Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Seninki Kaç Santim?*

Pelin Zenginobuz

Erkek şiddetini meşrulaştırmalarının yeni bir yolu “şort meselesi” oldu. Gün geçmiyor ki bir kadın giyim şekli bahane edilerek saldırıya uğramasın… Peki, saldırıya uğramamak için ideal şort boyu kaç santim olmalı?

Gündeme ilk olarak, bindiği belediye otobüsünde şort giydiği için Abdullah Çakıroğlu’nun tekmeli saldırısına uğrayan hemşire Ayşegül T. gelmişti. Tahrik unsuru olarak görülen kadın, verdiği ifade de ruh sağlığı bozuk savunusunda bulunan bir erkek tarafından saldırıya uğradı. Bu da gösteriyor ki sosyal hayatta sözlü ve fiziksel tacize neredeyse her gün maruz kalan kadınlar, erkek egemen dünyanın yeni bir dayatmasıyla karşı karşıyadır. Abdullah Çakıroğlu hakkında "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "kasten yaralama" ve "hakaret" suçlarından 9 yıl 4 ay hapis istemiyle dava açılmasına rağmen, çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Mahkemenin verdiği karar üzerine Ayşegül T. ise “Ne diyebilirim ki? Türkiye'de adalet bu kadar. Düşünebileceğim hiçbir şey yok. Bu ülkede kadın olmak böyle bir şey” ifadelerini kullanarak, adalet önünde de yalnız bırakılan kadınların bir örneği olmuştur.

Ardından Manisa’da bir parkta spor yapan Ebru T., Davut Kahraman tarafından saldırıya uğradı. Saldırgan arabasından inerek ‘burada bir daha spor yapmayacaksın’ diye bağırmış ve Ebru T.’yi tekmelemeye başlamıştı. 4 aylık hamile olan kadın, olay sonrasında saldırganın yakalanması için büyük mücadele verdi. Olay, 2013 yılında TRT’nin bir ramazan programında hamile kadınların sokakta gezmesinin uygun olmadığını söyleyen avukat  Ömer Tuğrul İnançer’in sözlerini aklıma getirdi. Tasavvuf düşünürü ve avukat olan İnançer “"Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. 7-8 aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşam üstü çıkarlar. Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir." sözlerini sarf ettiğinde, akıl ve vicdan sahibi hiçbir bireyin bu sözleri kale almayacağını düşünmüştüm. Ancak Türkiye’de kadınlara yönelik şiddet haberleri, bu sözlerin aslında topluma ait bir algı olduğunu kanıtlamaktadır.

Üniversite öğrencisi Melisa S. ise İstanbul Pendik'te bir minibüste şort giydiği için Ercan Kızılateş’in saldırısına uğradı. Genç kadına kimsenin yardım etmediği ve saldırgana müdahale edilmediği olay görüntülerinin medyada yer almasıyla ortaya çıktı. Posta gazetesine verdiği röportaj da Melisa S. “Bu saldırı bana değil tüm kadınlara yapıldı. Susmamalıyız. Ayşegül T.’ye şort giyiyor diye otobüste saldıran Abdullah Çakıroğlu hak ettiği cezayı alsaydı başıma bu gelmezdi. O adamın ceza almaması bu adamlara cesaret veriyor.” sözleriyle adaletin sağlanmadığı bir sürece nasıl mağdur olarak eklendiğini göstermektedir.

Gündemde hızla artan şort giydiği için saldırıya uğrayan kadın haberleri, kadın örgütlerini harekete geçirmiştir. İlk olarak çeşitli meydanlarda tepki yürüyüşleri düzenlenmişti. Şimdi ise dikkat çeken bir kampanya karşımızda: #kıyafetimekarisma



‘@kiyafetekarisma’ twitter hesabından yayınlayan videoda platform adına söz alan Dilber Sünnetçioğlu’nun sözleri: “Ne zaman nereye gideceğimize, ne giyeceğimiz bir kendimiz karar veririz. Yeter artık karışmayın kıyafetlerimize. Kararlarımız bizimdir. Pembe vagonlarla bizleri ayrıştırmaya çalışmayın. Bize, kıyafetimizi bahane ederek saldıranları, darp edenleri cezalandırırsanız, salıvermezseniz bunları önüne geçilir. Yalnız değiliz, birlikte başarabiliriz.” Yayınlanan video aracılığıyla kadınlar, 29 Temmuz 2017 günü Kadıköy’deki Süreyya Operası önünde eyleme çağırılıyor. Eylemin amacı kıyafetleri bahane edilerek saldırıya uğrayan, evlere hapsedilmeye çalışılan kadınların hak ihlallerine dur demektir. Eylemin, kadın hakları alanında ses getirmesini diliyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=CHfYDQqYLr0

Eğitim, iş, sosyal hayat gibi birçok alanda ayrımcılığa ve ikincil muameleye maruz bırakılan kadınlar gün geçtikçe daha akıl almaz müdahalelere uğramaktadır. Şort meselesi 2016 yılında ilk olarak gündeme gelmiş ve bu alandaki hak ihlalleri üzerine kaleme aldığım bir yazım daha bulunmaktadır. Ancak görüldüğü üzere hak ihlalleri bitmiyor; aksine daha çok üretiliyor. Kadınların giyim şekilleri nedeniyle uğradıkları taciz, tecavüz, şiddet ve cinayet haberlerine konu olmaları yasal mevzuat ve uygulamaların yetersizliğini göstermekte. Bu nedenle adalet sistemi kadınlara karşı kör, sağır ve dilsiz haldedir.

Son olarak, yüksek öğrenim görmüş bir kadın olarak, yüksek öğrenim görmüş bir erkek arkadaşım tarafından giydiğim tişörtün yakasının açıklığı(!) üzerine uyarıldığım bir anı paylaşarak bu ayki yazımı sonlandırıyorum. Kadınların giyimine karışma yetki ve sorumluluğunu kendisinde gören bir erkekten savunu olarak duyduğum son cümle: “Gelip geçen erkeklerin senin göğüslerine bakmaları yüzünden sinirlenmek zorunda mıyım? Ben sana karışmak için uyarmıyorum. Beni Ortadoğulu bir erkek gibi gösteren sensin!” Bu sözler, Ortadoğu’da yaşamasına gerek kalmadan, Türkiye’de ataerkil aile biçimiyle yetişmiş tüm erkeklerin genel algısının kanıtıdır. Bu nedenle bir erkek ister üniversite okusun, ister dünyayı gezsin; eğer ki toplumsal cinsiyet normlarının farkında değilse, kadın erkek eşitliğine inanmıyorsa (ya da hobi olarak inandığını söylüyorsa), feminizmi kadın üstünlüğünü savunan bir akım olarak görüyorsa, kadın hakları savunuculuğunu erkek düşmanlığı olarak nitelendiriyorsa siz, siz olun, uzak durun! Kıyafetinize karıştırmayın! Çünkü kadınlar giyimlerini değiştirmeyecek, dikkat etmek zorunda bırakılmayacak. Erkekler bu sapkın algı ve bakış açılarından kurtulmayı öğrenecek.



Yazıyla ilgili görseller web alıntısıdır: https://twitter.com/kiyafetekarisma



*”Seninki kaç santim?” başlığı, Greenpeace tarafından 11 Kasım 2010’da duyurulan bir kampanyadan esinlenilmiştir. Kampanyanın hedefi, endüstriyel balıkçılık nedeniyle kontrolden çıkan balık avcılığına karşı farkındalık oluşturmaktır. ‘Küçük balık yoksa büyük balık da yok’ mottosuyla yola çıkan kuruluş, Türkiyeli erkeklerin de üzerine fazlasıyla kafa yorduğu bir meseleyi işlevsel hale getirmiştir. Bu ayki yazımda da, kadınların giyim şekilleri nedeniyle maruz bırakıldığı şiddeti dikkat çekilir hale getirdiği için yaratıcı kampanya ekibine teşekkür ederim. ( http://www.greenpeace.org/turkey/tr/photosvideos/slideshows/seninki-kac-santim/ )



01/08/2017



Önceki yazılar

Devlet Koruyamadığı Kadının Kimliğini Değiştiriyor (01/10/2017)
“Size Bu Kılıkla Az Bile Yapmışlar” (01/09/2017)
Pembe Otobüs, Ayrı Vagon, Tutsak Kadın (01/07/2017)