Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Sanal Gerçeklikler, Medya Yalanları ve Nefes Alınan Yeni Bağımlılıklar

Cenk Özdağ

1

Medya üzerine çok sözler edildi. Medyaya sistemin veya devletin ideolojik aygıtı diyenler var Althusser gibi. Bu türden tanımlamalar, çoğu zaman büründükleri nesnel biçimin altında kötüleyici bir ton da taşırlar. E madem sistemin veya devletin, o zaman kötü olmalı bu medya. Doğuştan iyi ve güzel olan insanlar ancak medya ile kirlenmeli, kirletilmeli ki boyun eğsinler. Hristiyanlığın günahkâr insan temsiline karşı tutumun bir dogması olsa gerek insanı saf bir kurban gibi düşünmek.

2

“Medya” sözcüğü esasında, ortamlar anlamına gelmektedir. Medya, adeta bir hava, ya da hiç değilse havaya karışan bir gaz gibi sarıp sarmalar içindekileri. “İçindekiler”in kim olduğu duruma göre değişir. Bazı “içindekiler”, havuzdadır; bazıları havuz dışında. O zaman bazı medyalar, havuzdur; bazıları değildir. Medyanın kimisi daha çok televizyondadır; kimisi daha çok internettedir. Ama medyanın doğası gereği her yere yayılma eğilimi olduğunu görüyoruz. Televizyondaki internete sızar, internetteki televizyona, bazıları doğrudan sokağa, bazen bir afişe, bazen bir çaputa, bazen telefonlarımıza, bazen başka bir yere, ama muhakkak beynimize etki edebileceği bir mecra arar kendisine. Medya, içerisinde insan inançları yetiştirir, onları yayar, budar ve yeniden üretir. Öyle ki bu inançlar kümesi yepyeni bir gerçeklik inşa eder içerisine yerleştiği insanın zihninde. Hiç kuşku yok ki birden çok insan aynı gerçeklik sanısı içerisinde yaşamaya başlar bir süre sonra. İnsanlar, tek tek özgünlüklerini yitirir, dünyaya başka başka bakmaya son verir (belki de hep böyleydiler) ve nihayet aynı bakışta buluşurlar. Medyanın yarattığı gerçekliğe beraber bakarken bulurlar kendilerini: Bazen keyifle, bazen hiddetle, bazen hüzünle bakarlar yaratımına ortak oldukları bu inançlar manzarasına.

3

Medyanın yaratıcıları da medya içerisinde nefes alırlar. Nihayet yarattıkları medyanın veya içerik hazırladıkları medya organlarına yansıyan gerçekliğe inanır olurlar. Dışarıdan ne gelse, kuşkuyla yaklaşırlar. Düşman saflarından gelen çiçek bir mermiye dönüşür, kendi saflarından gelen serseri bir kurşunsa ufak bir esinti, bir buseye dönüşüverir birden. Belki de bundandır dışarıdakinin sansürlenmesiyle yok olması arasında bir farkın bulunmaması. Medya, insanın önüne bir dünya sunar; gözüne sokar başka bir dünyayı. Öyle ki başka dünyalar gözükmez olur insana.

4

Hele bir de aynı kanalla birlikte yaşayanlar, aynı kanalın beğenisine, ajandasına göre nefes almaya başlar. Televizyon dizileri, onu ona anlatır; ekrandakiler de onun gibidir. Ya da bazen ekrandakiler onun olmak istediği gibi, korkusuz, fatih, savaşkan, olgun ve yiğit.

5

İnternette durum daha da acayiptir. Medyanın yarattığı dünyaya ek olarak, insanın beğenileri insanı bir çitle sınırlar adeta. Çeşitli algoritmalarla, insanların beğenirleri üzerine tahminler yapılır, insanlar gruplanır ve kendi gruplarından insanların sevdiği düşünülen içerikler yeniden insana sunulur. İnsan beğenilerinin kendisine sunulmasına hem şaşırır hem de yavaş yavaş değişir, beğenileri keskinleşir, incelir, belki de sınırlanır. Yine de yeni bir mecra vardır artık. Medya serbest pazara düşmüştür. Yaratıcılar (yeni bir şeyi gerçekten yaratmaya çalışanlar) ile bezeyiciler (insanın gözünün önüne eski içeriklerle dolu yeni perdeler çeken emir kulları) arasındaki belli belirsiz çizgiden bir sürü insan yeni içerikler üretir. Yeni ürünler, yeni eleştiriler, alternatif öyküler, alternatif anlatılar, alternatif durumlar, daha sert anlatılar, daha çarpıcı görüntüler yeni bir mecra bulur kendisine.

6

Artık karakterler küfreder. Üstelik “edepli” bildiğimiz kişiler öylesine ağız dolusu küfürler eder ki insan hayrete düşer onca yıldır bu insanların ketumluğu karşısında. Oysa artık “özgür”dür yaratıcılar ve bezeyiciler. Artık Fatmagül’ün suçu ne demeyiz! Koskoca bir kasaba, hatta koskoca bir ülke nasıl bu denli manyak olabildi deriz! Birden kocaman bir Kambura olur karanlık içdünyalar, ya da küçülür koca ülke küçük bir Kambura’ya. Alzheimer olmuş bir toplum bir musibetle anımsayıverir geçmişi.

7

Yeni bir mecramız var bir süredir. Yeni reklamlarımız, yeni propagandalarımız… Bunlarla başaçıkabilecek araçlarımız var mıdır, bilinmez. Ama geçmişten daha iyi durumdayız sanki. Milyarların döküldüğü satın alma işlerine karşın nefes alınacak mecralar yaratıldı. Artık Doğansız ve Demirörensiz bir şeyler görme şansımız var her şeye karşın.

8

Medya, yeni bir gerçeklik inşa ediyordu ya hani, bazen de başaramıyor. Herkesin terörist olduğu, herkesin suçlu olduğu, böylece herkesin suçsuz olduğu bir anlatı tutmuyor artık. Kuyruklarla terbiye edilenler bile gözlerini açmış. Köylülüğümüzü, hukukumuzu, kazanımlarımızı tarumar eden neoliberalizm ve emperyalizm sonunda, ürettikleri ürünlerle medya yalanlarını da tarumar ediyor. Telefon uygulamalarına bağımlı olmuş bir yığın kişi, ideolojileri ne olursa olsun yöneticilerin inşa etmeye çalıştığı gerçekliğin alıcısı değiller artık. Televizyona bağımlı “mutlu” azınlığın çocukları artık televizyon başında oturamıyor: telefon bağımlılıkları sonucu her tür mecrada son bulan gezintileri onları sistemin yalanlarından alıkoyuyor.

Mart’ın sonu belki bahar ama bağımlılıklar, sanal gerçeklikler arasına sıkışıp kalmış ve parça pinçik olmuş toplumsal dokumuzda dışa yansıyan enkazı kaldırmak koca bir kış sürebilir.

Aydınlık Baharlar

Sıcacık Kışlar



01/04/2019



Yazarın diğer yazıları

Görünmez Adam, Görünmez El ve Görünmezlerle Savaş (01/08/2019)
Hoşgörü, Kamu Yararı, Halk Sağlığı ve Taktik! (01/07/2019)
Kucaklayarak Fetih: İman Dolu Göğsün Zaferi (01/06/2019)
“Yeni Konjonktür” Eskidi mi Acaba? (01/05/2019)
Felsefe İzmir’e Çok Yakışıyor (01/03/2019)
Ölümden Öte Ne Var? (01/02/2019)
İnsana Dokunma Ustası: İsmail Usta (01/01/2019)
Makas Açılıyor! (01/12/2018)
Felsefeye Çok Ama Çok İhtiyacımız Var (01/11/2018)
Bu Şafaklarda Tüten En Son Ocak: Yeniden Cumhuriyet (01/10/2018)
Eğitimde Dil Birliği ve Acil Adımlar (01/09/2018)
Öfke Patlamaları, Düşünce ve İfade Özgürlüğü ve Nefret Söylemi (01/08/2018)
Ahlat Ağacı, Bezelye Taneleri ve “Güzel ve Yalnız Ülkem” (01/07/2018)
Özgürlük Üzerine (01/06/2018)
Okulların Çöküşü Kutlu Olsun! Okul Öldü, Yaşasın Okuma! (01/05/2018)
Eleştirel Düşünme ve Münazara (01/04/2018)
Eleştirel Düşünme ve Matematik Müfredatı (01/03/2018)
Eleştirel Düşünme Denemeleri: Bir Eleştiri Üzerine (01/02/2018)
Eleştirel Düşünme Denemeleri: Liberal Ekonominin Varsayımları ve Ezberler (01/01/2018)
Mantık Eğitimi ve Demokrasi (01/12/2017)
Dil Bilinci ve Mantık (01/11/2017)
Mesaja İhanet mi? Mesajı Anlamak mı? (01/10/2017)
Bağımlılıktan Kurtuluşta İrade Gücü ve İrade Çatışması (01/09/2017)
İrade Çatışmasından Çıkış veya Çatışmadan Kurtulmak (01/08/2017)
Kaybolmuşluktan Varoluşa (01/07/2017)
Ahlaka ve Hayale Sığınan İyi Yürekli İnsanlara! (01/06/2017)
İklimler ve Esen Yeller (01/05/2017)
Önce Bir Karaltıydı Hepsi, Durabilirdi Belki (01/04/2017)
Sıradanlıktan Olağanüstülüğe: Atatürk Modeli (01/03/2017)
Korkudan Korkmak ya da Korkuya Koşmak (01/02/2017)
Un Ufak Olmanın Hikâyesi: İnsanca pek insanca (01/01/2017)
Bir Yurt Gezisi ve Barbarlık (01/12/2016)
James Bond, Bulgakov ve Avam Korkusu (01/11/2016)
Sınırları Aşmak (01/10/2016)
Türkçe Eğitim-Öğretim İçin Kimi Sorun Ve Öneriler (01/09/2016)
Bilim, Teknoloji ve Bilimsellik (01/08/2016)
Sürdürülebilir Kuzey için Sürdürülemeyen Güney (30/06/2016)
Sahi biz neden matematikte bu kadar başarısızız? (01/06/2016)
Canavarlıktan Kurtuluş (01/05/2016)
Canavarlıkla Mücadele için Toplumsal Ölçekte Gerekli Pozitif Düzenlemeler (01/04/2016)
Canavarı ve Canavarlığı Tanıyalım (01/03/2016)
Canavar Yaratmak ve Canavarı Görmek (01/02/2016)
Bize Aziz Nesin Gerek! (01/01/2016)
Karikatürler ve Gerçek (01/12/2015)
Yeni Paradigmanın Habercileri: Anomaliler! (01/11/2015)
Şu Sıfırları Harbiden de Bir Atsak Ya! (01/10/2015)
Türk’ün Suyla İmtihanı: Nil taşkınlarından Ankara metrosuna (01/09/2015)
Bilim Dışı Yollara Tutunmak (01/08/2015)
İnsanca yaşamın olanağı: Sistemin Frankensteinları (01/07/2015)
Bıkanlar ve Sıkılanlar için Rehber Sorunlar ve Eski Çözümler: Bıkmadık mı? (01/06/2015)
Aklayıcılara Karşı Bilim ve Akıl! (01/05/2015)
Çok Partili Tek Merkezli Demokrasinin Gül Kokulu Reçetesi (01/04/2015)
5. Frank ve Adaletsizlik! (01/03/2015)
Cadı Kazanları Devriliyor! (01/02/2015)
Felsefe Düşünerek Yapılır (01/01/2015)
Sözde Akademik Çalışmaların Silahı: Palavra! (01/12/2014)
Özgürlük Üzerine Düşüncelerle Hasan Ali Yücel (01/11/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 6 (01/10/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 5 (01/09/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 4 (01/08/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 3 (01/07/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 2 (01/06/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 1 (01/05/2014)
Anketler Üzerine Genel Bir Eleştiri (01/04/2014)
Demokratik Seçimlerde Dil ve Referans Sorunsalı (01/03/2014)
Derin Devlet Karaya Oturdu, Muhalefetse Kızağa! (01/02/2014)
2014´e girerken Türkiye Aklını Arıyor! (01/01/2014)
“Olmasaydı da Olurduk” Safsatası (01/12/2013)
Türkiye Cumhuriyeti´nin Özdeşlik Sorunu (01/11/2013)
Çevirmenlik: Kardeşlik İşçiliği (01/10/2013)
Peripatetiklerden Meşşailere Gezerek Düşünmek Düşüncede Gezinmek (01/09/2013)
Çoğalan Ateş Hırsızları ve Demokrasi (01/08/2013)
Antimilitarizm ve ´´Mustafa Kemal´in Askerleriyiz!´´ (01/07/2013)
“Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik” (01/06/2013)
Akıl, “Akil” ve Hurafe (01/05/2013)
"Demokratik" Olan Nedir? (01/04/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (Son) (01/03/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (3) (01/02/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (2) (01/01/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (1) (01/12/2012)
Narsisizmin Köleleri ve Efendileri (01/11/2012)
Anayasa Tartışmalarının Öğrettiği: Önderlik ve Milli Anayasa (01/10/2012)
İdeolojisizleştirme Yalanına Karşı İdeoloji (01/09/2012)
Anayasanın Neliği ve Anayasal Güvence (01/08/2012)