Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Resmin Arka Yüzü

Gözde Pektaş

Toplumun geneli olarak magazin gündemini seviyoruz. Medyada ön planda olan kişilerin hayatları, yaptıkları, söylemleri çoğu kişi tarafından pek dikkate alınır ve takip edilir. Genci, yaşlısı birçok kişi tarafından gelişen teknoloji ile birlikte, magazinsel olaylar adım adım takip edilir oldu. Özellikle kadınların çalışma oranlarının düşük olduğu ülkemizde gündüz saatinde evde olan kadınlara yönelik hazırlanan gündüz programlarında, içerikler bu tür sansasyonel haber içeriklerinden oluşturularak en sıradan olaylar bile abartılı bir şekilde bu tür konuları irdelemektedir.

Toplumun bu gerçeği, dönüştürülmeye çalışılan medya sektörünü de içerikten yoksun bırakarak bu dönüşümün hızlanmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda ise yapılan yolsuzluklar, işsizlik oranları, haksız tutuklanmalar, işbaşında ölen işçiler, çökmekte olan ekonomi bağlamında iflas eden şirketleri konuşmak ve merak etmek yerine, Acun Ilıcalı ile Şeyma Subaşı boşanmasının arkasındaki sebepler ve alınacak tazminat daha çok konuşulmakta, daha fazla merak edilir olmaktadır.

Toplumu belki de en fazla ilgilendirmesi gereken konu olan ekonomik çıkmaz bile ‘soğan depolarının basılıp soğanın kıskıvrak ele geçirilmesi’ basitliğine indirgenerek soğan fiyatlarındaki artışın sorumlusu olarak soğanı depolarında saklayanlara bağlayıp bu baskınlarla işi çözdüğünü göstermeye çalışan bir hükümet topluma sunulmaktadır. Oysa asıl görülmesi gereken mevzu olan ve yıllardır öğretilen ‘kendi kendine yeten tarım ülkesi’ kavramının anlamını yitirmiş olması bir kısım duyarlı vatandaşlar dışında yine toplumun geneli tarafından umursanmamaktadır.

Hızla değişen gündemimizde ön plana çıkarılan bir başka konu Ahmet Kural-Sıla meselesiydi. Olayın magazinsel olması nedeniyle gündemi pek meşgul etti. Tabi merak edilen konu, olayın magazinsel boyutuydu. Nasılı ve nedenleriydi. Asıl üzerinde durulması gereken konu olan kadına şiddet meselesi ise çoğu kişi için arka planda kalıyordu. Yine de Sıla, olması gerekeni yaptı ve belki de birçok kadına yapılması gereken konusunda cesaret vermiş oldu. Özellikle kadına şiddet meselesinin sadece eğitim ve gelir seviyesi ile bağlantılı olmadığını ve toplumun eğitim seviyesi yüksek kısmında da şiddete maruz kalan kadınlar olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Şiddete maruz kalmak, kadın için ciddi bir travma, fakat ekonomik olarak eşine bağlı olan kadın için durum daha da zorlaşıyor. Hele de şiddete maruz kalan kadına destek olacak bir ailesi yoksa durum içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Şiddete maruz kalan kadın susarak sonrasında daha acı bir sonla karşı karşıya kalabilme ihtimalini arttırıyor.

Avukat Feyza Altun bu konu ile ilgili çarpıcı gerçeği iki örnek üzerinden bize gösteriyor. Ekonomik olarak kocasına bağlı olan kadının, şikayet ettiği kocası için ceza verilmesini istememesi ve yine başka bir kadının, kendi şikayeti sonucunda adli para cezasına çarptırılan kocasının borcunu gündeliğe gittiği parayla ödemesi resmin arka yüzünü bize göstermektedir (1). Eğitim seviyesi düşük, ekonomik bir geliri olmayan kadın, ailesi tarafından da gerekli desteği göremeyince susmak ve katlanmak durumunda kalıyor.

Bunlar bize işin asıl üzerinde durulması ve çözüm üretilmesi gereken kısmını gösteriyor. Şiddet meselesinin temeline inilmeli ve kalıcı çözümler üretilmelidir. En önemlisi de bu formüller gelecek nesiller üzerinde etki edecek formüller olmalıdır. Öncelikle kadınlarımızın, ayağı yere sağlam basmaları ve kendine güvenmeleri gerektiği konusunda bilinçlendirilmeli, yaşamak için birilerine maddi ve manevi olarak bağlı olamayacağını, kendisinin de bir birey olduğunun farkına varmaları sağlanmalıdır. Bunun için de adından her ne kadar ‘kadın’ kelimesi kaldırılsa da ailenin temelini kadının oluşturduğunu düşündüğümüz de en çok kadınlara destek olması gereken Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kadınlara gereken önemi vermeli ve bu konuda her anlamda onlara destek olmalıdır. Toplum olarak da özellikle kız çocuklarının eğitimine önem vererek onları, herhangi birinin eşi veya kızı değil de kendisinin bir birey olduğunun farkına vardırarak büyütmeliyiz.

Bize gösterilmek istenene değil, yok sayılana, gölgede bırakılana odaklanmalıyız. Günümüz koşullarında makyajlanıp sunulan gündem maddeleri yerine resmin arka yüzünü görmeye çabalamalıyız. Bize haber diye sunulan, suya sabuna dokunmayan, olanı olduğu gibi değil örterek vermeye çalışanlardan değil, gerçekleri tüm çıplaklığı ile göstermeye çalışanlardan gerçekleri öğrenmeye çalışalım ve bunu yapanlara da sahip çıkalım. Fütursuzca yargılamak, yorum yapmak yerine, çözüm üretmeli ve haksızlıklara ses çıkarmalıyız.

Müslüm Gürses ve Freddie Mercury

Gerçek isimleriyle Müslüm Akbaş ve Farrokh Bulsara. Geçtiğimiz ay iki biyografik film vizyona girdi. İki ünlü ismin hayatlarının anlatıldığı filmlerde, birçoğumuz için bize sunulan o renkli dünyanın arkasındaki gerçekleri bir nebze de olsa görmemizi sağladı. Birisi gerçek anlamda baba olamasa da birçok hayranı tarafından baba olarak görülen ve öyle adlandırılan Müslüm Gürses, diğeri ise ünlü Queen grubunun efsane olarak nitelendirilen solisti Freddie Mercury. Filmler özellikle günümüz piyasasında popüler kültürü yakalamak adına tam anlamıyla gerçekleri yansıtmayabiliyor. Özellikle toplum kültürünü yansıtacak ve toplumun duygu dünyasına hitap edecek kimi kısımlar ön plana çıkarılıp, gerçeklik biraz daha silik bırakılabiliyor. Nitekim bu iki filmde de bunlara rastlamak mümkündür. Ancak filmin geneline baktığımız da yine de önemsenmesi gereken kısımlar üzerinde durulabilir.

Arabesk şarkıları ile veya daha sonrasında popüler olan şarkıları kendi tarzında yorumlaması ile birçok kişinin bir şekilde dinlediği Müslüm Gürses’in hayatındaki drama, yoksulluğa ve annesinin yaşadıklarına baktığımızda da kadının geçmişte ve günümüzde benzer şeylere maruz kaldığını görebiliriz.

Yine güçlü sesi ve sahne performansıyla milyonların dinlediği Freddie Mercury’nin etnik kökeni ve cinsel kimliği üzerinden yaşadığı yalnızlığı ve çıkmazlara da bu filmde tanık olabiliriz. Böylece her zaman bize gösterilenin arkasında başka bir gerçekliğin olduğunu anlamış oluyoruz.

Kaynaklar

(1) 5N1K CNN TÜRK (03.11.2018) https://www.youtube.com/watch?v=NNRtsBAB_Dk



01/12/2018



Yazarın diğer yazıları

Hikayenin Anlamlandırılması (01/11/2018)
Göz Görüyor Gönül Katlanamıyor (01/10/2018)
An’ı Sevmek (01/09/2018)
Kabullenmemek (01/08/2018)
Başka Bir Türkiye Mümkün (01/07/2018)
Vaatler (01/06/2018)
Sistemde Çürümek (01/05/2018)
Yaşamaya Dair (01/04/2018)
Küçük Bedenlere Yüklenen Ağır Yükler (01/03/2018)
Bağımsızlık… (01/02/2018)
Barış Şehri: Yeruşalayim (01/01/2018)
Vicdan (01/12/2017)
Yaşam ve Mutluluk (01/10/2017)
Gökyüzüne Bakalım… (01/09/2017)
İz Bırakmak (01/08/2017)
Bayram Günleri (01/07/2017)
İnsanca Olmalı (01/06/2017)
Dönemeç (01/05/2017)
Zamanın İçinde (01/04/2017)
Üniversite Amfileri (01/03/2017)
Oku (01/02/2017)
Eğitimde PISA Etkisi (01/01/2017)
Karmaşada Yaşamak (01/12/2016)
CEBİMİZDEKİ UMUTLAR (30/06/2016)
ALIŞMANIN ZEHİRİ (01/06/2016)
ONULMAZ YARALAR (01/04/2016)
DÖNEMEÇ (01/03/2016)
Umut İnsanda (01/02/2016)
Yaşam Çıkmazı (01/01/2016)
Aydınlığa Kavuşması Gereken Karanlık (01/12/2015)
Karanlıktaki Işığın Umudu İle Yaşamak (01/11/2015)
Silinen Hayatlar (01/10/2015)
Tesadüfi Yaşamlar (01/09/2015)
Yarım Bırakılan Hayatlar (01/08/2015)
Makbul Olmak (01/07/2015)
Haziran Umudu (01/06/2015)
Sessiz ve Sadık Dost (01/05/2015)
Umuda Uyanış (01/04/2015)
Kadın Olmak (01/03/2015)
Görünmez Eller (01/02/2015)
Aksayan Eğitim Sistemi (01/01/2015)
Çirkin Hayatlar ve Ölümler (01/12/2014)
Bedava Hayatlar (01/10/2014)
Fütursuzca Yaşamak (01/08/2014)
Ortadoğu’nun Makus Talihi (01/07/2014)
İnsan Olmanın Gereği (01/06/2014)
Masum ve Güçsüz Olmanın Diğer Adı: Çocukluk (01/05/2014)
Düşünceden Korkmak (01/04/2014)
Umudu Yitirmemek (01/03/2014)
Öteki Olmak (01/02/2014)
Yeni Türkiye Düzeni (01/01/2014)
Ters Giden Şeyler (01/12/2013)
Modern Kölelik (01/11/2013)
Bir Tutam Yaşam (01/10/2013)
Birleşemeyen Milletler (01/09/2013)
Gelin Canlar Bir Olalım (01/08/2013)
Ağacın Gölgesindekiler (01/07/2013)
Ortadoğu Çıkmazı (01/06/2013)
Ekilen Umutlar (01/05/2013)
Farklılıklarla Bütünleşmek (01/03/2013)
Birlik Olmanın Bedeli (01/02/2013)
Belki Bir Umut Doğar (01/12/2012)