Analiz 165

Bireyin, ussal davranması, rasyonel karar alabilmesi için yeterli ve doğru bilgileri alması gerekir. Doğru işleyen tam bir rekabet piyasası için bireylerin yeterli ve doğru bilgiye ulaşması şarttır. Günümüzde ise hemen hemen her alanda bilgi kirliliği, yetersizliği ve dezenformasyon yaygındır. Reklam, kara propaganda, politik hesaplar, bireysel çıkarlar bilgi kirliliğinin kaynağıdır. Günümüzde bilgi yetersizliğini, kirliliğini giderecek resmi-yarı resmi kanallar, makamlar ise bilgi kirliliğinin ana kaynakları haline gelmiştir. Teknoloji, gelişme öyküleri, ödüller, sanal piyasalar, sermaye piyasaları, reklamlar bilgi kirliliğinin yaratılmasında kullanılan araçlardır.

Bilindiği üzere “Nobel Barış Ödülü” ünlü, prestijli ödüller arasında yer almaktadır. Ödülün amacı, saygınlığı ve nesnelliği konusunda olan süregelen tartışmalar, Nobel Ödülünün Venezüela muhalefet lideri, Netanyahu övgücüsü Maria Corina Machado’ya verilmesi ile kuşkuları derinleştirmiş, yaldız dökülmüş saygınlığa bir gölge daha düşürmüştür.

Modern emperyalizm kendisini iletişim, teknoloji ve farklı propaganda olanakları sayesinde klasik emperyalizme göre daha iyi gizlemektedir. Ödüller, yarışmalar çoğu kez emperyalizmin örtülü propaganda araçlarıdır. Propaganda araçlarının irdelenmeden kabullenilmesi emperyalizmin etkinliğini, yayılmacılığını arttırmaktadır. Bu yayılmacılığın sonuçları Ursula K. Le Guin’in Sesler adlı kitabındaki tespiti ile çarpıcı bir özete dönüşmektedir: “Bir nesil bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecekler.”

Teknoloji fetişizmi yayılmakta, teknolojinin gücü, üstünlükleri, katkıları abartılı bir şekilde “verimlilik, üretkenlik, sürüdürülebilirlik” mottosu ile sunulmakta, bu mottolara maruz bırakılanlar da çağdaşlaşmanın dışında kalmamak çabasıyla, “bilir” gözükerek teknoloji fetişizmine hizmet etmeye devam etmektedirler.

Reklamlar, tanıtımlar, ödüller, teknoloji övgüleri, dijital içerikler konusunda septik olmak ussal davranış olup sofizm, kuşkuculuk ve irdeleme günümüz gerçeklerini görmemize yardımcı olabilir. Açıklıkla ifade etmek gerekir ki aldatmacanın ve kandırmacanın her alanda sürdürülmesiyle fayda sağlayanlar, toplum ve gelecek kuşaklar için çok ciddi hasarlar oluşturmaktadır.

2025 yılının son analiz yazısı olması sebebiyle 2026 yılına yönelik öngörülerimden de kısaca söz etmek isterim. Uzun bir zamandır katıldığım söyleşilerde de belirttiğim üzere 2026 yılı her açıdan çok zor bir yıl olacaktır. Zamanlama açısından yanılma olasılığım söz konusu olsa da 2026 yılının ikinci çeyrek sonunda Asya-Pasifik’te siber savaşla başlayıp geniş ve kanlı Üçüncü Dünya Savaşına evrilecek bir gelişme bekliyorum.

Çin’in ve Hindistan’ın oldukça fazla insan kaybı vereceği bu savaşa Türkiye ve Rusya’nın top yekün katılacağını sanmıyorum. Bu savaşın öncü göstergesi İsrail’in Lübnan’ı işgal etmesi olabilir.

Tüm bu olumsuz jeopolitik nedenler ve bazı ekonomik değişimlerden ötürü kıymetli madenler gözde olmaya devam edecektir.

2026 yılında da aklımızdan aydınlığın, yüreğimizden vicdanın eksik olmamasını temenni ederek ulusumuz ve tüm insanlık için aydınlık bir yıl olmasını dilerim.

Bunları da sevebilirsiniz