Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Yapay Zeka: Popülerleşeni Güncelleştirmek

Oğuz Akçelik

Özellikle yirminci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren insanoğlu, yapay zekanın olanağını arzulamıştır. Ulaşılması zor yetileri içine alacak tanımlara çok fazla kafa yorulmuş, sıklıkla biz insanlara benzer duyu, anlama, öğrenme ve bilme yetilerine sahip bir varlığı “yaratmak” isteği dile getirilmiştir. Yapay zekâ kavramını öncelikle bütünden yola çıkarak tanımlamaya başlarsak “yapay” sıfatı insana atfedilen “doğal” olan zekânın dışında olan bir zekâ türü anlamına geliyor. Sayısal ya da analog kendiliğinden çıkarımlar yapabilen, soyutlama, betimleme ve temsil yetileri olan bir zekâ türünden söz ediyoruz. Ne var ki mesele zekâyı tanımlamaya geldiğinde felsefenin ve bilimin derin bir problemiyle karşı karşıya kalıyoruz: Zekâ nedir? Düşünme, kavrama, muhakeme, anlama gibi zihinsel işlevleri kapsayan genel bir kavram. Ne var ki doğal olanının üzerinde az çok uzlaşılan bu kavram, yapay zekâ teriminde geçtiği haliyle kimi durumlarda muğlak bir anlama sahip oluyor ve dönüp zekayı tanımladığımızda gerçekten yapay ve zorlama tanımlara ulaşıyoruz.

Çağdaş yapay zekâ kuramcıları, felsefeciler ve bilgisayar bilimciler başta olmak üzere matematikçiler, fizikçiler ve mühendisler, bu kavramın en azından tutarlı bir biçimde anlamlandırarak yeterli ilkeler üzerinde fikir birliğine varabilmiş değil. Durum böyle olunca, kuramsal düzlemi spekülatif bir gürültü işgal ediyor. Bu yazının amacı özellikle Türkiye’de ortaya konulabilecek ve Türk dilini işleme yetisine sahip olması gereken olanaklı yapay zekâ çalışmalarının temeline birkaç ufak engeli hatırlatmak. Yapay zekâ olanaklı olup olmadığı ve bu konuyla ilgili diğer tartışmalara şimdilik seyirciyiz, ancak popüler kültürün insanın yakın bir düşmanı olarak betimlediği yapay zekâ, kavramsallaştırdığından ve anlamından oldukça kopuk bir biçimde kurgulanmakta.

Borges tarafından aktarıldığı üzere H. G. Wells fantastik bir hikayenin tek bir fantastik olayı içermesi gerektiği düşüncesindedir ve bu görüşün Wells’in mucizelere kolaylıkla teslim olmayan kuşkucu bir dönemine rastladığını söyler. Bizdeki kuşkuculuk görselliğe esas oluşturan kavramsal çerçevenin içeriği değil, bayağı bir gündelikleştirme. Sıklıkla fantastik unsurların cinsellik, kavga-çatışma, şans gibi olağan duygulanımların şiddetli dışavurumu aracılığından ibaretmiş gibi görünüyor. Terminator, Battlestar Galactica, Person of Interest ve daha güncel olan Altered Carbon ve Westworld gibi sıralayabileceğimiz film ve dizileri eleştireceğimiz nokta yukarıda sıralanan görselliklerin etkileyiciliği ya da kurgusunun sağlamlığı değil. Elbette beğeni ögesini oluşturan güzele dair estetik yargıların öznelliğini bir kenara bırakmıyoruz, ancak burada meselenin özünü oluşturan kuramsal nokta ya halihazırda izleyicinin bildiği varsayılarak atlanıyor, ya da çok kısa ve kopuk “malumat” satırlarıyla aralara serpiliyor. (İlkece yapay zeka konusuna benzer bir durumu yaşam bilimlerine paralel olarak kurgulanan World War Z, Walking Dead, Z Nation, Resident Evil gibi film ve diziler için kavramsallaştırabiliriz.)

Ne var ki bu yapay zekânın en temel ve önemli boyutu olan yapısal boyutunun atlanmasına neden oluyor. Bu temel boyut ilkece varsayıldığı üzere doğal zekânın yapısal bütününü ve ifade biçimini oluşturan yapı, diğer bir deyişle kurallar bütünü. Zihin felsefesinin tartışmalı noktalarından biri bu dizgenin, diğer bir deyişle mantıksal bütünün, düşünceyi önceleyip öncelemediği ve (eğer varsa) olası bir yapay zekanın temsil, çıkarım ve ifade biçimlerinin dilimizdeki gibi tutarlı ve eksiksiz bir biçimde doğruluk ve anlama sahip olup olmayacağıdır. Tam da bu noktada, dilin bir iletişim aracı olmasına ek olarak (hatta belki de bir iletişim aracı olmasından öte) gerçekliğin betimlenmesi ve betimlenen dizgeden yeni “düşünceler” ifade edilmesi ne yazık ki atlanıyor. Basit “kod” satırları arasında merakımızı cezbeden şey kahramanların nasıl savaşçılar olduğu…

Yapay zeka konusunun güncel olarak işlenmesi bilinirliğini arttırıyor belki ama doğrudan bu konuyla ilgili pek çok noktanın göz ardı edilmesine yol açıyor. Yapay zeka konusunda nasıl ilerlenebilir sorusunda yapay zeka insanlaştırılıp sonuçları istediğimiz gibi gitmediğinde ne yapabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz. Buradaki aldatmaca tıpkı zombi kurmaca örüntülerinde olduğu gibi sorunun kuramsal dizgesi yerine kanımızdaki adrenalini harekete geçirmekle ilgileniyoruz yalnızca. Heyecanımız bu resim geçişlerini seyretmeye indirgeniyor yalnızca.



01/05/2018



Yazarın diğer yazıları

Kişisel Veriler: Cambridge Analytica (01/04/2018)
Karar Verme Kuramları: Bilgi Çözümlemeleri (01/03/2018)
Karar Verme Kuramları: Seçim Süreçleri Mercek Altında (01/02/2018)
Karar Verme Kuramları: (Kısa Bir Giriş) (01/01/2018)
Teo Grünberg Sempozyumu ve Mantık Eğitimi (01/12/2017)
Soyutlama ve Doğa (01/11/2017)
Doğaya Uyumlu Tüketim (01/10/2017)
Komplo Teorilerinin Mantıksal Yapısı Üzerine: Yanıltıcı Çıkarımlar (01/09/2017)
Komplo Teorilerinin Mantıksal Yapısı Üzerine Kısa Bir Giriş (01/08/2017)
Bilmek İstediğimizi Öğrenmek (01/07/2017)
Eğitim, Ezber ve Kavramsallaştırma (01/06/2017)
Felsefede Mizah Parçaları (01/05/2017)