Seçimlerde “Emperyalizm”!

Seçim gününe doğru zelzeleler bekleniyor ya, bir kere öyle dedik ya, ne zelzele olduysa ve oluyorsa yazacaktık ya, bu arada gelişmeler zelzeleleri olağanlaştırmaya başladı. Her kötü şeyin çokluk durumunda kanıksandığı gibi, deprem zelzeleleri de kanıksanır oldu. Yani toplumumuz o hale getirildi. Altılı-Yedili Masa’dan gelen hiç bir şey çok şaşırtıcı bulunmuyor! Richter ölçeğine göre büyük sayılmasa hep hep zelzeleler oluyor. Örneğin,

  • HDP’ye resmen ve yasal olarak “seçim parası” verilmesi kararı çıktı, “alıp da kaçan mı hesabı”yla paranın tamamı buharlaşmış olmalı, ve seçime girilmeyişinin ortaya çıkmasıyla da geri ödenmesi gereği olup o şans kalmadı (bir nevi dolandırıcılık yani);

  • Muharrem İnce her gün daha fazla “bölücü” olaraktan madara (“sosyal medya” retoriğince “linç”) ediliyor;

  • Kılıçdaroğlu’nun savunma sanayi ve üretimleri konusundaki hainane söylemleri hoşgörü sınırları içine alınıyor;

  • gene Kılıçdaroğlu’nun önce “Kürtler”, sonra “Aleviler” konulu kışkırtcı “seçim incileri”;

  • Altılı ve Yedili Masa sözcülerinin dudak uçuklatan başka açıklamaları;

  • PKK’nın resmi, yarı-resmi ve gayrıresmi sözcülerinin gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında (hem sınırlarımız dışındaki komşu ülkelerde, hem de Avrupa ülkelerinde) Kılıçdaroğlu ve CHP’yi destekledikleri açıklamaları;

  • muhalefetin” zelzele olsun diye HÜDAPAR’a yüklenmesinin bu terörist grubun sözcü ve adaylarının “kadın eli tutmamaları”yla, onlara dokunmamalarıyla sınırlı görülmesi;

  • 24 Nisan” ve ABD’nin yeni ders kitapları hazırlığı konusundaki haberlerin iktidar ve “muhalefet” tarafından “sağırlık numarası” yapılması zelzelesi; vb. böyle devam edip gidiyor.

*

Bunlar dışında biz önemli bir başka zelzelenin sözünü etmeye değer bulduk. Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşı tarafın topluca emperyalizm yanlısı olduğunun farkına varıp kendini onların tam karşıtı şeklinde gösterme kararı almış olmalı. ABD’ye ve AB’ye en fazla yakın durduğu günlerdeki söyleminin üstüne 19 Nisan günü “Emperyalizme dur dedik!” deyip, bu cümleyi manşetlere yansıtılsın, oralarda tahta oturtulsun buyurmuş herhalde. Nasıl “dur” dediği anlaşılmadıysa da, “buyur” dediğinin yanlış anlaşılmaktan ileri geldiği düşünülmeye başlandı.

  • Muhalefet”te NATO karşıtı yokken ve kendi de NATO’cu olduğunu hem açıklamış ve hem de Finlandiya’ya yol vermekle göstermişken, “dur” falan dememekte!

  • Muhalefet”te ABD karşıtı yokken ve kendi de ABD’ye yanaştığını kanıtlamaya çalışırken, “dur” falan dememiş olmakta!

  • Muhalefet”te AB karşıtı yokken kendi de hala AB’ye girme heveslisi olduğunu beyan etmekte iken, “dur” falan demiş olmadığı görülmekte.

Buradaki zelzele perhiz-turşu durumu.

Ve sonuçta iktidar ve “muhalefet”, emperyalizm konusunda uzlaşmış, anlaşmış, çok yakın noktalara gelmiş durumda. Karşıtlaşıyoruz, düşmanlaşıyoruz diye şikayet eden “muhalefet”in sevineceği bir durum çıktı ortaya; ama ne “muhalefet”, ne de cevizağacı bunun farkında!

*

Muhalefet” olarak gözüken grubun o kadar yumuşak bir karnı var ve ona oradan öyle vurulacak ki, seçimlerden olumlu bir sonuç alacağı benzemiyor, günahı çok, çatlakları da çok. Ancak programları itibarıyla bu “muhalefetin” Türkiye’yi Rusya düşmanlığına sürükleyerek bir “Ukrayna” yapacağı endişesine kapılmamak için bir neden de yok. Neyse ki bu durumda korkmak gereksiz…

NOT

Bu yazı, 27 Nisan 2023 akşamı teslim edilmiştir. Bu tarihten sonra yaşanacak zelzelelerle ilgili olarak, çok büyük de olsalar, bir sorumluluk taşınmamaktadır!

Bunları da sevebilirsiniz