Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Toryum: Yeşil Çekirdek

Mustafa Özcan


Başlıkta, doğaldır ki bitki tohumu olan çekirdekten değil de toryum elementinin özeğindeki nesneden söz ediyorum. Ama ayrıca görüleceği gibi «yeşil” ile de, çekirdeksel güç için doğal girdi olarak kullanılan iki elementten «kırmızı” olan uranyumu değil de onun karşıtı olarak «yeşil” diye nitelendirdiğim toryumu kastediyorum.
Başka bir deyişle bu nitelemeleri, çekirdeksel gücün iki doğal ana kaynağı olan uranyum ve toryum elementlerinin çekirdeklerinin genellikle pek farkında olunmayan ama olağan üstü önemde olan kırmızı ve yeşil yakıştırmasına uyan karşıt özelliklerini vurgulamak için kullandım.
Refahın temel belirleyicisi olan enerji kaynakları gündemimiz olduğundan, konunun kilit önemi nedeni ile ilgililerince enformasyon aktarımında kullanılmakta olan terminolojinin ilkin genel anlamı ile asgarisinden anlaşılması gereklidir diye düşünüyorum. Bu nedenle, enerji kaynaklarının ihtiyaçlara uygunluğu yönünden sunduğu nitelikler itibarı ile araştırıcılarca yapılan sınıflanmalarda başvurulan tanımlamalara göz atmak yararlı olacaktır.
Bu kapsamda yapılmış sınıflamalarda adlarında temiz, yenilenebilir, sürdürülebilir ve yeşil gibi nitelemeler kullanılan enerji kaynaklarından söz edildiği çoğu kimsenin malûmudur. Bu nitelemeler anlamları bakımından bir miktar örtüştüklerinde bazen kullanıcılar arasında tartışma da yaratabilmektedir. Bununla birlikte, genelde temizden, çevreyi kirletmeyen; yenilenebilirden, güneş ve dünya ısısı kaynaklı olan; sürdürebilirden, kaynak olarak insanlık için çağlar boyu bir yeterliliği olan ve yeşilden ise iklimle ilişkilerde uyumlu ve çevreyi kirletmeden sürdürülebilir olan, anlaşılmaktadır.
Böylece ekosistemlerde çevre için olumlu mahiyet ile kaçınılmaz olarak bulunması gereken etmenlerden oluşan ekolojik değer ölçütlerini yukarıdaki tanımlamalardan çıkışla bir saç ayağı üçlüsü şeklinde aşağıdaki gibi ifade etmek mümkündür:
İklimsel ısınmayı önleme için sera etkisiz olma,
Çevreyi kirletmemek için temiz özellikte olma ve
İhtiyaçların sürekli giderimi için sürdürebilir kaynak olma.
Ayrıca genellikle hepsini kapsayan durumu niteleyici bir gönderme olarak «yeşil” teriminin de alışkanlık yaratmış kullanılırlıkta olduğunu söyleyebiliriz.
Şimdi enerji kaynaklarının çevre ile ilişkisi bakımından konuyu bazı örneklerle kısaca irdelemeye çalışalım.
Fosil yakıtlardan kömür gibi katı haldeki kaynaklar üç ölçütü de ihlal ederken doğal gaz, temiz özellikte olmayı sağlayıp diğer ikisini, yani, sera etkisiz ve sürdürülebilir kaynak olmayı ihlal etmektedir.
Ama resmin bütününü görmek için, doğaldır ki, sözü edilen ekolojik ölçütlerin yanı sıra yaygınlık ve erişilebilirlik gibi coğrafi ile ekonomiklik ve güvenlik gibi diğer kategorik ölçütleri de dikkate alan değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.
Örnek vermek gerekirse, jeotermal ve hidrolik kaynaklar ekolojik ölçütlerle ekonomiklik ve güvenlik ölçütlerini yerine getirmekle birlikte yaygınlık ve erişilebilirlik kıstaslarından sınıfta kalmaktadır. Aynı şekilde yaygınlık ve erişilebilirlik yönü ile bakıldığında kutup bölgesinin bir kısmında veya kutup bölgesine yakın yerlerde rüzgârdan yararlanmak yaklaşık da olsa mümkün iken güneşten ticari enerji elde etmek kesin olarak imkânsızdır.
Öte yandan, bilinen doğal kaynakların kullanırlığını etkilemekte olan ölçütsel kategorilerden enerjetik gücün teknolojik olarak elde edilmesi sırasındaki teknik denetim faaliyeti anlamında olan güvenlik etmenini temsil eden ölçüt şimdiye dek insanoğluna yönelik ayrı bir «meydan okuma” olmuştur.
Güvenlik ile ilgili kategorik kıstas, Three Mile Island (1979), Çernobil (1986) ve Fukuşima (2011) gibi ikinci kuşak nükleer teknolojili reaktörlerde meydana gelmiş olan kazalarda ihlal edilmiş olup şimdilerde dördüncü kuşak reaktör tasarımı teknolojisi ile önlenmiş olduğu belirtilen «ergime” sorunu ve benzeri tehlike oluşturan acil durumların kontrolü ile sağlanmış gözükmektedir.
Ayrıca bu yolla yakıt girdisi tümüyle yakılabildiğinden çevreye atık bırakma durumu da ortadan kalkacaktır. Ayrıca bu reaktörler, söz konusu bu iki olumluluğun yanında yıllardır birikmiş olan eski teknolojili reaktörlerin nükleer atıkları ile Soğuk Savaş sonrası nükleer bomba artıklarını da yakıt girdisi olarak kullanabilme becerilerinden dolayı üçüncü olumlu bir özelliğe de sahiptirler. Görüldüğü gibi IV. Kuşak nükleer teknolojiye sahip reaktörleri, enerji üretiminde çevreye olan olumsuz etkilerin neredeyse tümünü gidermiş olmalarından dolayı «yeşil” olarak nitelemek mümkündür.
Öte yandan, 50 yıllık araştırma-geliştirme çalışmaları sonucunda en son ortaya çıkan yenilik ise ilkin hadron kaynağı olarak kullanılan «Hızlandırılmış Sürümlü Sistem”lerdir. Kullanılması halinde reaktörleri kritik altı çalıştıran bu düzeneğin V. kuşak teknolojide ergime olasılığını tamamen ortadan kaldıracak olması olağan üstü önemde bir sıçramadır.
Ancak bir eksik var!
Bu son kuşak reaktörlerde yakıt girdisi olarak uranyum kullanılırsa, istendiğinde nükleer silah için gerekli olan plütonyum da çıktı olarak elde edilebilmektedir. Durum bu olunca uluslararası sivil denetim kurumları «barışı tehdit” edici bir mahiyetin var olduğu kabul etmektedir. Bu durumda da barışa yönelik güvenlik kıstasının ihlalinden söz edilmektedir.
Ama girdi olarak uranyum yerine toryumun kullanımı durumunda nükleer silah yapımı için gereken plütonyumun elde edilmesi bir bakıma olanaksızlaştığından barışa yönelik güvenlik ölçütünün de sağlanmış olduğu nedeniyledir ki uranyuma kırmızı, toryuma yeşil çekirdek denmesi gayet yerinde bir adlandırma olarak karşımıza çıkmaktadır.
İşte geleceğin çekirdeksel yeşil yakıtı toryumun çevreyi koruma bakımından yeri!...


Başlıkta, doğaldır ki bitki tohumu olan çekirdekten değil de toryum elementinin özeğindeki nesneden söz ediyorum. Ama ayrıca görüleceği gibi «yeşil” ile de, çekirdeksel güç için doğal girdi olarak kullanılan iki elementten «kırmızı” olan uranyumu değil de onun karşıtı olarak «yeşil” diye nitelendirdiğim toryumu kastediyorum.


Başka bir deyişle bu nitelemeleri, çekirdeksel gücün iki doğal ana kaynağı olan uranyum ve toryum elementlerinin çekirdeklerinin genellikle pek farkında olunmayan ama olağan üstü önemde olan kırmızı ve yeşil yakıştırmasına uyan karşıt özelliklerini vurgulamak için kullandım.


Refahın temel belirleyicisi olan enerji kaynakları gündemimiz olduğundan, konunun kilit önemi nedeni ile ilgililerince enformasyon aktarımında kullanılmakta olan terminolojinin ilkin genel anlamı ile asgarisinden anlaşılması gereklidir diye düşünüyorum. Bu nedenle, enerji kaynaklarının ihtiyaçlara uygunluğu yönünden sunduğu nitelikler itibarı ile araştırıcılarca yapılan sınıflanmalarda başvurulan tanımlamalara göz atmak yararlı olacaktır.


Bu kapsamda yapılmış sınıflamalarda adlarında temiz, yenilenebilir, sürdürülebilir ve yeşil gibi nitelemeler kullanılan enerji kaynaklarından söz edildiği çoğu kimsenin malûmudur. Bu nitelemeler anlamları bakımından bir miktar örtüştüklerinde bazen kullanıcılar arasında tartışma da yaratabilmektedir. Bununla birlikte, genelde temizden, çevreyi kirletmeyen; yenilenebilirden, güneş ve dünya ısısı kaynaklı olan; sürdürebilirden, kaynak olarak insanlık için çağlar boyu bir yeterliliği olan ve yeşilden ise iklimle ilişkilerde uyumlu ve çevreyi kirletmeden sürdürülebilir olan, anlaşılmaktadır.


Böylece ekosistemlerde çevre için olumlu mahiyet ile kaçınılmaz olarak bulunması gereken etmenlerden oluşan ekolojik değer ölçütlerini yukarıdaki tanımlamalardan çıkışla bir saç ayağı üçlüsü şeklinde aşağıdaki gibi ifade etmek mümkündür:


- İklimsel ısınmayı önleme için sera etkisiz olma,


- Çevreyi kirletmemek için temiz özellikte olma ve


- İhtiyaçların sürekli giderimi için sürdürebilir kaynak olma.




Ayrıca genellikle hepsini kapsayan durumu niteleyici bir gönderme olarak «yeşil” teriminin de alışkanlık yaratmış kullanılırlıkta olduğunu söyleyebiliriz.


Şimdi enerji kaynaklarının çevre ile ilişkisi bakımından konuyu bazı örneklerle kısaca irdelemeye çalışalım.


Fosil yakıtlardan kömür gibi katı haldeki kaynaklar üç ölçütü de ihlal ederken doğal gaz, temiz özellikte olmayı sağlayıp diğer ikisini, yani, sera etkisiz ve sürdürülebilir kaynak olmayı ihlal etmektedir.


Ama resmin bütününü görmek için, doğaldır ki, sözü edilen ekolojik ölçütlerin yanı sıra yaygınlık ve erişilebilirlik gibi coğrafi ile ekonomiklik ve güvenlik gibi diğer kategorik ölçütleri de dikkate alan değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.


Örnek vermek gerekirse, jeotermal ve hidrolik kaynaklar ekolojik ölçütlerle ekonomiklik ve güvenlik ölçütlerini yerine getirmekle birlikte yaygınlık ve erişilebilirlik kıstaslarından sınıfta kalmaktadır. Aynı şekilde yaygınlık ve erişilebilirlik yönü ile bakıldığında kutup bölgesinin bir kısmında veya kutup bölgesine yakın yerlerde rüzgârdan yararlanmak yaklaşık da olsa mümkün iken güneşten ticari enerji elde etmek kesin olarak imkânsızdır.


Öte yandan, bilinen doğal kaynakların kullanırlığını etkilemekte olan ölçütsel kategorilerden enerjetik gücün teknolojik olarak elde edilmesi sırasındaki teknik denetim faaliyeti anlamında olan güvenlik etmenini temsil eden ölçüt şimdiye dek insanoğluna yönelik ayrı bir «meydan okuma” olmuştur.


Güvenlik ile ilgili kategorik kıstas, Three Mile Island (1979), Çernobil (1986) ve Fukuşima (2011) gibi ikinci kuşak nükleer teknolojili reaktörlerde meydana gelmiş olan kazalarda ihlal edilmiş olup şimdilerde dördüncü kuşak reaktör tasarımı teknolojisi ile önlenmiş olduğu belirtilen «ergime” sorunu ve benzeri tehlike oluşturan acil durumların kontrolü ile sağlanmış gözükmektedir.


Ayrıca bu yolla yakıt girdisi tümüyle yakılabildiğinden çevreye atık bırakma durumu da ortadan kalkacaktır. Ayrıca bu reaktörler, söz konusu bu iki olumluluğun yanında yıllardır birikmiş olan eski teknolojili reaktörlerin nükleer atıkları ile Soğuk Savaş sonrası nükleer bomba artıklarını da yakıt girdisi olarak kullanabilme becerilerinden dolayı üçüncü olumlu bir özelliğe de sahiptirler. Görüldüğü gibi IV. Kuşak nükleer teknolojiye sahip reaktörleri, enerji üretiminde çevreye olan olumsuz etkilerin neredeyse tümünü gidermiş olmalarından dolayı «yeşil” olarak nitelemek mümkündür.


Öte yandan, 50 yıllık araştırma-geliştirme çalışmaları sonucunda en son ortaya çıkan yenilik ise ilkin hadron kaynağı olarak kullanılan «Hızlandırılmış Sürümlü Sistem”lerdir. Kullanılması halinde reaktörleri kritik altı çalıştıran bu düzeneğin V. kuşak teknolojide ergime olasılığını tamamen ortadan kaldıracak olması olağan üstü önemde bir sıçramadır.


Ancak bir eksik var!


Bu son kuşak reaktörlerde yakıt girdisi olarak uranyum kullanılırsa, istendiğinde nükleer silah için gerekli olan plütonyum da çıktı olarak elde edilebilmektedir. Durum bu olunca uluslararası sivil denetim kurumları «barışı tehdit” edici bir mahiyetin var olduğu kabul etmektedir. Bu durumda da barışa yönelik güvenlik kıstasının ihlalinden söz edilmektedir.


Ama girdi olarak uranyum yerine toryumun kullanımı durumunda nükleer silah yapımı için gereken plütonyumun elde edilmesi bir bakıma olanaksızlaştığından barışa yönelik güvenlik ölçütünün de sağlanmış olduğu nedeniyledir ki uranyuma kırmızı, toryuma yeşil çekirdek denmesi gayet yerinde bir adlandırma olarak karşımıza çıkmaktadır.


İşte geleceğin çekirdeksel yeşil yakıtı toryumun çevreyi koruma bakımından yeri!...






01/04/2013



Yazarın diğer yazıları

Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxx- (01/04/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxıx- (01/03/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxvııı- (01/02/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxvıı- (01/01/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxvı- (01/12/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxv- (01/11/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxıv- (01/10/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XXIII- (01/09/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxıı- (01/08/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxı- (30/06/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xx- (01/06/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xıx- (01/05/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XVIII- (01/04/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XVII- (01/03/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XVI- (01/02/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xv- (01/01/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xıv- (01/12/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xııı- (01/11/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XII- (*) (01/10/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XI- (*) (01/09/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -X- (*) (01/08/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -IX- (*) (01/07/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -VIII- (*) (01/06/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -VII- (*) (01/05/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -VI- (*) (01/04/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -V- (*) (01/03/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik ilkeleri -IV- (01/02/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik ilkeleri -III- (*) (01/01/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -II- (*) (01/12/2014)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -I- (01/11/2014)
21. Yüzyıl’da Enerji ve Madencilik Alanında Ülkemiz İçin Olması Gereken Temel Stratejilere Kısa Bir Bakış (01/10/2014)
Türk Eğitim Tarihi Bağlamında Osmanlı Medreselerine Kısa bir Bakış ve Gönen Medresesi (01/09/2014)
21. Yüzyıl’ın Olası Tarih Anlayışı Üzerine bir Deneme (01/08/2014)
Politika ve Felsefenin Ortak Alanı (01/07/2014)
Doğal Yaşamı Koruma Çabalarımız (01/06/2014)
Toryum Hakkında Bilmediklerimiz -2 * (01/05/2014)
Beyinde Biyokimya Devrimi: Henri Laborit (*) ve Patolojik Zihinler (12/04/2014)
Matematiği Yeniden Düşünmek (01/03/2014)
Doğadaki Belirsizliğin Özü Olarak İrrasyonel Sayılar (01/02/2014)
UNESCO ve Camili Yöresi(*) Biyosferimiz (01/01/2014)
Bütün Kavramının İki Anlamı (01/12/2013)
Bütün Kavramının İki Anlamı (01/11/2013)
Holistik Bilimin Kökleri, Tarihi ve Mahiyeti (III) (01/10/2013)
Holistik Bilimin Kökleri, Tarihi ve Mahiyeti (II) (01/09/2013)
Holistik Bilimin Kökleri, Tarihi ve Mahiyeti (I) (01/08/2013)
Holistik Bilim (II)* (01/07/2013)
Holistik Bilim (I) (01/06/2013)
Kitap (01/05/2013)
Toryum’un Stratejik Önemi (01/03/2013)
Toryum Hakkında Bilmedikleriniz -1 (01/02/2013)
Sistemlerde Hiyerarşi (01/01/2013)
Sistem Düşüncesine Yeni bir Yaklaşım (01/12/2012)
Sistemlerin Boyutları (01/11/2012)
Sistem Düşüncesinin Özü (01/10/2012)
HŞK nedir, ne değildir! (01/09/2012)
İnsan Bilimleri için Hangi Yöntem Uygundur? (01/08/2012)
İnsani ve Sosyal Bilimlerde Yöntem Sorunu (01/07/2012)
Bilimlerde Yöntem Sorununa Eleştirel Bir Bakış (01/06/2012)
Matematik, Ekonometri ve Nobel Ödülü (01/05/2012)
Altın Açı (01/04/2012)
Altın Oran Sadece Bir Sayı mıdır? (01/03/2012)