İçimizdeki Vesayet, Sırtımızdaki Kambur: NATO

NATO tıpkı Siyonizm gibi bir İngiliz icadıdır.

Henüz, İkinci Dünya savaşı öncesi İngiliz müesses nizamı (Chatham House) NATO fikrini ABD’ye empoze etmeye başlamıştı.

Batı Emperyalizmi’nin en büyük korkusu olan Komünizm’e karşı bir ittifak modeliydi.

İlk Genel Sekreteri (1952-1957) Lord İsmay de bir İngiliz asilzadesiydi ve Çörçil’in İkinci Dünya Savaşı’ndaki baş askeri danışmanıydı.

Resim: Winston Churchill, 1945’te Kuvvet komutanlarıyla birlikte, Ismay ayakta sağda.

O’nun meşhur sözüdür; “NATO’nun amacı “Sovyetler Birliği’ni dışarıda, Amerikalıları içeride ve Almanları aşağıda tutmaktır.”

Eskiden devlet adamlarının centilmence bir dürüstlüğü vardı ne de olsa…

Adam “komünizme karşı kurduk” diyor açıkça.

Üye ülkelerdeki amaç da çok netti: Komünistlerin iktidara gelmesinin kesinlikle engellenmesi. (Aslında yazılmayan bir kuruluş nedeni de Siyonizmin yani İsrail’in korunması idi.)

Türkiye’nin önemi de SSCB’yi Batı Asya’da güneyden çeviren bir ileri karakol konumunda olmasıydı.

NATO’nun Soğuk Savaş’taki önemi bir bakıma anlaşılırdı.

Ama 1990 sonrası NATO acaip bir şey haline geldi. Temel kuruluş sebebi ortadan kalkmıştı ama kendisi yaşamakta direniyordu.

Bu sefer artık ABD’nin doğrudan bir işgal aracı olarak. Afganistan, Irak gibi ülkelerde NATO’nun hiç bir işi olmamasına rağmen kullanıldı. En çok da üyelerini işgal için kullanıldı.

Bu kez komünizm kavramı genişletildi ve ABD, İsrail, Batı menfaatlerine aykırı iktidarların önlenmesi içindi. Zaten kuruluşunun ilk 40 yılında üye ülkelerdeki kritik sinir sistemleri ele geçirilmişti. Bu aslında basbayağı bir “içeriden işgal” idi.

Lord İsmay’den sonra en ilginç NATO Yöneticilerinden bazıları bildiğiniz Naziler idi.

Mesela 1938’den 1944’e kadar Nazi Alman Ordusu Genelkurmay Başkanlığı’nda Harekat Başkanı ve Genelkurmay Başkan vekili olarak görev yapan Adolf Heusinger, 1961-64 arasında NATO Askeri Komitesi Başkanı oldu.

Onun gibi daha 8 Nazi subayı da NATO’da önemli görevler aldı.

(“Bir Vesayet Örgütü olarak NATO” kitabımda ayrıntıları var. Bu arada 1972-81 arası BM Genel Sekreteri olan Kurt Waldheim da Avusturyalı bir Nazi olarak 2. Dünya Savaşı’nda Alman ordusunda görev yapmıştır.)

Dediğim gibi dağıtılması bir tarafa NATO soğuk savaş sonrası bu kez dünya hakimiyeti gibi garip bir hedefle görevlendirildi.

2022’de Madrid Zirvesi’nde kabul edilen “Yeni NATO 2030 Stratejik Konsepti”ne göre artık örgüt Çin ve Rusya’yı hedef alacak!

Hedef büyük ama NATO’da sıkıntı da büyük.

Şimdiki Genel Sekretere bakın bir de, adam soytarı gibi bir şey.

Lakabı “Rutti Frutti” olan eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Trump’a “Babacığım” diyor, 32 üye adına yetkisizce konuşmalar yapıyor.

Macron’un ünlü “NATO’nun Beyin Ölümü” gerçekleşmiştir demesenin üzerinden 7 yıl geçti. Avrupa’yı aşağılamaktan kesinlikle zevk alan Trump ise sadece beynini değil tüm vücudunu öldürdü.

Aradaki Biden ise köpürttüğü Ukrayna savaşı ile Avrupa’yı Rusya ile karşı karşıya getirmişti. Trump, üzerine tüy dikerek Avrupalıları kendi kaderlerine terk etmekle kalmadı, bir NATO üyesinin (Danimarka’nın) topraklarını (Grönland) işgal edeceğini bile söyledi.

Bu yalaka Rutte ise en az 22 NATO ülkesinin Hürmüz için babacığının yardımına koşacağını söylüyor utanmadan.

Amiral Cem Gürdeniz NATO’nun bugünkü durumunu çok iyi özetliyor:

NATO’nun askeri olarak yenilmeye ihtiyacı yoktur; NATO kendi içinde zaten yenik bir görüntü vermektedir. Zira Rutte gibi bir genel sekreter olduğu sürece NATO, başı kesik bir horoz gibi nereye gittiğini bilmeden her yöne savrulmaya devam edecektir.”

Türkiye’ye gelince…

Eller gider Mersin’e biz gideriz tersine’ misali doğuya doğru giden trende batıya koşuyor.

İran’dan sonra hedefin Türkiye olduğu belli. ABD ve İsrail açıkça “Büyük Kürdistan”ı (İsrail 2.0) kuracaklarını söylüyor.

Biz ise İran’a müzakere masasında adice saldıran ABD ve İsrail’in işini kolaylaştıran NATO ve ABD üslerini kapatmak yerine, Temmuz başında Ankara’da Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz.

36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde asıl konu, savaş hazırlığından ziyade, üye ülkelerinin savunma harcamalarını gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine kadar çıkarma hedefi olacak.

Türkiye’nin yüzde 5 hedefine uyması demek, askeri harcamaların iki katından fazla artırılması demek. Bu da savunma bütçesinin yıllık yaklaşık 77 milyar dolara çıkarılması anlamına geliyor.

Zaten yoksullukla boğuşan halkın cebinden alınacak bu korkunç miktardaki para, bir de Amerikan savaş şirketlerini zenginleştirecek!

Bunun da zirvesi hazır bu arada. Kasım 2026’da İzmir’de düzenlenecek NATO Edge 26 Zirvesi, ‘inovasyon’, ‘hazırlık’, ‘geleceğin güvenliği’ gibi kavramlarla tanıtılıyor. Gerçekte ise NATO Edge, askeri teknolojilerin, savunma sanayisinin ve savaş kapasitesinin pazarlanıp bütünleştirildiği bir platform.

Bu da yetmiyormuş gibi Gazeteci Barış Terkoğlu’nun bildirdiğine göre, NATO Türkiye’de yeni bir kolordu kuruyormuş.

Adı “MNC-TUR”. Açılımı “Multinational Corps Türkiye”Yani “Çokuluslu Kolordu Türkiye.”

MSB bunun henüz kesinleşmediğini söylese de, arması bile yapılmış. Konya’yı işaret eden bir Selçuklu kartalı ve ortasında Türk Bayrağı.

Muhtemelen buna Temmuz’daki Ankara NATO Zirvesi’nde kesin karar verilecek.

Yahu arkadaş, millet NATO’dan kaçıyor, örgüt saçma sapan bir belirsizlik içinde ve geleceği fazlasıyla meçhulken bizim bu NATO işlerine böyle balıklama atlamamız kadar yanlış bir şey yok.

Gerçek olan tek şey ise bunun olması için 70 senedir ülkemizin en kritik yerlerine yerleşen her renkten NATO memurları.

Bunlar sadece iktidar partisinde değil. TBMM’ye girebilen tüm partiler bir kere NATO “akreditasyonu” almak zorunda. Muhalefet partilerinden birisi “S-400 yanlış karar, gereksiz” der, öbürü ise asıl failin İsrail/ABD olduğu bilinirken, “Uğur Mumcu’yu İran öldürdü” der.

Daha yeni İran S-400’ü Amerikan F-35’in düşürmüşken hem de.

NATO bu ülkede neler yapmadı ki, hainin önde giden Ali Kemal’in torununu Büyükelçi yaptık. İsrail’e hizmette kusur etmeyenlerin hepsi üst makamlarda.

Hep söylüyorum; dünyanın artık Batı hegemonyasından kurtulduğu şu günlerde NATO bizim için güvenlik değil risk unsurudur.

Korkarım öyle ki, Türkiye NATO’dan çıkmadan epey önce NATO dağılacak ve bizim Batı’ya iman edenler hala NATO’da olduklarına inanmaya devam edecek!

Bunları da sevebilirsiniz