Akademik Kapitalizmin Bilimcilere Getirdiği Olumsuzluklar

«Bilim, insanlığın eşitsizliğine ve sefaletine çare değilse neye yarar?” Şeyh Bedrettin’den Uyarlama

Sırasıyla kaleme aldığım «Küreselleş(tir)me Sürecinde Dünya’da Bilim ve Teknolojide Yaşanan Değişimler”[1] , «Akademik Kapitalizm Ne?”[2] ve «Bilime Akademik Kapitalizm’in Getirdiği Olumsuzluklar”[3] adlı yazılarımda,Bilim ve Teknoloji(BT)’nin, merkez ülkeler ya da onların denetimindeki tekelci şirketlerin (TŞ) çıkarları doğrultusunda olduğunu, (bunun tersi de söylenebilir),bu durumun refahın ülkeler arasında dağıtımında giderek artan boyutlarda ayrımları da ortaya çıkardığını ve koşut olarak küreselleş(tir)me sürecinde BT‘de yaşanan değişimlerin «Akademik Kapitalizm”i yarattığını ve Akademik Kapitalizm’in gizlilik, çıkar çatışmaları, şirketlerin araştırma sonuçlarını etkileme çabaları gibi başlıca olumsuzlukları üzerinde durmuştum. Bu serinin son yazısında ise Akademik Kapitalizmin Bilimcilere Getirdiği Olumsuzlukları sıralanacaktır.

Akademik kapitalizm, bilimi sermayenin denetimine sokarak topluma verdiği zararın dışında bilimcilere de olumsuzluklar vermektedir ;[4] ;[5]

Bunlardan birincisi, bilimcilere duyulan güvenilirliğin zedelenmesidir. Çünkü bu süreçte akademisyenler özellikle yaşam biçimlerinde toplumun gereksinmelerini değil, piyasa koşullarında kendilerine en fazla kar getirecek şekilde davranabilmektedirler. Bu da, kamu kaynaklı ücretlerini alan bilimcileri toplumun değil, şirketlerin çıkarları doğrultusunda hareket eden bireyler olduğu olgusunu ortaya çıkarmaktadır. Firmaların, araştırma bulgularını açıklamada bilimcilere kabul ettirdiği gizlilik koşulu da, aynı zamanda bilimcilerin kendi arasındaki güvenilirliği de azaltmaktadır. Bilimsel etkinliklerdeki katılımcılar, acaba diğerleri ticari nedenlerle bilgi saklıyor olabilir mi diye düşünmeye başlamışlardır. Bu şekilde bilimciler arasındaki ilişkiler olumsuz bir sürece girmiştir.

İkincisi ise, bilimciler arasında bir tabakalaşmayı ortaya çıkarmasıdır. Firmaların araştırmalarını ve/ ya da danışmanlığını yaparak kendilerine ve üniversitelerine daha fazla para getiren bilimciler ‘’ yeni seçkinler’’ durumuna geçmektedir. Ortaya çıkan bu yeni seçkinler, üniversitelerin biçimlendirilmesi ve yönetimlere daha fazla egemen olmaktadır. Bölümlerine en fazla dışarıdan proje getiren bilimciler, para kazanmanın yanında en saygın kişi olmaya başlamışlardır bile. Bu durum, ‘’ Etik var oluş biçiminin yeniden kurgulanması ve fakülte/bölümlerin varlık nedenlerinin yeniden düzenlenmesi’’ olarak görülmesine yol açmaktadır[6] .

Üçüncüsü ise, bilimcilerin kendilerini ilgilendirmeyen konular ve / ya da hizmet etmek istemedikleri firmalara ya da Akademik Kapitalizme karşı tavır gösteren bilimcileri zorlamaya, hatta yalnızlaştırmaya ve zaman içinde tasfiyeye yönelik olmasıdır. Bir başka deyişle, Akademik Özerklik’e yönelik tehlike giderek artmakla kalmamış, hatta bu özerklik yok olmuştur denebilir.

Sonuç

Bilim, günümüzde toplumsal gelişmeleri etkiliyor, hem de onlardan etkileniyor. Bu bağlamda, bilimin algılanmasında, ideal ve gerçekçi bilim anlayışları olarak adlandırılabilecek iki farklı bakış açısı var. Birinci yaklaşıma göre, bilim yalnızca gerçeği ortaya çıkarılmasına ilişkindir. Bu yaklaşımda da iki uç görüş vardır. Birincisi , ‘’Bilimin herhangi bir toplumsal pratik toplumsal işlevi yoktur ya da en iyi olasılıkla önemsizdir ya da bilim yalnızca entelektüel kurumun bir parçasıdır.’’ şeklinde özetlenebilir. İkinci yaklaşımda, bilimde yararlılığın baskınlığı üzerinedir. Yararlılık eylemin aracı olarak ortaya çıkar ve doğruluğu eylemlerle savunabilir. Bir başka deyişle, doğayı kavrama ve ona egemen olmanın bir aracı olarak kabul edilen bilim anlayışı, aynı zamanda 20. yüzyıldan itibaren üniversitelerde bir uç anlayışı da ortaya çıkarmış bulunuyor. Bunun adı ‘’Akademik Kapitalizm’’ olarak adlandırılmış bulunuyor.

Bilimin ticarileştirilmesini gündeme getiren ‘’ Akademik Kapitalizm’’ öncelikle ABD, giderek Batı’nın diğer kapitalist ülkelerinde, nihayet Türkiye gibi ülkelerde bile egemen bir anlayış olarak ortaya çıkmış olduğu gözlemleniyor.

Ticaretleşme süreci, üniversiteleri salt öğretim-eğitimde değil, bilimsel üretimde de akademik kurumların doğasını değiştirmektedir. Bu süreç, üniversiteleri yalnız büyük sermayenin emrine sokmamakta, bilimcilerde aç gözlülük ve ahlaki çöküntünün de boy atmasına neden olmaktadır.

Ticaretleşme henüz geri dönülmez bir noktada mı? Bu belki kapitalizmin geleceğine ait verilecek yanıt ile ilişkindir. Bir başka deyişle toplumsal sınıf ve katmanların gösterecekleri direnç ile bağlantılıdır, bir rejim meselesidir.

Burada, şimdilik kapitalizmi dönüştürme konusunda direncin, Batı’nın kendi iç dinamiklerinden çıkamayacağı söylenebilir. Yaşanmış ve yaşanmakta olan dünya pratikleri bize bunu göstermiştir. Dönüştürmenin, büyük olasılıkla Doğu’dan, ağırlıklı olarak geçmişte ‘’ Mazlum Uluslar’’ olarak nitelenen üçüncü dünyadan geleceği söylenebilir[7] .Nedeni şu;

Dünyada uluslararası ve buna bağlı olarak sınıfsal sömürü, en az eskisi kadar, hatta daha ileri düzeyde varlığını sürdürmeye devem ediyor. Emperyal kapitalizm, savaş sanayisi ile ayakta kalabiliyor. Bu nedenle her yerde savaş çıkartıyor, uygarlıkları ortadan kaldırıyor. Uygar geçinen Batı’nın başka çaresi kalmadı. Ancak, Batı’nın emekçileri de, emperyalistlerin işlediği bu suçları dünya sömürüsünden pay aldıkları için görmezlikten geliyorlar, açıkça suçu paylaşıyorlar.

Bu kapsamda, bilimcilerin Türkiye’de de üniversitelerin ‘’Akademik Kapitalizm’’ yaklaşımlarıyla ‘’Ticarileştirilmesi’’ konusunu, kendi işlevleri açısından da düşünmeleri ve sorgulanmasını gündeme getirmeleri gerekmektedir. Ancak bunun, bireysel olmaktan çok kolektif bir karşı duruşu gerçekleştirmek ve örgütlenmeden geçtiği açıktır. Bu da kolaylıkla gerçekleştirilecek bir eylem değildir. Toplumun diğer çalışan katmanlarınca güç birliğini gerektiren bir süreçle şekillenecektir. Çabamız ve beklentimiz budur.


[1]Kaymakçı,M.,2015.Küreselleş(tir)me Sürecinde Dünya’da Bilim ve Teknolojide Yaşanan Değişimler.www.dagarcikturkiye.com/Nisan2015

[2] Kaymakçı,M.,2015.Akademik Kapitalizm Ne? .www.dagarcikturkiye.com/Mayıs2015

[3]Kaymakçı,M.,2015.Bilime Akademik Kapitalizm’in Getirdiği Olumsuzluklar.www.dagarcikturkiye.com/Haziran2015

[4] Bülbül, T., 2006. Dönüşen Üniversitelerin Dönüştürdükleri Araştırma Kavramı ve Pratikleri. Ölçü, Mühendislikte, Mimarlıkta ve Planlamada.

[5] Bok, D., 2007. Piyasa Ortamında Üniversiteler. Yüksek Öğretimin Ticarileşmesi. Birinci Baskı (Çeviri; Yıldırm, B.) İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

[6] Dikmen, A. A., 2001. Fil Kulede Para Başmak. Birikim Dergisi.142-143.

[7] Kaymakçı, M., 2011.Atatürk ve Galiev. Düşün Yazıları.

Bunları da sevebilirsiniz