İbrahim Süreyya Bey

İbrahim Süreyya 1880 yılında İstanbul’da doğdu (BOA1). Babası Gümüşsuyu Hastanesi doktorlarından Yarbay Ahmet Servet Bey, annesi Emine Hanımdır. Mekteb-i Tıbbiye mezunu, Viyana’da eğitim görmüş ve Mekteb-i Tıbbiye’de hoca, Mecruhin ve Marda-yı Askeriyeye İmdad ve Muavenet Cemiyeti’ni Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne dönüştüren (Yiğit 2006) Arif Bey’in torunudur. Ahmet Servet Bey’in 1883 yılında vefat etmesi sebebiyle küçük yaşta yetim kalan İbrahim Süreyya Bey’i dedesi Arif Bey yetiştirir (Yiğit 2006). İlk ve orta öğrenimini ağabeyinin kurduğu Mekteb-i Edebde tamamlayıp eğitimine daha sonra Mülkiye Mektebinin İdadi kısmında devam etti. Eğitim hayatının bitmesinin ardından memuriyet hayatı başladı. Bu dönemde İttihatçı kimliğiyle bilindi. 8 Eylül 1921’de Ankara’da Mediha Hanım ile evlendi. Sultanahmet’te bir konakta büyüyen Mediha Hanım, Gedikpaşa’daki İngiliz High School’dan mezun olmuş iyi eğitimli bir kadındır.

Memuriyet Hayatı

Mektub-i Kaleminde mesleki hayatına başlayan İbrahim Süreyya Bey İttihat ve Terakki Cemiyeti yanlısı faaliyetlerinden dolayı tutuklandı. Sinop Kalesi’nde cezasını tamamladıktan sonra İstanbul’a dönerek Karantinalar İdaresi’nde memuriyet hayatına geri döndü (Çankaya 1954).

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İbrahim Süreyya Bey siyasi mağdurlar arasında gösterildi ve Atranos (Orhaneli) Kaymakamlığı’na atanarak idare mesleğine geri döndürüldü (Çoker 1994).

Daha sonraları Yenice-i Vardar Kaymakamlığı’na ataması yapıldı (BOA2) ancak Trablusgarp Savaşı’nın başlaması üzerine kaymakamlık görevinden istifa edip savaşa katıldı (Çoker 1994). Önceleri İskenderiye’deki, ardından Derne’deki kuvvetlere katıldı ve Yüzbaşı Mustafa Kemal Bey’in emrine girdi muharebelere katıldı. Buradaki başarılarıyla Mustafa Kemal’in takdirini kazandı ve ayrıca Berât-ı Hümayûn ile Dördüncü Mecidî Nişanı ile ödüllendirildi (Aldan 2001.).

1912 yılında İstanbul’a geri dönen İbrahim Süreyya vekâleten Çatalca Mutasarrıflığına da atanmıştır (BOA3). İleride Gelibolu’da, Kırkkilise’de( Kırklareli), Karesi’de (Balıkesir) ve İzmit’te Mutasarraflığa devam edecektir (BOA3). Milli Mücadele’ye katkıları bu görevlerdeyken de devam etmiştir. Gelibolu Mutasarrıflığı görevinde iken köy ve kasabalardan yiyecek toplatarak cephedeki askerlere gönderdi (Yiğit 2006). Kırkkilise’deyken halkın açlık sorununun önüne geçmeye çalışıp, yetimhane kurdu. Karesi’de yerel asayişi sağladı (BOA4). İzmit’teyken Mustafa Kemal’in isteği üzerine İzmit’i Anadolu’nun kapısı olabilecek bir biçimde örgütlemeye çalıştı (Yiğit 2006).

Anadolu’yu Örgütlemesi

İttihatçı olmasından 9 Mart 1919’da Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından görevden alınınca İstanbul’a dönüp Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalışmaya başladı. Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmesinin ardından Rauf Bey ve diğer arkadaşlarıyla Havza’ya doğru yola çıktı (Orbay 2005). Amaçları Manisa üzerinden Aydın’a giderek işgal altındaki İzmir’i kurtarmak için milli bir teşkilat oluşturmaktır. Bandırma’da buldukları Çerkez Ethem’den o bölgede bir milis gücü oluşturmasını isteyip Ege Bölgesi’ndeki köyleri dolaşarak halkın nabzını tuttular. Ardından İbrahim Süreyya Bey ve arkadaşları Ankara’ya XX. Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy ) Paşa’nın yanına geçip hep birlikte Amasya’ya, Mustafa Kemal Paşa’nın yanına gittiler (Cebesoy 2010).

İbrahim Süreyya Bey, Amasya’da bulunduğu sırada, Mustafa Kemal Paşa tarafından burada silahlı bir kuvvet oluşturmakla görevlendirildi. Mustafa Kemal Paşa Türkiye halkını İhtilale çağırdığı Amasya Genelgesi isimli tarihi belgeyi hazırlarken İbrahim Süreyya güvenliği sağladı (Çankaya 1954). Ardından İbrahim Süreyya Bey Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Beyler Erzurum’a doğru yola çıkmışlardır.

23 Temmuz’da toplanacak kongre öncesinde görüşmeler yapan İbrahim Süreyya, delegeleri Mustafa Kemal Paşa’yı kongre başkanlığına seçmeleri konusunda ikna etmeye çalışmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’nın en önem verdiği hususlardan biri de “Hey’et-i Temsiliye’nin başkanı olarak seçilme meselesidir. Mustafa Kemal Paşa’nın başkan olması, kongre dağıldıktan sonra alınan kararların uygulanmasında ona kolaylık kazandıracağından başkan olmak istedi. İknaya yakın dostlarından başlamak arzusuyla kongre dağılmadan önce İbrahim Süreyya, İbrahim Tali, Albay Kazım, Hüsrev ve Mazhar Müfit Beyler ile bu konuda bir toplantı yapıp ne düşündüklerini öğrenmek istedi. İbrahim Süreyya Bey dışında toplantıda yer alan diğer isimler Mustafa Kemal Paşa’nın Hey’et-i Temsiliye içinde yer almasını sakıncalı buldular. Mustafa Kemal Paşa İbrahim Süreyya Bey’in sadakatini ve güvenini görür.

Kongrenin bittiği gece Mustafa Kemal İbrahim Süreyya ve Mazhar Müfit Beyleri odasına davet eder ve onlara sadece üçünün arasında kalması kaydıyla zaferden sonra Cumhuriyet’in ilan edileceğini, fesin kalkacağı ve Latin alfabesinin kullanılacağı gibi planlarını anlatır (Aşkun 1963). İbrahim Süreyya Mustafa Kemal’in sırdaşı olmuştur.

İbrahim Süreyya Bey kongre sonrasında 2 Eylül günü Sivas’a vardı. Kongreye İbrahim Süreyya Bey Saruhan delegesi olarak katılır. Mazhar Müfit Bey ile birlikte Mustafa Kemal Paşa’nın en büyük destekçilerinden olurlar. Kongrede Meclis-i Mebusanın en kısa zamanda toplanmasını sağlamak için gerekli yasal yolların izlenmesini sağlanması amacıyla İbrahim Süreyya, Mazhar Müfit, Bekir Sami, Osman Nuri ve Hoca Raif Beylerin görev aldığı bir encümen oluşturur (İğdemir 1986). İbrahim Süreyya Bey meclis içinde aktiftir.

Mustafa Kemal 26 Nisan 1920 tarihinde Sovyet Rusya lideri Lenin’e bir mektup yazar ve iki hükümet arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını ister. Ortak amaç olan emperyalizmle mücadele için beş milyon altın lira ister. Bu arada Bolşeviklerin güvenini kazanmak ve Millî Mücadele için gerekli yardımları sağlamak amacıyla İbrahim Süreyya Bey ve arkadaşları Yeşil Ordu Cemiyeti adında bir grup kurdular (Goloğlu 2011). Çerkez Ethem’i de etkisi altına alan bu yeni parti Mustafa Kemal’e karşı muhalefetini arttırıp tehlikeli bir durum alınca partinin üyesi olmak yasaklanmıştır.

Komünistlerin dışında başka gruplar da Mustafa Kemal’i endişelendirdi. 1922 yılına gelindiğinde gruplar arasındaki mücadele şiddetlenmiştir. Meclis içinde birlik ve beraberliği sağlamak için I. Grup adında büyük bir grup oluşturuldu (Güneş 1997). İbrahim Süreyya Bey’in de içinde olduğu grup gün geçtikçe meclisteki muhalif grubun eleştirilerine maruz kalmaya başladı ve muhalefet de II. Grup adı altında örgütlendi. Meclisteki karar alma süreçlerinde yaşanan tıkanmalar artınca Mustafa Kemal’in emri ile Selamet-i Umumiye Komitesi adı altında gizli bir örgüt kurulur. İbrahim Süreyya’nın da dâhil olduğu 14 kişiden oluşan örgütün amacı önemli meseleleri önce gizli toplantılarda görüşmek ve grup toplantısında grubu yönlendirerek meclisten istenilen yönde kararlar çıkartmaktı (Çevik 2002). Mustafa Kemal’in kararlarının meclisin çoğunluğunun oylarına sahip değilken bile uygulanabilmesinde bu örgüt çok etkili olmuştur.

Meclisin Dışındaki Katkıları ve Vefatı

Cumhuriyet’in kurulmasının ardından İbrahim Süreyya Bey 24 Mart 1950 tarihindeki TBMM’nin kendini fesih etmesine kadar meclisteki çalışmalarına devam etti, feshin ardından emekliye ayrıldı.

Ülkeye hizmetleri meclis dışında da mevcuttu. Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) kurucularındandır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma sürecindeki en önemli kurumlarından biri olan İş Bankasının Yönetim Kurulu üyeliğine de seçildi. Bu görevi 3 yıl sürdürdü (Kocabaşoğlu,2011).

1952 yılının ekim ayında kanser teşhisiyle hastaneye yatırıldı. Ertesi sabah ameliyata alınan İbrahim Süreyya Bey operasyonu atlatamadı ve 4 Kasım 1952 günü hayatını kaybetti (Çankaya 1954).

Kaynakça

Aşkun, Vehbi Cem. Sivas Kongresi. İstanbul: İnkılâp ve Aka Kitabevleri, 1963.

Aldan, Mehmet. Ulusal Kurtuluşumuzda Atatürk Yolunda Yöneticiler. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 2001.

(2)Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Bab-ı Ali Evrak Odası , nr:3850/288745, 27/M/1329.

(3) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Bab-ı Ali Evrak Odası , nr:4289/321620, 07/R/1332.

(4) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dâhiliye Emniyet-i Umumiye 6. Şube.,nr:12/17, 25/S/1335.

(1) Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Dâhiliye Nezareti Sicil-i Ahval , nr: 188/214, 29/Z/1296.

Cebesoy, Ali Fuat. Milli Mücadele Hatıraları. İstanbul: Temel Yayınları, 2010.

Çankaya, Ali Mücellidoğlu. Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler 1860-1949 M.M. ve S.B.O. Mezunları. II. C. Ankara: Örnek Matbaası, 1954.

Çevik, Zeki. Milli Mücadele’de ‘‘Müdafaa-i Hukuk’tan Halk Fırkası’na’Geçiş (1918-1923). Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 2002.

Çoker, Fahri. Türk Parlamento Tarihi Milli Mücadele ve TBMM I. Dönem 1919-1923. Ankara: TBMM Vakfı Yayınları, 1994.

Goloğlu, Mahmut. Milli Mücadele Tarihi I Erzurum Kongresi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.

Güneş, İhsan. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Düşünce Yapısı (1920-1923). Ankara: İş Bankası Kültür Yayınları, 1997.

Kocabaşoğlu, Uygur, Güven Sak, Sinan Sönmez, Funda Erkal, Özgür Gökmen, Nesim Şeker, Murat Uluğtekin, Türkiye İş Bankası Tarihi, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2001.

İğdemir, Uluğ. Sivas Kongresi Tutanakları. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1986.

Orbay, Rauf. Siyasi Hatıralar. İstanbul: Örgün Yayınevi, 2005.

Yiğit, Nuyan. Atatürk’le 30 Yıl İbrahim Süreyya Yiğit’in Öyküsü. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2006.

Bunları da sevebilirsiniz