Yörük

Yürümek” fiilinden türetilen Yörük kelimesi Akdeniz, Ege ve Trakya kıyılarında koyun ve keçi hayvancılığı yapan konar göçer Türk-Oğuz (Turkuaz) obalarına verilen bir isim. Öyleki obalar güttükleri hayvanlara göre Karakeçili, Sarı keçili, Kara Koyunlu, Ak Koyunlu gibi isimler alırlar. Yazın yaylakta (Toros gibi dağlık yaylalar), sonbaharda güzlekte (daha aşağıdaki yaylalar) ve kışın ise köylere yakın ovalarda hayvanlarını otlatırlar. Roman ve öykülere konu olmuş, siyasi coğrafya sınırlarını tanımaz, kendilerine yeterli geçim tarzları, köylerle dayanışma içinde ortak yaşamları vardır. Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Osmanlı devletlerinin kurucularıdır. Sabahattin Ali’nin sonradan filme alınan öyküsü “Hasan Boğuldu” Kaz Dağlarında Kızıl Keçili Deresinde geçer. Hülya Avşar ve Yalçın Dümer’in (1990) oynadığı filmin konusu tahtacılık yapan Yüksekobalı Emine ile düzovalı (Edremit) Hasan’ın onmaz aşkını anlatır. Yaşar Kemal’in “Binboğalar Efsanesi” ise Türkiye’de göçebeliğin bitişinin romanıdır (1994).

ELMALI MÜZESİ

Son bin yıldır Moğollardan kaçan Türkmenlerin Anadolu’daki varlığı söz konusu edilse de, Antalya’nın Elmalı ilçesindeki müzede bulunan Kalkolitik yani “Maden-Taş” veya “Bakır Çağı” diye adlandırılan döneme ait bulgular göçebeliğin zaten MÖ 5000 ile 3100 tarihleri arasında da var olduğunu gösterir (Öztan, Eski Anadolu Uygarlıkları Kalkolitik Çağ (Taş-Maden Çağı, 2009, TC Kültür Bakanlığı Türkiye Kültür Portalı Projesi, Ankara; https://www.kulturportali.gov.tr/mrepo/eKitap/eb-KalkolitikCag/index.html#zoom=z). Gezimizde birlikte olduğumuz bir Teke Beyinin Antalyalı torunu bu müzede bulunan Doğu Roma /Bizans döneminden kalan bir taş kabartmadaki 4 kişilik ailenin giysilerinin Türkmen Yörükleriyle aynı olduğu bizzat doğruladı. Bu sosyal arkeolojik bir saptamaydı. Türkiye’de ören yerlerinin yanındaki yerleşimlerin, orada yaşayan eski insanların dil, inanç, kimlik özelliğine bakılmaksızın mirasçısı olduğu savı bir kez daha ispatlanıyordu (Ağustos 2020). Orada bulunan 4 kişilik bir kazı ekibi de hala Elmalı civarında keçi kılından yapılma çadırları, keçi ve koyundan meydana gelen sürüleriyle, yüzey araştırması yaptıkları arazide, ufak kümeler halinde konakladıklarını görmüşlerdi. Yine müzede sergilenen iç duvarları resimlerle bezenmiş Karaburun ve Kızılbel Mezar odalarının; İtalyan’ının batısındaki kıyı kenti Tarkunia’da (Tarkanya) gezdiğim (2007) Etrüsk kurganlarıyla birebir benzeşmesi dikkat çekiciydi. Heredot’un yazdığı Tarih kitabında Etrüsklerin Lidya-Türkiye’den göç ettikleri savını kanıtlıyordu. Onların arasında da mutlaka zamanın Yörükleri de vardı. Avcılık ve toplayıcılıkla ortaya çıkan göçebelik günümüze kadar sürmüş, devlet baskısıyla pek çoğu yerleşik hayata geçerken örneğin Mersin ve Antalya’dak Sarı Keçiliker konar göçer geçim tarzına devam etmişlerdir (Anadolunun Son Göçerleri Sarı Keçililer: https://www.youtube.com/watch?v=ZEsvGFChW10).

Evrenseki

EVREN-SEKİ YÖRÜK MÜZESİ

2020 Eylül ayınd,a küresel akciğer hastalığı salgınına rağmen Ankara’dan kıyı kenti Antalya’daki gözlemlerime devam ediyordum. Sırada Yörük müzesi vardı. Antalya-Manavgat yolu üzerindeki Evren Mahallesinde (Köyü) Yörük Müzesinin varlığını, eşya bağışında bulunan İbradılı Yörük ve Ozan Gülay Diri’den öğrenmiştim. Onarılmış eski bir bina içinde ve bahçesindeki eşyalar göz alıcıydı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek başkanlığında hazırlanan el ilanında şunlar yazıyordu: “Antalya’nın önemli kültürel değeri olan Yörük Kültürü zamanın yıpratıcı etkisine karşı koyup hala varlığını devam ettirse de bu kültürü yaşayanların sayısı günden güne azaldı. Bu sebeple Antalya Büyük Şehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı tarafından bu müze kuruldu. Yörük Kültürünün tanığı 1000’e yakın etnoğrafik nitelikteki eserin sergilendiği müzede Yörüklerin Mekanları, Sosyal Hayat, Dokumacılık ve El Sanatları, Hayvancılık, Tarım, Mutfak kültürü ziyaretçilere tanıtılmaktadır. Yaklaşık 4000 metrekarelik bir alana kurulan Özel Yörük Müzesi’nde ayrıca Yörük yaşantısını, gelenek ve göreneklerini ziyaretçilere iyi bir şekilde tanıtmak ve müzenin açık hava sergilerini daha iyi anlaşılır kılmak için heykellerle canlandırmalar yapılmıştır. Yörük göçü, hayvancılık ve Yörük kültürünün önemli bir eğlencesi olan yağlı güreş sporu ziyaretçilere tanıtılmaktadır. Ayrıca müzenin açık hava sergi alanında 3 tip Yörük çadırı ziyaretçiler tarafından izlenebilmektedir.” Yörük müzesinin dileği ise “Yörük kültürünü yaşamış olan vatandaşlardan gelecek olan bağışlarla sergilerin düzenli olarak güncellemektir”.

Bunları da sevebilirsiniz