Site İçi Arama

Aşağıdaki formu kullanarak sitemizdeki yazılarda arama yapabilirsiniz.

Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (Son)

Cenk Özdağ

Bu yazı «hakikat işçileri”ne adanmıştır.

Okumakta olduğunuz yazı dizimizin dördüncü ve son yazısıdır. Bu yazıda nesnellik, tarafsızlık ve «realite” üzerine yaptığımız kavramsal tartışmaya dayanan tezleri sunmaya çalışacağız.

«Realite” nesnel değildir

Sosyal bilimlerin çeşitli alanlarına dahil edilebilecek konuşmalarda «realite” sözcüğüyle işaret edilen düzlem bir yapıdır. Yapı derken tek tek öznelerin belirli kimlikler kazandığı toplumsal ilişkiler bütününü kastediyoruz. Dolayısıyla, tezimiz şu şekilde özetlenebilir:

«Realite” toplumsal bir inşanın ürünüdür, bir yapıdır. Tek tek özneler bu yapının içinde belirli rolleri üstlenirler. Söz konusu olan yapı kendi içerisinde değişim dinamiklerini de barındırır. Ancak bu değişimin belirli sınırları vardır ve bunların aşıldığı durumda yeni bir yapı oluşur. Oluşan her yeni ve herhangi bir oluşa direnen her mevcut yapı somut ve gerçek insanların birbirleriyle kurdukları ilişkiler çerçevesinde içine girdikleri eylemlerin ürünüdür. Bu eylemler yapıları inşa edebildiği gibi yıkabilir yahut mevcut bir yapıyı koruyabilir. Dolayısıyla, söz konusu yapı belirli öznelerin hedeflerine uygun olarak inşa edilir. Yapı, mevcut hali, değişim sınırları, olanakları ve olanaksızlıklarıyla kendisini kuran öznelerin ürünüdür. Yapılar özne yapısıdır ve bünyelerinde barındırdıkları öznelere farklı görünürler.

Her bir yapı sonsuz sayıda olaya olanak tanıdığından yapıları ele alan özneler bu sonsuz sayıdaki olaydan belirli bir bölümüne odaklanabilir ve bunların yalnızca bir kısmına dahil olabilirler. Yapı birçok olguyu türetme gücüne sahip olduğundan her bir olgu ve olay belirli açılardan belirli kişiler açısından önemlidir. Dahası, her bir değişiklik belirli öznel çıkarlara hizmet eder. Sonsuz sayıdaki olaya karşılık sınırlı sayıda özne ve öznel çıkar vardır ve bu olaylar bu sınırlı sayıdaki öznelliğe göre sınıflanırlar. «Realite”ye öznel karakterini veren de budur.

«Realite” çokluktur

«Realite” bünyesinde çokluğu içerir. «Realite” her ne kadar toplumsal bir inşa olsa da öznelerin tümünün ortak inşası değildir. Onu «toplumsal” kılan varoluşuyla toplumun tamamına açık olması ve toplumun tamamını bünyesinden doğurmasıdır. Potansiyel olarak herkese açık olmasıyla «realite” nesnel bir karakter de taşır. Fakat bu nesnel karakter «realite”nin herkes tarafından aynı şekilde algılanmasını sağlamaya yetmez. «Realite”nin çokluk olması tarafgirliğe açık olmasından ve bünyesinde birçok tarafı barındırmasından kaynaklanır. O halde «realite” tarafgirliğin kaynağı ve aynı zamanda da sonucudur.

«Realite” ancak ve ancak müdahale sonucunda kavranılabilir

«Realite”nin nesnel görünümünün ardındaki öznel karakteri ancak ve ancak öznelerin müdahalesi sonucunda kavranabilir. «Realite” çeşitli özneler tarafından değiştirilmeye çalışıldığında kendi tarafgir konumunu bu değişime direnerek ortaya serer. Böyle bir durumda «realite”yi değiştirmeye girişen özneler de «realite”nin nesnel görünümlü yapısının bileşeni olma konumlarından koparak özneleşirler ve kuracakları yeni yapıdaki görünümlerini kazanmaya başlarlar. Böylelikle, «realite”nin toplumsal yapısını ayakta tutan sac ayağı bozulmaya başlar ve öznellik-nesnellik gerilimi artar. «Realite” değiştirilmeye çalışılan «nesne”ye indirgenir ve inandırıcılığını yitirerek nesnel görünümünü yitirir. Bundan böyle «realite” ile özneleşen kitle arasında bir barikat kurulur. Söz konusu barikat, bir polis barikatı, TOMA (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı), hapishane, tutukevi, karakol, mahkeme, OHAL, sansür, lokavt, operasyon, linç vb. biçimlerde tezahür edebilir. «Realite”nin «huzur” ortamı istisnalarla bozularak «huzur”un kendisi bir istisnaya dönüşür. Artık «onlar”dan söz edilmeye başlanır. «Realite”nin söylem alanında (Televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında, iddianamelerde, vs.) «onlar”ın sözcüsü bulunmaz. Bunun yerine «onlar”a yakın olan uysal aykırılar bulunur, aykırı sorulara aykırı yanıtlar verir ve böylece «onlar” bir azınlık olarak sunulur.

«Realite” komploya ve hakikate bölünür

Müdahalenin yukarıdaki gibi başarıyla sonuçlandığı durumlarda bir azınlık biçimine sokulan «sahte onlar”ı komplo diliyle aktarılır. «Gerçek onlar”ın söylemi komplo söylemi altında gülünçleştirilerek bir «görüşe” (doksa´ya, Doksa: Antik Yunanca´da görüş, inanç anlamına gelen ve bilgiden farklı olarak kanaati akla getiren bir sözcük) indirgenir. «Realite” bu kez bir görüşler çokluğunun uzlaşma zemini haline gelir ve üzerinde müzakere edilir. Uzlaşmayı reddeden «onlar”ın söyleminde hakikat belirir. «Realite”ye sığmayan gerçekler ortaya çıkabilmek için mecburen «onlar”a ulaşır. Bu gerçekler sansürden kaçarak sansürün uygulanamadığı bir mekana göçer. «Onlar” tecrit edildikleri bu mekanda gerçeklerle buluşmak zorunda kalır ve böylece hakikatin sözcüsü haline gelir. Bu kez hakim dilde «realite” nesnel olarak sunulurken «onlar”ın bünyesinde ikamet ettiği mekan marjinal olarak görünür. Taraflı, marjinal, öznel olan «onlar”ın söylemi olurken tarafsız, ılımlı ve nesnel olan «realite”den yararlananların diliymiş gibi görünür. Esasında her iki söylem de özneldir ancak nesnel gerçeklik ve bu nesnel gerçeklikte keşfedilebilecek hakikat, «realite” düzleminde yaşam şansı bulamadığından «onlar”ın öznelliğine yerleşir.

Hakikat «realite”nin kuşatamadığı öznelliktir

Hakikatin yerleştiği bu mekan, «realite” tarafından kuşatılamaz. «Tek hakikat benim” iddiasıyla kendini meşru kılmaya çalışan «realite” bu süreçte güç kaybeder ve nesnellikle savaşa girer. Üzerinde kurulu olduğu nesnelliği alt edemez ve «realite”nin nesnellikle savaşı sonucunda nesnellik-”realite” kontrastı artar. Böylece nesnellik daha bir görünür olur. Nesnelliğin işareti «onlar”ın dili haline gelir. «Onlar”, bu sayede, nesnelliğe daha fazla hakim olur ve yeni bir toplumsal yapı oluşmaya başlar. Fakat bu yeni yapı nesnellikle girdiği yeni ilişki nedeniyle öncekinden daha hakikidir. Salt bu nedenle bile olsa taraflılık hakikate kapı aralar. Dolayısıyla, hakikat yalnızca tarafgirlere görünür. Hakikatin göründüğü tarafgirliğin hangi taraf olduğu barikatın niteliğine bağlıdır. Barikat «realite”yi korumak için kurulduğunda «realite”yi sarsan taraf hakikatin sözcüsü olur. Bundan böyle «onlar” hakikat işçileri olurlar.



01/03/2013



Yazarın diğer yazıları

Dil Bilinci ve Mantık (01/11/2017)
Mesaja İhanet mi? Mesajı Anlamak mı? (01/10/2017)
Bağımlılıktan Kurtuluşta İrade Gücü ve İrade Çatışması (01/09/2017)
İrade Çatışmasından Çıkış veya Çatışmadan Kurtulmak (01/08/2017)
Kaybolmuşluktan Varoluşa (01/07/2017)
Ahlaka ve Hayale Sığınan İyi Yürekli İnsanlara! (01/06/2017)
İklimler ve Esen Yeller (01/05/2017)
Önce Bir Karaltıydı Hepsi, Durabilirdi Belki (01/04/2017)
Sıradanlıktan Olağanüstülüğe: Atatürk Modeli (01/03/2017)
Korkudan Korkmak ya da Korkuya Koşmak (01/02/2017)
Un Ufak Olmanın Hikâyesi: İnsanca pek insanca (01/01/2017)
Bir Yurt Gezisi ve Barbarlık (01/12/2016)
James Bond, Bulgakov ve Avam Korkusu (01/11/2016)
Sınırları Aşmak (01/10/2016)
Türkçe Eğitim-Öğretim İçin Kimi Sorun Ve Öneriler (01/09/2016)
Bilim, Teknoloji ve Bilimsellik (01/08/2016)
Sürdürülebilir Kuzey için Sürdürülemeyen Güney (30/06/2016)
Sahi biz neden matematikte bu kadar başarısızız? (01/06/2016)
Canavarlıktan Kurtuluş (01/05/2016)
Canavarlıkla Mücadele için Toplumsal Ölçekte Gerekli Pozitif Düzenlemeler (01/04/2016)
Canavarı ve Canavarlığı Tanıyalım (01/03/2016)
Canavar Yaratmak ve Canavarı Görmek (01/02/2016)
Bize Aziz Nesin Gerek! (01/01/2016)
Karikatürler ve Gerçek (01/12/2015)
Yeni Paradigmanın Habercileri: Anomaliler! (01/11/2015)
Şu Sıfırları Harbiden de Bir Atsak Ya! (01/10/2015)
Türk’ün Suyla İmtihanı: Nil taşkınlarından Ankara metrosuna (01/09/2015)
Bilim Dışı Yollara Tutunmak (01/08/2015)
İnsanca yaşamın olanağı: Sistemin Frankensteinları (01/07/2015)
Bıkanlar ve Sıkılanlar için Rehber Sorunlar ve Eski Çözümler: Bıkmadık mı? (01/06/2015)
Aklayıcılara Karşı Bilim ve Akıl! (01/05/2015)
Çok Partili Tek Merkezli Demokrasinin Gül Kokulu Reçetesi (01/04/2015)
5. Frank ve Adaletsizlik! (01/03/2015)
Cadı Kazanları Devriliyor! (01/02/2015)
Felsefe Düşünerek Yapılır (01/01/2015)
Sözde Akademik Çalışmaların Silahı: Palavra! (01/12/2014)
Özgürlük Üzerine Düşüncelerle Hasan Ali Yücel (01/11/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 6 (01/10/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 5 (01/09/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 4 (01/08/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 3 (01/07/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 2 (01/06/2014)
Seçimler ve Karar Alma Süreçleri 1 (01/05/2014)
Anketler Üzerine Genel Bir Eleştiri (01/04/2014)
Demokratik Seçimlerde Dil ve Referans Sorunsalı (01/03/2014)
Derin Devlet Karaya Oturdu, Muhalefetse Kızağa! (01/02/2014)
2014´e girerken Türkiye Aklını Arıyor! (01/01/2014)
“Olmasaydı da Olurduk” Safsatası (01/12/2013)
Türkiye Cumhuriyeti´nin Özdeşlik Sorunu (01/11/2013)
Çevirmenlik: Kardeşlik İşçiliği (01/10/2013)
Peripatetiklerden Meşşailere Gezerek Düşünmek Düşüncede Gezinmek (01/09/2013)
Çoğalan Ateş Hırsızları ve Demokrasi (01/08/2013)
Antimilitarizm ve ´´Mustafa Kemal´in Askerleriyiz!´´ (01/07/2013)
“Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik” (01/06/2013)
Akıl, “Akil” ve Hurafe (01/05/2013)
"Demokratik" Olan Nedir? (01/04/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (3) (01/02/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (2) (01/01/2013)
Nesnellik, Tarafsızlık ve “Realite” (1) (01/12/2012)
Narsisizmin Köleleri ve Efendileri (01/11/2012)
Anayasa Tartışmalarının Öğrettiği: Önderlik ve Milli Anayasa (01/10/2012)
İdeolojisizleştirme Yalanına Karşı İdeoloji (01/09/2012)
Anayasanın Neliği ve Anayasal Güvence (01/08/2012)