38.

Damar, A. (2018). 2023 Eğitim vizyon belgesinin güçlü ve zayıf yönleri. Kamu

gündemi haber sitesi. https://www.kamugundemi.com/abdullah-damar/2023-egitim-vizyon-belgesinin-guclu-ve-zayif-yonleri h114225.html

Deniz, M. (2001). “Milli Eğitim Şuralarının Tarihçesi ve Eğitim Politikalarına Etkileri”,

Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Süleyman Demirel Üniversitesi

MEB. (2018). 2023 Eğitim Vizyonu Açıklandı. https://www.meb.gov.tr/2023-egitim-vizyonu-aciklandi/haber/17298/tr (19.09.2020) adresinden alınmıştır

Sürgevil, S. (2011). Türkiye’de Çağdaşlaşma Hareketleri 2.baskı, Ege Üniversitesi Basımevi, (s.211), İzmir.

Uyan, S. (2018). 2023 Eğitim vizyonu. Türkiye Gazetesi 30.10.2018

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/604886.aspx

Bunları da sevebilirsiniz