Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Tarihimizin ‘‘Tartışmalı’’ İsimlerinden Biri: Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi…

Gizem Sezer

Son şeyhülislamlardan biri olan Mustafa Sabri Efendi, Osmanlı Devleti çöküp Türkiye Cumhuriyeti kurulurken çalkantılı bir dönemde yaşamıştır. Türkçe ve Arapça eserler vermiştir. Eserlerinde dini konuları ele alan Mustafa Sabri Efendi, dört kez şeyhülislamlık makamına oturmuş, Milli Mücadele Dönemi başladığı sıralarda da İstanbul’u terk ederek Mısır’a gitmiştir. Şeyhülislamlıktan mebusluğa, dini ve siyasi pek çok konuda görüşleri olan Mustafa Sabri Efendi’nin, Mısır’dan Mekke’ye, Romanya’dan Yunanistan’a sürüklenen fırtınalı bir hayatı olmuştur. Kimilerine göre İslam yolunda bir kahraman, kimilerine göre de bir vatan hainidir.

Peki Neden Kimilerine Göre Vatan Haini Kimilerine Göre Bir Kahramandır?

Toplumumuzun günden güne daha da kutuplaştığı şu günlerde, Mustafa Sabri Efendi’yi bir kesimin vatan haini ilan edip diğer bir kesimin kahraman olarak görmesi onun görüşlerinden biraz bahsettikçe çok net anlaşılacaktır.

Devrimciler Dinsizdir … ”

Mustafa Sabri Efendi’ye göre, din ile ahlak aynı doğrultudadır. İnsanlığın giderek daha çok acı çeker bir hale gelmesinin nedenini dinsizlik oluşturmaktadır. Bu tarz akımların öncülerinde vatan sevgisi, dostluk, milliyet duygusu ve yardımseverlik bulunmamaktadır. Sultan Vahideddin’in saltanatının arkasında durarak saltanat olmadan hilafetin olmayacağına inandığı için Kuva-yı Milliyeciler’in seçtikleri Abdülmecid Efendi’nin hilafetine ve İttihatçıların hepsine karşı çıkmıştır. Bunun nedeni ittihatçıların dinsiz olduklarına inanmasıdır. Yapılan tüm devrimleri dinden uzak olmakla suçlamış ve devrimcileri dinsiz olarak görmüştür.

Din İle Devlet İşleri Ayrı Düşünülemez…”

Tanzimat Dönemin’den itibaren başlamış olan eski ile yeninin çatışmasında, Mustafa Sabri Efendi, eskiyi savunanların yani devrimlere karşı olanların safında yer almıştır. Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini savunan Mustafa Sabri Efendi, memleketin düştüğü zor durumların sebebini İslami kuralların tam olarak uygulanmamasından kaynaklandığını savunanlardan olmuştur. Dünyadaki bütün hukukçular bir araya gelip bir komisyon kursalar ve bu komisyonda insanlar için en iyi hukuku oluşturmaya kalksalar dahi, islâmi hukuk gibi bir hukuk oluşturamazlar. Bundan dolayıdır ki, İslamiyet siyasetten farklı düşünülemez. Şeriat, bir devlet için gereklidir.

Uluslararası yarışta Müslümanların geri kalmasının sebebini islamiyete bağlayanlara şiddetle karşı çıkmıştır. Ona göre, geri kalmışlığın sebebi İslamiyet değil,İslami kuralların eksik uygulanıyor olmasıdır. Müslümanlar eski durumlarına dönüp gerçek Müslüman olduklarında kurtuluşa ereceklerdir. Esas olanın dünya hayatı değil, ahiret hayatı olduğunu bu nedenle, dünya hayatının çok da mühim olmadığını, ancak bunu yaparken tamamıyla dünya hayatını dışlayarak değil dünyaya sarılıp ahreti unutarak yaşamanın yanlış olduğunu savunmuştur.

Araplar, Türkler’den daha erdemlidir …”

Kur’an’ın Arapça olması ve Hz. Muhammed’in de Arap olmasından dolayı, Arapların Türk Milleti’nden daha erdemli olduğunu savunmuş, bunu da Osmanlı parlamentosunda dile getirmiştir.

Sanat Günahtır…”

Şeyhülislama göre, müzik dinleyerek vakit kaybetmek yersizdir. Bunun yerine insan Kur’anı dinlemelidir ya da okumalıdır. Resim sanatına ise tamamen karşıdır. Ona göre, resim günahtır. Resim insanın gölgesidir ve insanın gölgesi ancak kendi gölgesi olmalıdır. Resimin günah olduğunu Kur’an’a dayandıran Mustafa Sabri Efendi, resim sanatını putperestliğe benzetmiştir.

Devlet Adamlarındaki Ahlaki Eksiklik Mutlakiyeti Güçlendirmiştir…”

Ulusun kendisini idare etmesi gerektiğini savunmuştur. Mutlakiyet idaresinin halkı ıslah konusunda engel teşkil edeceğini, meşrutiyet döneminde ise pek çok haksızlığın yapıldığını, meşrutiyet adı altında mutlakiyetin daha da güçlendiğini söylemiştir. Bu durumun sebebi devlet adamlarındaki ilmi yetersizlik değil, ahlaki eksikliktir. Devleti yönetenlerin zihniyeti değişmedikçe, devletin idare şeklinin isminin değişmiş olması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.

Milli Mücadeleye Destek Verenler Gerekirse Silah Zoruyla Bastırılmalı …”

Milli Mücadeleye ise başından beri karşıdır. Destek veren halkın gerekirse silah zoruyla bastırılması gerektiğini savunmuştur. Şeyhülislamlık makamında olduğu Damat Ferit Paşa hükümetinde de bu görüşlerini dile getiren Mustafa Sabri Efendi ve onun gibi düşünenler yüzünden, halk hareketinin başlaması zorlaşmış hatta ve hatta bu gibi ilim adamları nedeniyle bazı ayaklanmalar dahi çıkmıştır. Milli mücadele başarıya ulaştıktan sonra dahi Mustafa Sabri Efendi, olumsuz duruşunu değiştirmemiş, yeni kurulan cumhuriyet rejiminin devrimlerine de şiddetle karşı çıkmıştır. Devrimlerin arkasında İngilizler’in olduğunu ve hilafetin kaldırılmasının da yine İngilizler’in isteği doğrultusunda gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Ayrıca Türkiye’de yapılan devrimlerin tamamıyla batı taklitçiliği olduğunu savunmuştur.

Erkekler Kadından Üstündür…”

Mustafa Sabri Efendi’nin kadınlar ve kadınların toplumdaki yeri hakkında da belirttiği görüşleri vardır. Kadınlara geçim hürriyeti vermenin toplum açısından faydalı olmayacağını, bunun kadınları evlilik hayatında erkekleştireceğini ileri sürmüştür. Kadınlarla erkeklerin eşitliğine değil, erkeklerin hâkimiyetine inanmaktadır. Ayrıca Müslüman kadınların kesinlikle örtünmeleri gerektiğini savunmuştur. Boşanma hakkının erkeklere verilmesinden dolayı erkeklerin kadınlardan üstün olduklarını dile getirmiştir. Kadınların insanlık haklarının ihlal edilmesini önemsememiştir.

Günümüzdeki Mustafa Sabri Efendi Zihniyeti’nin kırıntıları…

Maalesef hala varlar. Hatta daha çok varlar. Okumuyorlar, araştırmıyorlar, görmüyorlar. Ama okumaktan okumaya fark var. Ruhu cübbelenmişlerden dini, beyni feslilerden tarihi öğrenerek falan değil. Bilimin yolundan gidenlerin kitaplarını okumaya ihtiyacımız var…

Ulusça sabit fikirlilikten kurtulmaya ihtiyacımız var…

Cennete gitmek için iyilik yapmaya çalışmakla, vicdanen kötülük yapmaktan kaçınmak arasında dünyalar kadar fark var…

Birileri istiyor diye yapmaya değil, birey olarak vicdanı hür olmaya ihtiyacımız var…

Sanata, sanatçıya, bilime, bilim insanına sahip çıkmaya ihtiyacımız var..

Sanattan bilimden farklı düşüncelerden korkmamaya ihtiyacımız var…

Cebini şişirmiş boş kafalı rantçılara değil, para için insani değerleri satmayan, sürü zihniyeti taşımayan, sorgulayabilen, düşünebilen vatanseverlere ihtiyacımız var.

Ulusça, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidenlere ihtiyacımız var…

Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden cumhuriyetin çocuklarıyız…

Ve biz hala varız. Ne yaparsanız yapın hep var olacağız !

Kaynaklar

  1. Mustafa Sabri Efendi, Hilafet-i Muazzama-i İslamiyye , Araştırma Yayınları, İstanbul 1992, s.,5

  2. Kahraman, Abdullah, ‘‘ Tokat’lı Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi (1869-1954) ve Bazı Fıkhî Meselelere Yaklaşımı’’, Tokat Sempozyumu 1-3 Kasım 2012 Bildiriler, Tokat 2013, C: III, ss. 311-315

  3. Akbulut, Ahmet, ‘‘Şeyhülislam Mustafa Sabri ve Görüşleri (1869-1954)’’, İslami Araştırmalar , C:6, Sayı:1, Ankara 1992, ss. 32-35

  4. Yavuz, Yusuf Şevki, ‘‘Mustafa Sabri Efendi’’, İslam Ansiklopedisi , 2006, C:31, ss. 350-353

  5. Karadaş, Cağfer, Muhyiddin İbn Arabi’nin İtikadı, Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi , Sayı:21, ss.90-91



01/03/2017