Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Tanrı Kral

Nihat Genç

Ankara’ya ilk geldiğim günlerde Karadenizli bir inşaatçının evinde misafirim, malum bu oturmalı klozet tuvaletler sonradan alışkanlık oldu, insanlar ağız tadıyla ıkınamadıkları için üstüne dahi çıkardı, neyse, evin tuvaletine girdim, bir tuhaflık var, yan yana iki tane tuvalet, biri oturmalı klozet, diğeri çömelmeli eski usul hela, ancak helanın deliği yok kör, sadece ayak yerleri var.

Yahu, burada ne güzel klozet var bir de yanına bu helayı niye yapmışsın üstelik deliği yok.

İnşaatçı ağbi, eski usül helayı göstererek: ‘burda ıkınayrum’ (klozeti göstererek) ‘burda .ıçayrum.’

Özal Demirel Tansu dönemlerinde liberal ve yandaş İslamcı yazarlar fazlasıyla ‘ıkınmış’ olmalılar, Tayyip döneminde nihayet ne ala gönülleri rahat huzur huşu içinde lokum kıvamında büklüm büklüm döktürmeye başladılar.

***

Bir gün, sonradan aşka gelip iman etmiş bir adam dini vaaz veriyor ama yalan yanlış üfürüp sallıyor, Ofli hoca yanına yaklaşmış, hoca, demiş, ‘siz hidayete erdikten sonra mı deli oldunuz, yoksa delirdikten sonra mı hidayete erdiniz?’

Bence havuzu parayı görünce delirip hidayete erdiler.

***

Gül diye Tayyip kılı koklayan nurlu ufuklu sümüklü yazıları bir yana, Tayyip bey PKK’yla anlaştıktan sonra, dağın eşkiyası teröristleri dahi, aşkla vecdle duayla hatimle bağırlarına bastılar, bilmem Bektaşi’nin mezar taşına koyduğu yuhh borusunu nereye taksak.

Daha düne kadar PKK kellesiyle sobalarını yakıyorlardı. Tayyip’in çözüm sürecine girmesiyle PKK’yı barış ve demokrasi büfelerine toz bezi dilleriyle cilalayıp, aman kırılmasın cici biblo gibi koymaya başladılar, sadece MİT’i mi Kadir İnanır’ına Orhan Gencebay’ına kadar gavur ettiler, CHP’yi bu süreçle dağıttılar tam anlamıyla ayarlarıyla oynayıp ‘mal’ ettiler.

Hoca anlayamadığı yeri laf kalabalığına getirir çabucak geçiştirirmiş, vaazı dinleyen bir adam, hocam, orasını çok çabuk geçtin iyice anlayamadık, demiş, hoca, ‘valla anlayamadığın o yer bana da domuz görünüyor...’. Kim ne talep eder kim hangi masada buluşur, kimse anlayamadı, barış kelebekleri artık birbirlerine domuz görünüyor.

Anlamaya anlamaya geçiştirdiler, domuz dövüşü gibi şimdi arkadan sürttürerek ‘süreci’ işte böyle sürdürüyorlar.

Analar ağlamasın deyip laf kalabalığına gargaraya getirdikleri her şey ülkenin başına bela oldu. İşte PKK yol ortasında hain diye kendi adamını infaz ediyor, CHP’li vekil Sezgin Tanrıkulu, idamlara karşı değil mi, PKK’nın keyfi istedi diye öldürülen bu insanların hukuku devleti milletvekili gazetecisi hiç yok mu?

Öldürdükleri insanların cesetleri yol ortasında, insan hakları hukuk diye sallayıp tutuyorlardı, o cesedi oradan kaldıracak hiç kimse yok mu? O yerde yatan sahipsiz cesedin hiç mi ülkesi hukuku hakkı yok.

Kahpece vurulan o gencin üstüne bir demet çiçek ne de bir süslü bayrak koyun demiyor kimse, bir köpek leşi olsa gelir kaldırır insan.

Şu Ahmet Hakan acemi bağlanmış sanduka sarığına benzeyen suratıyla bu meseleyi o çok sevdiği ‘vahim’ kategorisine sokup niye tartışmıyor, şu, pirinç ve sütlaç tartışılsa konuyu çekip Kandil’e getiren Şirin Payzın, hani seramikten yapılan oyuncaklar vardır ya, o porselen fare suratıyla bu konuyu programına niye taşımıyor.

***

Sebebini biliyorum, anlatayım.

Eşkıya köyü basınca köylü korkudan eşeğin altına saklanmış.

O sırada eşek de o meşhur malum değneğini(!) sallıyor, eşkıya köylüye, -eşeğin (şeyiyle) (...) ne yapıyorsun burada?

Köylü korkudan titreyerek: ‘Allah seni inandırsın agam buraya saklanmadan önce değnek(!) bu kadar uzun değildi...’

PKK değneği tam da liberalinin İslamcısının çözüm çözüm diye korkup saklandıkları yere uzatmış da uzatmış.

Ne diyelim çözümlerinin bahtları da uzun olsun değnekleri de, afiyet şeker olsun.

Ah akil adamlar ah liberal bozuntuları ah İslamcı yalakalar, demokles’in kılıcını bilirdik, elinizde gazlı fener barışın ışığını mı arıyorsunuz altınızda pirinç karyola üstünüzde PKK’nın değneği, çok mu heves ettiniz.

AK SARAY´LA İNCE İNCE BAŞLANGIÇ

Ak Saray’ın yapımıyla İslamcı iktidar aklınca Türkiye’de yeni bir devri kapatmış yeni bir devri başlattığını düşünüyor, bu saray sindirilmesi imkansız ağır bir yemek gibi görünüyor.

Ak Saray’ı tanıtım videosunda İstiklal Marşı’nın müziğini değiştirmişler, akıllarınca bunlar hep inceden inceye başlangıç.

Deneme yoklamalar devam ediyor, şimdi de mahalle mahalle Osmanlıca kursları başlatmış, Türkiye haritası Osmanlıca afişlerini meydanlara asmışlar.

Akıllarınca Davutoğlu vurgusuyla parantez içi kalmış Cumhuriyet’i dönüştürüyorlar, Osmanlı’nın onlarca sarayı yetmemiş, üstelik adına da ‘saray’ demişler, simit sarayı mı, akıllarınca saray yani Osmanlı’yı çağrıştıran, Osmanlı’nın çadırdan geldiğini unutarak.

Eee tabi yetmez bu saray’ın mevlid’i eksik kalır.

90’ların sonu Uzan’ın TV’sinden Cumhurbaşkanlığı için ‘Uzan’ın Cumhurbaşkanlığı yolunda önü açıldı’ müthiş öngörüsüyle yıldızı parlayıp aleme rezil olan Engin Ardıç, köprüden önce son çıkış Tayyip Erdoğan’ın havuzunda yıkanmaya başladı, şimdi de yeni mevlitler niye yazılmıyor diye veryansın ediyor, gerçi mevlit dinlemek için çömelmek gerektiğini midenin diyaframa baskı yaptığını kendisi için sıkıntılı bir oturuş olduğunu kestiremiyor.

Muhterem üzülmesin, post-modern bu çağda İslamcı iktidara kendi yazıları ‘mevlit’ şekeri gibi, Süleyman Çelebi değilse de bizden bu kadar olur Van Gogh üslubu mevlit neyimize yetmiyor.

Şimdi de Engin Ardıç bey, CHP iktidara geldiğinde yazarlığı bırakırım, buyurmuş.

Aklıma Epikür’ün ölümden korkulmaması gereken sözleri geldi.

‘Biz varken ölüm yok der, ölüm varken biz yokuz.’.

Yandaş liberaller için ölümsüz bir motto, carpe diem, günü yaşa..

Biz iktidardayken ölüm yok iktidar düşerse zaten biz yokuz, argüman: bize havada karada ölüm yok, sonuç: ölümsüz gibi yaşa.

Hiç hesap vermeyecekler hiç sigaya çekilmeyecekler hiç yüzlerine tükürülmeyecek sanki ölümsüzmüşler gibi yazmalarının sebebi bu: Tayyip yoksa biz de yokuz. Yanisi bu yoksul halkın hasırı kilimi beyleri kesmemiş, eşeğin altına bir de kaydırmalı tekerlekli somya çekmişler, ittirince kaçıp gidersin.

Yine de Tayyip öncesi bu kadar zıvanadan çıkmış yazacak gücü bulamıyorlardı, Tayyip’le tam anlamıyla ‘ölümsüzlük’ iksiri içmiş gibi, hatta mitolojik tanrılar gibi freskolar bulutlar arasından konuşmaya başladılar, ne yazıyorlar sormayın çılgın Engin Ardıç ironisi yazılar: ‘kelle başa şimşir tarak oldu mu .arak’, bu büyük zekalar kralların başına taçlar saraylar kuruyor.

Din, inanç, kader felsefesi irade faslında, çok tartışılan bir konudur: her şeyi Tanrı yaratmış ve her şeye Tanrı karar vermişse, özgür irademiz yoktur, sonuç: Özgür İrademiz Yoksa Ahlaki Sorumluluğumuz Yoktur.

Her şeyi yaratan ve karar veren Tayyip olduğu için bu beyler hiçbir şekilde AHLAKİ SORUMLULUK hissetmiyorlar.

Boşuna çenenizi yormayın birine tapınan bir insan tapındığı dışında başka bir şeyi savunmayı aklının ucundan geçirmesi dinden çıkmak şirk koşmaktır, can veriyor olsa bile tapındığına iman etmek zorunda.

Secdesinin her satırına bir de para alıyor ve her sabah rekat rekat fotoğraflayıp saraya sunuyor... bunlardan hepi topu günlük basınımızda iki bine yakın ihtiyarı genci var, ha gayret yetmiş bin melek kontenjanına az kaldı.

Rahmet kapıları bin küsur odalara açılmış, o odalarda oturup altın akçe sarı liralarını saysınlar, artık rahat olsunlar ‘tapınacak’ sarayları var, şikayetle dil döksen nafile, artık PKK’nın kalleşçe vurduğu o sokağın yüzüne vatan deyip niye baksınlar.

İslamcı iktidarın hırsızlıkları, orduya aydınlara kumpasları, sarayları ve hiçbir pişmanlık göstermeyişleri her gün gazetelerde ekranlarda.

İNANANLAR için bir İNANÇ kalmadı.

Kusura bakmasın Müslüman halkımız nasibinden fazlasını Allah Tayyip’ten başka hiç kimseye bağışlamadı..

Ya Tayyip’e inanacaksınız, ya da başka tür bir inanç, Diyanet Vakfı kitapları dışında kalmadı.

İnsan 12 yılda bir defa şakadan olsun eleştirir, hani dostluğuna geyiğine, nerde o bir anlık deli yürek, suskunluktan daha büyük bir yatırım kaldı mı bu dünyada?

Sağlıklı insan için psikolojik devamlılık diye bir şey var, diyelim mahallemizin delisi, düğünde de aynı surat cenazede de aynı ifade, hiç değişmez, oysa insanın neşeli hüzünlü ifadeleri olayına durumuna havasına yerine göre değişir.

Karşımızdakiler gerçek bir deli, ifadeleri hiç değişmiyor, psikolojik devamlılıkları, psikolojik tutarlılıkları yok.

Siz yedi sene cemaat yalanlarını savunacaksınız ve bugün hiçbir şey olmamış gibi, aynı suratla yazıp konuşacaksınız...

Yedi yıl dile kolay, yedi yıl sabah akşam cemaat iftiralarından Yeni Türkiye’ye bayrak yaptınız.

Amirallerinize manşetlerde karı satıyor deyip ekranlarda bando çaldınız.

Maşallah bu ne sağlam psikoloji, hiçbir şey olmamış gibi, bu betonu kim döktü suratlarınıza.

Sabahlara kadar amirallere karı satıyorlar diye ekranlarda tellal gibi bağırırken, her bir kılınız tüyünüz püfür püfür yelpazelenip kıkır kıkır sırıtıyordunuz, ne oldu?

Ünlü İranlı şairimiz Hafız böyle der: Hakk’ı Görmeden Masala İnandılar.

Siz kime inandınız?

Çağımızda bilim adamları farelerin dahi zekalarını ölçebiliyor.

Ne bu yazarlar yedi yıl cemaatin zekasını çözebildi ne biz bunların fare zekasını anlayabildik.

Saraylarını bu zihinsel körlükle inşa ettiler.

Bir insan gerçeği bilmese dahi tesadüfle şansla olsun bir kerecik doğruyu bilebilir.

Yedi yıl zar atıyorsanız bir kere düşeş gelme ihtimali vardır.

Bir şans ve tesadüfün dahi bu yazarlara bu siyasilere hiç uğramaması tesadüf müdür?

İşte ortaçağ’ı ayakta tutan bin yıllık hurafe inanç beyin dedikleri kan çıbanı budur.

Kör inançla, inançlaşmış bilgi arasında fark yoktur, ikisi de aynı beton mikserde ama hepsi dolarla karıldı.

Pascal’ın bahisi, kumar gibi bir argümanı vardır çok meşhurdur, Tanrı yoksa dahi inanmanız sizin menfaatinizedir, karlıdır, der. Çünkü inanırsanız çok şey kaybetmezsiniz. Ama inanmazsanız ve Tanrı da varsa çok şey kaybederseniz.

Batı felsefesinde Pascal’ın bu ünlü bahis’i çok konuşulmuştur, ancak bir kumardır, at’a oynar gibi Tanrı’ya oynamak.

Yedi yıl yaşayarak gördük ki Pascal Bahis’i hala tutuyor, at’a oynar gibi Tayyip’e iman edenler hiç zarar etmiyor.

Felsefede kader özgür irade faslında tartışılır, kötülükleri hırsızlıkları yaratan Tanrı ise kendi hırsızlığımdan ben sorumlu değilim.

Ve hiç kimse özgür iradeyi tartışırken Tanrı’yı hırsızlıkları yarattı diye hırsızlıkla suçlamaz.

Kaderci mantığa göre Tanrı hırsızlıkları yaratmışsa hırsızlıklardan sorumlu olmalı, ama değil, hiçbir kaderci argüman Tanrı’yı hırsızlıklardan sorumlu tutmaz.

Şimdi bugün ortalıkta hırsızlık var mı, var.

Ama hiç kimse bu hırsızlıklardan Tayyip’i sorumlu tutmuyor, yani, Tanrı gibi, yarattığı hırsızlıktan sorumlu değil, bu nedir?

Ak Saray’da sayenizde bir Tanrı-kral oturuyor!

Şimdi sarayında Tayyip bey altın gümüş tabaklarını bu zavallı kölelerin kuyruklarıyla duruluyor dilleriyle kuruluyor .ötleriyle ovalıyor, yalaya yalaya temizletiyor.



01/12/2014



Yazarın diğer yazıları

İYİ Parti'deki milliyetçileri büyük bir iç kavga bekliyor (01/11/2017)
Bu ne Kerkük sevdası (01/10/2017)
Tüm Amerika dua etmeye başlasın (01/09/2017)
Dünya batıyor bir yenisi de ufukta görülmüyor (01/07/2017)
Üçüncü gladyo hareketi tetikte (01/06/2017)
Sizler Tayyip'ten ben Allah'tan korkuyorum (01/05/2017)
Türkmen Kadınları (01/04/2017)
Anadolu hümanizmi (01/03/2017)
Topçular her topa girilmeyeceğini iyi bilir (01/02/2017)
Suriye Savaşı Bizim İçin Bitti (01/01/2017)
Bu Kahkaha Yeni CHP'nin İflasının Kahkahası (01/11/2016)
Müslümanların çoğu Allah’tan çok ‘cemaatlerine’ inanıyor (01/10/2016)
“FETÖ FETÖ” Demekten Kurtulun Artık (01/09/2016)
Cemaat Darbesi Kimleri “Sahne Dışına” İtti (01/08/2016)
Akıl hastalarının iç savaş provaları (30/06/2016)
*"BIYIK BIRAKIN” DİYEN SARAY “KUYRUK DA BIRAKIN” DERSE...* (01/06/2016)
Cemaat şaibesi Meral Akşener’in yakasını hiç bırakmayacak (01/05/2016)
Piston düştü Ankaralılar’ı Kızılay’da bombanın patladığı yere davet ediyorum, bir bayrak, bir karanfil, bir-iki dakikalık saygı duruşu. (01/04/2016)
Tayyip Erdoğan başkanlığı aslında neden istiyor ? (01/03/2016)
Türkiye'nin en büyük muhalefet partisi Kamer genç öldü (01/02/2016)
Epikür’ün haz bahçesi: Filistin (01/01/2016)
Türk ordusuna kayyum ne zaman atanacak (01/12/2015)
Ankara katliamında kaybettiğim anarşist arkadaşım (01/11/2015)
Kaç Çeşit Barış Vardır Barış Kaça Ayrılır Barış ve Çeşitleri (01/10/2015)
Kitap Özetleyerek Seks Yapan Sahte Tarihçiler (01/09/2015)
Dünyanın En Pahalı Alkışları (01/08/2015)
Cenaze mi Bayram mı (01/07/2015)
Dünyanın En Güzel Arapları (01/06/2015)
´Mahrem´ Islık Çalınca (01/05/2015)
En Moda Günlerdeyiz (01/04/2015)
Kumpas Üstüne Kumpas (01/03/2015)
İslamcı İlim Adamları Oyunu Ne Zaman Keşfedecek (01/02/2015)
Bir Zamanlar Giresun (01/01/2015)
Harampare (01/11/2014)
Hacı Muratlar’ın Ölümü (01/10/2014)
Bu Yazıyı Kendime Yazdım (01/09/2014)
MHP’nin İntiharı (01/08/2014)
Sağolasın Çölaşan (01/07/2014)
Yalelli (01/06/2014)
Ey Siz Her Dönemin Vizyon Sahipleri… (03/05/2014)
İshak Efendi Bu Ne Cehalet (01/04/2014)
Bildiri (01/03/2014)
Hoş Geldin Bedevi (01/02/2014)
Erdoğan Osmanlı’yı Neden Kuramadı (01/01/2014)