NATO 70 Yaşında: Onu Nasıl Bilirdiniz?

Nisan ayı başında NATO’nun doğumgünü kutlaması vardı. Yaşgünü partisi, Brüksel’deki NATO Genel Karargahı yerine, Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı’nın geniş salonlarında yapıldı. Bunun gösterdiği önemli bir şey var; kutlamalar her zaman alışılagelmiş bir şekilde Brüksel’de yapılmaktayken, bu yıl yerin değiştirilmiş olması, üstelik bu yerin de ABD’de olması. İkisi de ayrı ayrı önemli. Bu ilginçlik, aslında normal sayılması gereken bir şeyin karşılığı: NATO, sahibinin elindedir. Ayrıca Atlantik’in batısında olan, Atlantik’in doğusunda olanlara hadlerini bildirmiştir.

Altında, Avrupa’nın ABD’ye olan karşıt bir durumu yatmaktadır. Kuruluşundan başlayarak ABD’den duyulan rahatsızlık NATO içinde oldukça büyümüştür ve daha da büyümektedir. Bunun üzerinde daha fazla durmayalım, ilgi duyanlar ayrıntıları öğrenmekte zorluk yaşamayacaktır.(1)

Atlantik kara parçaları olan iki yakanın kıtalararası sorunlarına her geçen gün yenileri eklenmektedir.

NATO’nun Avrupa kanadında güvensizlik vardır, kaygı vardır, ABD ise Avrupa’yı sıkıştırmakta, kendisine boyun eğmeye zorlamaktadır. Bu yüzden Avrupa ile ABD arasında restleşme yaşanmaktadır.

Sonucu ne olur? Avrupa’nın çıkarları açısından uzlaşma mümkün olmadığına göre, ufukta NATO’nun dağılması gözükmektedir. Avrupa bağımsızlaşacak, ABD yükünden kurtulacak, kendi ordusunu kuracaktır.

Bugün artık NATO’nun dağılıp dağılmayacağı değil, ne zaman dağılacağı sorulmaktadır.

NATO ÜYESİ TURKİYE?

Peki bu arada ülkemizin NATO içindeki durumu nedir?

NATO kurulduğunda Türkiye örgüte alınmak istenmemişti. Birçok nedeni vardı. Türkiye’nin hem nitelikleri uygun bulunmamıştı, hem kontrol edilmesi ve kullanılmasında zorluklar olur diye düşünülüyordu, hem Türkiye onlara yük olurdu, hem de Türkiye üye olursa istenmeyen durumlara yol açabilirdi. Yani Türkiye’nin NATO’ya alınması bile sorunlu olmuştu, ABD’nin zoruyla kabul edildi.(2)

Ayrıca Türkiye NATO’da hep kullanılmak istenmiştir, askeriyle değerlendirilmesi düşünülmüştür, coğrafi ve jeopolitik olarak tampon olması öngörülmüştür, müşteri yapılmıştır, en sonunda da bugün kuşatılmak ve hedef alınmak istenmektedir. Ayrıca bunların yanı sıra Türkiye “sakıncalı” bir üyedir, üye olarak görülmeyen, üye sayılmayacak kadar uygunsuz olan bir üyedir.

NATO’nun gizli örgütü, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde de faaliyet gösterdi. Ordumuz Amerikan standartlarına sokulmaya, ideolojisi değiştirilmeye çalışıldı, Amerika’ya “eğitime” subaylar götürüldü, Türkiye örgütlenmesi ve tertipleri için kadrolar devşirildi.

NATO’ya Türkiye’nin alınmasıyla birlikte ülkemiz ABD’ye bağlandı. Silahlanmamız ve askeri “modernleşmemiz” ABD ve NATO tekeline ve kontroluna girdi.

Türkiye NATO’ya girer girmez, NATO’nun gizli ve yasa dışı örgütlenmeleri de ülkemizde faaliyet göstermeye başladı. İstihbarat teşkilatlarımız gizli veya açık görevli Amerikalı subayların ve ajanların yönetimine verildi. “Türkiye Gladyosu” olarak çalışan Kontrgerilla, çeşitli provokasyon ve tertipler düzenledi, 6/7 Eylül Olaylarından 1 Mayıs Taksim tertibine kadar bütün önemli canice girişimler NATO’nun gizli örgütlerince kotarıldı. Çorum, Maraş ve İstanbul’da etnik ayrımcılık ve gerginlik yaratmak amacıyla katliamlar düzenlendi. Antiemperyalist ve Kemalist aydınlar tek tek suikastlarla Türkiye kaosa sürüklenmeye çalışıldı.

Türkiye’de güya “istihbarat görevi” yapan gizli ve yasa dışı servislerin giderleri, NATO üyeleri tarafından ortaklaşa veya en çok ABD tarafından olmak üzere dönüşümlü olarak karşılandı.

Türkiye’deki Amerikancı 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri NATO’nin gizli örgütlenmelerinin ürünüdür.

Son zamanların gelişmelerine bakalım, ABD kontrolundaki NATO operasyonlarını sürdürüyor. Türkiye, üye olmasına rağmen “düşman” muamelesi görüyor. Haklılar. Çünkü Türkiye’nin milli çıkarları ABD’nin planları ve NATO’nun stratejisiyle uyuşmuyor.

Ayrıca buna benzer ya da benzemez ABD kaynaklı uygulamalar yeni değildir. NATO üyesi Türkiye ABD tarafından ambargolara bile uğramıştır. Türkiye’nin parçalanması planları NATO’da yapılmıştır, Türkiye’nin parçalanma haritaları NATO toplantılarında katılımcılara sunulmuştur, harita o toplantılarda katılımcılara ders konusu gibi, seminer verilir gibi anlatılmıştır.(3)

NATO, sadece ABD’ye hizmet etmektedir. Türkiye’nin önündeki adım ise NATO’dan çıkmaktır. NATO içinde ülkemize ve savunmamıza hiç bir yarar sağlamadığımız gibi, NATO içinde olmak bize baskı ve tehditler yöneltilmesine, yaptırımlar uygulanmasına yol açmaktadır. NATO başı”, bir-iki yıl önce bin küsur TIR göndererek PKK’nın güney sınırlarımızda silahlanmasını sağlamaktaydı, bu devam etmektedir, üstelik PKK’ya ABD tarafından sevkedilen TIR’lar bugün 20 bin kadar olmuştur (bu haftaki en son bilgilere göre TIR sayısı 23 bini geçmiş bulunuyor). Eğer her bir TIR 20 tonluk olsa 40 bin, 40 tonluk olsa 80 bin tondan fazla silah, mühimmat ve araç gönderilmiş durumdadır (bunca lojistik ve kargoyla kaç asker, tabur, birlik, bölük, alay, ordu vb. donatılır ve silahlandırılır?). ABD ayrıca, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi hedef alarak İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile birlikte büyük ve kapsamlı deniz harekatları yapmaktadır…

İncirlik ve Malatya’daki askeri üsler ABD’nin kullanımındadır. Bölgede ve Türkiye’nin başka yerlerinde daha başka üsler ve istihbarat noktaları da var.

Nereye kadar?

Kaynaklar ve Dipnotlar:

1-Bu konuda, “NATO Nedir, Ne Değildir? NATO Ne Örgütü, Kimin Örgütü?” (Teori, sayı 334, Kasım 2017, s. 81-94) ve Dağarcık Türkiye internet sitesindeki “NATO Mu? Düşmanlığını Açığa Vurmaktan Çekinmeyen ‘Dost’” (Aralık 2017) başlıklı yazılarımıza bakınız.

2-Bu konuda geniş bilgi için, “Türkiye NATO’ya Neden Girdi, Nasıl Girdi? Türkiye NATO’nun ‘Üyesi’ Mi, ‘Düşmanı’ Mı?” (Teori, sayı 335, Aralık 2017) başlıklı yazımıza bakınız.

3-Bu konuda ayrıntılı bilgi için, “NATO Nedir, Ne Değildir? NATO Ne Örgütü, Kimin Örgütü” (Teori, sayı 334, Kasım 2017) başlıklı yazımıza bakınız.

Bunları da sevebilirsiniz