Eğitim Üzerine

BEYİN ÇÜRÜMESİ DE NE!

Televizyonda, radyolarda, medyada bugünlerde sıkça dolaşan bir sözcük “beyin çürümesi”… Çocuklarımızın ve gençlerimizin dijital ürünlerin ekranlarında uzun süre kalmasının, sosyal medyada ve internette aşırı ve faydasız içerik tüketiminin sonucunda beyin çürümesine mazur kaldıkları söyleniyor. Televizyon ekranlarından bir doktorumuz beyin çürümesinin tıbbi bir terim olmadığını ancak sosyal medya ve internette çok vakit geçiren gençlerde görülen odaklanamama, dikkat dağınıklığı, sıkılma eşiğinin düşmesi, zihinsel yorgunluk hissi için kullanıldığını çünkü bu sebeplerden beynin bazı bölümlerinin etkilenerek gerektiği gibi çalışmadığını belirtti.

Gerçekte ne oluyor?

  • Dopamin sürekli uyarılıyor, bu yüzden uzun işlere odaklanma zorlaşıyor.

  • Dikkat süresi kısalıyor

  • Zihinsel yorgunluk ortaya çıkıyor,

  • Ders çalışmak, kitap okumak, uzun süreli bir işi sabırla yapmak zor geliyor.

Bütün dünya bu durumun düzeltilmesi için çözümler arıyor. Yakın zamanda Avustralya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi gençlerin ve çocukların digital ürünleri ve çevrimiçi oyunları kullanmalarını 16 yaşına kadar sınırladı. Biz de bu önlem alınması konusunda araştırmalar yapıldığını televizyon haberlerinden duyuyoruz.

Beyin çürümesinin ülkemizde ortaya çıkışına şöyle bir göz atalım.

2018-2020 yıllarında beyin çürümesi yoktu ama böyle bir his oluşmaya başlamıştı:

Akıllı telefon + sınırsız internetin bu yıllarda yaygınlaşması, gençlerin zaman kavramından uzaklaşarak akıllı telefon ve sınırsız internet olanaklarını aşırı kullanmaları

  • YouTube, Instagram gibi platformllarda kısa, hızlı, yüzeysel içeriklerin artışı, bunları izleyen gençlerin hızla artması.

  • Boş boş izledim”, “beynim yandı” gibi söylemlerin gençler arasında yerleşmesi, diyaloglarda sık sık bu tür söylemlerin geçmesi.

2020-2022 beyin çürümesine yol açan faktörlerin hızlanma dönemi

  • Bu dönemde Pandemi başladı, pandemi riski evden çalışma, evde kalma, uzaktan eğitimin ortaya çıkmasına neden oldu, bunların sonucunda ise ekran sürelerinin patlamasıyla pandemi yaşantımızda büyük bir kırılma noktası oldu.

  • TikTok’un dijital yaşama katılması ve Türkiye’de çok hızla büyümesi de çok etkili oldu.

  • Kısa videoların yaygınlaşması ve kısa video kültürünün oluşmasıyla sürekli uyarım alma, sabırsızlık ve uzun videoya, bir filme ya da kitaba tahammülün düşmesine neden oldu.

2022-2024 Beyin Çürümesi (Brain Rot) kavramının adının konulması

Brain Rot terimi Twitter, TikTok, Reddit üzerinden Türkçeye geçti. “Beyin Çürümesi” ya da “Beyin Erimesi” gibi çevirilerle yayıldı.

TÜRKİYE’YE ÖZGÜ FAKTÖRLER

Hepimiz beyin çürümesinin çok hızlı bir şekilde ülkemizde yaygınlaştığını, sonuçlarının çok vahim olduğunu TV programlarındaki haberlerden vey akın çevremizden izliyoruz. Gün geçmiyor ki, şiddet olayları haberlerde ön plana çıkmasın. Ergenler sokaklarda birbirleriyle kavga ediyor, internet üzerinden birbirlerini tehdit ediyor, gençler şiddete ve kumara çevrimiçi oyunlarla alıştırılıyor, çevrimiçi arkadaşlıklar yoluyla kandırılıyor, suça teşvik ediliyor, şantaj yapılıyor, uyuşturucu ticaretine bulaştırılıyor.

Tabii bunların yanında masum kaldığını düşündüğümüz durumlar derslerine çalışamama, düşünememe, iletişim bozuklukları da bütün okullarda ve evlerde en büyük sorun. Toplumumuzda eğitimin giderek zayıflaması, genel kültürün gerilemesi, sorgulayıcı düşünen bir kuşağın yavaş yavaş erimesi de madalyonun diğer yüzü.

Gençlerdeki beyin çürümesi yaygınlaşmasını görünür hale getiren olguları şöyle bir düşünelim.

  • Sınav baskısı (LGS; YKS) gibi sınavlar çocuklara büyük baskı oluşturuyor, oyunlar, çevrimiçi ilişkiler onlar için bir kaçış oluyor.

  • Okul, aile, sosyal medya, çevrimiçi oyunlar arasında sıkışan çocuklarda asabiyet, itaatsizlik, mutsuzluk, yorgunluk ortaya görülüyor. Zihinsel yorgunluk, sağlıklı düşünememe gelecekle ilgili kaygılarını artırıyor. Gençler arasında nihilizm gibi akımlar yayılıyor, boşverme ve umutsuzluk hisleri kökleşiyor.

  • Eğlencelerin, hazzın büyük ölçüde telefona sıkışması yüzyüze sosyalleşmeyi ve normal yollardan eğlenme ortamını imkansız kılıyor. Birçok ebeveyn çocuklarının odalarından dışarı çıkmadıklarını, aile toplantılarına katılmak istemediklerini ve hatta akşamları yemek sofrasına bile gelmek istemediklerini belirtiyor.

  • Türkçenin yapısına uymayan dil kalıplarının kullanılması, kısaltılmış deyimlerin gençler tarafından tercih edilmesi de çok görünen bir olgu. Yabancı video ve içeriklerden öğrendikleri yozlaşmış kelime ve deyimleri kullanmaları dilimize zarar vermektedir. Bunların yanı sıra, çocuk ve gençlerin dilimizdeki kelime haznelerinin gittikçe daralması da dikkati çekiyor. Argo ve mizah hızla yayılıyor. Telefonda ve mesajlarda kullandıkları kısaltmalar, günlük yaşamlarındaki iletişim dilini oluşturuyor. Örnek olarak sıkça görünen, “NPC” “skipidi”, “boş yapma”, “sıkıntı yok”, “lanet olsun” ve benzeri tarz söylemler kolaylıkla yaygınlaşıyor.

Işte görünen olgular bunlar…

VE BUGÜNKÜ DURUM

Özellikle ortaokul ve lise çağındaki gençlerde ve ergenlerde uzun süreli odaklanma gerektiren bütün işlerde gözle görülür bir zorlanma hissediliyor ve öğrenme olayı gerçekleşemiyor.

Beyin çürümesi artık gerçek bir hastalık gibi gençlerin beyin sağlıklarını etkileyecek boyutlardadır. Yapılan bazı deneylerde küçük çocuk ve ergenlerin aşırı dikkat dağınıklığı ve zihinsel tükenmişlik yaşadıklarından dolayı yaşlılar gibi aynı beyin işlevlerindeki aksamaları gösterdikleri görülmektedir.

Sonuç olarak, ülkemizde beyin çürümesi diye adlandırdığımız sorun en basit söylemiyle, dijital hız, kısa içerik, stresli yaşam, pandemi sonrası edinilen alışkanlıklar birleşince ortaya çıkan bir zihinsel alışkanlık sorunudur. Öyleyse bu durumu tekrar eski haline getirmek mümkün müdür? Bunun yanıtını sanıyorum hiç birimiz tam olarak bilemeyiz. Beynimizin çok güçlü olduğunu ve kontrol edebileceğimizi biliyoruz. Denemeye değer o zaman.

GENÇLERDE BEYİN ÇÜRÜMESİNİ NASIL YOK ÖNLEMELİ/YOKETMELİ?

Bu konuya geçmişteki yazılarımda da çok değinmiştim, yine de kısaca anlatayım

  1. Çocuğunuzla bu konuyu konuşup beraber bir plan yaparak işe başlayın. Beyni yeniden uzun işe alıştırma çalışmaları yapmalı: günde belli bir zaman (15-20 dakika gibi kitap ya da uzun bir yazı okuma), 20-30 dakikalık uzun bir video seyretme. Bu süreler alıştıkça artırılmalıdır.

  1. Ders çalışırken telefon aynı odada olmamalı, telefonu sessize almak yetmez, hepimiz biliyoruz ki göz görmemelidir, gördüğü anda insan bakmak ister. Ders çalışırken 25 dakika sonra 5 dakika ara verilip çocuğun su içmesi, dolanması, pencereden bakmasına izin verilebilir. Daha sonra dağılmadan derse dönmelidir.

  1. Aile çocuğun örnek alacağı en yakınındaki sosyal çemberdir. Ebeveynler de kendi dijital ve yaşam biçimlerinin farkındalıklarını artırmalı, çocuklarını düşünerek en sağlıklı yaşam tarzlarını tercih etmelidirler. Sürekli sizler de ekran başındaysanız, çocuğunuzun değişmesi çok zor olur.

  1. Telefon ve diğer aletlere tam yasak değil, kontrollu kullanım gereklidir, ancak dersler ve diğer zorunlu işler bittikten sonra kısa süreli izin verilmelidir.

  1. Çocuğun dijital dostluklardan uzak durmasını, gerçek arkadaşlıklar kurarak yüzyüze birlikte olma, eğlenme, sohbet etme yollarını açmalıdır. Yalnız olan çocuk veya genç mutlaka dijital arkadaşlık aramak zorunda kalacaktır.

  1. Eğlence ve boş zaman değerlendirme konusunda dijital ekranlardan uzak spor ve doğayla ilgili etkinlikler tercih edilmelidir, aileler çocuklarına bu konuda yardımcı olmalıdır. Doğayı seven, anlayan çocuklar mutlu çocuklardır.

Yukarda bahsettiğimiz değişimlerin çok kısa sürede oluşması mümkün değildir ancak sabırlı olmalı ve koyduğumuz kurallar yerleşinceye kadar ısrarlı olunmalıdır.

Sağlıklı bir beyne sahip, sorgulayıcı, düşünen, sporcu, mutlu bir gençliğin yetişmesi ülkemizin de kaderini belirleyecektir.

Yukarıda hep yeni kuşağın içine düşebileceği kötülüklerden bahsettik ancak bütün bu zorlukları kolaylıkla aşabilen ve sporda, resimde, müzikte, bilimde çok başarılı olan dünyada ve ülkemizdeki gençlerimiz hiç de azımsanacak kadar az değil.

Bunları da sevebilirsiniz