Potlaç Neden Yasaklandı?

Potlaç, Dil Derneği’nin Türkçe sözlüğünde şöyle karşılık bulmuş.

Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram.”

Yerli dilinde potlach sözcüğü “vermek” eyleminden köken alır.

Bu tanıma, Batı kıyısına yakın Kızılderililer nitelemesi eklenebilir.

Armağan almak ve vermek başka insan topluluklarının da gelenekleri arasında bulunmakla birlikte Kızılderili geleneği potlaç “verme”ye dayalı bir etkinliktir.

Batı kültüründe “biriktirme” önde gelen eğilimdir. Buna karşılık yerli kültüründe “verme” belirgindir. Dolayısı ile, potlaç biriktirme eğilimiyle bağdaşmaz ve bu yanıyla da batı kültürüyle çatışır.

Bu belirginlik, yerlileri asimile etmeye kararlı yönetimlerin potlacı bilinçli hedefe dönüştürmesine neden olmuştur.

Potlaç, batı kıyısına yakın yerlilerin şarkı, dans, söylev ve ziyafetle bezeli görkemli şölenleri olarak da tanımlanıyor. Evlilik, anma, bebeklere ad koyma ve benzeri çok sayıda neden potlaç düzenleme gerekçesi olmuştur.

Potlacı tanımlarken vermeye, paylaşmayı eklemekte yarar var.

Potlacın bir başka özelliği yerlilerin atalarıyla bağlarını koruma, geleneklerini yaşatma aracı olarak işlev görmesidir.

Potlacın eski Türklerde de toy adı altında kendisine yer bulduğu söylenebilir. İslâmiyet öncesi dönemde Türk hakan belirli aralıklarla toy şenliği düzenlermiş. Toy yemeli içmeli bir şölen olmasının yanı sıra hükümdarın sahip olduğu nesnelerin paylaşımını da kapsarmış. Şölen sonunda hakana ait nesneler deyim yerindeyse yağmalanırmış. Elbette, hakanın bilgisi ve izniyle!

Bu yolla, hakan da olsa baştaki kişinin haksız yere mal edinmesinin önüne geçilirmiş. Toyda halkına sunacağı nesneyi edinmek, biriktirmek hiç de akılcı olmasa gerektir.

Osmanlı dönemine gelindiğinde sultan dışındaki ileri gelenlerin servet biriktirmesine engel olunmuş. Bu gibi kişiler öldüklerinde tüm birikimleri devlete aktarılmış. Ancak, sultanın kişisel hazinesinin olması ve burada sınırsızca servet biriktirme olanağı eski Türk geleneğinin sürdürülmediğinin göstergesi olmuş.

Amerika’da yerlilerin varlığını ortadan kaldırmayı ya da nüfus içinde kaybolup gitmelerini amaçlayan potlaç yasağı XIX. Yüzyıl sonlarında başlamıştır. Yasağın sonlanması XX. Yüzyıl ortalarını bulmuştur.

Yasak kalkmış olsa da, yasağı koyanlar büyük ölçüde amaçlarına ulaşmışlardır. Yerlilerin sayısı çeşitli yöntemlerle azaltılırken sağ kalanlar büyük ölçüde asimile olmuşlardı.

Yasağın son bulup önemli bir geleneğin yeniden yaşam bulması hiç kuşkusuz önemli bir kazanım olmuştur.

Bu arada, olan olmuştur. Yerli kültürü ve o kültürün üyeleri geri dönüşsüz şekilde tüketilmiştir. Kalanlarınsa kültürleriyle bağları koptuğu için asimile olmaları kolaylaşmıştır.

Sözün özü!

Çağa uymayan geleneklerin ve göreneklerin korunması ilgili toplumun “hasta” olmakla etiketlenmesine neden olur.

Buna karşılık, olumlu etkisi olanların günümüzde de korunması ve sürdürülmesi dünya ve insanlık için büyük kazançtır.

İlkel komünal toplumdan kalma potlaç ya da toy aradan geçen uzun süreye karşın olumlu yanıyla anımsanacaktır.

Bunları da sevebilirsiniz