İçinde bulunduğumuz çağın yadsınamayacak yanı varsa, teknolojideki baş döndüren gelişmelerdir.
Çoğu durumda olduğu gibi burada da ütopya-distopya ikiliği çıkıyor karşımıza.
Özellikle, “yapay zeka” bağlamında kendisini gösteren tartışmalarda makineler ya da robotlar egemen duruma geçer mi sorusu öne çıkıyor. Korkutucu senaryoların biri diğerini izliyor.
Kuşkusuz bu da akılda tutulmalı ve tartışılmalı.
Ancak, kapıdaki sorun olmayı çoktan aşan ve hanemizden içeri giren distopya teknofeodalitedir.
Tıpkı “büyük veri” ya da “büyük farma” gibi algılanabilecek “teknoloji devleri” ve onların egemenliğindeki “bulut teknolojisi” ivedilikle üzerinde durulmayı hak etmektedir.
İkilem şudur!
Teknolojik sıçramalar teknofeodal yapının pekişmesi için mi yoksa toplumların yararı için mi kullanılacaktır?
Durum şimdilik olumsuzdur.
Teknofeodal yapı oluşturulmuş durumdadır ve her geçen gün bu yapının pekiştirilmesine doğru yol alınmaktadır.
Toplumların dikkatinin “teknoloji devleri”ne odaklanması bir yanıyla doğru olsa da önemli eksiği vardır.
Teknolojik olanakların toplumları etki altına almada ve yönlendirmede büyük güç olduğu kuşkusuzdur. Ancak, bu büyük güç kendisine gönüllü hizmet eden serflerin yokluğunda çok da işe yaramayabilir.
Serfler kimler mi?
Bu yazıyı kaleme alan ve okuyan pek çok kişi serfleşmiştir demek abartı olmaz.
Sanal ortamdaki pek çok işlemin ve uygulamanın “ücretsiz” kullanıma sunulmuş olması serfleşmede önemli etkendir.
Görünürde parasal ücret ödenmese de teknoloji firmalarına sunulan irili ufaklı veriler paha biçilmez karşılıklara dönüşmektedir.
Havuzlarda toplanan veriler “büyük veri”yi oluşturarak teknofeodaliteye can suyu olmaktadır.
Geçmişte emek-sermaye ikiliğiyle açıklanan kapitalizm, yerini teknofeodalizme bırakırken “bulut sermayesi” kavramı kendini göstermeye başlamıştır.
Herhangi birimizin sanal ortamda oluşturduğu içerikler bulut sermayesini beslemektedir.
Bunun yanı sıra, bulut sermayesi neredeyse tümüyle “yapay zeka” destekli algoritmalar aracılığıyla kişilerin davranışlarını belirlemekte ve tüketimlerini öngörmekle kalmayıp yönlendirebilmektedir.
Kapitalistler varlıklarını sürdürmekle birlikte her türlü etkinliklerini sürdürmede ve başarıya eriştirmede “bulut sermayesi”ne gereksinim duymaktadırlar. Bulut sermayesi olmadan kapitalistlerin varlık göstermelerinin olanaksız olduğunun altını çizmek aşırılık sayılmamalıdır.
Milyarlarca insan (gönüllü) serfler olarak bulut sermayesini elinde tutan teknofeodal derebeylere hizmet sunmaktadır.
Teknoloji, feodalitenin oluşmasına ve pekişmesine eşsiz katkılar ve kolaylıklar sağlarken, diğer yandan da serf konumunda olup, teknofeodalite boyunduruğuna girmiş olanlara da önemli fırsatlar sunmaktadır.
Gelinen noktada, serflerin teknolojinin sunduğu iletişim ve örgütlenme olanaklarından yararlanarak bu olumsuz gidişe dur demesi teknolojinin ütopyaya evrilmesini sağlayacaktır.
Buna karşılık, serflerin sessizliği ve edilgenliği teknofeodal yapıya güç verecek ve distopyayı besleyecektir.
Serflerin kararı hiç kuşkusuz belirleyici olacaktır.
Bu belirleyicilikte serflere rehberlik ve yönlendiricilik de bir o kadar önem taşıyacaktır.
