Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Özlemediniz mi Güzel Sesleri, Filmleri, Kitapları…

Ahmet Mümtaz İdil

Güzel olan her şeyi unutturdular bize, her şeyi...

Bıktık artık Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun, Bahçeli’nin,
Demirtaş’ın sesinden...

Bıktık Abdülkadir Selvi’nin, Rasim Ozan’ın, Hüseyin Yayman’ın, Şirin
Payzın’ın, Nazlı Ilıcak’ın ve benzerlerinin sesinden...

Bıktık günde beş kez makamını tutturamayan, sesini ayarlayamayana ama
alabildiğine bağıran müezzinlerin teypten okuduğu ezanlardan...

Bıktık, “şehitler ölmez vatan bölünmez,” hamasetinden...

“Türkiye demokratik bir hukuk devletidir,” yalanından, kandırılmışlık
sendromundan, paralelden, cemaatten, AKP yalakalığından, CHP
uyuşukluğundan, MHP payandacılığından, HDP mızmızlanmalarından...

Bıktık...

Fransızların İbrahim Tatlıses’i, Enrico Macias’tan“J’ai quitté mon pays”i
özlemedeniz mi? Ya da Neşet Ertaş’tan “Neredesin Sen”i? Marc Aryan’dan “Si
j’ete sur”, Intiillumani’den “Venseremos”u, Victor Jara’dan “El Tinku”yu,
Zeki Müren’den “Bir Demet Yasemen”i, Yves Montand’dan “Paris”yi, Four
Pennies’ten “The place where no one goes”u, Münir Nurettin’den
“Kalamıştan”ı, Claud François’ten “Comme d’habitude”yi, Safiye Ayla’dan
“Yanık Ömer”i...

Özlemediniz mi?

Özlemediniz mi yüzlerce güzel sesi, melodileri, türküleri? Felline’nin,
Costa Gavras’ın, Bergman’ın filmlerini?

Özlemediniz mi bir demet nergis alıp sevdiğinizin kapısını çalmayı, hiç
beklemediği anda kapısını çalmayı, kolkola yağmurda dolaşmayı, “gel”
dediğinde yanında bitmeyi, “git” dediğinde ağlamayı...

Özlemediniz mi?

Ben neyi özledim biliyor musunuz? Tuvaletteyken telefonun çalmadığı, dokuz
taş oynadığım, sevgilimle sanal ortamda konuşmadığım, siyasileri radyoda
sadece haber saatinde dinlediğim, yakan toptan sırtımın terlediği, uzun
eşekten belimin ağrıdığı günleri özledim.

Ağaçlardan vişne, elma koparmayı, olmamış erikleri yemeyi, otların üzerine
uzanıp da hangi yıldızın bana göz kırptığını bulmayı, deniz analarının
kuyruklarına takılıp geleceğin lüferlerini kovalamayı, dans edeceğim diye
kollarımdakinin ayaklarına basmayı, yağmura rağmen durakta otobüs ayağına
sevgili beklemeyi, çelik çomak oynamayı, okuldan kaytarmayı, kalemle yazıp
silgiyle silmeyi, tebeşir tozunu, sabun kokusunu, kuzinenin üzerine yapışan
patatesleri, yandım Allah diye zıplayan kestaneleri...

Ama en çok da sevgiyi özledim.

Tanımadığım birine “iyi akşamlar” demeyi, kuzinenin üstüne yapışan
patatesleri, çılgınca zıplayan kestaneleri, odun ateşini, bıldırcın düşüren
yağmurları, beş arkadaş ancak kucaklayabildiğimiz dev çınar ağaçlarını,
dallarında saklambaç oynadığımız vişne ağaçlarını...

Benim büyüdüğüm yerlerde ilk televizyon evimize kurulduğunda ancak Rusya’yı
izleyebiliyorduk. Şaşkın şaşkın bakıyorduk beyaz camın siyah beyaz
karelerine... Karlı görüntüler arasından insanları, nesneleri seçmeye
çalışıyorduk. O haliyle bile zevk veriyordu bize masum kutu.

Yıllar yıllar sonra artık televizyon bir işkence aletine dönüştü. Aynı
insanların sesleri, aynı açık oturumlar, aynı yalanlar ve kültürsüzlüğün
dibe vuruşu.

Bıkmadınız mı hala bütün bu yalancılıklardan, aldatmacalardan ve eğlence
adı altında beyin yıkamalardan, müsamerelerden?

Servis aracı evin önünden geçerken hala ayakkabılarını bağlayan çocukların
koşa koşa okula gittikleri günleri özlemediniz mi? Okula koşa koşa giden
çocuklardık biz. Mitoz bölünmeyi de öğrendik, amitoz bölünmeyi de. Fizik
derslerinde miknatısın sihirli gücünden çok onun Simens Martin motorlarını
çalıştırdığını öğretti bize öğretmenlerimiz.

Formel mantık öğrettiler bize ve onunla dünyayı kaldıracak destek aramaya
başladık.

Her gün farklı sesler dinliyorduk, farklı şarkılar ve tınılar. Dans etmeyi
dört duvar arasında kendi kendimize öğrendik, gitar çalmayı da.

Bıkmadınız mı, dans etmek şöyle dursun, yerinizden hoplatan korku dolu
seslerden? Reklam rezaletinden, kavgalardan, sataşmalardan ve sürekli
önümüze sürülen Tanrı korkusundan?

Ölüm haberlerinden bıkmadınız mı?

Böyle bir Türkiye için mi doğduk biz ve böyle bir Türkiye için mi
çocuklarımızı eğitmeye, büyütmeye çalışıyoruz?

Ben bıktım, siz hala bıkmadınız mı?



01/10/2015



Yazarın diğer yazıları

ÜÇ DEVRİM (01/11/2017)
Yeni Dünya Savaşları (01/10/2017)
Şiddetin Önlenemez Tırmanışı (01/07/2017)
Toplumsal Olaylarda Derinlemesine Perspektif (01/06/2017)
Nobel’i Reddetmek Kazanmaktan Daha Zor (01/05/2017)
Nihilist Diye Kartvizit Bastırılmaz (01/03/2017)
Satrançta Bile Vezir Var, Bizim Başkanlıkta Yok (01/02/2017)
AYIYLA DANSA HOŞ GELDİNİZ (01/01/2017)
Dans, Birilerinin Önünde Düzgün Yürüyebilme Becerisidir (01/12/2016)
İslamı Böyle Kirlettiniz, Farkında Mısınız? (01/11/2016)
Mastroianni ve Cep Telefonu (01/10/2016)
Atomaltı Dünyada Yaşar Gibiyiz (01/09/2016)
Bir kahraman yaratmak (01/08/2016)
GECİKMİŞ ADALET ADALET Mİ? (30/06/2016)
*SİYASETİN OLMAZSA OLMAZI: KOMPLO TEORİLERİ* (01/06/2016)
ÜÇ DEVRİM (01/05/2016)
ZERRAB’I ABD’YE KİM DAVET ETTİ ? (01/04/2016)
KÂBUS (01/03/2016)
Yıl 1971...
 (01/02/2016)
Romanda İki Merkez (01/01/2016)
Seni Eskimeyen Yaşlı Ellerinden Tanıdım (01/12/2015)
Yalnız Değiliz, Biz Yalnızlığı Tercih Ediyoruz (01/11/2015)
İlkel Kulak Eşlikli Müzikten Hoşlanır (01/09/2015)
Terör Yine Sahneye Sürüldü (01/08/2015)
Bir Şifre Çözücü Lazım (01/07/2015)
Bıkmadınız mı? (01/06/2015)
Robin Hood, Stenka Razin, Pugaçev ve Diğerleri… (01/05/2015)
İmparatorluk mu İsteniyor? Hay Hay … (01/04/2015)
Yeni Dünya Savaşları (01/03/2015)
Adınız Einstein İse, Size Planc, Elizabeth, Albert Gibi Dostlar Gerek (01/02/2015)
Steve Biko’yu Tanır mısınız? (01/01/2015)
“Velevki” Söylediklerinin Hepsi “Fıtrat” Olsun (01/12/2014)
Tarihin En Vahşi Terör Örgütü (01/11/2014)
Şeytana Ruhumuzu Satacağız da, Kaça?lar (01/10/2014)
Andre Malroux’un Kedileri (01/09/2014)
Ataol Behramoğlu (01/08/2014)
Ve Amerika Yine Sahnede (01/07/2014)
Satranç Tahtasına Dikey Bir Sütun Daha Yerleştirelim… (01/06/2014)
Riego Adalet Diyordu, Halk Ferdinand Dedi (03/05/2014)
Hukuka İhtiyaç Hiç Bu Kadar Olmamıştı (01/04/2014)
Pin-Pon Maçında Sona Doğru (01/03/2014)
“Hain” Kelimesinin Bile İçi Boşaltıldı (01/02/2014)
Perşembenin Gelişi… (01/01/2014)
Şimdilik, Ama Şimdilik Erdoğan Önde (01/12/2013)
Muhalefet İktidar Olmaktan Korkar mı? (01/11/2013)
Şiddetin Önlenemez Tırmanışı (01/10/2013)
Toplumsal Olaylarda Derinlemesine Perspektif (01/09/2013)