Kimlik Siyaseti, Yurttaş Olmak ve Uluslaşmak

Türk Devrimi, diğer nitelikleri ve özellikleri yanında, meclis iradesi ve meclis idaresi altında yapıldığı için de dünya tarihinde önemli, özgün, özel bir yere sahiptir. Türk siyasi tarihinin şüphesiz en katılımcı, en demokratik meclisi olan İlk Meclis, Kurucu Meclis, Gazi Meclis, Kurtuluş Savaşı koşullarında, olağanüstü şartlarda bile, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya yetkilerini belli bir süre için verirken çok kıskanç davranmıştır. Süre sınırı koymuştur. Her defasında Mustafa Kemal Paşa’nın gelip Meclis’e hesap vermesini, Meclis’i ikna etmesini istemiştir.

Birinci Meclis’teki görüşmeler, tartışmalar ve muhalif mebuslar üzerine çok sayıda çalışma yapılmıştır. Kitap, makale yazılmıştır. Dönemin Meclis Tutanakları da basılmıştır. Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey’in (Ulaş), Mersin Mebusu Selahattin Bey’in (Köseoğlu), Meclis’in üstün nitelikleri ve yetkilerinin bölüşülmez, devredilmez, vazgeçilmez olduğu konusundaki tutumları, Mustafa Kemal Paşa’ya muhalefetleri, siyasal hayatımız ve Gazi Meclis’in demokratikliği açısından önemlidir.

Rahmetle andığımız anayasa hukuku hocamız Prof. Dr. Bülent Tanör’ün tanımıyla, “savaş demokrasisi” olarak da anılan o dönemde, Gazi Mustafa Kemal Paşa, kimilerinin deyimiyle Sarı Paşa, kimilerinin tanımıyla Kongreler Paşası, tarihin gördüğü en haklı, en meşru, en büyük devrimlerden birine önderlik etmiştir. Bu yönüyle de Cumhuriyet Devrimi; 1688’deki İngiliz Devrimi, 1776’daki Amerikan Devrimi, 1789’daki Fransız Devrimi, 1905 – 1911 dönemindeki İran Anayasa Devrimi, 1911’deki Çin Devrimi ve 1917 Sovyet Devrimi’yle birlikte, dünya devrimler tarihinde önemle anılır. Hele de Üçüncü Dünya’daki, Mazlum Milletler coğrafyasındaki en önemli devrim olarak bilinir.

Bu bağlamda, Türkiye’ye birkaç kez gelen, görüşmeler, incelemeler yapan ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, siyasal, toplumsal, tarihsel, kültürel, iktisadi, sınıfsal şartlar uygun olmadığı halde, köklü bir devrimin halkta bulduğu karşılığı ve hızla gelişmesini şöyle anlatmıştır: “Yeryüzünde hiçbir devrim, Kemalist Türk Devrimi kadar dünyada şaşkınlık yaratmadı”.

ANADOLU İHTİLALİ NEDİR?

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın tanımıyla Anadolu İhtilali; “bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı, bütün milletçe savaşı uygun gören bir doktrini izleyen insanların” savaşı ve devrimidir.

Cumhuriyet; emperyalizme ve onun ülkedeki uzantılarına, işbirlikçilerine karşı verilen silahlı bir ulusal savaşın, yani Kurtuluş Savaşı’nın sonucu olarak kurulmuştur. Kısacası Cumhuriyet; Kurtuluş Savaşı’nın ürünü ve sonucudur. Kurtuluş Savaşı’nın eseri ve zirvesidir. Çok partili hayatı ve demokrasiyi doğuran da Cumhuriyet’tir. O nedenle Türkiye’de Cumhuriyet azaltılarak, Cumhuriyet numaralandırılarak, Kurtuluş Savaşı reddedilerek, görmezden gelinerek, Atatürk ve Atatürkçülük, Kemalizm yok sayılarak, demokrasi geliştirilemez.

Kemalizm; Batılılaşmak değildir. Çağdaşlaşmaktır. Muasır medeniyeti yakalama ve geçme iddiasıdır. Üstelik Batıya rağmen çağdaşlaşmaktır. Batıya rağmen sanayileşmek, kalkınmaktır. Batıya rağmen feodalizmi tasfiye etmeye çabalamaktır. Batının desteklediği, teşvik ve tahrik ettiği kimlik siyasetini aşıp, yurttaş ve ulus olmaktır.

O nedenle Cumhuriyeti numaralandırmak, küçümsemek, yok saymak, kimseyi daha demokrat, daha devrimci, daha yurtsever, daha milliyetçi yapmaz.

Peki ya ne yapar?

ABD işbirlikçisi yapar. Avrupa Birliği uydusu yapar. NATO milliyetçisi yapar.

 

Bunları da sevebilirsiniz