Siber Devlet Siber Vatandaşlık

Siber dünyaya ne kadar uzağız?

Filmlerde gördüklerimiz bir gün gerçek olabilir mi?

Ya da şu anda zaten bu gerçekliğin içinde miyiz?

Büyük resmi görmek artık zor. Bu nedenle önce tanımlarla başlayacağız. Büyük resmi görmeden önce bu resmin bileşenlerini incelemekte yarar var.

Nedir Bu Siber Devlet?

Tanımı hala çok netleşmemiş bir kavram. Ama kısaca devletlerin siber varlıklara dönüşmesi ya da sosyal ağların birer siber devlet olması olarak düşünülebilir.

Başka bir deyişle, fiziksel sınırlardan bağımsız, siber uzay üzerinde varlık gösteren, günümüz «devlet» tanımının dijital halidir.

Siber vatandaşlarına, dijital hizmetler vermek ve olabildiğince çok siber vatandaşı aynı çatı altında toplama gayesi güden bütün oluşumlar bu tanımın altında toplanabilir.

Tabi, siber devlet varsa siber vatandaşlık da olmak zorunda.

Siber uzay üzerinden etkileşimde olan sosyal topluluğun çekirdek oluşumu siber vatandaş olarak adlandırılabilir.

Bu sosyal topluluğun çekirdek oluşumu, siber etik veya net-ik kavramlarını takip etmesi beklenen ve bulunduğu siber uzayda buna göre değerlendirilen bir birey veya olgudur. Yaşadığı ülkeden bağımsız bir dijital kimliğe sahiptir.

Tıpkı konvansiyonel devlet kavramında, vatandaşların devletlere olan sorumlulukları gibi, siber vatandaşların da siber devletlere karşı sorumlulukları olması söz konusudur.

Siber vatandaşların dijital ortamdaki davranışları siber kimliklerini belirler. Bu nedenle göreceli olsa da iyi ve kötü siber vatandaşlık kavramlarından da söz etmek mümkündür.

Siber Uzayın Emtiası ve Siber Devletin Vergisi

Dijitalleşen devletlerle birlikte devletlerin değerleri de dijitalleşiyor. Bildiğimiz değerler yok oluyor.

Yeni sistemde karşımıza çıkan iki önemli kavram bulunuyor.

Veri ve bilgi…

Veri, dijital yaşamlarımızda o ya da bu biçimde elde edilen her türlü kayıttır. Örneğin akıllı saatlerimiz aracılığıyla elde edilen fiziksel aktivitelerimiz, sosyal medyada takip ettiğimiz sayfalar, süpermarket alışverişlerimiz, seyahatlerimiz, konuşmalarımız… bütün bunlar işlenmemiş ham veridir.

Aslında işlenmemiş haliyle pek bir işlevi de bulunmaz bu verinin.

Ancak veri madenciliği, makine öğrenmesi gibi yöntemler aracılığıyla bu veri işlenir ve anlamlı bir hale gelir. İşte böylece bilgi elde edilir. Yani alışveriş verimiz ve sosyal medya davranışlarımız birleştirilip akıllıca tasarlanmış algoritmalar ile değerlendirildiğinde kimliğimize yönelik oldukça tutarlı çıkarımlar elde etmek mümkündür. Elde edilen bu çıkarımların ya da bilginin ne gibi amaçlarla kullanılabileceği ise sadece hayal gücüne bağlıdır…

Mahremiyet’in Siber Uzayda Karşılığı Yok

Çok değil bundan birkaç yıl önce siber ortamda bulunan verimiz yok denecek kadar azdı. Vatandaşlık numarası, e-posta adresi gibi temel birkaç unsur dışında dijital pek bir kavram yaşamlarımızda yer almıyordu. Ancak günümüzde akıllı cihazlar, kameralar, çevrimiçi uygulamalar, dijitalleşen alışveriş sistemi ve daha pek çok etmen sürekli olarak milyarlarca insanın verisini topluyor. Bu durumda da mahremiyetten söz etmek neredeyse imkansız.

Öyle ki, tıpkı telefonumuzdaki mesajlara başka bir kişiye erişim izni verir gibi, o gün iş yerinde başımızdan geçen olayları, eşimize anlatmak yerine eşimizin akıllı cihazı veya beyin implantına o gün başımızdan geçen olayları görme izni vererek, saniyeler içinde tek bir sözcük sarf etmeden paylaşımda bulunmak çok uzak bir gelecek değil. Bu gibi durumlarda mahremiyetten söz edilebilir mi?

Paranoyak Ol Ömrünü Uzat

Veri güvenliğine önem veren bireylerin toplumun diğer kesimleri tarafından paranoyak olarak görülmesi alışılagelmiş bir durum olsa da artık olay paranoyadan çıkmış halde.

Bir teknoloji marketten 1TB veri tutabilen bir depolama aygıtı almak istediğinizde yüklü bir miktarda para vermeniz gerekir. Ama Facebook, Twitter, Google gibi şirketler milyarlarca kullanıcının terabaytlarca verisini hiçbir ücret talep etmeden sunucularında tutuyor.

«Bir şey Bedava ise Ürün Sensin…»

Durum öyle bir noktaya geldi ki, bu şirketlere ait uygulamalar kısa bir süre için bile hizmet veremez olduğunda bu uygulamaların kullanıcıları (bu siber devletlerin siber vatandaşları) hayli zor zamanlar geçiriyor.

Peki, bu sosyal medya platformları ya da anlık mesajlaşma uygulamaları birer hayır kurumumu?

Tabi ki hayır.

Bedavadan kullandığımızı sandığımız tüm bu uygulamalar aslında bizlere fark etmeden büyük bedeller ödetiyorlar.

Ücreti verimiz ile ödüyoruz. Siber Devlet’in vergisi – Kişisel verilerimiz diyebiliriz kısaca.

Ne Olacak Bu Kadar Veri?

Her ne kadar toplumun belli bir bölümü şehirlerden kaçıp doğada, köylerde bir yaşam sürme eğilimi gösterse de dijitalleşmenin etkilerinden uzak kalmak gün geçtikçe zorlaşıyor.

Herhangi bir mobese kamerası tarafından görüntülenmiş, herhangi bir bankada hesabı olan, sosyal medya kullanan, marketten alışveriş yapmış her birey dijital dünyanın bir bileşeni olmuş durumda.

Akıllı saatlerimiz ile elde edilen kalp atış hızımızdan, sosyal medyada gezinirken hangi paylaşım üzerinde ne kadar süre harcadığımıza kadar toplanan tüm veri makine öğrenmesi sayesinde işlenerek anlamlı çıkarımlar yapılıyor.

Black Mirror dizisinin Nosedive bölümünde tutarlı bir şekilde bizlere sunulan distopik yaşam şu anda Çin’de hali hazırda uygulanıyor.

Dizide insanların sosyal medya hesapları üzerinden elde ettikleri kredi notları sosyal yaşantılarında elde edebilecekleri olanakları belirliyor.

Çin’de ise ülkenin dört bir köşesine yerleştirilen mobese benzeri kameralar ile ve vatandaşların devlet bünyesinde toplanan diğer tüm verileri sayesinde vatandaşların birer sosyal kredi notu tutuluyor.

Arkada çalışan oldukça yetenekli algoritmalar sayesinde Çin’in potansiyel suçluları sosyal krediler üzerinden tespit etmesi pek de güç değil.

Türkiye’nin Dijitalleşmesi

Bundan 10-15 yıl öncesine kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının birçoğunun nüfus cüzdanında TCKN bilgisi bile yer almazken şu anda akıllı kimlikler, akıllı pasaportlar kullanılıyor.

Daha önceleri kara kaplı defterlerde tutulan tüm bilgiler şimdi dijital ortamda saklanıyor ve işleniyor.

Doğumumuzdan itibaren olduğumuz aşılardan tutun da soy ağacımıza kadar birçok kişisel verimiz e-devlet hesaplarımızda.

Kara kaplı defterlerin kapaklarının kapandığı, her şeyin şeffaflaştığı bir döneme giriyoruz.

Analog dönemlere de şahitlik etmiş olan bizler yani dijital göçmenler, geçmişle bir kıyaslama yapabiliyor olsak bile teknolojinin içine doğmuş olan dijital yerliler yani Z kuşağı büyük ihtimalle yaşamlarının hiçbir bölümünde ATM’den para çekemeyen yaşlı bir bireye yardım etme durumunu deneyimlemeyecek.

Geleceğe Dair Öngörüler

Hukuki Süreçler

Dijitalleşmiş dünyada siber vatandaşlar hakkında elde edilmiş her veri hukuki sistem üzerinde değerlendirilmeyi bekleyen çok önemli olgular haline geliyor. Öyle ki bu verinin akıllı algoritmalar ile işlenmesi sayesinde vatandaşlara verilen sosyal kredi notları yargı süreçlerini ciddi anlamda etkileyebilecek.

Sosyal Yaşam

Yavaş çalışan devlet memurların yerini, saniyeler içinde sonuç döndüren algoritmalar aldığında vize, vergi, hukuki işlemler, sağlık sistemi, eğitim gibi birçok alanda şimdiye kadar hiç deneyimlemediğimiz bir hız ile karşılaşacağız.

Hızın yanı sıra işlemlere şeffaflık da gelecek. Blok zinciri teknolojisi sayesinde, kaba tabirle dağdaki çobanın oyu ile herkesin oyu bir olmayacak.

Örneğin sosyal kredi notu yüksek olan birinin oyunun ağırlığı, notu düşük olan birinin oyunun ağırlığından yüksek olabilir.

İşlemlerin bu denli hızlı halledilebildiği bu sistemde gün geçtikçe insana olan ihtiyaç da azalmaya başladı. Bu durum yalnızca üretimde değil masa başı işlerde de makineleşme sürecinin önünü açıyor. Böylece meslekler azalıyor.

Örneğin İngiltere’de Brexit süreci nedeniyle kamyon ve tır şoförü krizi yaşanıyor. Ancak gelecekte otonom araçların yaygınlaşmasıyla belki de İngiltere’nin dış ülkelerden şoför göçü almasına pek de gerek kalmayacak.

Dijital Ebeveynlik

Dijital dünya alışkın olduğumuz ebeveynlik algısını da günden güne değiştiriyor. Anne babalar artık çocuklarına sosyal medyadaki davranışları üzerinden nasihatlerde bulunuyorlar.

Hatta Çin’de oylamaya sunulan yeni yasa tasarısında çocuklarının işlediği suçlardan ebeveynlerin de cezalandırılması söz konusu.

Sağlık

Vatandaşlık kredisi vatandaşların alabileceği sağlık hizmetlerini kısıtlayabilir. Notu düşük olan birinin iyi bir cerrah tarafından ameliyat edilmesinin mümkün olmayabileceği bir dünya…

Pandemi süreci ile hepimizin aşı kartları var. Artık toplu etkinliklere aşı kartlarımız olmadan giriş yapamıyoruz. Bunun bir sonraki adımı ise bu aşı kartlarının RFID implantı olarak bedenlerimizde yer alması söz konusu.

5G teknolojisinin yaygınlaşması ise binlerce kilometre uzaktaki hekimler tarafından kritik ameliyatların yapılabilmesine temel oluşturacak.

Eğitim

Yine pandemi süreci ile eğitimde de hızlı bir dijitalleşme başladı. Geçtiğimiz yıl neredeyse tüm eğitim kurumları çevrimiçi toplantı uygulamaları, EBA gibi sistemler üzerinden öğretim yaptı. Bu durum mesafelerin, binaların ve ulaşımın önemini azalttı.

Materyallere ulaşım kolaylaştı. Ancak uygulamalı dersler için henüz bir çözüm bulunmuş değil.

Eğitim gönüllülüğü kavramı değişti. Eskiden bağış toplanarak okul binası inşa edilirken artık bağışlar dezavantajlı öğrencilere mobil cihaz alınması için toplanıyor.

Sosyal kredi notu kavramının yaygınlaşması ile öğrenciler hakkında oluşturulan profiller sayesinde öğrencinin özelliklerine uygun öğrenim planları hazırlamak mümkün olabilir. Öte yandan bu bilgiler manipüle edilerek belli sosyal sınıfların daha düşük kalitede eğitim öğretim görmesi de söz konusu olabilir.

Gelişmişlik ve Dijitalleşmişlik

Günümüzde devletlerin gelişmişlikleri genel olarak ekonomik, hukuki, askeri güç durumları üzerinden belirleniyor. Devletler arası kurumlar, topluluklar gelişmişliklerine üyelerden oluşuyor. Siber dünyada ise dijitalleşmişlik düzeyi de önemli bir etmen olarak rol oynayacak. Dijitalleşememiş, dijitalleşmekte olan ülkeler ve dijitalleşmiş ülkeler kavramlarını yakın gelecekte sıklıkla duyacağımız kanısındayız.

Siber Terörizm

Siber devlet varsa elbette siber terörist de olacak. Mevcut terörist gruplar dijitalleşecek ve yeni siber terörist gruplar oluşacak. Teröristlere kaynak aktarımları yalnızca ağır silahlar üzerinden değil, dijitalleşmelerine yönelik eğitimler, donanımlar ve yazılımlar üzerinden de gerçekleşecek.

***

Örnekleri çoğaltmak yalnızca hayal gücümüze kalmış durumda.

Geçmişte günümüz için yapılan öngörüler, bilim kurgu filmleri ve romanların bugün ne çapta gerçekleştiği de tartışılabilir tabi. Ancak bugün, teknolojinin ilerleme hızı bu kadar büyükken gelecek hakkında yaptığımız ön görüler ne kadar tutarlı olacak? Hep beraber yaşayıp göreceğiz.