Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

OT ÖLDÜRÜCÜ GLYFOSATE KULLANILMAYA DEVAM EDİLİYOR

Tayfun Özkaya
Glyphosate büyük tohum ve tarım zehirleri şirketleri tarafından üretilen bir ot öldürücü (herbist) ilacın (zehir demeliydik) etken maddesi. Yani çiftçiler bunu bu isimle almıyorlar. Çoğu çiftçinin bildiği bir zehir. Merak edenler kutunun üzerinde yazan etken maddelere baksınlar. Bu zehir ana ürün varken atılırsa onu da öldürüyor. Ürün GDO’lu ise ana ürünü öldürmeyip otları öldürüyor. Ülkemizde daha çok zeytin, meyve ağaçları altına veya tarla kenarlarına atılıyor.

Bildiğiniz gibi Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) uzmanlaşmış kanser kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (International Agency for Research on Cancer- kısaca IARC) GDO’lu ürünlerin %80’inde kullanılan ot ilacı (herbisit) etken maddesi olan glyphosate’in insanlarda muhtemelen kanser yaptığını açıklamıştı. Kuruluş bu zehiri Grup 2A sınıfına sokmuştu.

Araştırma kuruluşu tarafından açıklandığı gibi bu etken madde tarımda, ormancılıkta, kentlerde hatta ev bahçelerinde kullanılmaktadır. Glyphosate uygulanışından sonra havada, sularda ve besinlerde saptamıştır. Yapılan açıklamada Grup 2A’nın ne anlama geldiği de belirtilmiştir. Grup 2A etken maddenin muhtemelen kanserojen olduğunu belirtmektedir. Bu kategori insanlarda sınırlı kanıt, fakat hayvan deneylerinde yeterli kanıt olduğunda kullanılmaktadır. Raporu okumak isteyenler şu adrese gitsinler: www.thelancet.com/pdfs/journals/lanonc/PIIS1470-2045(15)70134-8.pdf

Bu raporda glyphosate ile birlikte diğer tarım ilaçları (zehir) olan malathion ve diazinon da Grup 2A olarak belirtilmiştir. tetrachlorvinphos ve parathion adlı etkin maddeler ise grup 2B olarak sınıflandırılmıştır. Grup 2B etken maddenin insanlar için olasılıkla kanserojen olduğunu göstermektedir. Bu durum deney hayvanlarında kanser yaptığına dair yeterli kanıt olduğu, fakat insanlarda kanser yaptığına dair bilgi olmadığı durumlar için kullanılmaktadır. Endüstriyel tarımın kalkanları birer birer düşmektedir. Raporda bu değerlendirmelerin sonuçlarının ne olacağı da açıklanmaktadır. Rapor bilimsel değerlendirmelere dayalı olarak bu değerlendirmelerin yapıldığı, fakat bu konuda düzenlemeler ve mevzuat geliştirme ve kamu sağlığı alanında müdahaleler yapma konusunun hükümetlere ve diğer uluslararası kuruluşlara kaldığını belirtmektedir.

Peki Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bu konuda ne yaptı. Bu konuda Tarım Bakanlığının bir açıklaması olmuştu. Aynen okuyalım:

“Glyphosate kullanımı hakkında 09.04.2015 tarihli Basın Açıklaması

http://www.tarim.gov.tr/Sayfalar/Detay.aspx?OgeId=61&Liste=BasinAciklamalari

Bugün bazı basın yayın organlarında, yabancı otlara karşı kullanılan Glyphosate adlı tarım ilacının kanser yaptığına dair çeşitli haberler yer almıştır. Söz konusu haberler, kamuoyunun eksik ve yanlış bilgilendirilmesine neden olduğundan, Bakanlığımızca aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Glyphosate Avrupa Birliği ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde total herbisit olarak turunçgiller, zeytin, bağ, elma ve fındık bahçelerinde ülkemizde yabancı otlara karşı kullanılmaktadır. Genellikle erken ilkbahar döneminde yabancı ot kontrolünü sağlamak amacıyla toprağa uygulanmaktadır. Glyphosate toprakta 10-15 gün içerisinde toprak mikroorganizmaları tarafından parçalanmaktadır. Glyphosate ile ilgili Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkelerde insan, bitki ve çevre sağlığı açısından sakıncalı bulunularak alınmış bir yasaklama kararı bulunmamaktadır.

Ülkemizde Bitki Koruma Ürünleri ruhsatlandırılırken ürün ve aktif maddenin fiziksel, kimyasal özellikleri toksikoloji-ekotoksikoloji, kalıntı çalışmaları ile dünyadaki ruhsat ve kullanım bilgileri incelenerek uygun bulunması halinde ruhsat işlemine alınmaktadır.

Halen insan ve çevre sağlığı açısından sakıncalı bulunarak Avrupa Birliğinde veya gelişmiş ülkelerde yasaklanan hiçbir aktif maddenin ülkemizde kullanımına müsaade edilmemektedir. Bu yönüyle dünyada yasaklanan aktif madde Ülkemizde de anında yasaklanmaktadır. Avrupa Birliğinde kullanımdan kaldırılan 180 aktif maddenin ülkemizde de kullanımı sonlandırılmıştır.

Haberde ifade edilen kanser vakalarının ve bu vakalardaki artışın Bitki Koruma Ürünlerine bağlanması hususu bilimsel temellere dayanmamaktadır. Ayrıca bitkisel ürünlerde hasat öncesi numuneler alınmakta, gerekli analizler ve denetimler Bakanlığımızca yapılmaktadır.

Bitki Koruma Ürünlerinin tavsiyesine uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Bitki Koruma Ürünlerinin önerilen dozda ve zamanında uygulanmaması, uygulayıcısının maske, eldiven, çizme, tulum ve gözlük gibi maruziyeti azaltıcı önlemler almaması durumunda, insan, bitki ve çevre sağlığı açısından risk oluşturmaktadır.

Kamuoyuna duyurulur.”

Raporu okudunuz. Dünya Sağlık Örgütü kanserojen demekte. Bakanlık “her şey kontrol altında” çizgisini sürdürmekte. Bazı ülkelerde glyfosate yasaklandı ancak bunlar küçük ülkeler. Avrupa Birliğinde bu konularla ilgili kurum olan EFSA’nın glyfosate hakkında bir olumsuz kararı yok. Ancak her şeyden önce bu kurumlara da çok güvenmememiz gerektiğini söyleyelim. Bunlar da büyük şirketlerin etkisi altında. EFSA üyelerinden GDO reklamlarında oynayanlar çıkmıştı. Ayrıca EFSA’nın kararını ve bu konuda bir rapor yazan Alman kuruluşunun (BfR) raporunu eleştiren 96 bilim insanı BfR raporunun açık ve şeffaf süreçleri izlemediğini belirten açık bir mektubu Kasım 2015’de yayınlamışlardı. BfR raporu yayınlanmamış veriler, ihmal edilen referanslar içermekte ve çıkar çatışması olup olmadığı konusunda bilgi vermemekte idi. Nisan 2016’da Avrupa Komisyonu sağlık ve Gıda Komiseri Monsanto Avrupa’ya bir açık mektup yazarak EFSA’ya sağladığı bütün çalışmaları yayınlamasını istemişti.

Karar sizin.

30/06/2016



Yazarın diğer yazıları

Yerel Çeşitler Yönetmeliği Felaket mi, Fırsat mı? (01/12/2018)
Fındık Cumhuriyetine mi Dönüşüyoruz? (01/10/2017)
Küba, sürdürülebilir tarımla açlığı tarihe gömdü (01/09/2017)
Üç Geri, Bir İleri: Zeytin, Mera ve Kıyılar (01/07/2017)
Wikileaks: Türkiyede Yerel Tohumların Satışı Yasaklansın (01/06/2017)
Zeytinlikler “KAMU Yararı” İle Yok Edilebilecek (01/06/2017)
Evrimsel Bitki Islahı: Araştırmanın Demokratikleşmesi Ve Küresel İklim Değişikliğine Uyum (01/05/2017)
İzmir’de de Su Şirketlerinin Hakimiyeti Mi? (01/04/2017)
Yıl 2020, Kripto (01/04/2017)
Sokak Sütü Adı Verilen Çiğ Sütün Durumu Üzerine (01/03/2017)
Piyasanın Timsah Gözyaşları Bile Yok (01/02/2017)
Sertifikalı Tohum Kullanımı Tarım Destekleri İle Birleşiyor Mu? (01/02/2017)
Küba, sürdürülebilir tarımla açlığı tarihe gömdü (01/01/2017)
Yerel Tohum Ve Köylü Haklarına Yeni Darbeler (01/12/2016)
Üretim Reform Paketi Zeytinciliğe ve Şeker Pancarına Darbe Mi? (01/11/2016)
Bayer Monsanto’yu Alıyor, Hegemonya Derinleşecek (01/10/2016)
Türkiye Tohumda Ülkelere mi Şirketlere mi Bağımlı? (01/08/2016)
İZMİR’DE HAYATTA KALMAK (01/06/2016)
DOĞAL TARIM, GELENEKSEL TARIM KARMAŞASI (01/05/2016)
TARIM ZEHİRLERİNİN ÖNLENEBİLİR HEGEMONYASI (01/04/2016)
HER ŞEY GENETİĞE BAĞLI DEMEK KADERCİLİĞE ÇIKIYOR (01/03/2016)
Arıları Yok Eden Tarım İlaçları (01/10/2015)
Kuş Gribi Endüstriyel Tavukçulukla İlgilidir (01/06/2015)
Türkiye Tohumda Ülkelere mi Şirketlere mi Bağımlı? (01/03/2015)
Küba Nereye Gidiyor? (01/01/2015)
2050’de Gıda Dünya’ya Yetecek mi? (01/11/2014)
Toprak Korumama ve Araziyi Tahrip Etme,Köylüyü Yok Etme Kanunu (01/10/2014)
CHP’nin Özelleştirmeden Farkı Var Mı? (01/09/2014)
Doğa ve İnsan Dostu Bir Tarım Sistemine Doğru (01/08/2013)