Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Taht Kavgası

Nihat Genç

Bu ne bomboş medya bu ne biçim memlekettir?

Bir tek insan da çıkıp acı gerçeği tek satırcık söylemez mi?

Kardeşlerim,

Huuu, millet, sağcılar, solcular, dinciler, Fenerbahçeliler uyanın!

Ülkemizi parçalamak için düşmanlar ve işbirlikçileri onlarca yıldır amansız bir “yıpratma savaşı” veriyor, acımasız bir savaş, işte 2007'de ajan liberaller ve Fetöcüler ve PKK henüz askeri bir darbe yapmadan, henüz ülkeyi işgal etmeden, Türk Ordusu'na karşı büyük bir yıpratma savaşı verdiler ve Türk Ordusu'nu tasfiye ettiler.

Her yıpratma savaşı ülkenin dengesini bozar, hedeflerini şaşırtır, ne iyi ne kötü, kim sağcı kim solcu beynini dağıtır.

Ve yıpratma savaşları sonucu devletler yıkılır devletler kurulur.

ABD, AB ve ajan liberaller ve Fetöcü ve PKK'lı işbirlikçiler tarafından sadece Türk Hukuk Sistemi, Türk Siyasi Sistemi, Türk Ordusu dağıtılmadı?

Toplumun kendine inancı umudu da gitti.

“Umut, bir kez yitirilince bir daha yerine konulamaz..”

Bu yıpratma savaşı, savaş sadece ülkeyi elinizden almaz Tanrılarınızı da alır, milli değerlerinizi, kültürünüzü türkünüzü onurunuzu inancınızı geleneklerinizi kahramanlarınızı…

Kitlelerin kafası karmakarışık, alıyor işte!

Batıya saldıran o günkü dünyanın en büyük orduları Atilla, Cengiz, Emevi, Selçuklu, Osmanlı'nın, en güçlü dönemlerinde dahi, Roma, Fransa, Almanya, Rusya ortadan kaldırılamadı, tarihten silinemedi, ama Batı'nın en güçlü olduğu çağımızda Fas'tan Afganistan'a ayakta kalabilen ülke kalmadı, her birimiz yavaş yavaş tarih sahnesinden siliniyoruz, hedef de budur.

Konuşacak, yazacak, mücadele edeceksiniz bu amansız gerçeği bir an olsun unutma hakkınız yoktur

Çünkü yıpratma savaşlarının asıl hedefi “iç savaşı” tırmandırmak yani ülkenin bekası insanlarını, yazarlarını, kurumlarını, partilerini çatıştırıp, böldürmektir.

FALANJ DÜZENİ DEVLETLERİ MİLLETLERİ ORTAYA ÇIKARMIŞTIR

Bu kanlı iç savaş görüntüleri onlarca yıldır hepinizin gözleri önünde cereyan etmektedir. Bu yüzden “iç savaş”ın da tahammül sınırları vardır. İşte seçimler taht kavgasına dönüşmüştür. Taht kavgası başa o mu gelsin bu mu gelsin?

Taht kavgası şudur, her zaman birkaç insan dövüşür gerisi bu kadere katılır ve katlanır.

Taht kavgasının da sınırları vardır, tahta geçmek isteyenler milli düşmanlarla asla işbirliğine giremezler, girerlerse milletin kalbinden düşer, hain damgasını yer, tarihten silinirler.

Bu yüzden “taht” kavgasına taraf olmayın.

En ilkel kabileler canavarlara karşı yan yana gelir, belgesel ya da temsili resimlerini görmüşsünüzdür, kabile üyeleri kalkanlarını ve mızraklarını alıp sıkışık düzen yan yana gelir ve canavara karşı tek bir organizma gibi topluca hareket eder, devletin, toplumun kökeni burasıdır.

İnsanlığın elindeki en eski bilgiler Yunan Tarihi'nde falanjları anlatır, falanj, tıpkı bu ilkel kabilede olduğu gibi, köylüler tarlalarını yurtlarını korumak için ağır zırhlar giyer kalkanlarını ve mızraklarını alır ve düşmanın asla sızamayacağı bir duvar oluşturur. Eski tarihlerde asırlardır savaşlar falanj düzeniyle yapılmıştır. Falanj savaşlarının en önemli özelliği başkalarının topraklarına saldırmazlar sadece yurtlarını korumak içindir, çok sonra, kiralık askerler lejyonlar fetihlerle savaşlar da dönüşmüştür.

Topluca savunma, topluca birlik olma, yan yana olmayı, disiplini asla bozmamanın bu falanj düzeni devletleri milletleri ortaya çıkarmıştır.

Devletin, bir milletin özü, dış düşmanlara karşı zırh ve mızrak ve kalkanlarla bu tek sıra milli düzendir.

Dış düşmanlara, saldırganlara yıpratma savaşı verenlere karşı bu tek sıra düzeni kuramayan toplumlar, varlıklarını sürdüremez.

Bu yüzden bu taht kavgasına daha sert ve köklü sorular sorun!

Mesela bu taht kavgasının biz neresindeyiz, bu taht kavgasının aktörleri kimlerdir?

Sağcı kim, solcu kim, dinci kim, işbirlikçi kim, düşman kim?

YALAN RÜZGARI DİZİSİ HEP BÖYLE BAŞLAR

Yıpratma savaşıyla alt üst olmuş beyinleri, yazarları, ideolojileri nasıl tanıyabiliriz?

Şöyle, bu taht savaşının asıl kahramanı “para”yla tanıyabiliriz.

Sıcak para.

Bu savaş sıcak para savaşı.

Kim kazanırsa kazansın gerçek iktidara Kemal Derviş'in geleceği bir savaş.

Yani asıl gerçek savaş bir tarafta Sıcak Paracılar diğer tarafta “üretim ekonomisi”, “milli ekonomi” diyenlerin savaşı.

Popüler bir konuyla daha iyi anlatayım, işte Fenerbahçe'nin başına Türkiye'nin en zengin ailesinin çocuğu getirildi.

80'li 90'lı yıllarda ünlü Sakıp Sabancı şivesi ve halk tipi konuşmasıyla kendini kitlelere sevdirirken Koç ailesi geride ve soğuk kaldı.

Sakıp Sabancı öldü ve Sabancı ailesinin kendini halka sevdiren o popülist fırtınası da sona erdi.

Şimdi Ali Koç tarihte ilk defa Koç ailesine büyük bir kitle desteği sempati sağladı.

Ekranları başında dinci, deli, cahil cüheladan bıkmış halkımız nihayet eli yüzü düzgün, yakışıklı, beyefendi, okumuş bir insan görünce böyle güzel insanlar var diye iftihar etti ve Ali Koç'un başkanlığını hangi takımın taraftarı olursa olsun sevinçle karşıladı.

Bu “yalan rüzgarı” dizisi hep böyle başlar, yakışıklı, düzgün giyimli, zengin adamların başarı öyküleri!

Daha beş altı yıl önce Demirören'in Beşiktaş'a başkan olmasını izlemiştik, zengindi, Beşiktaş para sıkıntısı çekmeyecekti, ne oldu, bugün Demirören haysiyet kırıcı şekilde kulüp tarihinden kovuldu.

Bu “zengin” adamların kulüplere beş para vereceği de yoktur, kendi cüzdanlarıyla değil itibarları, çevreleri, isimleriyle, ilişkileri çevirerek kulüp yönetirler.

Endüstriyel futbol artık hepimizin bir burjuva eğlencesi, büyük yatırımlar büyük paralar söz konusu, bu futbol piyasasına para yetiştirmek mümkün değil.

Düşünün geçen sene Galatasaray takımı, bütün takımın her biri yabancı bir kadroyla sahaya çıktı, Fenerbahçe'nin yine şampiyon basketbol takımı da aynısı, nerdeyse hepsi pahalı yabancı oyuncular.

Bu yüzden “kulüpler” batıyor, borçlar faizleriyle kafaya oynayan en az dört takımı bir milyar borç sınırına çoktan getirdi.

Bataktan kurtulmanın tek yolu Batılı büyük futbol takımları gibi alt yapıdan futbolcu yetiştirmek, bu devasa borçları hafifletmenin başka da yolu yok.

Görüldüğü üzere “sıcak para-hazır para”yla “alt yapı-üretim ekonomisi” savaşı, en güzel şekilde futbolda kendini gösteriyor.

FENERBAHÇE CUMHURİYETİ’YİM DİYECEK AMA…

Fenerbahçe büyük bir takım ve amatör şubeleriyle harikalar yaratıyor ve tesisleri şahane, evet ama şimdi gözlerimizi açalım.

Bir ülkenin yüz yıldır en popüler kulübünü konuşuyoruz, yüz yıldır manşetlerde, ekranlarda taraftar sayısıyla, şampiyonluklarıyla hava basan bir kulüp.

Acı gerçeği hala neden görmüyoruz, mesela Fenerbahçe'nin benim de takip ettiğim son elli yılında alt yapısından yetişmiş tek bir “yıldız” oyuncusu yok.

Bir kulüp elli yıl hava basacak, ben Fenerbahçe Cumhuriyeti'yim diyecek ama kendi yetiştirdiği tek bir yıldız oyuncu olmayacak.

Türkiye neden ot, sığır ithal etmek zorunda kalıyorsa Fenerbahçe de bu yüzden yıldız oyuncu yetiştiremiyor, müteahhitler, patronlar, sıcak para...

Örnek olsun diye söylüyorum, mesela aynı sağcı müteahhit işadamlarının kurbanı olup büyük borç batağına batan Trabzonspor hiç değilse bir kaç yıl içinde Yusuf, Okay, Abdülkadir gibi üç büyük yıldız çıkartabilmeyi başardı.

Trabzonspor'un bir yılda ürettiği yıldız oyuncuyu Fenerbahçe elli yılda çıkartamadı.

Bu acımasız utandırıcı gerçek nedir?

Bu Türkiye'dir.

Tek bir yıldız oyuncu yetiştirememişsin ama bütün Türkiye'nin ekranları günlerdir Fenerbahçe'nin başkanlığını konuşuyor, Fenerbahçe'yle yatıp Fenerbahçe'yle kalkıyor.

Üstelik Odatv yazarı, ünlü Fenerli Bedri Baykam gibi Ali Koç da Mustafa Kemal'in yolundayız diyor.

Mustafa Kemal'in yolu elli yıldır zengin başkanlar, sıcak paralar, pahalı transferler, tamamı yabancı futbolculardan kurulu bir takım mı?

Peş peşe alınacak üç beş yenilgiden sonra pek sevilen Ali Koç'un kaderi Demirören'e benzeyeceği ortada.

Bu iş para işi değil!

Bu iş kendi ülkene, kendi çocuğuna, kendi milli ekonomine şans, fırsat, imkan verme işi, Mustafa Kemal'in yolu bu “milli yol”dur.

Bir kongre yapılıyor herkes herkese “efsane”, “imparator” diyor ama ortada milli bir yıldız oyuncu, hiç yok.

İşte siyasi arenada balmumu heykelleri dahi yapılmış, değme Atatürkçü Kemalist yazarları görüyoruz, hepsi “yabancı oyuncularla”, “sıcak parayla” sahaya çıkıyorlar ve Bandırma Vapuru henüz 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkmadan her biri kendini denize atıyor.

Samsun'a çıkabilmeniz için kendi çocuklarınıza, milli adamlara ihtiyacınız var. Bakın, M.Ö. 7. yüzyılda şair Arkhilokhos ne diyor:

“Ben savaşta uzun bacaklı forslu elbiseli kasılarak yürüyen general istemiyorum, bana bacakları üzerinde sağlam duran, bastığı yerden asla geri atmayacak bir er verin...”

Tarihin en ünlü uyuşturucu mafya lideri Pablo Escobar kendi çetesinden on yaşlarından bir çocukla konuşur, “futbol oynuyor musun” der, çocuk, “evet, oynuyorum” der. “Peki, hangi mevkide oynuyorsun” diye sorar, çocuk, “defansta oynuyorum” der.

Escobar çocuğa: “Biliyorsun değil mi defans oyuncuları karakteri sağlam oyunculardır!”

BİZİM “TAKIM” NEREDE

Evet, top geçer adam geçmez, sızıntı yapmayan, geçit vermeyen savunma oyuncuları bir takımın en milli yeri Çanakkale’si, yani “falanj”ıdır. Zırhıyla, kalkanıyla, mızrağıyla her daim ne pahasına olursa olsun geriyi, kaleyi, memleketini, onurunu bekler, ayağı kırılır bekler, kafası yarılır bekler.

Karşı takım ekran algılarıyla, sayıca çok taraftarıyla, sıcak parasıyla, hakemiyle akın akın geliyor, defansımızı her gün biraz daha yıpratıyor.

Soralım, direnen, mücadele eden, yırtınan, gol yiyince utancından bir hafta sokağa çıkamayan, ağlayan, topa kafasını sokan bizim “takım” nerede?

Bizim takım?

Parayla satın alınamayan, müteahhitlerin gazetelerinde çalışmayan, bizim mahallenin çocukları!



01/07/2018



Yazarın diğer yazıları

Muhalefet Nereye Koşuyor (01/06/2018)
Bu Adamlardan İğreniyorum (01/06/2018)
Kontür Sibel (01/05/2018)
Küfür Kıyamet (01/04/2018)
Liboşların Ağlama Günleri (01/03/2018)
Savaşa karşı Cono aşireti (01/02/2018)
Nijerya’nın Nihat Genç’i Doğu’nun Kafka'sına karşı (01/01/2018)
Milletçe korkudan donunuza ettiğiniz proje şudur (01/12/2017)
İYİ Parti'deki milliyetçileri büyük bir iç kavga bekliyor (01/11/2017)
Bu ne Kerkük sevdası (01/10/2017)
Tüm Amerika dua etmeye başlasın (01/09/2017)
Dünya batıyor bir yenisi de ufukta görülmüyor (01/07/2017)
Üçüncü gladyo hareketi tetikte (01/06/2017)
Sizler Tayyip'ten ben Allah'tan korkuyorum (01/05/2017)
Türkmen Kadınları (01/04/2017)
Anadolu hümanizmi (01/03/2017)
Topçular her topa girilmeyeceğini iyi bilir (01/02/2017)
Suriye Savaşı Bizim İçin Bitti (01/01/2017)
Bu Kahkaha Yeni CHP'nin İflasının Kahkahası (01/11/2016)
Müslümanların çoğu Allah’tan çok ‘cemaatlerine’ inanıyor (01/10/2016)
“FETÖ FETÖ” Demekten Kurtulun Artık (01/09/2016)
Cemaat Darbesi Kimleri “Sahne Dışına” İtti (01/08/2016)
Akıl hastalarının iç savaş provaları (30/06/2016)
*"BIYIK BIRAKIN” DİYEN SARAY “KUYRUK DA BIRAKIN” DERSE...* (01/06/2016)
Cemaat şaibesi Meral Akşener’in yakasını hiç bırakmayacak (01/05/2016)
Piston düştü Ankaralılar’ı Kızılay’da bombanın patladığı yere davet ediyorum, bir bayrak, bir karanfil, bir-iki dakikalık saygı duruşu. (01/04/2016)
Tayyip Erdoğan başkanlığı aslında neden istiyor ? (01/03/2016)
Türkiye'nin en büyük muhalefet partisi Kamer genç öldü (01/02/2016)
Epikür’ün haz bahçesi: Filistin (01/01/2016)
Türk ordusuna kayyum ne zaman atanacak (01/12/2015)
Ankara katliamında kaybettiğim anarşist arkadaşım (01/11/2015)
Kaç Çeşit Barış Vardır Barış Kaça Ayrılır Barış ve Çeşitleri (01/10/2015)
Kitap Özetleyerek Seks Yapan Sahte Tarihçiler (01/09/2015)
Dünyanın En Pahalı Alkışları (01/08/2015)
Cenaze mi Bayram mı (01/07/2015)
Dünyanın En Güzel Arapları (01/06/2015)
´Mahrem´ Islık Çalınca (01/05/2015)
En Moda Günlerdeyiz (01/04/2015)
Kumpas Üstüne Kumpas (01/03/2015)
İslamcı İlim Adamları Oyunu Ne Zaman Keşfedecek (01/02/2015)
Bir Zamanlar Giresun (01/01/2015)
Tanrı Kral (01/12/2014)
Harampare (01/11/2014)
Hacı Muratlar’ın Ölümü (01/10/2014)
Bu Yazıyı Kendime Yazdım (01/09/2014)
MHP’nin İntiharı (01/08/2014)
Sağolasın Çölaşan (01/07/2014)
Yalelli (01/06/2014)
Ey Siz Her Dönemin Vizyon Sahipleri… (03/05/2014)
İshak Efendi Bu Ne Cehalet (01/04/2014)
Bildiri (01/03/2014)
Hoş Geldin Bedevi (01/02/2014)
Erdoğan Osmanlı’yı Neden Kuramadı (01/01/2014)