Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

TRT Radyo 3 Susmayacak, Peki Ne Olacak?

Ege Acar

Kızılca kıyamet, Şubat ayında Kırşehir, Kastamonu, Karaman, Adıyaman, Konya, Niğde, Kahramanmaraş, Ağrı, Çankırı, Kars, Tunceli, Diyarbakır, Gaziantep, Bingöl, Mardin, Van´da TRT Radyo 3’ün artık yayınlanmadığı haberlerinin çıkmasıyla koptu. Ancak konunun öncesi de var. Biz sondan başa doğru gidelim. TRT Genel Müdürlüğü, internet sitesinde bir açıklama yazısı ile yayının bu illerden kaldırıldığını yalanladı ve yapılan işlemlerin sadece verici yenileme, tesis etme / değiştirme olduğunu; yayınların kaldırılması bir yana güçlendirilerek yeniden ve daha da geniş kapsamlı olarak dinlenebilmesi yönünde çalışmalar yapıldığını belirtti. Hatta son günlerde kamuoyunda yer alan yorumların yanıltıcı ve yanlış olduğunu kesin bir dille ifade etti. Yazının sonunda, yeni RTÜK yasasının da gereği olan dijital yayıncılığa geçilerek ülkenin her yanından aynı kalitede dinlenir ve erişilir olması sağlanarak frekans sorunlarının geride kalacağı ve radyonun internet, uydu, Iphone ve Ipad gibi iletişim cihazlarından dinlenir hale geleceği vurgulanıyor. Bu açıklama ilginç, çünkü bir nevi geri adım. Şubat ayında, yani haberler ilk çıktığında tepkiler yükselirken TRT’nin okur şikayet mektuplarına verdiği yanıtlar başkaca idi. Örnekse: TRT’nin Aktif Hat’ından verilen bir yanıtta kurumun zaman zaman bu türden verici değiştirme çalışmaları yapabileceği, bu çalışmaların teknik ve kurumsal olanaklar dahilinde her kanalın ayrı bir dinleyici kitlesi olduğu göz önünde bulundurularak yapıldığı ve bu doğrultuda Gaziantep vericisinin yeni bir düzenlemeye kadar TRT Radyo Haber kanalına tahsis edildiği belirtilmişti. Yanıt, Radyo 3 yayınlarının internet ve uydu üzerinden dinlenebileceği anımsatılarak sona eriyordu. Benzer başka kaynaklardan alınan bilgiler, adı geçen illerde TRT 3’ten alınan vericilerinin TRT Türkü, TRT Nağme vb. kanallara kaydırıldığı yönündeydi. Radyo 3’ün yeni bir kanalla ‘destekleneceği’ de bu yanıtlar ve son açıklama yazısında ima edilenler arasındaydı. Öyle anlaşılıyor ki TRT, belki de tepkilerden ötürü Radyo 3’ü topyekun kapatmaktan vazgeçiyor, ancak yine belki, yayını durdurduğu illere yeniden yayın vermeyecek -açıklamadaki gibi verici aktarımı sağlanana dek değil-.

İçeriğinin değişmediği ve değişmeyeceği iddiaları ise radyonun sadık dinleyicisine pek inandırıcı gelmiyor, çünkü içeriği en başta eskiden reklam almamasıyla tanınan kanalın aşağı yukarı 4 aydır, reklam almasıyla değişti zaten. Fonunda kullanılan müziğin, resmi açıklama yazısında da adları anılan Radyo 3 müzik türlerinden (klasik, caz, rock, etnik müzik, dünya müzikleri) hiçbirine girmeyecek nitelikte reklamlar da alınarak. Malumun ilanıdır, reklamla bölünmesi bu müzik türlerinin ruhuna aykırıdır. Buna bağlı olarak program sürelerinin düşmesi de cabası. Aslında çoğu müzikseverin kitap okurken, ders çalışırken, konsantrasyon gerektiren bir işle uğraşırken Radyo 3 dinlemeyi tercih etmesinin temelinde reklamla bölünmemesi vardı(r). Dahası 2009 Kasım’ında, eski program yapımcılarının tamamına yakınının (%85’i) işine son verilmesi ile başlayan süreçte yayınların niteliğinin de eskiye oranla düştüğü bilinmektedir. İşte konunun öncesi dediğimiz yer burası.

1 Ocak 1975’te TRT Radyo 2 ile beraber yayın hayatına başlayan Radyo 3, o dönemde Ankara, İstanbul, İzmir’deki stüdyolarının yanı sıra Antalya, Çukurova, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon radyo stüdyolarında programlar yapıyordu. Radyo, bir kültür unsuru. ‘Hızlı iletişim çağı’mızda radyo dinleme alışkanlıkları eskiye oranla oldukça azaldı. Öncelikle televizyonlar ilk gücünü ve etkisini zayıflattı, sonra internet çağı. Ancak teknolojik üst yapı ve kültürel altyapının gelişkinliği bölgelere göre değişkenlik gösterse bile, buradaki asıl sorun bir zihniyet sorunudur. Coğrafi bölgeler bazında ya da değil, kitle ve talepleri neye göre ölçülüyor? 36 yıl önce BBC Radyo 3 örnek alınarak kurulduğunda, nasıl bir kitle hedeflenmişti? Kültürde bir yozlaşma var da, bugün olanlar bir sonuç mu yoksa yozlaştırma bir metoda dönüşmüş de bugün olanlar çeşitli etkenlerin halkaları mı? Peki insan topluluklarını kültürel düzeylerine ve coğrafyalara göre ayırmak mümkün mü? Görevleri, öğrenim hayatları dolayısı ile Anadolu’da çeşitli illerde yıllarca yaşayanların, ki bu radyonun sadık dinleyicilerinin çoğunluğunu oluşturmaktadır, beğeni ve talepleri yıllardan bu yana değişkenlik göstermiş midir? Ya dünya görüşü, beğenileri yeni yeni şekillenen gençler?

Buradaki sorun, bir radyo kanalının değişim serüveninden öte, öncesiyle sonrasıyla kültür sanatta devlet politikasının bir parçası ve en görünür yanlarından birisidir.

Dilekçe, şikayet / protesto mektupları, yazıları, muhtemelen telefonları sürmektedir. Radyonun kapatılmamasını, yayınlandığı il sayısının kısıtlanmamasını isteyen bloglar açılmıştır, ancak blogların son durumu da malumunuz!



01/04/2011



Yazarın diğer yazıları

Aklımda Arif Dino (29/03/2012)
Hasan Âli Yücel (1897 - 1961) (26/02/2012)
Gözden Kaçanlar (19/02/2012)
Meydan Okuyan 2011 (05/01/2012)
CİNSİYETÇİLİK ve DİL (01/12/2011)
Filmekimi´nden Notlar (01/11/2011)
Cahit Sıtkı Tarancı (01/10/2011)
İzmir’de Feminizm ve Örgütlenme (01/09/2011)
Turgut Uyar… (01/08/2011)
Caz-Türkiye-İzmir (01/08/2011)
Bir 8 Mart daha… (01/03/2011)