Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Nükleere Diren!..

Serdar Kızık


Dünyanın belası nükleer santraller, insanlığın geleceğini karartıyor.
Seçim gecesi trafolarına kedi girdiği için elektrikleri kesilen bir ülkede iktidar, nükleer dayatmasıyla toplumun yaşam hakkını tehdit ediyor.
Felaketler ve yüksek maliyetler nedeniyle ülkelerin nükleer programlarını gözden geçirdiği bir dönemde, AKP’nin tutumu ilginç!
Hangi kirli hesaplar, uluslararası güçler, rant arayışları söz konusu?
Türkiye’de «enerji krizi” bahane, «enerji yönetimi krizi” şahane. Nasılsa Avrupa’nın hurdalığı durumundayız!
Kimsenin sınırlarına sokmadığı asbestli eski gemileri söküp, sözüm ona gelir sağlıyoruz.
Şimdi de küresel güçlerin kirli nükleer atıklarının çöp deposu olma riski başımızda.
Oysa yılda ortalama 250 gün güneş alan, 365 gün sıcak su çıkan topraklarda yaşıyoruz.
Doğal kaynaklar, jeotermal ve solar enerji yerine, enerji ihtiyacımızın yüzde 3’ünü karşılayacak bir nükleer santrale milyarlarca dolar para akıtıyor memleketi yönetenler...
***
Japonya gibi yüksek teknolojiye sahip bir ülkede yaşanan Fukuşima felaketi, tüm gelişmiş ülkelerin nükleer enerji politikalarını yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor oysa...
Almanya ve İsviçre’den sonra İtalya da vazgeçti.
En son 30 yıl önce nükleer santral yapan ABD yeni sipariş vermedi.
Ülkemizde ise AKP iktidarı, Akkuyu için Ruslarla, Sinop için de Japonlarla anlaştı. İhale açılmadan devletlerarası anlaşma yapılması, hukukun yok sayılması anlamına geliyor.
Mersin ve Sinop’a kurulması planlanan santraller geleceğimizi karartacak.
Şu tabloya bakar mısınız?
Türkiye, sismik olarak dünyanın en hareketli coğrafyasında.
Teknik ve hukuki altyapısı, mühendislik ve bilimadamı kadroları yetersiz.
Çernobil ve Fukuşima faciaları ortada.
Çernobil’in ardından Karadeniz’de kanser patladı.
***
Üç yıl önce depremin ardından patlayan Fukuşima’nın Japonya’ya maliyeti devasa.
Geri dönülmez zararlar oluştu.
160 bin insan evinden oldu.
Çevre temizlenemiyor.
Denize karışan radyoaktif atıklar okyanusu aşıp, ABD kıyılarına ulaştı.
Santral kalıntıları hâlâ açık havada. Milyonlarca ton atık su okyanusa karıştı. Bir o kadar atık da tahliye bekliyor. Japonya Çevre Bakanlığı’na göre Fukuşima Nükleer Santralı’nın tamamen sökülmesi 40-50 yılı bulacak. Maliyetinin 900 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Nükleer enerji ikiyüzlüdür, ahlaksızdır, insanlığın yüz karasıdır.
Büyük bir felaketi yaşayan Japon hükümeti, kendi başına gelenleri bilmezmiş gibi AKP’yle anlaşıyor.
Japon parlamentosu, ahlaksız bir kararla Türkiye ile yapılan anlaşmayı 17 Nisan’da onayladı.
Nükleer belayı başımıza saracak AKP’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise büyük bir ikiyüzlülükle, eski teknolojiye sahip olduğu için Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santralı’nın kapatılmasını istiyor. Merkezi Avusturya’da bulunan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na başvuruyor.
Peki Fukuşima’da yüksek teknoloji kullanıldı da ne oldu?
Felaket şimdiden Sinop’un üstüne çöktü. Daha ortada ÇED raporu yokken, 250 bin ağaç kesildi. SİT alanları yağmalandı.
Nükleer enerji, insanlık için en büyük tehditlerden birisi. Sinop’un, Mersin’in karşı çıkması yetmez.
Ayağa kalk Türkiye, diren!..

Dünyanın belası nükleer santraller, insanlığın geleceğini karartıyor.


Seçim gecesi trafolarına kedi girdiği için elektrikleri kesilen bir ülkede iktidar, nükleer dayatmasıyla toplumun yaşam hakkını tehdit ediyor.


Felaketler ve yüksek maliyetler nedeniyle ülkelerin nükleer programlarını gözden geçirdiği bir dönemde, AKP’nin tutumu ilginç!


Hangi kirli hesaplar, uluslararası güçler, rant arayışları söz konusu?


Türkiye’de «enerji krizi” bahane, «enerji yönetimi krizi” şahane. Nasılsa Avrupa’nın hurdalığı durumundayız!


Kimsenin sınırlarına sokmadığı asbestli eski gemileri söküp, sözüm ona gelir sağlıyoruz.


Şimdi de küresel güçlerin kirli nükleer atıklarının çöp deposu olma riski başımızda.


Oysa yılda ortalama 250 gün güneş alan, 365 gün sıcak su çıkan topraklarda yaşıyoruz.


Doğal kaynaklar, jeotermal ve solar enerji yerine, enerji ihtiyacımızın yüzde 3’ünü karşılayacak bir nükleer santrale milyarlarca dolar para akıtıyor memleketi yönetenler...


***


Japonya gibi yüksek teknolojiye sahip bir ülkede yaşanan Fukuşima felaketi, tüm gelişmiş ülkelerin nükleer enerji politikalarını yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor oysa...


Almanya ve İsviçre’den sonra İtalya da vazgeçti.


En son 30 yıl önce nükleer santral yapan ABD yeni sipariş vermedi.


Ülkemizde ise AKP iktidarı, Akkuyu için Ruslarla, Sinop için de Japonlarla anlaştı. İhale açılmadan devletlerarası anlaşma yapılması, hukukun yok sayılması anlamına geliyor.


Mersin ve Sinop’a kurulması planlanan santraller geleceğimizi karartacak.


Şu tabloya bakar mısınız?


Türkiye, sismik olarak dünyanın en hareketli coğrafyasında.


Teknik ve hukuki altyapısı, mühendislik ve bilimadamı kadroları yetersiz.


Çernobil ve Fukuşima faciaları ortada.


Çernobil’in ardından Karadeniz’de kanser patladı.


***


Üç yıl önce depremin ardından patlayan Fukuşima’nın Japonya’ya maliyeti devasa.


Geri dönülmez zararlar oluştu.


160 bin insan evinden oldu.


Çevre temizlenemiyor.


Denize karışan radyoaktif atıklar okyanusu aşıp, ABD kıyılarına ulaştı.


Santral kalıntıları hâlâ açık havada. Milyonlarca ton atık su okyanusa karıştı. Bir o kadar atık da tahliye bekliyor. Japonya Çevre Bakanlığı’na göre Fukuşima Nükleer Santralı’nın tamamen sökülmesi 40-50 yılı bulacak. Maliyetinin 900 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.


Nükleer enerji ikiyüzlüdür, ahlaksızdır, insanlığın yüz karasıdır.


Büyük bir felaketi yaşayan Japon hükümeti, kendi başına gelenleri bilmezmiş gibi AKP’yle anlaşıyor.


Japon parlamentosu, ahlaksız bir kararla Türkiye ile yapılan anlaşmayı 17 Nisan’da onayladı.


Nükleer belayı başımıza saracak AKP’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise büyük bir ikiyüzlülükle, eski teknolojiye sahip olduğu için Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santralı’nın kapatılmasını istiyor. Merkezi Avusturya’da bulunan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na başvuruyor.


Peki Fukuşima’da yüksek teknoloji kullanıldı da ne oldu?


Felaket şimdiden Sinop’un üstüne çöktü. Daha ortada ÇED raporu yokken, 250 bin ağaç kesildi. SİT alanları yağmalandı.


Nükleer enerji, insanlık için en büyük tehditlerden birisi. Sinop’un, Mersin’in karşı çıkması yetmez.


Ayağa kalk Türkiye, diren!..




01/05/2014



Yazarın diğer yazıları

Bilmek istediklerimizi bize söyleyecek makinalara yüklemek... (01/11/2017)
Sanat Her Şeyi Değiştirebilir (01/10/2017)
Liberal Pişkinliği Yetmez Ama Evet İhaneti... (01/07/2017)
Derin Bir Soluk (01/06/2017)
12 Eylül Çocuğu AKP (01/03/2017)
Yağma, Talan Engel Tanımıyor (01/02/2017)
KÜLTÜR VE SANAT POLİTİKALARI.. (01/01/2017)
Nasılsınız İyi misiniz ? (01/12/2016)
Kimi Kandırıyorsunuz? (01/11/2016)
Mavi Yeşil Direniş (01/10/2016)
Knidos'un Sırrı, Anadolu'nun Yağmalanması (01/09/2016)
Darbe Girişiminin Benim Gözümden Kısa Analizi  (01/08/2016)
Lavanta mı avanta mı ? (30/06/2016)
İnsanlığın toplu intiharı!.. (01/06/2016)
Sesler kısılırken... (01/05/2016)
İnsanlığın toplu intiharı!.. (01/04/2016)
MAVİ YEŞİL DİRENİŞ (01/03/2016)
CUMHURİYET NEDEN ? (01/02/2016)
Sesler kısılırken... (01/01/2016)
Canavarı kim yarattı? (01/12/2015)
Üniter Ve Laik Devlet Yapısından Rahatsızlık Duyanlar (01/11/2015)
Güldürmeyin Bizi (01/10/2015)
Emperyalizmin Değirmenine Su Taşımak!.. (01/09/2015)
Devrimin Bayramı!.. (01/05/2015)
Arşipel’in Çığlığı (01/04/2015)
Anadolu Tohumu (04/03/2015)
Yarasa Operasyonları.,. (01/02/2015)
Mavi Olsun Umudumuz!.. Kır Karanlığın Kapısını!.. (01/01/2015)
Bir Daha Zincirleri Kır Aliağa... (01/12/2014)
Kanlı Satranç Tahtası (01/11/2014)
IŞİD’in İşi Bitti mi? (01/10/2014)
Liberalizm Ulusalcılık ve Sol (01/09/2014)
Beraber Yürüyenler, Birbirini Yiyor... (01/08/2014)
Açgözlüler!.. (01/07/2014)
Perdeleme !.. (01/06/2014)
Hukuk Kampanyası (01/04/2014)
Dikilenler!.. (01/03/2014)
Hayat!.. (01/02/2014)
Beraber Yürüdünüz!.. (01/01/2014)
İzmir Kazandı!.. (01/12/2013)
Adsız Millet!.. (01/11/2013)
Mavi Sürgün (01/10/2013)
İyi Bakın!.. (01/09/2013)
Kulaklarınız Fena Çınlamasın.. (01/08/2013)
Sonun Başlangıcı (01/07/2013)