Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Sistemlerde Hiyerarşi

Mustafa Özcan


Bir önceki yazıda belirttiğim gibi karmaşık sistemlerin tanımının olmazsa olmazı olan üç ana kavram, üçten çok terimlilik, doğrusal olmamak ve hiyerarşidir. Bu kavramlar içinde sistemler arası ilişkilerde kilit nitelikli bir işleve iye olan ise hiyerarşi kavramıdır. Bu kavram gündelik yaşamın konularında sık geçmekle birlikte genellikle sivil ve askeri kurumların organizasyonel işlevlerini açıklamakta kullanılan bir terimdir. Hiyerarşi kavramı bu kapsamla sivil-askeri örgütler bağlamında ifade edildiğindeyse, görevin üstler ve astlar ile birlikte bütünsel yürümesini sağlayan komut-yönerge zinciri olgusunu zımnen de olsa anlatmış olur.
Öte yandan, günlük dilde daha genel bir deyim olup hiyerarşiye karşılık gelen «silsile-i meratip” (mertebeler zinciri) sözcesinin ise eskiden dilimizde hiyerarşi kavramını anlatmak için yapılan konuşmalarda epeyce kullanılmış olduğu günlük dil hakkında biraz bilgisi olan çoğumuzun malumudur.
Şimdi sistemlerde hiyeraşi kavramının daha yetkinleşmiş hali, yani daha üst bir bilgi düzeyindeki soyut şekli olan ‘hiyerarşi kuramı’nın örgüt düzeyleri bağlamındaki özanlamını anlamak için aşağıdaki betimlemeye şöyle bir göz atalım:
Başta askeri ve sivil örgütler olmak üzere her tür organizasyonel yürütme işlevinin temel parçası olan emir ve talimatların örgütün en tepe düzeyinden en dip düzeyine dek ulaşmasındaki akışı sağlamaya hiyerarşik yapı denir. Bu durumda hiyerarşi olgusu «yukarıdan aşağıya doğru bütünleşik nedensellik” akışı (zinciri) diye adlandırılır. Tersi olan «aşağıdan yukarıya nedensellik” ise, örgütsel (organizasyonel) geri beslemede denetim işlevinin yerine getirilmesi için örgüt düzeyleri arasındaki zincirsel iletişimdir.
Betimlediğimiz bu durumdaki hiyerarşi kavramında, belirlenimci (determinist) yaklaşımlı ırasallık (karakteristik durum) mevcuttur. Başka bir deyişle ifade edersek komut ve talimatın hiçbir şekilde az dahi olsa esnetilmemesi gerektiği şeklinde bir gereklilik örtülü olarak anlatılmaktadır. Daha terminist (terimci) ve genişletilmiş bir deyişle burada dizgeler hiyerarşisinin mekanistik bir dünya görüşü kapsamında kurulmuş olduğu görülmektedir.
Öte yandan, karmaşık sistemlerin doğasının ve buna bağlı kavramsallığının dikotomik kutuplar (birbiriyle örtüşmeyerek bir bütüne tamamlanan ikili kutuplaşma) arasındaki uzama (vüsata, ekstansiyona) yayıldığı göz önünde tutulduğunda genel hiyerarşi ile ilgili tanımlamaların üç temel bilimsel düşünce ulamı çerçevesinde yapılabileceğini söyleyebiliriz. Bunlar fizik, biyotik (cansız ve canlı doğasal iki varlık alanı) ve noetik (bilinçsel) bilim alanlarıdır.
Konu askeri ve sivil örgüt örnekleri bağlamında fiziksel (mekanistik) bilimsel ulamda ele alınırken görüldü ki, hiyerarşi bir bakıma komuta düzeyi artışını anlatmaktadır. Sistem kavramını organizmanın temsil ettiği durumlara organizmik görüngeden bakıldığında, hiyerarşi organizasyonel yapının sistemik bileşenler (sinir, sindirim, solunum, dolaşım, boşaltım, iskelet gibi sistemlerde olduğu gibi) arasındaki bağlanmışlık düzeyleri olarak karşımıza çıkar. Noetik-psişik bilimsel ulamı temsil eden matematiksel-terminoloji ile ifade edersek de hiyerarşi için asimetrik (bakışımsız) ilişkilerle düzenlenmiş terimler derlemi (kolleksiyonu) dir diyebiliriz.
Son tanımı şematize etmek istersek piramidik bir yapı göz önünde bulundurarak irdeleme yapmak gerekir. Bu durumda olguyu anlatmak için çok kullanılan asimetrik ilişki kavramı ile dikey eksendeki alt-üst düzeyler arası etkileşimin kastedildiği kolayca anlaşılır. Gene burada herhangi bir durumda üst olan öğenin daha yetkin, ast olanın ise az yetkin olduğu dikey eksendeki bir bakışımsızlığın (asimetrinin) var olduğu ile anlatılmak istenmektedir. Nitekim yatay eksen üzerindeki ilişkilerde tam bir bakışım (simetri) bulunmaktadır; başka bir deyişle bir birimin (öğenin, terimin) yatayda sağında veya solunda bulunan öteki birimden (öğeden, terimden) yetkinlik ve sorumluluk bakımından hiçbir farkı yoktur; yani bunlar bakışımlıdır, başka bir deyişle denktirler.
Sonuç olarak, Ludwig v. Bertalanffy’nin GST (genel sistem teorisi)‘nin «ana lehçesi” olarak niteleyebileceğimiz hiyerarşik kuram, kaotik halin hemen öncesinin de dâhil olduğu karmaşıklık durumunun (kompleksite’nin) genel çoklu bir disiplin haline getirilmesi çabaları ile oluşmuş ve halen de önemli keşiflere sahne olarak gelişmeye devam etmektedir.
Başta, sosyolojide Herbert A. Simon, kimyada İlya Prigogine, ve psikolojide Jean Piaget, olmak üzere bu üç farklı alanın sistemlerini inceleyerek soyut metateoriler (üst kuramlar) oluşturmuş olan bu öncü düşünürler olmak üzere bu çok disiplinli alan daha pek çok temsilcinin çabası ile ilerlemiş ve gelişmiştir. Ayrıca, zikredilenlerden ilk ikisinin yanı sıra bu alandaki çalışmaları nedeni ile çoğunun da Nobel Ödülü ile ödüllendirilmiş olduğunu yeri gelmişken vurgulamak isterim.
Burada kavramsallığına geniş bir şekilde değinerek önemine kısaca dikkat çekmek istediğim sistemlerde hiyerarşi kuramı ile ilgili bol miktarda iyi ve ilginç yapıtın yayımlanmış olduğunu belirtmekte yarar vardır diye düşünüyorum.
Sistem düşüncesinin bana göre doruğu sayılan hiyerarşi kuramı hakkındaki bu son deneme ile birlikte dizgeler konusundaki dörtlemeyi tamamlamış oluyorum.


Bir önceki yazıda belirttiğim gibi karmaşık sistemlerin tanımının olmazsa olmazı olan üç ana kavram, üçten çok terimlilik, doğrusal olmamak ve hiyerarşidir. Bu kavramlar içinde sistemler arası ilişkilerde kilit nitelikli bir işleve iye olan ise hiyerarşi kavramıdır. Bu kavram gündelik yaşamın konularında sık geçmekle birlikte genellikle sivil ve askeri kurumların organizasyonel işlevlerini açıklamakta kullanılan bir terimdir. Hiyerarşi kavramı bu kapsamla sivil-askeri örgütler bağlamında ifade edildiğindeyse, görevin üstler ve astlar ile birlikte bütünsel yürümesini sağlayan komut-yönerge zinciri olgusunu zımnen de olsa anlatmış olur.


Öte yandan, günlük dilde daha genel bir deyim olup hiyerarşiye karşılık gelen «silsile-i meratip” (mertebeler zinciri) sözcesinin ise eskiden dilimizde hiyerarşi kavramını anlatmak için yapılan konuşmalarda epeyce kullanılmış olduğu günlük dil hakkında biraz bilgisi olan çoğumuzun malumudur.


Şimdi sistemlerde hiyeraşi kavramının daha yetkinleşmiş hali, yani daha üst bir bilgi düzeyindeki soyut şekli olan ‘hiyerarşi kuramı’nın örgüt düzeyleri bağlamındaki özanlamını anlamak için aşağıdaki betimlemeye şöyle bir göz atalım:


Başta askeri ve sivil örgütler olmak üzere her tür organizasyonel yürütme işlevinin temel parçası olan emir ve talimatların örgütün en tepe düzeyinden en dip düzeyine dek ulaşmasındaki akışı sağlamaya hiyerarşik yapı denir. Bu durumda hiyerarşi olgusu «yukarıdan aşağıya doğru bütünleşik nedensellik” akışı (zinciri) diye adlandırılır. Tersi olan «aşağıdan yukarıya nedensellik” ise, örgütsel (organizasyonel) geri beslemede denetim işlevinin yerine getirilmesi için örgüt düzeyleri arasındaki zincirsel iletişimdir.


Betimlediğimiz bu durumdaki hiyerarşi kavramında, belirlenimci (determinist) yaklaşımlı ırasallık (karakteristik durum) mevcuttur. Başka bir deyişle ifade edersek komut ve talimatın hiçbir şekilde az dahi olsa esnetilmemesi gerektiği şeklinde bir gereklilik örtülü olarak anlatılmaktadır. Daha terminist (terimci) ve genişletilmiş bir deyişle burada dizgeler hiyerarşisinin mekanistik bir dünya görüşü kapsamında kurulmuş olduğu görülmektedir.


Öte yandan, karmaşık sistemlerin doğasının ve buna bağlı kavramsallığının dikotomik kutuplar (birbiriyle örtüşmeyerek bir bütüne tamamlanan ikili kutuplaşma) arasındaki uzama (vüsata, ekstansiyona) yayıldığı göz önünde tutulduğunda genel hiyerarşi ile ilgili tanımlamaların üç temel bilimsel düşünce ulamı çerçevesinde yapılabileceğini söyleyebiliriz. Bunlar fizik, biyotik (cansız ve canlı doğasal iki varlık alanı) ve noetik (bilinçsel) bilim alanlarıdır.


Konu askeri ve sivil örgüt örnekleri bağlamında fiziksel (mekanistik) bilimsel ulamda ele alınırken görüldü ki, hiyerarşi bir bakıma komuta düzeyi artışını anlatmaktadır. Sistem kavramını organizmanın temsil ettiği durumlara organizmik görüngeden bakıldığında, hiyerarşi organizasyonel yapının sistemik bileşenler (sinir, sindirim, solunum, dolaşım, boşaltım, iskelet gibi sistemlerde olduğu gibi) arasındaki bağlanmışlık düzeyleri olarak karşımıza çıkar. Noetik-psişik bilimsel ulamı temsil eden matematiksel-terminoloji ile ifade edersek de hiyerarşi için asimetrik (bakışımsız) ilişkilerle düzenlenmiş terimler derlemi (kolleksiyonu) dir diyebiliriz.


Son tanımı şematize etmek istersek piramidik bir yapı göz önünde bulundurarak irdeleme yapmak gerekir. Bu durumda olguyu anlatmak için çok kullanılan asimetrik ilişki kavramı ile dikey eksendeki alt-üst düzeyler arası etkileşimin kastedildiği kolayca anlaşılır. Gene burada herhangi bir durumda üst olan öğenin daha yetkin, ast olanın ise az yetkin olduğu dikey eksendeki bir bakışımsızlığın (asimetrinin) var olduğu ile anlatılmak istenmektedir. Nitekim yatay eksen üzerindeki ilişkilerde tam bir bakışım (simetri) bulunmaktadır; başka bir deyişle bir birimin (öğenin, terimin) yatayda sağında veya solunda bulunan öteki birimden (öğeden, terimden) yetkinlik ve sorumluluk bakımından hiçbir farkı yoktur; yani bunlar bakışımlıdır, başka bir deyişle denktirler.


Sonuç olarak, Ludwig v. Bertalanffy’nin GST (genel sistem teorisi)‘nin «ana lehçesi” olarak niteleyebileceğimiz hiyerarşik kuram, kaotik halin hemen öncesinin de dâhil olduğu karmaşıklık durumunun (kompleksite’nin) genel çoklu bir disiplin haline getirilmesi çabaları ile oluşmuş ve halen de önemli keşiflere sahne olarak gelişmeye devam etmektedir.


Başta, sosyolojide Herbert A. Simon, kimyada İlya Prigogine, ve psikolojide Jean Piaget, olmak üzere bu üç farklı alanın sistemlerini inceleyerek soyut metateoriler (üst kuramlar) oluşturmuş olan bu öncü düşünürler olmak üzere bu çok disiplinli alan daha pek çok temsilcinin çabası ile ilerlemiş ve gelişmiştir. Ayrıca, zikredilenlerden ilk ikisinin yanı sıra bu alandaki çalışmaları nedeni ile çoğunun da Nobel Ödülü ile ödüllendirilmiş olduğunu yeri gelmişken vurgulamak isterim.


Burada kavramsallığına geniş bir şekilde değinerek önemine kısaca dikkat çekmek istediğim sistemlerde hiyerarşi kuramı ile ilgili bol miktarda iyi ve ilginç yapıtın yayımlanmış olduğunu belirtmekte yarar vardır diye düşünüyorum.


Sistem düşüncesinin bana göre doruğu sayılan hiyerarşi kuramı hakkındaki bu son deneme ile birlikte dizgeler konusundaki dörtlemeyi tamamlamış oluyorum.






01/01/2013



Yazarın diğer yazıları

Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxx- (01/04/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxıx- (01/03/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxvııı- (01/02/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxvıı- (01/01/2017)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxvı- (01/12/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxv- (01/11/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxıv- (01/10/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XXIII- (01/09/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxıı- (01/08/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xxı- (30/06/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xx- (01/06/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xıx- (01/05/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XVIII- (01/04/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XVII- (01/03/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XVI- (01/02/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xv- (01/01/2016)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xıv- (01/12/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -xııı- (01/11/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XII- (*) (01/10/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -XI- (*) (01/09/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -X- (*) (01/08/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -IX- (*) (01/07/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -VIII- (*) (01/06/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -VII- (*) (01/05/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -VI- (*) (01/04/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -V- (*) (01/03/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik ilkeleri -IV- (01/02/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik ilkeleri -III- (*) (01/01/2015)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -II- (*) (01/12/2014)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -I- (01/11/2014)
21. Yüzyıl’da Enerji ve Madencilik Alanında Ülkemiz İçin Olması Gereken Temel Stratejilere Kısa Bir Bakış (01/10/2014)
Türk Eğitim Tarihi Bağlamında Osmanlı Medreselerine Kısa bir Bakış ve Gönen Medresesi (01/09/2014)
21. Yüzyıl’ın Olası Tarih Anlayışı Üzerine bir Deneme (01/08/2014)
Politika ve Felsefenin Ortak Alanı (01/07/2014)
Doğal Yaşamı Koruma Çabalarımız (01/06/2014)
Toryum Hakkında Bilmediklerimiz -2 * (01/05/2014)
Beyinde Biyokimya Devrimi: Henri Laborit (*) ve Patolojik Zihinler (12/04/2014)
Matematiği Yeniden Düşünmek (01/03/2014)
Doğadaki Belirsizliğin Özü Olarak İrrasyonel Sayılar (01/02/2014)
UNESCO ve Camili Yöresi(*) Biyosferimiz (01/01/2014)
Bütün Kavramının İki Anlamı (01/12/2013)
Bütün Kavramının İki Anlamı (01/11/2013)
Holistik Bilimin Kökleri, Tarihi ve Mahiyeti (III) (01/10/2013)
Holistik Bilimin Kökleri, Tarihi ve Mahiyeti (II) (01/09/2013)
Holistik Bilimin Kökleri, Tarihi ve Mahiyeti (I) (01/08/2013)
Holistik Bilim (II)* (01/07/2013)
Holistik Bilim (I) (01/06/2013)
Kitap (01/05/2013)
Toryum: Yeşil Çekirdek (01/04/2013)
Toryum’un Stratejik Önemi (01/03/2013)
Toryum Hakkında Bilmedikleriniz -1 (01/02/2013)
Sistem Düşüncesine Yeni bir Yaklaşım (01/12/2012)
Sistemlerin Boyutları (01/11/2012)
Sistem Düşüncesinin Özü (01/10/2012)
HŞK nedir, ne değildir! (01/09/2012)
İnsan Bilimleri için Hangi Yöntem Uygundur? (01/08/2012)
İnsani ve Sosyal Bilimlerde Yöntem Sorunu (01/07/2012)
Bilimlerde Yöntem Sorununa Eleştirel Bir Bakış (01/06/2012)
Matematik, Ekonometri ve Nobel Ödülü (01/05/2012)
Altın Açı (01/04/2012)
Altın Oran Sadece Bir Sayı mıdır? (01/03/2012)