Bizim Dağarcık Türkiye Düşünce Gurubu’nun entelektüel hayatında, TÜYAP Kitap fuarlarının önemli duygusal izleri vardır.. Her yıl İzmir’de açılan fuarlarda Dağarcık standından kimler geldi geçti?
Bombacı Zihni, Abdürrahim Hoca, ekonomist Enis Musluoğlu ve genç takımı, bendeniz.. Bunlar unutulur mu?
Her fuarda Dağarcık’a beleş stant yeri ayıran TÜYAP yöneticileri, merhum Deniz Kavukçuoğlu ve Sunay Girgin hep kalbimizde yaşadılar..
BEN HALA TÜYAP’TAYIM
Ben, yine TÜYAP’ların gedikli kitap imzacısıyım. Aralık ayında İstanbul TÜYAP Kitap fuarına Kırmız Kedi Yayınevi’nden çıkan yeni kitabımla katıldım

Yeni kitabım
HALİKARNAS BALIKÇISI’NI İMZALADIK..
Hürriyet gazetesi Kültür Müdürü değerli dostum İhsan Yılmaz, TÜYAP 42.İstanbul Kitap Fuarı üzerine yazdığı yazısına (15 Aralık 2025) şöyle başladı:
“.. Yalnızca okurların kitaplarla ve yazarlarıyla buluştuğu bir fuar olmanın çok ötesinde geniş kapsamlı bir kültürel buluşma, TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’dır. Bu yıl 42.incisi düzenlenen fuar, Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde cumartesi günü yapılan açılış töreniyle başladı. Fuarın “Onur Yazarı”, Murathan Mungan idi..”
İhsan Yılmaz’ın bu yazısını okuyunca, 1912 yılı TÜYAP Kitap Fuarı”nda “Onur Yazarı” seçilişim ve fuarı, Doğan Hızlan, TÜYAP genel koordinatörü rahmetli Deniz Kavukçuoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile 14.4.2012 günü birlikte açış sahnemiz aklıma geldi. O gün, gururların en büyüğünü mü yaşamıştım?..
TÜYAP kitap fuarlarına çok emek verdim, halk içinde tutunması ve bir kültür eylemi haline gelmesi için yıllarca basında çok uğraştım. TÜYAP kurucu sahibi Bülent Ünal ağabeyimiz, rahmetli Deniz Kavukçuoğlu ve TÜYAP’ın Prensesi Sunay Girgin buna şahittir.
Doğal ki, bunlar yıllar önce idi..
Aradan bunca yıl geçtikten sonra, bu kez İstanbul Kitap Fuarı’nda Kırmızı Kedi Yayınevi’min yarattığı “Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi” yeni kitabımın imza gününde, beni yalnız bırakmayan okuyucularıma, Kırmızı Kedi Yayınevi kurucusu Haluk Hepkon, editör A.Mert Özsoy, son okumayı yapan Ümit Mutlu, kapak ve sayfa düzeni tasarımcısı Serap Bertay’a ve Halkla İlişkiler müdürü Aysel hanımefendiye teşekkür ederim.
DEĞERLİ OKUYUCULARIMA TEŞEKKÜR
Doğal ki ülkemizin her köşesinden gelen ve sevinçle son kitabımı benden imzalı edinen okuyucularıma da sonsuz teşekkür etmeliyim.
Yakından tanıdığım, sevdiğim ve isimlerini tespit edebildiğim okuyucularımdan bir demeti size anlatacağım.
SEDAT PİŞİRİCİ: Yıllarca Yeni Asır ve SABAH gazetesi gurubunda omuz omuza çalıştığımız, tanınmış gazeteci ve iletişimci Sedat Pişirici imza günüme ilk gelen okuyucu oldu. “Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi” kitabımı ona imzalarken, kitabımdaki Cevat Şakir’in “Bolşevikliği” üzerine olan bölümün, onun için önemli olacağını belirttim. Sedat’ın gözleri parladı.. Çünkü yıllardan beri tanıdığım ve dürüst bir sosyalist olan Sedat’ın yakından tanıdığı bir çok sosyalist ünlü ismin, Cevat Şakir’in yakın arkadaşı olduğunu ve teyp çözümleri ile beraber aynen, kitabima “Cevat Şakir, Bolşevik miydi?..” başlığı ile koymuştum. Sedat çok sevindi.
Yakında Cumhuriyet gazetesi eski çalışanı Hakan Kara, Sedat Pişirici, Hakan Akarcalı, Ergun Gümrah, Beyoğlu Cumhuriyet Meyhanesi’nde buluşacağız. Herkese imzalı Halikarnas Balıkçısı kitabım benden..

Yine okuyucularımla buluştum. Ünlü deniz yazarı ve kaptan Cenk Şahin de, ta Göcek’ten kalkıp imza günüme İstanbul’a geldi.
CENK ŞAHİN: Taaa Göcek’ten teknesinden kalkıp, imza günüme İstanbul’a gelen kaptan Cenk Şahin, güler yüzü ve engin kültürü ile beni kucakladı. “Cevat Şakir – Halikarnas Balıkçısı” isimli çok önemli bir kitabın yazarı olan Cenk Şahin ile 30 Kasım 2022 tarihli Cumhuriyet Kitap dergisinde bir söyleşim yayınlanmıştı. Kitabımda bu söyleşiyi “Balıkçı, Devrimci Bir Anadolucudur” başlığı ile yayınladım. Cevat Şakir’in sadece bir turizm simgesi değil, sadece sosyetik küçük burjuvaların Bodrum sevgisi simgesi değil, onun ilerici ve hümanist bir Anadolu devimcisi, bir yazın emekçisi olduğu konusunda, beni anlayan ve onaylayan tek insan, maviliklerin adamı Cenk Şahin’dir.. Ta Göcek’ten kalkıp TÜYAP’a geldiği için çok sevindim.. Kitabımı özenle ona imzaladım..
BİNBAŞI HİKMET: Yayınlanmamış bir İstiklal savaşı romanımda “Bursalı Binbaşı Hikmet” ismiyle geçen yurtsever insan Hikmet Demirkazık ise taa Ayvalık’tan atlamış otobüse, benim için TÜYAP’a geldi. Bol bol memleket ahvalinden konuştuk. Bu gün (Pazar, 16.12.2025) Etiler İlhan Selçuk Anıtı’nın önünde buluşup, İletişim Profesörü Haluk Şahin’e gidip, Bursa’da tarih, kültür ve komşuluk üzerine konuşacağız..
SELAHATTİN ÖZKIRLI: Askerlik arkadaşım.. Kadim dostum.. Balıkesir Ordonat Asteğmen bölük arkadaşım Uşaklı Selahattin Özkırlı her zaman olduğu gibi yine Uşak’tan kalkıp eşi hanımefendi ile imza günüme geldi. Kucaklaştık. Hem babamın memleketi Uşak, hem de askerlik hatıralarım önümüze dökülüverdi. Tüm kütüphanemi bağışlamayı düşündüğüm Uşak Üniversitesi konusunda yeni Uşak Üniversitesi Rektörü Prof.Ahmet Demir’i de tanıdığı olduğunu söyleyince, içimde bin çiçek açtı. Çok sevindim. Keyifle kitaplarımı ailesine imzaladım.
BİR HANIM ÖĞRETMEN: Küçük kızı ile kitap fuarına gelen bir hanım öğretmen İstiklal Savaşı konusundaki 7 ciltlik kitap takımımı (Hasan Tahsin, Gavur Mümin, İstiklal Süvarisi, Efeler İsyanı, İzmir 1922 Yangını, Vatan Yahut Cumhuriyet, Elveda Selanik 1917 Yangını) olduğu gibi satın aldı ve bana imzalattı. Gururlandım. ”Hocam hangi okulda tarih öğretmenisiniz? diye sorduğumda, “İngilizce öğretmeniyim” demez mi?.. İsmini unuttum. Sağ olsun..
BULGAR GÖÇMENİ CHP’Lİ ÇENEBAZ: İki saat boyunca imza masamın önüne veya yanına yapışıp sürekli memleket ahvalini eleştiren, çok samimi ve güleç bir orta yaşlı dul Bulgar göçmeni okuyucuyu, fuar sonunda alıp Şişli Metrosu kapısına bıraktık. Nereye gidiyor biliyor musunuz?.. Taaa Kartal’a.. Benden kitap almadı, cebini yokladığını fark ettim. Kredi kartı da yokmuş galiba. Ben de yayınevi stantından parayla satın aldığım kendi kitabımı, “Al len, benden sana bir kitap..” deyip imzalayarak, Halikarnas Balıkçısı kitabımı armağan olarak eline tutuşturdum. Sevindi garibim.. Yallah Kartal’a uçtu gitti.. Hafta başı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğüne CV bırakıp, iş isteyecekmiş. Hayırlısı diyelim..
Yahu, bu ulaştırma müdürüm, yani şoförüm Ecevit, büyük adam doğrusu.. Biz bu çenebaz kişi ile yaklaşık 2 saat lak-lak konuşurken, adamın ismini aklına yazmış. “Necip Aydın” imiş bu güzel çenebaz adam. Ben ise, ismini bir türlü aklımda tutamamıştım, neden mi?.. Sekiz saat narkoz yedim ondan, di mi ya?.. (Bu, “di mi yaa?” lafı da Halikarnas Balıkçısı’nın üç cümlesinde otomatik tekrarladığı sözüdür, di mi yaa?..
TESPİHÇİ NECMETTİN: Fuarda saat 14.00 olunca, sakallı bir stant yöneticisi masama yanaşıp, süremin dolduğunu ve bir bayan çocuk kitabı yazarının benim yerimde imza yapacağını söyleyince, muharebe cephesini terk ettik, derlenip toparlandık ve çilekeş şoförüm Ecevit ile (Seçim gezisinde Artvin’de Ecevit’in arabasının çarptığı Tuncer Yılmaz isimli köylü çocuğunun kaza sonrası ismi değiştirildi, Ecevit kondu, o işte benim çilekeş şoförümdür) Etiler’e yola koyulduk. Oysa o saatten sonra okuyucularım gelip beni aramış. Onları tanımıyorum.
Ama bir tanesi çok önemli. Taa İznik’ten benim için fuara gelen uluslararası Tespih İmalatçısı, Fas’tan Tunus’a, Arjantin’den Şili’ye, tespih için biçilmiş ağaç tomruk gövdeleri ülkemize getirip, imalathanesinde Kehribar Tespih üreten müthiş adam ve edebiyat allamesi, meşhur sosyal medya fenomeni Necmettin Şit Allameoğlu beni Kırmızı Kedi standında bulamayınca, kızıp köpürmüş, söylenmiş.. Sonunda tüm kitaplarımdan iki tam takım satın alarak İznik’e dönmüş. Neco Baba’ya çok teşekkür.
HERKESE EYVALLAH
İsimlerini aklımda tutamadığım ve notlarıma katamadığım tüm okuyucularıma ve Kırmızı Kedi standındaki görevli genç kız öğrencilere ve yayınevinin temsilcisi çok uzun boylu sarışın, çok kibar genç arkadaşa da teşekkür ederim. (İsmini aklımda tutamadım)
İstanbul TÜYAP benim için böyle geldi geçti.. Eyvallah vesselam..
