ULUSLARARASI ÖZKAN MERT YAŞAM BOYU
ONUR ÖDÜLÜ TÖRENİ’NDE YAPTIĞIM KONUŞMA..
24 Ekim 2026 Cumartesi, Saat 13.00’da Beyoğlu Mısır Apartmanı (No:163), birinci kattaki Yüksek Ticaretliler ve Marmara Üniversitesi Lokali’nde toplandık.
Ödül kazanan dünyanın her köşesinden gelen bilim, sanat, kültür insanları ve yakınlarıyla birlikte büyük bir aile oluşturduk. Uluslararası Şairimiz Özkan Mert ve ödül komitesinden Dilek Alp ve Havva Mert yönetiminde, fotoğraflarımızı saatlerce çeken, taa TÜYAP Kitap Fuarlarından yakından tanıdığım can insan Kadir İncesu ve konuşmamın videosunu çeken arkadaşım Sertaç Çelik olmak üzere 3 saat oyunca unutulmaz anılar biriktirdik.
Benim “Karaağaç” soy isimli kızım, damadım ve üç erkek torunum da sonuna kadar toplantıyı ilgi ile izlediler.
Can dostlarım Ümit Yaşar Işıkhan ve Selmina Melikoğlu ailesi, Koleksiyoncular Derneği Başkanı aziz insan Şerif Antepli, Maldiv Adaları Turizm Elçimiz Aylin Tavmen, Atatürk çocukları kütüphaneleri kurucusu Mesut Tim ve İsveç’te ödül töreni için gelen Salih Kalafat, Müzikoloji Doktoru Dr. Volkan Işılay benim açımdan toplantımızın şeref konuklarıydı. Sıra benim takdimime gelince Havva mert şu açıklamayı yaptı ve sonra beni kürsüye davet etti. Konuşmam bitince Özkan Mert, ödülümü takdim etti.
Gelelim Havva Mert’in yaptı sunuş konuşmasına..
YAŞAR AKSOY’A ÖDÜL GEREKÇESİ
“.. Yaşar Aksoy, gazeteci, yazar, şair ve tarihçi kimliğiyle Türkiye’nin yakın tarihi, özellikle İzmir ve Ege Bölgesi’nin kültürel belleği üzerine gerçekleştirdiği araştırmalarla tanınan önemli bir düşünce insanıdır. 1947 yılında İzmir’de doğan Aksoy, İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği ile Ege Üniversitesi Endüstri Mühendisliği eğitimlerini tamamlamasına rağmen yaşamını gazeteciliğe, edebiyata ve tarih araştırmalarına adamıştır. Uzun yıllar Demokrat İzmir, Yeni Asır, Hürriyet, Sabah, sEgeli Gazete ve Çeşme Güneşi gazetelerinde kültür-sanat yöneticiliği ve köşe yazarlığı yapmış; yazıları ve araştırmalarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır.
İzmir’in işgali ve kurtuluşu, Kuvâ-yi Milliye, Hasan Tahsin, Atatürk dönemi ve Ege’nin kültürel mirası üzerine kaleme aldığı eserlerle kent hafızasının korunmasına büyük katkı sağlayan Aksoy, 60 yılı aşan yazarlık yaşamı boyunca 50’den fazla ödüle layık görülmüştür. Yunus Nadi Ödülü, Dil Derneği Prof.Emin Özdemir Ödülü, Altın Homeros İzmir’e Katkı Ödülü ve Hasan Tahsin Onur Ödülü bunlardan yalnızca birkaçıdır. İzmir kültürüne yaptığı kalıcı katkılar nedeniyle “Yaşar Aksoy Sokağı, Yaşar Aksoy Parkı, Karşıyaka Yaşar Aksoy Kitaplığı, Yaşar Aksoy Kitap kafesi kurulmuş, birçok kurum tarafından onur ve emek ödülleriyle ödüllendirilmiştir.
Ödül Gerekçesi:
Gazetecilik, edebiyat ve tarih alanlarında 60 yılı aşan üretken çalışmaları; İzmir ve Ege’nin kültürel belleğinin korunmasına, Cumhuriyet tarihinin belgelenmesine ve toplumsal hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasına sunduğu üstün katkılar nedeniyle “IX. Uluslararası Özkan Mert Yaşam Boyu Onur Ödülü”ne layık görülmüştür.
ÖDÜL KONUŞMAM (Tam Metin)
“.. Değerli dostlar, tarihin akıp giden bu zaman diliminde, burada buluşan dostlar topluluğuna ve icinde yaşadığımız olaya bakınca Edip Cansever’in çok sevdiğim “Masa da Masaymış ha..” şiiri aklıma düşüverdi.:
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Efendim, yani sizlere baktığım zaman, uluslararası şairimiz Özkan Mert ustamızı, Dilek Alp ve Havva Mert dostlarımızı, değerli jüri üyelerini, ödül kazananları, davetlileri, 3 tane yetişkin torunumu, kızımı ve damadımı bu kitle içinde görüyorum.. Masamız hayli geniş..
Tabii ki, aziz insan rahmetli Suphi Baykam’ın oğlu, Cumhuriyet gazetesinde yazılarını zevkle okuduğum, ünlü ressamız Bedri Baykam da var, hayranıyımdır..
Bakın Bedri Baykam şu anda bana bakıp gülümsüyor… Teşekkür ediyorum..
Aslında bugün burada en çok gururlandığım şey, Adnan Binyazar ile birlikte uluslararası onur ödülünü almış olmamdır.. Yüce insandır.. Ben 80 yaşındayım.. O ise, 92..
Kültür Bakanı Ahmet Taner Kışlalı döneminde, Kışlalı’nın en yakın danışmanları olarak bakanlıkta çalışmıştık. Binyazar, kütüphaneler alanında, beni ise Kışlalı’nın gerçekleştirmek için çırpındığı Milli Kurtuluş Müzeleri alanında..
Adnan Binyazar, dahası Elazığ kökenli bir Gakkoş’tur.. Şu anda aramızda olan kızım ressam Neslihan Karaağaç ta, 1 yaşından itibaren Elazığ’da büyüdü. Daha üç gün önce Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki’nde Cemal Süreya için nefis bir yazı yazmış olan Adnan Binyazar’a sağlık diliyorum. Keşke aramızda olsa idi..
Şimdi efendim masamızda daha başka neler var?..
İçinde bulunduğumuz Mısır Apartmanı var..
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu apartmanda öldü..
Ressam kızım ilk büyük sergisini bu apartmanda açtı..
Başka ne var?..
Bu toplantımızı yaptığımız İstanbul Yüksek Ticaretliler Lokali var. İstanbul Yüksek Ticaretliler, 1960 ihtilali öncesi, 28 Nisan öğrenci ayaklanmalarını, İstanbul Üniversitesi öğrencileri ile birlikte, şehit de vererek gerçekleştiren öğrencilerdir. İhtilal sonrası İstanbul Yüksek Ticaretliler Derneği yeniden kurulurken, Teknik Üniversite öğrencisi olmama rağmen aralarında idim. Derneğin gece bekçiliğini gönüllü yaptım. Başkanımız hala yaşamakta olan eski Harbiyeli Yavuz Süngü kardeşim, daha sonra Devlet Planlama Teşkilatında büyük üst görevler üstlendi; hatıralarımız çoktur. Bu bakımdan, bu toplantımız için bize bu salonu tahsis eden İstanbul Yüksek Ticaretlilere teşekkür ediyorum.
Evet, dostlarım masamızda neler var dedik?..
Şiir var.. Edebiyat var.. Kültür var.. Bilim var… DEVRİM var..
Masada masaymış ha!.. Değil mi?..
Saygılarımı sunuyorum efendim..”
ÖNEMLİ NOT: Konuşmamı dinleyen, yine Şiir Dalı’nda uluslararası ödülün sahibi, ünlü edebiyatçı ustamız Seyyit Nezir, şu paylaşımı yaptı:
“Yaşar Aksoy.. Bu günkü konuşmanız muhteşemdi. Adnan Binyazar’ın yazısı hakkında söyledikleriniz edebiyat tarihine büyük görev yüklüyor. 28 Nisan öğrenci ayaklanması ve 27 Mayıs İhtilali vurgularınız apayrı güzellikteydi.”

Yaşar Aksoy.. 60 yıllık emek..

ABD, İngiltere, Japonya, Macaristan, Türkiye’den ödül alanlar toplu halde..
