Eşitsizliğin Yeni Adı

 

Dünya felakete eşdeğer bir ahlâki çöküntünün eşiğindedir. Bu felaketin bedeli yoksul ülkelerde yitirilecek yaşamlarla ödenecektir.”

Thedros Adhanom Ghebreyesus

(DSÖ Başkanı, Ocak, 2021)

İnsanlık hemen her dönemde eşitsizlik yaratma konusunda başarılı ve becerili oldu. Küresel salgının sunduğu eşsiz eşitsizlik fırsatını da kaçıramazdı.

Karabasana eşdeğer günlerin ardından bulunan aşının yarattığı umut saman alevi gibiydi.

Dünya üzerindeki 15 seçkin(!) ülke üretilen aşıların % 75’ini kapattı. Al parayı ver aşıyı durumu çıktı ortaya. Örneğin Kanada yurttaşı başına 8-9 doz aşı edinmekte sakınca görmedi. Dahası, utanca yol açmadı bu durum. Buna karşılık dünya üzerindeki 130 ülkeye aşının ulaşması şöyle dursun adı bile duyulmadı dense yeridir.

Varlıklı ve seçkin (!) ülkelerin aşı edinimi konusundaki atılganlıkları (uyanıklıkları da denebilir) başta emperyal güdülenme olmak üzere pek çok şeye bağlanabilir. Akla ve bilime görünürdeki düşkünlükleriyle nam salmış bu ülkelerin yalnızca kendi yurttaşlarını aşılayarak salgını sonlandıracakları varsayımı ne akla ne de bilime uygundur.

Küresel salgın her fırsatta küreselleşmeyi dillerinden düşürmeyenlerin yaptığının tersine gerçek anlamda küresel bir savaşım gerektirmektedir. Yerküre insanları 1 yıldır kendilerini silkeleyen salgınla baş etmek gibi bir düşünceye sahiplerse aklın ve bilimin gereklerine uymalıdırlar. Bugünün eldeki tek çözüm gereci olan aşı bu bağlamda eşitlikçi, adaletli ve hakça paylaşılmalıdır.

Rengi gibi yazgısı da kara olan Afrika’dan gelen haberler hiç de yüz ağartıcı türden değil. Sağlık hizmetine erişimin kısıtlı ve hekim başta olmak üzere sağlık çalışanı kıtlığı olan emektar anakarada salgının hekimleri öldürmekte oluşu iki türlü olumsuzluk kaynağı yaratıyor. Birincisi yaşam kaybı, ikincisi ise yaşam kaybını önleyeceklerin kaybı! Savaşta cephedeki askerin hiç olmayacak nedenle yitimi gibi bir durum!

Dünyada aşıyla tanışmayan 130 ülkenin varlığı yazının başında vurgulanmıştı. Bu ülkelerde geniş kitlelerin aşılanması beklentisi kısa erimde olası görünmemektedir. Bunun yerine ilk aşamada ön cephede salgınla baş etmeye çalışan sağlık çalışanlarının öncelikle aşılanması istemini dile getiren DSÖ Bildirgesi(Türkçesi için) yayımlanmıştır. İçinde olunan durumun gerçekliğiyle uyumlu bir çağrı!

Varlıklı ülkelerdeki durum da çok farklı sayılır mı?

Kanada’da yaşayan ve doğum yerleri başka ülkeler olanların küresel salgın ortamında ırkçılıkla başbaşa kaldıklarını bildiren yayınlar çıkmaya başladı tıp dergilerinde. Salgın öncesi yaşamda da bu olumsuzlukla hemen her gün karşılaşan göçmenler ve yabancı kökenliler Covid 19 etkisiyle bundan daha fazla etkilenir oldular. Benzer şekilde ABD, Fransa, İspanya, İtalya ve Birleşik Krallık’ta da benzer olumsuzluk olanca varlığıyla kendisini gösteriyor. Tüm bu örneklerin varlığında yüksek gelirli ülkelerdeki göçmenlerin karşı karşıya kaldıkları durum göz ardı edilemez boyutlara erişmiştir. Bu durumun hem yaşadıkları gönençli ülkelerdeki salgının hem de küresel ölçekteki salgın gidişine yapacağı olumsuz katkıya vurgu yapmaya hiç gerek yoktur.

Yeniden Kanada’ya dönecek olursak!

Kanada’da az önce anılan gruptaki insanların sağlık hizmetine erişimi zaten kısıtlıydı. Salgın ortamında bu kısıtlılığın yarattığı olumsuzluklar su yüzüne çıkmıştır.

Örneğin Kanada’nın Ontario eyaletinde nüfusun % 25’ini oluşturan göçmenlerin ve yabancı kökenlilerin Covid olgularının % 40’tan fazlasını oluşturmaları daha fazla yoruma gerek bırakmayacak denli çarpıcıdır. ABD için de benzer durum söz konusudur. Nüfusun % 12’sini oluşturan siyahiler tüm Covid olgularının % 40’ını oluşturmaktadır. Kanada, ABD, İspanya, İtalya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde eşitsizlikle karşı karşıya olan grupların hiç olmazsa salgın koşullarında sağlık hizmetine erişimlerinin sağlanması temel insanlık hakkıdır. Bu hakkın yerine gelmesini sağlamak da kaçınılmaz insanlık görevidir.

Kanada’nın komşusu ABD’nin durumu da iç açıcı sayılmaz. Kişi başına 10.000 doları aşan sağlık harcamasıyla kimselerin yanına bile yaklaşamadığı uzay fatihi bu ülkede 2002-2019 aralığında Obamacare iyileştirmesine karşılık sağlık hizmetinin kamu tarafından fonlanmasında % 3’e varan azalmanın varlığı durumu büyük ölçüde açıklamış oluyor. Başka deyişle, kamu sağlık hizmetine öncelikle gereksinim duyan siyahilerin, hispaniklerin ve diğer eşitsizlerin salgında daha büyük yitimle karşılaşmalarına şaşırılmaz. Fon kısıtlamalarının yol açtığı 50.000 kişilik insan kaynağı eksilmesi de salgının ön cephesinde açılmış büyükçe bir gedik olarak not edilmelidir. Mars’a gönderdiği uzay aracını başarıyla indiren ABD’deki Covid ölümü sayısı yarım milyon eşiğini aşmıştır. Bir yayındaki güney eyaletleri vurgusu insana biz bu filmi daha önce de pek çok kez izlemiştik dedirtecek türden bir ayrıntı.

Covid 19 salgınının ilerleyen sürecinde belirginleşen tıpta ırkçılık izleri konuya yakın olmayanları şaşırtabilir. Ama, tıp tarihinin son 200 yılına göz atıldığında ırkçılığın tıpta yer bulmanın ötesinde çoğu zaman kılcallara işlediğini görmek hiç zor değildir.

Yeryüzünde diğer türlerle paylaşım ve ortak yaşam sorunu olan insanın kendi arasındaki eşitsizlik ayrı bir acıklı gerçektir.

Dünyada eşitsizliğin yeni adı günümüzde artık AŞI’dır.

Bu, aşı karşıtlığı ya da aşıya güvensizlik kadar önemli bir sorundur.

Bunları da sevebilirsiniz