Eğitimde Ailenin Etkisi

Bu konuya çok yüzeysel bir biçimde değineceğim kısa başlıklarla. Hepimizin hayatında aşağıdaki örneklerden bol miktarda var. Geleceğimiz çocuklarımız…

Hangi ülkede, hangi şehirde ya da mekanda olursam olayım, karşılaştığım insanlarla yaptığım sohbetler sonunda bir şekilde geliyor çocuklarımızın, gençlerimizin, torunlarımızın aile içinde ve okullarda aldıkları eğitime gelip dayanıyor. Her nesil bir öncekinin bazı bakımlardan daha iyi olduğunu düşünür, şlmdi de öyle oluyor. Benim gibi yetişkinler, bazı bakımlardan kendi aile eğitimlerini eleştirseler bile, yeni neslin çocuk yetiştirme konusunda çok gevşek, disiplinsiz olduğunu düşünüyor. Çocuklarda utanma duygusu olmaması, sorumluluk almadıkları ve empati becerilerinin düşük olduğunu gözlemlediklerini söylüyorlar. Bir arkadaşım yakınıyor torunu için:

  • Annesi her gün yalvarıyor ders çalışsın diye, üniversite sınavına girecek, çok çalışması lazım. Ama nerde, bütün gün odasında olsa bile çalışmadığı belli. Annesi de bugün bas bas bağırdı…

  • Bas bas bağırmak birşey halletmez, bence bir program yapmaları gerek, çalışma planı, okuldan gelince spor yapsın, okul stresini attıktan sonra dersine çalışsın, bir insan üst üste çalışamaz. Biraz arkadaşlarıyla mesela basket oynayıp, neşelenip sonra derse otursa daha iyi olur.

  • Dışarı çıktı mı gelmiyor, onun için bırakmak istemiyorlar dışarı, motorsikleti de var, cebinde kredi kartı da var, ohh ne ala… Biz böyle miydik okurken, hem ev işlerine yardım ediyorduk, hem de derslerimizi çalışıyorduk, hem de azarlanınca utanır susar otururduk. Anne babaları deli gibi çalışıyor, ne isterlerse çocukları yapıyorlar, yine de yaranamıyorlar.

İşte görüldüğü gibi aşırı hoş görülü oluyoruz olmuyor, baskı kuruyoruz yine doğru olmuyor, anne baba ayrı ayrı davranış modelleri sergiliyoruz, bu da olmuyor.

Türkiye’mizde aile modelleri tarihsel ve kültürel süreçlerle çeşitlenmiştir. Geleneksel geniş aile yapısı hala kırsalda görülürken, kentleşme ve modernleşme ile çekirdek aile modeli baskın hale gelmiştir. Boşanmaların artması, ölüm, tercihler gibi nedenlerden tek ebeveynli aile modelleri de ortaya çıkmıştır.

Değişik modellerdeki aile tiplemelerine bakalım.

Baskıcı Aileler (*)

Baskıcı aile tiplerinde genelde ataerkil aile tipi dediğimiz babanın egemenliğinde olan, tüm kararların baba tarafından verildiği ve babanın bir korku unsuru olduğu kültürümüze çok da yabancı olmayan yapıyı aklımıza getiririz. Bu tür aile tiplerinde en çok kız çocukları zarar görür, kurallar sert olur, değiştirilemez, aile içinde sık sık krizler çıkar. Bu tür ailelerde yetişen gençler nazik, sessiz, dikkati görünmelerine karşılık içlerinde aşağılık duyguları ve isyankarlık taşırlar. Erkek çocuklarda da fazla baskı, öfkeye, inatçılığa, isyankarlığa ya da tam tersi içe kapanmaya yol açar. Bazan hiç beklemediğiniz çocuklar yalan söyleme, hırsızlık, evden kaçma gibi eylemlere de kapılırlar.

Aşırı Hoşgörülü Aileler (*)

Aşırı hoşgörülü aile tiplerinde ise çocukerkil bir yapı sözkonusudur. Geçmiş yaşamında maddi ya da manevi sıkıntı çekmiş ya da baskıcı bir ailede yetişmiş insanlarda hep ifade ettikleri aşağıdaki gibi düşüncelerdir.

  • Ailem bana çok baskı yaptı, ben çocuğuma böyle davranmayacağım,

  • Benim gençliğimde istediğim hiçbirşey alınamadı, çok para sıkıntısı çektik, çocuğuma bu duyguyu tattırtmayacağım, gibi…

Bir de çocuklarına yeterli zamanı ayıramamaktan dolayı suçluluk duygusuyla ebeveynlerin çocuklarının her istediğini yapma eğilimleri vardır. Anne ve baba çalışıyorlarsa, çocuklarına ayıracakları zaman sınırlıdır. Özellikle annenin işten gelip yemek yapması, ev işlerini de tamamlamaya çalışması yüzünden çocuğuna ayırabileceği zaman azdır. Gün boyu çocuğuna duyduğu özlem, vakit ayıramamanın verdiği çaresizlik annenin çok tahammüllü ve hoşgörülü davranmasına neden olur. Bu sınırsız hoşgörü sonunda çocuğu karar merkezi yapar. Yaşı kaç olursa olsun, çocuk ebeveynlerine hükmetmeye başlar, ev hayatı çocuğun isteklerine göre düzenlenmeye başlar. Anne baba çocuklarını mutlu etmek için her istediğini yapmaya çalışır.

Bütün bu gayretlerin sonucunda peki mutlu olurlar mı, çocukları da mutlu olur mu? Mutlu olan aileler çok nadirdir. Fazla özgüvene sahip olan çocuk yanlışlar yapar, bencil olur, okul hayatında da aynı tür iletişimi devam ettirmeye çalışır, beklentileri gerçekleşmeyince sürekli okulunu şikayet eder, büyüklerine saygısızlıklar yapar, arkadaşlarına da hükmetmek ister.

Büyükler de hayır diyemedikleri her olayın arkasından pişmanlıklarını yaşarlar. Sonradan tavırlarında değişiklik yapmak isteseler de, artık alışkanlıkları değiştirmek zordur çünkü çocuklarından büyük bir tepki, memnuniyetsizlik, ısrarcılıkla, sert tartışmalarla karşılaşırlar.

Kuralsız Aileler

Bu tür aileler genelde aralarında iyi bir iletişim kuramayan ebeveynlerde ortaya çıkar. Bu da çoğunlukla anne babanın çok meşgul olduğu durumlarda, ya da çalıştıklarından paylaşımlar için zamanlarının azlığından dolayı olur. Sebep ne olursa olsun, bu tür aileler kendi içinde tutarsızdır, eşler oturup düşünerek kurallar oluşturmadıkları ve birbirlerinin de fikirlerini önemsemedikleri için her zaman kararlar ortada kalır. Birinin evet dediğine diğeri hayır der. Ya da ikisinin birden bir gün evet dedikleri birşeye ertesi gün hayır dedikleri görülür.

Bu durumu çocuklar çok güzel kullanırlar. Annesinin kesinlikle birşeyi yapmasına izin vermediği zaman babanın buna izin verebileceğini hesap eden çocuk uygun durumu kollayarak bu izni koparır, ancak bu sefer de anneyle baba arasında kriz ortaya çıkar. Çocuk buna pek aldırmaz gözükse de, aile içi geçimsizlikler çocuğu da etkiler.

Çocukta bu tür olgular sonunda fırsatçılık, bencillik, kayıtsızlık ortaya çıkar. Arkadaş edinirken hep kendi istek ve çıkarlarına göre arkadaşlarını seçmeye meyil eder, başkalarını istediklerini elde etmek için manupule eder.

Demokratik Aileler

Demokratik aile kavramı, aile içinde kararların tek bir kişinin (genelde ebeveynin) otoritesine bağlı olmadan tüm üyelerin görüşlerinin dikkate alındığı bir yaklaşımı ifade eder. Yani aile, küçük bir demokrasi gibi işler.

Daha da açarsak, çocuklar da dahil herkes düşüncesini ifade edebilir. Önemli konular konuşularak tartışılır ve birlikte kararlaştırılır. Aile içinde farklı görüşlere saygı gösterilir, açık bir iletişim vardır. Ev işleri ve görevler adil şekilde dağıtılır. Burada ebeyveynler emir veren değil, yönlendiren rolündedir.

Böyle bir ortamda yetişen çocukların ve gençlerin özgüveniyle birlikte kendini ifade etme becerisi gelişir, aile içinde güven bağı güçlenir. En önemlisi çocuklar sorumluluk almayı öğrenir, problem çözme yetenekleri artar.

Evet, görüldüğü gibi hep yakınmak fayda etmez. Gerçeği görememek, aileyi demokratik hale getirememek, iletişim zayıflıklarını artırır, çocuklarımıza ulaşamayız. Çocukların hayatını değiştirmeli, sorumluluk vermeli, paylaşmalı, belki hayatlarını zorlaştırmalıyız bu anlamda. O zaman emeğin kıymetini anlayıp, sadece tüketici bir varlık olmaktan vazgeçebilirler. Ev yaşamında elde edebilecekleri beceriler saymakla bitmez. Bütün bu becerilerin düşünmeye, yaşamlarına anlam katmaya ve zamanın kıymetini anlayarak daha planlı çalışmalarına yararlı olacağını düşünüyorum.

Ailelerimizi düşünelim, kendimize sorular soralım, yanıtları koyalım önümüze… Düşüncenin gücü doğru yolu bulmamıza yardım edecektir.

KAYNAKÇA

  1. (*) Elif Koca, Çocuğunuzu Ne Kadar Tanıyorsunuz? Sayfa 125-125, 2006, 2009 GOA Basım Yayım ve Tanıtım Hizmetleri San. Tic. Ltd Şt.

  2. AI

Bunları da sevebilirsiniz