Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Tarımda Bağımlılığın Bir Boyutu Olarak Et Krizi

Mustafa Kaymakçı

Dünyanın her yerinde olduğu üzere “Türkiye’de de halkın gerçek gündemi “Aş ve İş”’dır”. Bu bağlamda insanımızın karınları doyurmada tarımsal üretim ve bu üretimin dengeli dağıtılması yaşamsal öneme sahiptir.

İnsanımız uzunca bir süredir dengeli ve sağlıklı beslenemiyor. Dengeli ve sağlıklı beslenmede önemli düzeyde hayvansal protein yetersizliğimiz var. Hayvansal proteinde en önemli sorunumuz ise kırmızı et.

Türkiye,1980 yıllardan itibaren kırmızı et açığını gidermek için sürekli olarak AB ülkeleri dahil birçok ülkeden damızlık hayvan ve karkas et ithal ediyor.İthalata son yıllarda saman bile eklendi.

Dışalım ile karkas et fiyatlarında artışı önlemek olası mı? Dilerseniz geçmişe bir bakalım.



Kırmızı Et İthalatının Geçmiş Perde Arkası Neydi?

Kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra kurulan denklem:Türkiye Hayvancılığı Eşittir=Sığırcılık +Tavukçuluk şeklinde oldu.

Denklem böyle kurulunca,sığır ve tavuk türü öne çıkarıldı. Şirketleşmeler önerildi. Bunun nedeni şuydu; Dünya’da çok güçlü sığırcılık ve tavukçuluk lobileri, daha doğrusu küresel tekelci şirketler vardı ve bunlar damızlık dahil her türlü girdileri, Dünya Bankası’nın sağladığı desteklerle Türkiye’yi bir pazar durumuna getirmek istiyorlardı. Tekelci şirketlerin amaçları, içerideki işbirlikçileri de devreye sokularak gerçekleştirildi ve koyun ve keçi yetiştiriciliği unutuldu.

Bu doğrultuda,merkez ülkelerin denetimindeki Dünya Bankası gibi örgütler aracılığıyla “sizin süte ve kırmızı ete ihtiyacınız var “diye uzun süre ödemeli ve düşük faizlerle kaynaklar aktarıldı. Kaynak verildi,ancak “sığırlarımızı alın dediler. Türkiye’de başlatılan sığır ithali,günümüzde de devam ediyor. Bununla birlikte sığır yetiştiriciliğine ağırlık verilen bir hayvancılık politikası istenilen sonucu vermedi.

“Sığır ve tavuk yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için olağanüstü destekler sağlandı”dedim. Burada yanlış anlamalara meydan vermemek için şunu söylemek gerekiyor. Elbette sığır ve tavuk yetiştiriciliğine desteklemeler gerekiyordu, ancak onlar desteklenirken koyunun ve keçinin hiç dikkate alınmaması, en azından aymazlık oldu.

Diğer yandan bu türler için önerilen üretim sistemleri ve işletme büyüklükleri de Türkiye için uygun modeller olmadı.

  • Türkiye tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğu,küçük ve orta ölçekli işletmelerdir.Bunların neredeyse hiç desteklenmemeleri nedeniyle hayvan sayısı,özelde koyun ve keçi sayısı azaldı.

  • Bu durum aynı zamanda kırsal kesimden kentlere göçü de hızlandırdı.

Türkiye, kırmızı ette havlu atmış bulunuyor. Dışarıdan sürekli sığır geliyor, karkas geliyor ve de süt tozu geliyor.

Damızlık hayvan ithalinin başında ise,sığır ve bu kapsamda gebe düve dışalımı söz konusu olmuştu.



Sığır Dışalımı İçin Gerekçe Yaratıldı.

Sığırda gebe düve dışalımı, süt üretim kotasının artırılması amacıyla gündeme girdi. Bilindiği üzere;

• Süt üretim kotası, doğrudan sanayide işlenerek tüketiciye pazarlanan, bakteri sayısı ve antibiyotik kalıntısı sınırlanmış süte göre belirleniyor.

• Bu bağlamda, süt üretim kotasını artırmak için ileri sürülen üretim modeli ise 2000–3000 başlık dev işletmelerin kurulmasını şeklinde ortaya çıktı.

• Bu işletmeler yeterli sayıda kurulursa, büyük hacimlerde sanayiye süt dökülecek, bu şekilde süt üretim kotasını artırmak olası olacaktı. Bununla birlikte “Türkiye’nin iç pazarında bu işletmelerin kurulmasını sağlayacak yeterli miktarda damızlık gebe yok.” denildi.Damızlık gebe düve dışalımı da bunun için zorunluymuş diye gündeme getirildi

Dev sığırcılık işletmelerinin kurulması girişimlerine Türkiye ve AB gerçekleri açısından bakalım;

Türkiye’deki sığırcılık işletmelerinin neredeyse yüzde 90’ında sığır sayısı 20 başın altında. İşletmelerde ortalama sığır sayısı ise 6 baş. Buradan şu ortaya çıkıyor; Birincisi, et ve süt üretimi, büyük ölçüde küçük ve orta ölçekli işletmelerden sağlanıyor. İkincisi, bu işletmeler tarımdaki işgücünün neredeyse tümünü barındırıyor.

AB’de bile, sığırcılık işletmelerinin yüzde 25’inde sığır sayısı 30–40 baş ve yüzde 30’unda da 50–99 baş arasında değişiyor. Dev işletmelerin oranı, AB’de de dikkate alınacak oranda değil.

Diğer yandan Türkiye’de sığır ıslahında akla gelen ırk Holstein ırkı oldu.Esmer ırkı ihmal edildi.Kimi zamanlarda etçi ırklar ithal edildi.Bununla birlikte etçi ırklar için de yeterli ot üretmemiz olası olmadı,çünkü Türkiye’nin ot üretme kapasitesi sınırlı idi.



Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği Bilerek İhmal Edildi.

Koyun ve keçi ıslahı çalışmaları kitlesel düzeyde planlanamadı.

Sığır yetiştiricilerine yapılan desteklemeler koyun ve keçi yetiştiricileri için geçerli olmadı.

Bunlara ek olarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde terör eylemleri ve kaçak hayvan girişleri özellikle koyunculuğu olumsuz olarak etkiledi.

Bunların dışında kentlerdeki tüketicilerin kimileri koyun ve keçi etinden, olumsuz ancak kasıtlı söylentiler nedeniyle kaçar oldu.

Sonuçta koyun sayısı hızla azaldı. Son 20 yıl içinde 40 milyondan 30 milyonun altına geriledi.Ancak nüfus başına düşen koyun sayısı açısından rakamların karşılaştırılması gerekiyor.40 yıl önce nüfus başına 1 koyun düşerken günümüzde bu sayı 4 kişiye 1 koyun durumuna düştü.

Ancak bu durum, Türkiye kırmızı et tüketiminde alarm zillerinin çalmasını neden oldu. Türk halkı sağlıklı beslenmeden uzak duruma geldi. Deri ithalatında da patlamalar yaratıldı. Koyun ve keçi sütünün de azalmasıyla güzelim koyun yoğurdu ile koyun ve keçi peynirleri unutturuldu.



Et ve Süt Üretimini Artırmak İçin Doğru Model Ne?

  • Doğru model, kısa dönemde,özellikle küçük ve orta ölçekli işetmelerin en az AB’de olduğu üzere desteklenmesi.Nedeni şu:Yukarıda da belirtildiği üzere Türkiye tarım iletmelerinin yüzde 95 ‘i küçük ve orta ölçekli işletmelerinden oluşuyor.Bu işletmeler istihdam açısından da önemli.Hayvan varlığının azalmasının bir nedeni bunları neredeyse desteklenmemelerinden kaynaklanıyor.

  • Orta ve uzun dönemde ise, Türkiye’de küçük olan işletmelerin orta ölçekli işletmeler durumuna dönüştürülmesi ve uzmanlaşmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.

  • Bunlar gerçekleştirilirken, yatay ve dikey örgütlenmede egemen rol, kooperatiflere ait olmalıdır. AB’de böyle olmamış mıdır? AB’de süt ve ürünlerinin işletmesinde kooperatiflerin payı yüzde 50–100 arasında değişim göstermektedir.


Koyunculuk ve keçicilik neden geliştirilmeli?

Teknik Neden

  • Hayvan yetiştiriciliğinden en önemli girdilerin başında yem gelir.Yem deyince akla ilk gelen girdi ise kaba yem,daha açık deyişle ottur.Türkiye ot fakiri bir ülkedir.Bunun nedeni Türkiye yarı-tropik bir ülke durumunda olmasıdır.Yağışı az ve düzensizdir.Mera ve otlaklarındaki otlar,seyrek,fakir ve kısa boyludur,uzun boylu değildir.

  • Mera ve otlaklarımız anılan özelliklerinden dolayı,sığır yetiştiriciliğine değil,koyun ve keçi yetiştiriciliğine uygundur.

Koyun ve keçiler,dudak yapıları nedeniyle en kısa otları bile yiyebilirler,hatta toprak altından bile ot çıkarabilirler.

Sığırlar ise dudak yapılarından dolayı, kısa boylu,seyrek otları değerlendiremezler.Türkiye’de sığırların ot ihtiyacı,sulu tarımla elde edilen mısır silajı ve yonca gibi yem bitkilerden karşılanır.Su da paralı olduğunda Türkiye’de otun maliyeti yüksektir.

  • AB ülkelerinde ise ikliminden kaynaklanan özelliğinden dolayı her mevsim yağış vardır ve bu durum ot üretimini sığıra uygun bir duruma getirmiştir.Dolaysıyla ot ve sığır etinin maliyeti Türkiye’ye göre çok düşüktür.Kısaca,sığır kırmızı et fiyatlarında Türkiye’nin AB ülkeleriyle yarışması olası değildir.

  • Bir diğer önemli teknik nedende,koyun ve keçinin sığıra göre üreme güçleri daha fazladır.

  • Koyun ve keçinin gebelik süresi 5 aydır,bir doğumda çok yavru verebilir.Sığırın ise gebelik süresi 9 ay 10 gündür ve doğumda ancak bir yavru verebilir.

  • Koyun ve keçi bir yaşından sonra gebe kalır,bir başka deyişle üreme çağına sığırdan önce erişir.

İşletmecilik ve istihdam açısından küçükbaş hayvan yetiştiriciliği

Koyun ve keçi işletmeleri genelde küçük ve orta ölçekli işletmelerdir.Bu işletmelerde Toplam Etmen Verimliliği ,sığırcılığın egemen olduğu endüstriyel işletmelerden daha yüksek bir düzeye sahiptir. Bu bağlamda,küçükbaş yetiştiriciliğinin önemi ortaya çıkıyor.Çünkü daha az sermaye girdisi ile başta geçimlik olmak üzere piyasaya mal üretmek olası olmaktadır.

Kısaca,ne kadar büyükbaş ithal edersek edelim,kırmız et açığını sığır türü ile karşılamamız söz konusu olamaz.

Kırmız et açığını kapamanın tek çaresi,koyun ve keçi yetiştiriciliğine dönüştür.

Dolaysıyla ülkemizin süt ve deri gibi ihtiyaçlarını karşılamak için de küçükbaş yetiştiriciliğine önem verilmeli.



İhracat Olanakları

Hayvansal ürün ihracatında da, balık ve bal dışında potansiyel açıdan en önemli ürünlerimiz koyun ve keçi ürünleridir.Özellikle AB ülkelerinin koyun-keçi eti ile koyun-keçi sütünden üretilmiş ürünlerde büyük açığı var. AB açığının önemli bir kesimini Yeni Zelanda, Avustralya ile yeni AB ülkeleri olan Romanya, Macaristan ve Bulgaristan’dan sağlıyor. AB’nin yıllık 250 bin ton koyun-keçi eti ithalatı yapacağı biliniyor.

Türkiye AB’nin bu ihtiyaçlarını,özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde gerekli sağlık hizmetlerini yaptığımız taktirde karşılayabilir.

Hayvansal ürün ihracatında Türkiye’nin sığır ürünleri bağlamında hiç şansı yoktur.Maliyet açısından Türkiye AB ile yukarıda değinildiği üzere yarışamaz.AB koyun ve keçi ürünleri dışında bizden 1 gr sığır ve tavuk ürünü almaz.



Sonuç ve Özet

Batı ülkeleri, denetimlerindeki çokuluslu şirketler aracılığıyla (bunun tersi de doğrudur), dünyanın her köşesini, bütün kaynaklarını, doğasını ve insanlarını kullanıyor. Doymak bilmeyen bir hırs içinde, kimi zamanlar kendi aralarında çatışır gibi de yaparak, ancak özünde paylaşarak doğanın yapısını değiştiriyorlar, kirletiyorlar ve yok ediyorlar. Örneğin doğayı kirletme kotası çıkardılar, az gelişmiş ülkelerden kota alıyorlar, Londra’da borsasını bile kurdular. Bunları kimi durumlarda Uluslararası Para Fonu (UPF), Dünya Bankası (DB) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi ekonomik örgütlerle yapıyorlar, kimi durumlarda da petrol coğrafyasını değiştirmek için savaş çıkarıyorlar, işgallerle yapıyorlar. Uygar dünya (!) Irak, Suriye,Afganistan, Gazze’deki kıyımları görmezlikten geliyor.

Dış dinamiklere açık olan Türkiye’nin tarımı da bu olumsuz gelişmelerden payını aldı. Özellikle 24 Ocak 1980 ekonomik kararları ile tarımında korumacılığın kaldırılması ve desteklemelerin azaltılması sürecine sokuldu. Tarımsal KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsleri)’ler özelleştirildi ya da kapatıldı. Tarımsal desteklemeler, girilmesi neredeyse saplantı durumuna getirilen Avrupa Birliği(AB)’nin çok daha gerisinde kaldı ya da bırakıldı. Üreticilere Tarım Yasası’nda belirtilen zorunlu desteklemelerin çok altında bir kaynak aktarıldı. Bütün bunlar, “İleride AB’de desteklemeler azaltılacak, Türkiye şimdiden hazırlık yapsın” telkinleriyle gerçekleştirildi. Yetersiz desteklemeler de Türkiye’nin yapısal özelliklerine göre gerçekleştirilmedi. Desteklemeler, tarımsal işletmelerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmelerden daha çok, dev işletmelerinin yaratılması doğrultusunda ya da çok sınırlı olan büyük işletmeler lehine yapıldı.

Bütün bu uygulamaların sonucunda, Türkiye’nin buğday, kırmızı et ve diğer tarımsal üretimi, nüfus artışı hızına göre artmadı, çoğunda da mutlak gerilemeler gözlemlendi. Türkiye bir süreden beri, tarım ürünleri dışalımcısı bir ülke durumuna geldi.

Hayvan yetiştiriciliği, yukarıda da değinildiği üzere neredeyse sığır ve tavuk türü ile bütünleştirilmişti. Koyun yetiştiriciliğinin geliştirilmesi doğrultusunda ekonomi-politikalar ihmal edildi. Çünkü dünya sığır tekellerinin elinde olağanüstü stoklar vardır.Bu stokların eritilmesi için Türkiye’ye olduğu üzere Dünya Bankası aracılığı ile yönlendirme yapıldı ve bu süreç devam etmektedir.İçinde bulunduğumuz günlerde simmental ırkının et sorununa çözüm bulmak için öne çıkarılması,bu anlamda yorumlanmalıdır.

Kısaca,kırmız et sorununa sığır sayısını artırarak çözüm bulmak,ot üretim kapasitemizin sınırlı,bu bağlamda çayır-meralarımızın yapısal özelliklerinden dolayı gerçekçi değildir.

Türkiye, koyun ve keçi yetiştiriciliğine sığıra ve tavuğa verilen önemin yüzde 10’unu verse, et, süt ve deri üretimi konularında hiçbir sorun kalmaz, önemli bir ihracatçı ülke olur.



Kıssadan Hisse:

Hiç kimse,tarım sorunlarından uzak kalamaz.Bu yazımda ”Neden tarım ürünlerinde açık ithalatçı olduk, eti neden pahalı yiyoruz?”sorularının cevabını aradım.Lütfen bu yazdıklarımı dostlarına iletsinler.



01/10/2017



Yazarın diğer yazıları

Kemalizmi Doğru Anlamaya Çalışmak (01/12/2017)
Yaz Müfit, Zaferden Sonra Hükümet Şekli Cumhuriyet Olacaktır (01/12/2017)
6.FİLO “Yankee Go Home” Mitinglerini Anımsatmak! (01/11/2017)
İzmir Dağlarında Dayanışmanın Çiçekleri : Kooperatifler ve Bir Vakıf (01/09/2017)
İnsanı Bize Öğretmeye Çalışan Yazar: Cengiz Aytmatov (01/08/2017)
Gıda Sektöründe Sömürüden Çıkış Yolu (01/07/2017)
Şeyh Bedreddin 4/ Şeyh Bedreddin Hareketinin Ekonomi-Politiği (01/07/2017)
Şeyh Bedreddin / 3-Şeyh Bedreddin Hareketinin Edebiyatta Yansımaları (01/06/2017)
Suriye Tarımında Yıkım Bizi İlgilendir mi? (01/05/2017)
Şeyh Bedreddin / 2-Şeyh Bedreddin’in Müridleri : BÖRKLÜCE Mustafa ve Torlak Kemal (01/05/2017)
Şeyh Bedreddin / 1-Kuramı Ve Eylemi Üzerine Belgeler Ve Yorumlar (01/04/2017)
Neden Gıda İthalatçısı Olduk? (01/04/2017)
Yunanistan Ve Rumların Enosis Hayali Bitmez -KIBRIS Nereye? /1 (01/03/2017)
Kapitalizm Tarımda Milyarlarca İnsanı Yoksullaştırıyor Mu?/Tarım Nereye/1 (01/02/2017)
Kıbrıs Nereye? (01/02/2017)
Yerli Tohumun Sonuna mı Geldik? (01/01/2017)
Hasta Siempre, Fidel Castro (01/12/2016)
Attila İlhan´ı Anlama (01/11/2016)
Atatürk İdeolojisi'nden Günümüze Dersler (01/11/2016)
Bilimin Savaş/İstila ve İnsanlık Dışı Kullanılması Üzerine (01/10/2016)
Bataklığı Kurutmak (01/09/2016)
Mankurtlaşma Üzerine (01/08/2016)
AVRUPA BİRLİĞİ; HALKLARIN MI YOKSA ŞİRKETLERİN Mİ ÇIKAR BİRLİĞİ? (30/06/2016)
BU ÜLKENİN GEN KAYNAKLARINA SAHİP ÇIKMAK (01/06/2016)
ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN(!) (01/05/2016)
NE OLACAK BU GIDA FİYATLARI YA DA PİYASA EKONOMİSİ FETİŞİZMİ? (01/04/2016)
TARIMDAKİ SÖMÜRÜDEN ÇIKIŞ YOLLARI (01/03/2016)
Gıda Fiyatları Neden Pahalı? (01/02/2016)
İsmet İnönü’den Siyaset Dersleri Niteliğinde Anılar (01/01/2016)
Atatürk'ün Tarım Politikasından Günümüze Dersler (01/12/2015)
Bir Entellektüel Olarak Mustafa Kemal Atatürk (08/11/2015)
DİLİNDEN UTANANLAR (01/11/2015)
Aziz Sancar Üzerine (13/10/2015)
Gıda Üreten Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Nasıl Desteklenmeli? (01/10/2015)
Gıda Sektöründe Kooperatifler Neden Öne Çıkmalı? (01/09/2015)
Bu Dünyadan Fikret Otyam Geçti (10/08/2015)
Yunanistan Deneyinden Avrupa Birliği’ni Yeniden Görmek (01/08/2015)
Koalisyon Pazarlığında Çiftçi ve Tarım Öneriler (01/07/2015)
Akademik Kapitalizmin Bilimcilere Getirdiği Olumsuzluklar (01/07/2015)
Karaburun 21. Ütopyalar Toplantısı Üzerine (26/06/2015)
Bilime Akademik Kapitalizm’in Getirdiği Olumsuzluklar (01/06/2015)
Akademik Kapitalizm Ne? (01/05/2015)
Küreselleş(tir)me Sürecinde Dünya’da Bilim ve Teknolojide Yaşanan Değişimler (01/04/2015)
Yunan Algısındaki Türk İmgesinin Kökenleri Üzerine Bir Deneme (01/03/2015)
Çiprazdan Akıl Alanlara…! (11/02/2015)
Meralar Şirketlerin mi, Köylülerin mi Olsun? (01/02/2015)
İktisadi Siyaset Bilmeden Teröre Tanı Koymak! (01/02/2015)
Aziz Nesin’in 99. Doğum Yılında Anımsamak (01/01/2015)
Güler Yüzlü Neoliberalizm Çözüm Yolu İmiş? (01/12/2014)
Televole Ekonomistleri Kimin Hizmetinde? (01/11/2014)
“Emperyalizm ve Türkiye” Kitabı Üzerine (03/10/2014)
“Buğday ile Koyun,Gerisi Oyun” Dediğimiz Ülkemizde,Et Fiyatları Neden Yükseliyor? (01/10/2014)
Ti Sesi Nereden Geliyor? (01/10/2014)
Dünyanın En Zengin Ülkesinde 48 Milyon Aç! (01/09/2014)
İstanbul’u Sel Basması ya da Bilim İle Geleceği Planlama/2 (01/08/2014)
İstanbul’u Sel Basması ya da Bilim İle Geleceği Planlama/1 (01/07/2014)
SOMA’da Ölen İşçilerin Çoğu Tarımdan Ayrılmak Zorunda Bırakılan Çiftçilerdir (01/06/2014)
AKP Neden Yüksek Oy Aldı? (01/05/2014)
2014 Yılı,Neden “Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı” İlan Edildi? (01/04/2014)
Pandora’nın Kutusu,Aslında Sistemin Kutusu Mu? (01/03/2014)
Ege’nin Unutulan Türkleri/2 (01/02/2014)
Ege’nin Unutulan Türkleri/1 (01/01/2014)
Pandoranın Kutusu,Aslında Sistemin Kutusu mu? (01/01/2014)
5. İzmir İktisat Kongresi Üzerine (01/12/2013)
Atatürk ve Oryantalizm (09/11/2013)
Atatürk,Bilim ve Felsefe (08/11/2013)
Atatürk ve Üniversite Devrimi (07/11/2013)
Demokrasi Paketi’nden Toprak Sorununa Çözüm Var mı? (01/11/2013)
“Andımız” Yazarı Dr. Reşit Galip’in Anısına (13/10/2013)
Yerel Seçimler Öncesi, 12 Eylül Askeri Darbesi’ni Nasıl Okumalı? (01/10/2013)
Bayraktar ve Dawkins Oryantalizmin İkiz Kardeşleri mi ? (01/09/2013)
AKP Döneminde Sermayenin Dönüşümü (01/08/2013)
Bu Dünyadan Bir Işıklı Geçti (20/07/2013)
Taksim Gezi Parkı ve Vahşi Kapitalizm (01/07/2013)
Stratejik Plan,Şirket Tarımcılığına Yönelik Olarak Hazırlanmış! (01/06/2013)
Costa-Gavras, “Kapital” filminde de düzenin ipliğini pazara çıkarmaya devam ediyor (01/05/2013)
Kürt Sorunu Topraksız Köylüler Sorunudur (2) (01/04/2013)
Kürt Sorunu Topraksız Köylüler Sorunudur (1) (01/03/2013)
İslam´da Bilimsel İlerleme ve Gerilemenin Tarihsel Nedenleri Üzerine Tezler- 2 (01/02/2013)
İslam´da Bilimsel İlerleme ve Gerilemenin Nedenleri Üzerine Tezler (1) (01/01/2013)
Türkiye Üniversiteleri’nin Kırılma Noktaları (01/12/2012)
Atlantik Ötesinden Alınacak Dersler (01/11/2012)
Gıda Fiyatlarında Spekülasyon Kimin İşine Yarıyor-2 (01/10/2012)
Gıda Fiyatlarında Spekülasyon Kimin İşine Yarıyor? (01/09/2012)
Batı´da Bilimin Gelişimi Üzerine Kimi Tezler (1) (01/08/2012)
Oryantalizmin Kökenleri Üzerine (2) (01/07/2012)
Oryantalizmin Kökenleri Üzerine (1) (01/06/2012)
Bilim Felsefe İlişkisi Üzerine (01/05/2012)
Bilimci ve Politika (01/04/2012)
Avrupa Birliği Çıkmazında Doğru Tanıyı Koyabilmek (01/03/2012)
Yeni TÜBİTAK Başkanı Din Âlimi mi? (01/02/2012)
Bilim ve Teknolojide Osmanlı´dan Kalan Geri Kalmışlık (01/01/2012)
Özelleştirme ve Yabancılaştırma Sürecinde Tarımsal Su (01/12/2011)
Atatürk ve Galiyev (01/11/2011)
Brezilya Topraksız Köylüler Hareketi ve Türkiye (01/10/2011)
Eşitlikçi İftar Sofraları, Kapitalizmin Çöküşüne Mi Bağlı? (01/09/2011)
Umut Etmek ve Direnmek (01/08/2011)
Ti Sesi Nereden Geliyor? (01/07/2011)
Emperyalizmin Kökeni Üzerine Genetik Arayışlar; Emperyal Genler Var Mı? (01/06/2011)
Gıda Egemenliği Açısından Tarım Politikaları ve Kemalizm (01/05/2011)
Türkiye Biliminin Sorunları (01/03/2011)
Dünya’da BT’de Yaşanan Değişimler (01/02/2011)
Dünya Kooperatifçilik Günü’nde Köy-Koop’lar (01/01/2011)
Tarımda Kapitalist Paradigmaya Seçenek ya da Çözümler (03/12/2010)
Türk Mucizesi ve Tarım (04/11/2010)
Gıda Sektöründe Tekelleşme ve Yabancılaşma (01/11/2010)
Attila İlhan´ı Anlama (18/10/2010)
Merhaba (01/10/2010)